MHP Antalya İl Başkanı Hilmi Durgun, ilçe kongrelerinin alınan kurallar doğrultusunda 5 Eylül Cumartesi günü Muratpaşa’dan başlayacağını belirterek, “Kongrelerimizi 27 Eylül’de Gazipaşa’da sonlandıracağız” dedi.
MHP’nin ilçe kongre takvimi şu şekilde: “5 Eylül Cumartesi günü Muratpaşa - Konyaaltı, 6 Eylül Pazar günü Kepez-Kemer, 9 Eylül Çarşamba günü Akseki-Gündoğmuş, 12 Eylül Cumartesi günü Kaş-Demre, 13 Eylül Pazar günü Kumluca-Finike, 19 Eylül Cumartesi günü Aksu-Döşemealtı, 20 Eylül Pazar günü Manavgat-Serik, 26 Eylül Cumartesi günü Korkuteli-Elmalı, 27 Eylül Pazar günü Alanya-Gazipaşa”
Darbenin ardından 43 yıldır acısı dinmedi, tek isteği soyadının geri verilmesi
12 Eylül 1980 darbesi sonrası idam edilen Ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu’nun ağabeyi Oktay Fırtına, kardeşinin ölümünün ardından soy isimlerinin değiştirildiğini ifade ederek, "Kenan Evren soldan Necdet Adalı diye bir arkadaşı idam ediyor, sağdan da kardeşimi idam ediyorlar. Bunu da denge olsun diye ..
12 Eylül 1980 darbesi sonrası idam edilen Ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu’nun ağabeyi Oktay Fırtına, kardeşinin ölümünün ardından soy isimlerinin değiştirildiğini ifade ederek, "Kenan Evren soldan Necdet Adalı diye bir arkadaşı idam ediyor, sağdan da kardeşimi idam ediyorlar. Bunu da denge olsun diye yapıyorlar. Denge olsun diye genç bir fidan idam edilebilir mi? Ben bu ızdırabı 43 yıldır yaşıyorum. Bu acıyı her sene çekiyorum. Hayatımız karardı, annem kardeşimin adını sayıklayarak öldü. Biz zaten zararı görmüşüz neden soy ismimizi değiştiriyorsunuz" dedi.
12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden tam 43 sene geçti. Darbe sonrası cezaevlerinde 171’i işkence sonucu olmak üzere yaklaşık 300 kişi hayatını kaybetti, 50 kişi ise idam edildi. Mustafa Pehlivanoğlu da 7 Ekim 1980’de 22 yaşındayken Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi’nde asılarak idam edildi. Pehlivanoğlu’nun ağabeyi Oktay Fırtına o dönemi gözleri dolarak anlattı.
"Denge olsun diye genç bir fidan idam edilebilir mi?"
Askeri ihtilalin sağ kesime yapıldığını belirten Fırtına, "Kardeşim o zaman cezaevinde bulunuyordu. Mahkemesi devam ediyordu. Kenan Evren soldan Necdet Adalı diye bir arkadaşı idam ediyor, sağdan da kardeşimi idam ediyorlar. Bunu da denge olsun diye yapıyorlar. Denge olsun diye genç bir fidan idam edilebilir mi? Askeri cuntanın ülkemizde yaptığı budur. Ben bu ızdırabı 43 yıldır yaşıyorum. Bu acıyı her sene çekiyorum. Hayatımız karardı, annem kardeşimin adını sayıklayarak öldü. Son sözü de Mustafa oldu. Bizi perişan ettiler, ailede bir ben bir de kız kardeşim kaldık. Ben gücüm yettiği kadar anılarını yaşatıyorum. Bu mektubunu 81 ile dağıttım" dedi.
"Bize idamını 2 gün sonra haber verdiler"
Tek istediğinin soy isminin geri verilmesi olduğunu belirten Fırtına, "Geçen yıl eski İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu ile bir araya gelerek bu durumu görüştük. Her sene bu şekilde sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın benimle bir kez görüşmesini istiyorum. Elimdeki tüm belgeleri teslim edeceğim. Kardeşim 3 parça halinde bize mektup yazarak, mektubunda suçsuz olduğunu belirtip, hakkımızı helal etmemizi istiyor. Bize idamını 2 gün sonra haber verdiler, annem ve babam görüşmek için gidiyorlar. Görüşemezsiniz diyorlar, savcılıkla görüşmek için gittiklerinde idam edildiğini söylüyorlar. Gazeteye bir bakıyorlar orada yazıyor. Cenazeyi kendileri defnediyorlar. 9 ay 10 gün sonra mahkeme kararıyla mezarını açtırdık, tespit yaptırdık" açıklamasına yer verdi.
