SON DAKİKA

logo

Kavşak içine artık 1 değil 2 araç yanyana park ediyor

Türkiye’de bir başka örneği var mı bilmiyoruz ama Elmalı’da araç sürücüleri için her yer park yeri. Öyle ki, kavşağın içine bile araçlarını park edip giden araç sürücülerinin olduğu Elmalı’da, bazı sürücüler ileri gitmekte sınır tanımıyorlar ve kavşak içine park etmiş aracın yanına araçlarını getirip park ediyorlar. Kimi araç sürücüleri kavşağın bir tarafını, bir başka sürücü ise kavşağın diğer tarafına araçlarını park ederken, kavşak içinde park edilen araç sayısı 3’e çıktığı bile oluyor ve doğal olarak gözler de trafik polisi arıyor.

Yola paralel araçlarını park edenler yanında yola dikey araçlarını park edenlere de rastlanırken, bazı sürücüler araçlarını yol ağızlarına park ederek hem araç trafiğini engelliyorlar hem de yayaların can güvenliği içinde karşıdan karşıya geçmelerine engel oluyorlar.
Elmalı’da trafik konusunda yaşanan bu düzensizlik daha ne kadar devam edecek, merak edilirken, özellikle semt pazarının kurulduğu gün ilçe trafiğindeki keşmekeşlik, düzensizlik ve başıboşluk adeta TAVAN yapıyor. 
Bu keşmekeşliğe dikkat çekmek ve gerekenin yapılması konusunda, dikkat çekmek amacıyla bundan böyle gazetemizde, ve sosyal medya hesaplarımızda fotoğraflar paylaşacağız. *Erkin ÖZGÜNSÜR


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2021.01.26 11:40:25
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Türkiye’nin en büyük yangınından etkilenen köy TOKİ ile küllerinden yeniden doğdu

Antalya’nın Manavgat ilçesinde 28 Temmuz 2021’de başlayıp, 10’uncu gününde söndürülen ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ’en büyük orman yangını’ olarak tarihe geçen büyük Manavgat yangınında küle dönen mahalle yeniden hayat buldu. TOKİ’nin bölgeye yaptığı konutlara yerleşen ve Cumhurbaşkanı Erdoğan için ‘Verdiği sözü tuttu’ diyen vatandaşlar, “Allah devletimizden de, milletimizden de razı olsun” ifadelerini kullandı.
28 Temmuz 2021 tarihinde saat 12.00 sularında çıkan ve 3 ilçe, 59 mahallede etkili olup 10 gün sürerek Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük yangını olarak kayıtlara geçen Manavgat orman yangınında 2’si ormancı 7 kişi yaşamını yitirdi, 821 vatandaş yaralandı, 60 bin hektarlık alan ise kül oldu. 15 bin dekar tarımsal alan zarar gördü. 263 büyükbaş, 2 bin 783 küçükbaş, 20 bini bıldırcın 27 bin 407 kanatlı hayvan, bin 441 arılı kovan, bin 6 boş kovan olmak üzere 33 bine yakın hayvan telef oldu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yangın sonrası afet bölgesine giderek incelemelerde bulundu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum 15 gün bölgede kaldı. 257 kişilik ekip ve mobil laboratuvarlarla teknolojinin tüm imkanlarıyla hasar tespit çalışmaları hızlıca tamamlandı.

Eşya ve kira yardımı yapıldı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın incelemelerinin ardından “Bir ay içinde evlerin inşasına başlanacak. 1 yıl içinde kırsal bölgelerdeki ve tüm afet bölgesindeki evler yöresel mimariye uygun şekilde ahırı, deposuyla tüm müştemilatıyla tamamlanacak” dediği yangın bölgesinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca ilk etapta 50 bin liraya kadar eşya ve kira yardımı yapıldı. Vatandaşların güvenli yerlere taşınması sağlanırken, bir yandan da yeni köyün inşası için çalışmalar sürdürüldü. Yeni evlerin yöresel mimariye uygun bir şekilde planlaması yapıldı. İhale sürecinin kısa sürede tamamlanmasının ardından köy evlerinin yapımına başlandı. 210 milyon liralık destekle İller Bankası altyapı-üstyapı çalışmalarını gerçekleştirdi. İçme suyu hatları çekildi, elektrik direkleri yenilendi. Bir yıl içinde, bölgenin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde 2+1, 3+1 büyüklükte, yöresel mimariye uygun 145 adet tek katlı, 751 adet çift katlı olmak üzere toplamda 896 evin inşasına başlandı.

