Türkiye’de bir başka örneği var mı bilmiyoruz ama Elmalı’da araç sürücüleri için her yer park yeri. Öyle ki, kavşağın içine bile araçlarını park edip giden araç sürücülerinin olduğu Elmalı’da, bazı sürücüler ileri gitmekte sınır tanımıyorlar ve kavşak içine park etmiş aracın yanına araçlarını getirip park ediyorlar. Kimi araç sürücüleri kavşağın bir tarafını, bir başka sürücü ise kavşağın diğer tarafına araçlarını park ederken, kavşak içinde park edilen araç sayısı 3’e çıktığı bile oluyor ve doğal olarak gözler de trafik polisi arıyor.
Yola paralel araçlarını park edenler yanında yola dikey araçlarını park edenlere de rastlanırken, bazı sürücüler araçlarını yol ağızlarına park ederek hem araç trafiğini engelliyorlar hem de yayaların can güvenliği içinde karşıdan karşıya geçmelerine engel oluyorlar.
Elmalı’da trafik konusunda yaşanan bu düzensizlik daha ne kadar devam edecek, merak edilirken, özellikle semt pazarının kurulduğu gün ilçe trafiğindeki keşmekeşlik, düzensizlik ve başıboşluk adeta TAVAN yapıyor.
Bu keşmekeşliğe dikkat çekmek ve gerekenin yapılması konusunda, dikkat çekmek amacıyla bundan böyle gazetemizde, ve sosyal medya hesaplarımızda fotoğraflar paylaşacağız. *Erkin ÖZGÜNSÜR
Yumurta dondurma işlemi ileri yaşta anne olma imkanı sunuyor
Günümüzde kadınlar; eğitim ve kariyer planları nedeniyle ileri yaşta evlendiği için bebek sahibi olmayı erteleyebiliyorlar. Geçmiş dönemde çocuk sahibi olmada güçlük çeken kişilerin oranı 10 hastadan 1 iken, günümüzde neredeyse bu oranın her 6 çiftten 1’e düştüğü görülüyor.
Sağlıksız beslenme, obezite, sigara ve alkol tüketimi, hareketsiz yaşam tarzı gibi etkenler hem yumurta hem de sperm kalitesini bozuyor. Bu noktada yumurta dondurma işleminin kişinin doğurganlığının korunmasına önemli bir katkı sağlıyor.
Memorial Sağlık Grubu Antalya Hastanesi’nden Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Şafak Olgan; yumurta dondurma işlemi hakkında bilgi verdi.
KADININ TOPLUMDAKİ YERİ ANNE OLMA HAYALLERİNİ ÖTELİYOR
Günümüzde 30’lu yaşlarda kadınlar üreme potansiyellerinin sınırsız olduğunu düşünmekte, kariyere bağlı olarak çocuk istemlerini ötelemekte ya da uygun adayı bulamadıkları için bekar kalmayı tercih etmektedir. Bu nedenle çocuk sahibi olma yaşı 40 ve üzeri olmaktadır. Abla veya annelerinin 40’lı yaşında çocuk sahibi olmalarına da güvenerek kendilerinin de ileri yaşta gebe kalabileceğini düşünmektedir.
Ancak maalesef yumurta sayısı kişiye özel olduğu için yaş en önemli faktör olarak görülmektedir. Yaş ilerledikçe kadının doğurganlığı ciddi oranda azalır ve yaşa bağlı problemlerde her zaman tüp bebek tedavisi başarılı olamayabilir. Bu nedenle çocuk istemi 38,39 yaşların sonrasına bırakılmamaya çalışılmalıdır.
BEKAR HASTALAR YUMURTA DONDURMA İŞLEMİ YAPABİLİR
Yumurta ve sperm hücreleri normalde üreme hücreleridir. Yani çocuk sahibi olmak için sağlıklı bir yumurta ve sağlıklı bir sperme ihtiyaç vardır. Dolayısıyla kalitesi bozulmuş bir yumurta ve spermden bebek olma şansının azalmaktadır.