"Biz zaten zararı görmüşüz neden soy ismimizi değiştiriyorsunuz"
Kenan Evren’in ülkeye yaptığı en büyük zararın ihtilal olduğunu belirten Fırtına, "1980 ihtilalinden sonra 15 Temmuz oldu. Onu da Kenan Evren’in harp okullarında yetiştirdiği öğrenciler Türkiye Cumhuriyetini yıkmak istediler. Allah’ın izniyle başaramadılar. Kenan Evren Paşa bizim soy ismimizin değiştirilmesini istiyor. Avukat neden diye sorduğunda da bizim zarar gördüğümüzü belirtiyor. Biz zaten zararı görmüşüz neden soy ismimizi değiştiriyorsunuz. Bizim bir müracaatımız olmadı, bize nüfus kağıtları kendisi geldi. Biz soy ismimizin geri verilmesini istiyoruz. Bunu yaparsa hükümetimiz yapar. Bizim gibi çok mağdur var. Acımız hiçbir şekilde dinmiyor, her yıl bu zamanlarda dünyamız kararıyor. Allah kardeşimizin mekanını cennet eylesin" ifadelerine yer verdi.
12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden tam 43 sene geçti. Darbe sonrası cezaevlerinde 171’i işkence sonucu olmak üzere yaklaşık 300 kişi hayatını kaybetti, 50 kişi ise idam edildi. Mustafa Pehlivanoğlu da 7 Ekim 1980’de 22 yaşındayken Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi’nde asılarak idam edildi. Pehlivanoğlu’nun ağabeyi Oktay Fırtına o dönemi gözleri dolarak anlattı.
"Denge olsun diye genç bir fidan idam edilebilir mi?"
Askeri ihtilalin sağ kesime yapıldığını belirten Fırtına, "Kardeşim o zaman cezaevinde bulunuyordu. Mahkemesi devam ediyordu. Kenan Evren soldan Necdet Adalı diye bir arkadaşı idam ediyor, sağdan da kardeşimi idam ediyorlar. Bunu da denge olsun diye yapıyorlar. Denge olsun diye genç bir fidan idam edilebilir mi? Askeri cuntanın ülkemizde yaptığı budur. Ben bu ızdırabı 43 yıldır yaşıyorum. Bu acıyı her sene çekiyorum. Hayatımız karardı, annem kardeşimin adını sayıklayarak öldü. Son sözü de Mustafa oldu. Bizi perişan ettiler, ailede bir ben bir de kız kardeşim kaldık. Ben gücüm yettiği kadar anılarını yaşatıyorum. Bu mektubunu 81 ile dağıttım" dedi.
"Bize idamını 2 gün sonra haber verdiler"
Tek istediğinin soy isminin geri verilmesi olduğunu belirten Fırtına, "Geçen yıl eski İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu ile bir araya gelerek bu durumu görüştük. Her sene bu şekilde sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın benimle bir kez görüşmesini istiyorum. Elimdeki tüm belgeleri teslim edeceğim. Kardeşim 3 parça halinde bize mektup yazarak, mektubunda suçsuz olduğunu belirtip, hakkımızı helal etmemizi istiyor. Bize idamını 2 gün sonra haber verdiler, annem ve babam görüşmek için gidiyorlar. Görüşemezsiniz diyorlar, savcılıkla görüşmek için gittiklerinde idam edildiğini söylüyorlar. Gazeteye bir bakıyorlar orada yazıyor. Cenazeyi kendileri defnediyorlar. 9 ay 10 gün sonra mahkeme kararıyla mezarını açtırdık, tespit yaptırdık" açıklamasına yer verdi.