896 konut, köy konakları, millet bahçesi
Bakanlıkça hak sahibi olarak konut talep eden vatandaşlara ihaleleri tamamlanan ve TOKİ eliyle yapımı devam eden 896 konuttan Manavgat’ta 363 konut ve 1 adet köy konağı, Akseki ilçesinde 64 adet konut, 1 adet köy konağı ve 1 adet şadırvan olmak üze toplam 427 konut, 2 adet köy konağı, 1 adet şadırvan ve çocuk oyun alanları-spor sahaları gibi sosyal yaşam alanları; sosyal konut çerçevesinde 222 konut ve 1 millet bahçesi tamamlanarak teslim edildi.

Kalemler köyü küle döndü
Yangının en çok etkilediği mahallelerden Manavgat ilçesi Kalemler Mahallesi’nde ise çok sayıda ev yanarken, 2 kişi yangında hayatını kaybetmiş, yüzlerce hayvan da telef olmuştu. Bölgede yapılan çalışmalar sonrası mahalleye TOKİ tarafından 57 konut ve 1 köy konağı yapıldı. Yeni konutlarına yerleşen vatandaşlar, evlerden memnun olduklarını söyledi.

“Allah devletimizden de, milletimizden de razı olsun”
Yangında evinin tamamen yandığını belirten vatandaşlardan Ayşe Akça (63), dumandan etkilenerek 1 hafta yoğun bakımda yattığını söyledi. Afet sonrası evinin yıkıldığını ve yanmış halini hiç görmediğini aktaran Aktürk, TOKİ’nin yaptığı evlere yerleştirdiklerini ve kaymakamlıktan da eşya yardımı aldığını belirtti. Akça, “Şu ana kadar hiç para vermedik. 3 ay bitti. Allah razı olsun devletimizden de, milletimizden de. Eşyalarımı kaymakam aldı. Televizyon, dolap, kanepelerimi aldılar. Her şeyim eksiksiz oldu. Yeni yapılmış, odaları geniş. Sadece biraz yüksek olsaydı çok daha güzel olacaktı” dedi.

“Yangının gelişine de bitişine de akıl erdiremedik”
Yangın anında evde olduklarını ve son anda araçlara binerek kaçtıklarını belirten Urkiye Özen (63) de o anları şöyle anlattı:
“Yangının gelişine de bitişine de akıl erdiremedik. Görünmeyecek kadar uzakta bir yerde duman çıktı, yarım saatte köye geldi. Köyü yaktı gitti. Çok hızlıydı, ne olduğunu anlayamadık. Yangın çıktığında evdeydik, oğlum gelip arabaya bizi bindirip gönderdi. Kendisi kaldı ancak evi yanmaktan kurtaramadı. 3-4 keçimiz, tavuklarımız vardı hepsi telef oldu. O günü hatırlamak istemiyorum. 235 metrekare evim vardı benim. Yanmış halini görünce 20 kere acile gittim. Her görüşümde tansiyonum çıkıyordu. Ev zindan gibiydi. Maalesef hiçbir şey kalmadı.”

“Sözünü tuttu”
Yeni evinden memnun olduğunu dile getiren Özen, “Gelenlerden, yardım edenlerden, emeği geçenlerden Allah razı olsun. Cumhurbaşkanı ‘ev yapacaklarını’ söyledi. Sözünü tuttu. Hatta ilk bizim eve başlandı. Şu an yapılan ev 160 metrekare. Evden memnunum. Tam bizim gibi ihtiyar işi. Rahat. Bakanlar geldi, herkes geldi. Gelen hiç kimseyi ayırmıyorum. Hepsinden Allah razı olsun” dedi.

“Evler çok süper”
Kalemler Mahallesi Muhtarı Mustafa Cansız, Kalemler’in yangından en çok etkilenen mahalle olduğuna dikkat çekerek, 60’ın üzerinde evin yandığını söyledi. Evlerin çoğunun boş olduğunu ve yangın sonrası devlet tarafından mahalleye 57 evin hızlı bir şekilde yapıldığını aktaran Cansız, “Yangının hemen sonrası bakanlarımız ve Cumhurbaşkanımız geldi. Kimse mağdur olmadan 1 sene içerisinde bu evleri yapacaklarını söylediler. 1 seneye kalmadan evler yapıldı ve içine girdik. ‘Devlet sizin evinizi yapmaz, elinizden alacaklar’ diyenler oldu. Buraya köy konağı bile yapıldı. Hepsinden Allah razı olsun. 2 yıl boyunca para ödemeyecekler evlere, 20 sene sonra ödemesi bitecek. Evler çok süper. Kalemler köyü çok eski bir köydür. Evlerimiz çok eskidir. Köyümüz, evimiz yenilendi” ifadelerini kullandı.