Özellikle riskli hastalar, ailesinde erken menopoz öyküsü olan, daha öncesinden yumurtalık cerrahisi geçirmiş olan kadınlar ya da hekimleri tarafından halihazırda yumurta gücünün düşük olduğu belirtilmiş hastalar bu konuyu çok daha fazla önemsemelidir. Özellikle bekar hastalar için yumurta dondurma işleminin de bir seçenek olduğu bilinmeli ve unutulmamalıdır.
KADINLARIN ÜREME POTANSİYELİ YAŞLA AZALIYOR
Son yıllarda kadının toplum içerisindeki rolünün artması, kariyer planları, eğitim faaliyetlerine daha önem vermesi gibi durumlar, evlilik ve çocuk sahibi olma planını ertelemektedir. Ancak şöyle bir durum söz konusudur. Kadınlarda üreme hücreleri yani yumurtalar daha anne karnında bebekken ve bir sefere mahsus oluşur ve yaşla birlikte kademeli olarak da azalır.
Yani bir kadın 30 yaşında iken yumurta hücresi de 30, 40 yaşında iken yumurta hücresi de aynı yaş olur. Bu azalmayı mevcut teknolojiyle engelleme olasılığı olmadığı gibi yumurta sayısını arttırma şansı da yoktur. İleri yaşta çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin bu durumdan dolayı gebe kalma şansı da azalır. Bir de genetik olarak problemli yumurtaların sıklığı artarken, bir yandan da eldeki yumurta sayısı düşer. O yüzden kadınlar için yaş göz ardı edilmemesi gereken önemli bir faktördür.
ÜLKEMİZDE BAŞARIYLA UYGULANIYOR
Evli olmayan bekar kişilerin doğurganlık potansiyelinin günümüz teknolojisiyle korunabilmektedir. Yumurta dondurma işlemi ilk olarak bekar bir hastada 1986 yılında Avustralya’da yapılmıştır. Sonrasında 2000’li yıllarda teknolojinin ilerlemesiyle vitrikasyon denilen daha güncel, daha başarılı yaklaşımlar kullanılmaya başlanmıştır. 2010’dan sonra Avrupa'da, Amerika'da yaygın olarak bu işlemler başarıyla uygulanmış ve bu tedaviler deneysellikten çıktımtır. Türkiye'de de 2014 yılından itibaren bu tedavi başarıyla yapılmaktadır. Ülkemiz dünya standartlarında üremeye yardımcı tedaviler açısından çok başarılı bir noktadadır.
GENÇ YAŞTA KANSERE YAKALANMIŞ HASTALARDA BEBEK SAHİBİ OLMA HAYALLERİ DEVAM EDİYOR
yumurta dondurma işlemi uygun hastalara yapılmaktadır. Genç yaşta kanser tedavisine başlamış hastalarda yumurta dondurma işlemi tercih edilmelidir. Çünkü kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi, radyoterapi gibi ilaçlar kanser hücrelerini öldürürken yumurtalık dokusuna da zarar verir. Bu nedenle kadının üreme potansiyeli azalır. Meme kanseri gibi toplumda çok sık karşılaşılan kansere yakalanmış genç kadınlar eğer primer hekimleri tarafından yardımcı üreme tedavisiyle ilgilenen bir merkeze yönlendirilirse, bu hastaların kanser tedavisi başlamadan yumurtaları dondurabilir. Bu sayede de bebek hayalleri için gelecekleri garantiye alınmış olunur. Kanser tedavisinden sonra tedavi gören kadın çocuk sahibi olmak istediğinde halihazırdaki dondurulmuş yumurtaları kullanılabilir.
AİLESİNDE ERKEN MENAPOZ ÖYKÜSÜ OLANLAR TERCİH EDİLMELİ
Kanser hastaları dışında ailesinde anne, teyze, kız kardeşte eğer erken menopoz öyküsü varsa bu da o kişiyi riskli gruba sokar. Bu grup hastalarda da yumurta dondurma tedavisi yapılabilir. Ayrıca her iki yumurtalığında kist olan ve cerrahi operasyonla alınması gereken hastalarda, operasyon esnasında yumurta gücü ciddi derecede azalacağından, cerrahi öncesinde yumurta dondurma işlemi büyük avantaj sağlamaktadır. Ancak tüm bunların dışında yumurta dondurma işleminin yapılması gereken diğer bir grup da yumurta gücü azalmış hastalardır.