"Biz zaten zararı görmüşüz neden soy ismimizi değiştiriyorsunuz"
Kenan Evren’in ülkeye yaptığı en büyük zararın ihtilal olduğunu belirten Fırtına, "1980 ihtilalinden sonra 15 Temmuz oldu. Onu da Kenan Evren’in harp okullarında yetiştirdiği öğrenciler Türkiye Cumhuriyetini yıkmak istediler. Allah’ın izniyle başaramadılar. Kenan Evren Paşa bizim soy ismimizin değiştirilmesini istiyor. Avukat neden diye sorduğunda da bizim zarar gördüğümüzü belirtiyor. Biz zaten zararı görmüşüz neden soy ismimizi değiştiriyorsunuz. Bizim bir müracaatımız olmadı, bize nüfus kağıtları kendisi geldi. Biz soy ismimizin geri verilmesini istiyoruz. Bunu yaparsa hükümetimiz yapar. Bizim gibi çok mağdur var. Acımız hiçbir şekilde dinmiyor, her yıl bu zamanlarda dünyamız kararıyor. Allah kardeşimizin mekanını cennet eylesin" ifadelerine yer verdi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.09.10 09:35:56
Son Düzenlenme Tarihi :
Depremin simgelerinden Ahmet Eren okuluna başladı
Adıyaman’da depremde çöken bir apartmanın enkazından 72 saat sonra sağ olarak kurtarılan ve o sırada kurtarma ekiplerine "Nereye götürüyorsunuz, yarın okulum var" diyen 8 yaşındaki Ahmet Eren Aydın, dedesinin yaşadığı Mersin’de okuluna başladı.
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde 50 binden fazla kişi hayatını kaybetti, 11 il ağır hasar aldı. En çok yıkımın olduğu illerden biri olan Adıyaman’dan da geriye farklı hikayeler kaldı. Çöken bir apartmanda Fatih (33) ve Ayşe Aydın (28) çifti, çocukları Ayşe Sera (4) ile 1,5 yaşındaki Betül hayatını kaybetti, Ahmet Eren ise AFAD koordinesinde Zonguldak’tan gelen Türkiye Taş Kömürü Kurumu personeli madencilerinin çalışmasıyla 72 saat sonra sağ kurtarıldı. Sağ kurtarılan Ahmet Eren Aydın kurtarma ekiplerine, "Nereye götürüyorsunuz yarın okulum var" demişti. Tedavisi tamamlanan ve sağlığına kavuşan Ahmet Eren Mersin’in Mut ilçesinde ikamet eden dedesi Ahmet ve babaannesi Ayşe Aydın ile yaşamaya başladı. Ahmet Eren bugün Mut Mehmet Akif Ersoy İlkokulu’nda ikinci sınıfta ders başı yaptı. Okula dedesi ile gelen Ahmet Eren, bahçede arkadaşlarıyla oynayıp, özlem giderdi.
Depremden sonra geldiği Mersin Mut’ta birinci sınıfın ikinci dönemini tamamlayan Ahmet Eren, "3 aydır yoktum. Çok mutlu oldum. Öğretmenimi ve arkadaşlarımı özlemiştim. İlk geldiğimde okulumu çok sevmiştim" dedi.
Diğer öğrenciler de okulların açılmasından duydukları mutluluğu dile getirerek, özledikleri arkadaşlarıyla hasret giderdiklerini ifade etti.
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde 50 binden fazla kişi hayatını kaybetti, 11 il ağır hasar aldı. En çok yıkımın olduğu illerden biri olan Adıyaman’dan da geriye farklı hikayeler kaldı. Çöken bir apartmanda Fatih (33) ve Ayşe Aydın (28) çifti, çocukları Ayşe Sera (4) ile 1,5 yaşındaki Betül hayatını kaybetti, Ahmet Eren ise AFAD koordinesinde Zonguldak’tan gelen Türkiye Taş Kömürü Kurumu personeli madencilerinin çalışmasıyla 72 saat sonra sağ kurtarıldı. Sağ kurtarılan Ahmet Eren Aydın kurtarma ekiplerine, "Nereye götürüyorsunuz yarın okulum var" demişti. Tedavisi tamamlanan ve sağlığına kavuşan Ahmet Eren Mersin’in Mut ilçesinde ikamet eden dedesi Ahmet ve babaannesi Ayşe Aydın ile yaşamaya başladı. Ahmet Eren bugün Mut Mehmet Akif Ersoy İlkokulu’nda ikinci sınıfta ders başı yaptı. Okula dedesi ile gelen Ahmet Eren, bahçede arkadaşlarıyla oynayıp, özlem giderdi.
Depremden sonra geldiği Mersin Mut’ta birinci sınıfın ikinci dönemini tamamlayan Ahmet Eren, "3 aydır yoktum. Çok mutlu oldum. Öğretmenimi ve arkadaşlarımı özlemiştim. İlk geldiğimde okulumu çok sevmiştim" dedi.
Diğer öğrenciler de okulların açılmasından duydukları mutluluğu dile getirerek, özledikleri arkadaşlarıyla hasret giderdiklerini ifade etti.