Kaynak : İHA
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.04.15 13:24:53
Son Düzenlenme Tarihi :





Kurubaş :Devletin 1 TL’lik teşvikiyle çiğ süt fiyatının 3.50 TL olmalı dedi ve ekledi: Elimizdeki ürünü satamazsak inekler mezbahaya gider

Elmalı ve Çevresi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ve Elmalı Ziraat Odası Başkanı Salih Kurubaş, devletin 1 TL’lik teşvikiyle çiğ süt fiyatının 3.50 TL olması gerektiğini söyledi. Gerek pandemiden kaynaklı turizmin daralması nedeniyle gerekse alım gücünün azalması nedeniyle süt ve süt ürünleri tüketiminde düşüş olduğunu bildiren Kurubaş, “Şu an ürünümüzü satamıyoruz. Elimizdeki ürünü satamazsak inekler mezbahaya gider” dedi. Kurubaş, yerel yönetimlerin süt alımı yaparak üreticiyi destekleyebileceğini söyledi.

Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya Tarım Konseyi (ATAK) işbirliğinde 1 Haziran Dünya Süt Günü öncesinde “Sürdürülebilir Süt Politikası, Sağlıklı Gelecek” başlıklı çevrimiçi program düzenlendi. Dünya Gazetesi Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım’ın moderatörlüğünde düzenlenen toplantıya, Akdeniz Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Küçükçetin, Eskişehir Mahmudiye Çifteler Han İlçeleri Süt Üreticileri Birliği Başkanı Güner Özer, Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Üyesi ve Hayvancılık Kooperatifleri Antalya Birliği (HAYKOOP) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Simav, Tüm Süt, Et ve damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD) Başkanı Sencer Solakoğlu, Elmalı ve Çevresi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ve Elmalı Ziraat Odası Başkanı Salih Kurubaş katıldı. ATB ve ATAK Başkanı Ali Çandır, hayvancılık politikalarının sürdürülebirliğinin sağlanmasında sütün önemini vurgularken, 1 Haziran Dünya Süt Günü öncesinde sütü konuşmak için sektör temsilcilerini bir araya getirdiklerini belirtti. Çandır, konuklara katılımları nedeniyle teşekkür etti.

 

Moderatör Ali Ekber Yıldırım, toplantıya süt içerek başladı. Sağlıklı gelecek için sağlıklı bir süt üretim sisteminin oluşturulması gerektiğini kaydeden Yıldırım, yılbaşından bu yana hayvancılığın en önemli girdisi yem fiyatının 8 defa artmasına karşın süt fiyatının yerinde saydığına dikkat çekti. Enflasyon kaygısıyla süt fiyatında hep sıkıntı yaşandığını söyleyen Yıldırım, sütün durumunu konuşmak üzere toplantının organize edildiğini belirtti.

 

SAĞLIKLI NESİL İÇİN SÜTE ULAŞIM SAĞLANMALI

Akdeniz Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Küçükçetin, Dünya Süt Günü’nün sütün tüketimini artırmak ve faydalarına dikkat çekerek farkındalık yaratmak için her yıl kutlandığını belirtti. Kalsiyum, fosfor, protein bakımından zengin olan temel gıda olan sütün tüketilmesinin insan sağlığı için önemini vurgulayan Küçükçetin, ülkemizde süt tüketiminin yetersizliğine dikkat çekti. Kişi başı yıllık süt tüketiminin İrlanda’da 125 kilogram, Almanya’da 53 kilogram iken Türkiye’de 40 kilogram olduğunu bildiren Küçükçetin, “Süt tüketiminde geçmişe göre daha iyi durumdayız ama bu miktar artırılmalı” dedi. İstanbul’da yapılan bir anketin sonuçlarını paylaşan Küçükçetin, katılımcıların yüzde 67’sinin süt içme alışkanlığının olmadığını, süt içmeyenlerin yüzde 64’ünün ise neden içmediğini bilmediğini kaydetti. Ankete katılanların yüzde 51’inin süt fiyatını pahalı bulduğunu söyleyen Küçükçetin, süt içme alışkanlığının yüzde 79’unun okul öncesi dönemde kazanıldığına dikkat çekti. Küçükçetin, süt tüketimini teşvik edici en önemli aracın medya çalışmaları olduğunu belirtirken, “Sağlıklı nesiller yetiştirmek istiyorsak, topluma süt içme alışkanlığı kazandırmalıyız, süte ulaşımı sağlamalıyız. Süt fiyatları tüketimin önünde önemli bir engel olabileceği öngörüsüyle sütün fiyatlandırılması konusuna dikkat edilmeli. Okul sütü projeleri ülke çapında ve uzun süreli devam etmeli” dedi.