TÜM BEBEK TEDAVİSİNDEN FARKLI DEĞİL
Yumurta dondurma tedavisi tüp bebek tedavisinden farklı değildir ve benzer uygulamalar yapılır. Hastalara adet döneminde kan tahlilleri yaptırılır. Ultrasonografi kontrolleriyle yumurtalıkların içerisindeki yumurta sayımları yapılır ve enjeksiyonlara başlanır. İnsülin iğnesine benzer çok küçük, hastaların kendilerinin de yapabildiği 8-10 günlük bir iğne tedavisi uygulanır.
Yumurta kesecikleri büyüyünceye kadar bu işlem sürer ve ardından ameliyathane ortamında maske anestezi ile çok basit cerrahi bir işlem uygulanır. Bir iğne aracılığıyla o su keseciklerini çekilir ve sıvılar içerisindeki yumurtalar ayrıştırılır ardından embriyologlar tarafından yüksek teknoloji cihazlarla dondurma işlemi sağlıklı yumurtalar için gerçekleştirilir.
2-3 AY ÖNCE SİGARA BIRAKILMALI
Üreme hücreleri genel sağlık durumunu yansıtır. Yani bir kişi beslenmesi ve genel sağlık durumu üreme hücrelerinde yani kadının yumurtasına ve erkeğin sperminin fonksiyonuna etki eder. Bu nedenle sağlıklı beslenme çok önemlidir. Yine önemli faktörlerden bir tanesi sigara ve alkol tüketimidir. Sigara ve alkol tüketiminin özellikle bu tarz tedavilere başlanılmadan neredeyse 2- 3 ay öncesinde bırakılması gerekir.
* Memorial Antalya Basın
Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.08.12 16:04:06
Son Düzenlenme Tarihi :
MATSO’dan, ’turizmci ihracatçı sayılsın’ talebi
Manavgat Ticaret ve Sanayi Odası (MATSO), Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne (TOBB) resmi bir yazı ile müracaat ederek konaklama tesisleri ve döviz girdisi sağlayan işletmelerin ihracatçı statüsüne alınması talebinde bulundu.
MATSO, konaklama tesisleri ve dövi..
Manavgat Ticaret ve Sanayi Odası (MATSO), Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne (TOBB) resmi bir yazı ile müracaat ederek konaklama tesisleri ve döviz girdisi sağlayan işletmelerin ihracatçı statüsüne alınması talebinde bulundu.
MATSO, konaklama tesisleri ve döviz girdisi sağlayan işletmelerin ihracatçı statüsüne alınması talebinde bulundu. Başkan Seydi Tahsin Güngör imzası ile Hazine ve Maliye Bakanlığı ile TOBB’a gönderilen resmi yazıda turizm sektörünün döviz kazandırıcı önemli sektörlerden biri olduğu belirtilerek konaklama tesisleri ve döviz girdisi sağlayan işletmelerin ihracatçı statüsüne alınarak ihracatçıların faydalandığı desteklerden faydalanması gerektiği ifade edildi.
MATSO Başkanı Seydi Tahsin Güngör, döviz kazandırıcı sektörler bakımından en önemli sektörlerden birinin turizm sektörü olduğunu belirterek ülke olarak 2023 yılının ilk çeyreğinde turizmden yaklaşık 8,5 milyar dolar döviz girişi olduğunu söyledi.
Başkan Güngör şunları ifade etti:
"Ülkemizde hizmet ihracatı yapan firmalara bilindiği üzere önemli vergisel avantajlar ve teşvikler bulunmaktadır. Bu istisnalardan yararlanılabilmesi için yabancılara verilen turizm hizmetinin hizmet ihracatı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu ihracatın iki önemli bileşeni; hizmetin yurt dışındaki bir müşteri için yapılması ve hizmetin yurt dışında faydalanılmasıdır. Ancak turizm sektöründe faaliyet gösteren tesislerin hizmeti yurt dışında vermesi mümkün değildir. Turizm sektöründe faaliyet gösteren tesislerin yapmış olduğu teslim ve hizmetlerin ihracat sayılması ve/veya sağlık turizmine yönelik vergisel avantajlar olarak değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Turizm sektöründe yapılan satışların yurt dışında gerçekleşmemiş olması nedeniyle bu istisnalardan yararlanamaması ülkeye döviz kazandıran bu sektör için handikap oluşturmaktadır."