 

7 ÜYEDEN BİRİ İŞİ BIRAKTI

Eskişehir Mahmudiye Çifteler Han İlçeleri Süt Üreticileri Birliği Başkanı Güner Özer, hayvancılıkta küçük üreticinin her geçen gün kan kaybettiğini söyledi. Hayvancılığın sürdürebilmesi için üreticinin para kazanması gerektiğini vurgulayan Özer, “Süt fiyatı belirlendiği günden bu yana yeme yüzde 69 zam geldi. Sadece son 15 günde yeme 3 defa zam geldi ama süt fiyatı aynı kaldı. Ulusal Süt Konseyi süt fiyatını belirliyor ama girdilere müdahale etmiyor. Elektrik, işçilik, mazot, gübre, yem fiyatı sürekli artarken süt fiyatı sabit kalınca üretici enflasyonun altına eziliyor. Süt fiyatına müdahale ediliyorsa maliyetlere de müdahale edilmeli. Süt yem 1.3 pariteye sabitlenmeli. Herhangi bir tarafın artması ya da düşmesi halinde bunların birlikte hareket ediyor olması sürdürülebilirliğin temelini oluşturacaktır” diye konuştu. Güner Özer, yem süt paritesinin 1.3 olduğu düşünüldüğünde çiğ süt fiyatının 2.80 TL değil 3.50 TL olması gerektiğini kaydetti. Para kazanamayan üreticinin işini bıraktığını söyleyen Özer, “Son 6 içinde bünyemizdeki 478 üyeden 73 işletme şartlara dayanamayarak işi bıraktı. Bunu Tarım Bakanlığı’na rapor ettik” dedi.

 

SÜT BİTERSE ET KRİZİ ÇIKAR

ATB Yönetim Kurulu Üyesi ve HAYKOOP Başkanı Hüseyin Simav, Antalya’da yıllık 400 bin ton süt üretildiğini, bunun sadece 150 bin tonunun kayıt altında sanayiciye ulaştırıldığını kaydetti. Antalya’da günlük 90 ton sokak sütünün sağlıksız koşullarda satışa sunulduğunu söyleyen Simav, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin sağlıklı sütü vatandaşa ulaştırma konusunda çalışma yürüttüğünü, bunun sevindirici olduğunu kaydetti. Süt tüketimini artıracak kampanyalara ihtiyaç olduğunu vurgulayan Hüseyin Simav, bunun Tarım Bakanlığı kanalıyla ülke genelinde yapılmasını talep etti. Simav, okul sütü programının devam etmesini istedi. Kuraklığın bu yıl büyük sorun olarak hayvancılığı da olumsuz etkileyeceğini kaydeden Simav, daha önce kendi kaynaklarıyla yemini üreten küçük üreticinin kuraklık nedeniyle bu yıl sıkıntı yaşayacağı uyarısında bulundu. Simav, “Ciddi tedbirler alınmazsa girdi maliyetlerine dayanamayan küçük aile işletmelerinin büyük çoğunluğu sonbaharda son nefesini verip, hayvancılığı bırakacak. Devlet süte acil teşvik vermeli. Yem süt paritesi 1.3 olacak şekilde teşvik verilmeli. Süt biterse 17 ay sonra et krizi çıkar” öngörüsünde bulundu. Simav, aile işletmelerinin kırsalın ayakta kalması için ve işsizliğin önündeki çok önemli bir yapı olduğunu bu yapının yaşatılması gerektiğini ifade etti.

 

SANAYİCİ TARIMIN ÖNEMİNİ KAVRADIĞI ZAMAN KALKINABİLİRİZ

Tüm Süt, Et ve damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD) Başkanı Sencer Solakoğlu, girdi fiyatlarının kontrol dışı yükseldiğini belirtirken, süt fiyatının girdi fiyatlarıyla baş edemediğini kaydetti. Kooperatiflerin büyük sanayici ile çiğ süt üzerinden rekabet edemeyeceğini, sütü yöresel ürünlere çevirerek rekabet edebileceğini söyleyen Solakoğlu, “Türkiye’de 200’e yakın yöresel peynir çeşidi var. Yöresel ve coğrafi işaretli ürünlerin katma değeri yüksek. Bu potansiyel değerlendirilmeli. Tüketicinin alım istemi artırarak küçük üretici satışını artırabilir. Bakanlık da bu konuyu teşvik etmeli” dedi. Yem ve sütte 1.3 paritenin başa baş nokta olduğunu kaydeden Solakoğlu, üreticiyi teşvik etmek için 1.5 paritesinin sağlanması gerektiğini vurguladı. “Türkiye’nin sanayileşmesi için tarımda kalkınması şarttır” diyen Solakoğlu, Türk sanayicisinin tarımın önemini kavradığı zaman kalkınmanın sağlanabileceğini ifade etti. “Tarım adeta açık hava kumarhanesine döndü” diyen Solakoğlu, bir sene para eden soğanın ertesi sene para etmediği için sürüldüğünü anımsattı. Solakoğlu, “Artık kaybedecek zamanımız yok. Tarımda gerekli adımları atmalıyız” dedi.

 


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2021.06.01 09:08:25
Son Düzenlenme Tarihi :