"Döviz girdisinin artması sağlanacak"
Turizmcinin, konaklama vergisi, turizm katkı payı ve artan maliyetlerden dolayı satış fiyatlarını artırmak zorunda kaldığını söyleyen Başkan Güngör, “Sektörün ihracatçı statüsünde değerlendirilmesi durumunda KDV ve Kurumlar Vergisi’nden alacakları teşvikler sayesinde maliyetleri düşecek ve uluslararası pazarda rekabet şansını artıracaktır. Bu sayede gelecek sezonlarda yabancı turistlerin farklı pazarlara yönelmesinin önüne geçilecek ve gelen turist sayısı ile döviz girdisinin artması sağlanacaktır. Bu nedenle turizm sektöründe faaliyet gösteren konaklama tesisleri ve döviz girdisi sağlayan işletmelerin ihracatçı statüsünde sayılarak KDV ile Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisi’ndeki istisna ve indirimlerden yararlanması çok önemlidir” dedi.
MATSO, konaklama tesisleri ve döviz girdisi sağlayan işletmelerin ihracatçı statüsüne alınması talebinde bulundu. Başkan Seydi Tahsin Güngör imzası ile Hazine ve Maliye Bakanlığı ile TOBB’a gönderilen resmi yazıda turizm sektörünün döviz kazandırıcı önemli sektörlerden biri olduğu belirtilerek konaklama tesisleri ve döviz girdisi sağlayan işletmelerin ihracatçı statüsüne alınarak ihracatçıların faydalandığı desteklerden faydalanması gerektiği ifade edildi.
MATSO Başkanı Seydi Tahsin Güngör, döviz kazandırıcı sektörler bakımından en önemli sektörlerden birinin turizm sektörü olduğunu belirterek ülke olarak 2023 yılının ilk çeyreğinde turizmden yaklaşık 8,5 milyar dolar döviz girişi olduğunu söyledi.
Başkan Güngör şunları ifade etti:
"Ülkemizde hizmet ihracatı yapan firmalara bilindiği üzere önemli vergisel avantajlar ve teşvikler bulunmaktadır. Bu istisnalardan yararlanılabilmesi için yabancılara verilen turizm hizmetinin hizmet ihracatı olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu ihracatın iki önemli bileşeni; hizmetin yurt dışındaki bir müşteri için yapılması ve hizmetin yurt dışında faydalanılmasıdır. Ancak turizm sektöründe faaliyet gösteren tesislerin hizmeti yurt dışında vermesi mümkün değildir. Turizm sektöründe faaliyet gösteren tesislerin yapmış olduğu teslim ve hizmetlerin ihracat sayılması ve/veya sağlık turizmine yönelik vergisel avantajlar olarak değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Turizm sektöründe yapılan satışların yurt dışında gerçekleşmemiş olması nedeniyle bu istisnalardan yararlanamaması ülkeye döviz kazandıran bu sektör için handikap oluşturmaktadır."
"Döviz girdisinin artması sağlanacak"
Turizmcinin, konaklama vergisi, turizm katkı payı ve artan maliyetlerden dolayı satış fiyatlarını artırmak zorunda kaldığını söyleyen Başkan Güngör, “Sektörün ihracatçı statüsünde değerlendirilmesi durumunda KDV ve Kurumlar Vergisi’nden alacakları teşvikler sayesinde maliyetleri düşecek ve uluslararası pazarda rekabet şansını artıracaktır. Bu sayede gelecek sezonlarda yabancı turistlerin farklı pazarlara yönelmesinin önüne geçilecek ve gelen turist sayısı ile döviz girdisinin artması sağlanacaktır. Bu nedenle turizm sektöründe faaliyet gösteren konaklama tesisleri ve döviz girdisi sağlayan işletmelerin ihracatçı statüsünde sayılarak KDV ile Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisi’ndeki istisna ve indirimlerden yararlanması çok önemlidir” dedi.

