Türkiye’de bir başka örneği var mı bilmiyoruz ama Elmalı’da araç sürücüleri için her yer park yeri. Öyle ki, kavşağın içine bile araçlarını park edip giden araç sürücülerinin olduğu Elmalı’da, bazı sürücüler ileri gitmekte sınır tanımıyorlar ve kavşak içine park etmiş aracın yanına araçlarını getirip park ediyorlar. Kimi araç sürücüleri kavşağın bir tarafını, bir başka sürücü ise kavşağın diğer tarafına araçlarını park ederken, kavşak içinde park edilen araç sayısı 3’e çıktığı bile oluyor ve doğal olarak gözler de trafik polisi arıyor.
Yola paralel araçlarını park edenler yanında yola dikey araçlarını park edenlere de rastlanırken, bazı sürücüler araçlarını yol ağızlarına park ederek hem araç trafiğini engelliyorlar hem de yayaların can güvenliği içinde karşıdan karşıya geçmelerine engel oluyorlar.
Elmalı’da trafik konusunda yaşanan bu düzensizlik daha ne kadar devam edecek, merak edilirken, özellikle semt pazarının kurulduğu gün ilçe trafiğindeki keşmekeşlik, düzensizlik ve başıboşluk adeta TAVAN yapıyor.
Bu keşmekeşliğe dikkat çekmek ve gerekenin yapılması konusunda, dikkat çekmek amacıyla bundan böyle gazetemizde, ve sosyal medya hesaplarımızda fotoğraflar paylaşacağız. *Erkin ÖZGÜNSÜR
"Rekorlar ülkesi olduk"
Karacan: “Rekorlar ülkesi olduk”
İYİ Parti Antalya İl Başkanı Vahdet Afşin Karacan, “Türkiye yüzyılında rekorlar ülkesi olduk(!)” diyerek AKP iktidarının ülke ekonomisini getirdiği noktayı eleştirdi.
Merkez Bankası, 27 aylık aranın ardından ilk kez politika faizinde artışa gitti. 650 baz puanlık rekor artışla faiz yüzde 15’e yükselirken, açıklanan oranın piyasa beklentilerinin altında kalmasıyla döviz kurlarında rekorlar art arda geldi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ben olduğum sürece faiz artamayacak” ifadelerini hatırlatan İYİ Parti Antalya İl Başkanı Afşin Karacan, söylemlerle gerçeklerin birbirini tutmadığına dikkat çekti ve “Seçim öncesi ‘Türkiye Yüzyılı’ diyenler gerçekten de ülkemizi rekorlar ülkesi yaptılar. Döviz her gün rekor kırıyor, enflasyon rekor kırıyor, rekorlar ülkesi olduk” dedi.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’A HATIRLATMA
Mevcut iktidarın ülkeyi ekonomik çıkmaza soktuğunu ifade eden Başkan Karacan, “Merkez Bankası faizi yüzde 8,5'ten yüzde 15'e yükseltti. 2021 Mart ayından bu tarafa faiz yükselmemişti ancak açıklanan oran piyasaları memnun etmedi. Öyle ki döviz kurlarında rekorlar peş peşe gelmeye başladı.
Dolar 25 TL'yi Euro 27 TL'yi aştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim önü meydanlarda, ‘Bu kardeşin iktidarda olduğu sürece faiz yükselmez. Faiz devamlı düşecek. Göreceksiniz enflasyon da faizle birlikte düşecek” diyordu. Ne oldu da bu kararlarından geri döndüler? Madem faizi yükseltecektiniz neden milyonlarca vatandaşımızı aylardır enflasyona, yoksulluğa mahkum ettiniz?
Vatandaşlarımız hayat pahalılığı altında ezilirken, ‘Geçinemiyorum’ diyerek meydanlarda kendini yakarken, ihale üzerine ihale yaparak kendi ceplerini dolduranlar, bugün kendileriyle tamamen çelişen kararlara imza atarak, artık ülkeyi yönetemediklerini alenen ortaya koymaktalar” diye konuştu.
TEK ADAM REJİMİNİN ESERİ
Tek adam rejiminin olumsuz sonuçlarının her geçen gün daha somut örneklerle su yüzüne çıkmaya başladığını aktaran Karacan, “Asgari ücret yüzde 34’lük zam oranıyla 11 bin 402 liraya yükseldi. Asgari ücretin işverene maliyeti 15 bin 762 lira oldu. Şimdi çarşı-pazarda her ürüne zam gelmeyecek mi sanıyorsunuz. Faiz kararı açıklanır açıklanmaz,
Merkez Bankası kredi kartında azami faiz oranını yüzde 1.36'dan yüzde 1.91'e çıkardı. Kırmızı ete ulaşmak zaten hayaldi, garibanın ekmeğine daha 2 gün önce zam geldi. Akaryakıt deseniz sürekli zam geliyor. Yine tarım sektörü başta olmak üzere her sektörde zam haberleri sıralanıp gidiyor. Olan enflasyon altında aylığı eriyip giden vatandaşa oluyor. Tek adam rejiminin ülkeyi getirdiği nokta ortadadır. Yaklaşık çeyrek asırdır tek başına iktidarda olan bir AKP, ‘Türkiye Yüzyılı’ diyen bir AKP bugün gelinen noktada ekonomisi altüst olmuş bir ülke.
14 Mayıs seçimleri öncesi tek adam rejiminden kurtulmalıyız derken işte bugün gelinen noktayı işaret etmiştik. Maalesef seçimin hemen ardından tek adam rejiminin ülkemize verdiği zararlar su yüzüne çıkmaya başladı” açıklamasında bulundu.
* İyi Parti Basın
Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.06.24 14:50:35
Son Düzenlenme Tarihi :
Kumluca Sağlık Bilimleri Fakültesi’nde insan, çocuk ticareti sorunu ele alındı
Akdeniz Üniversitesi Kumluca Sağlık Bilimleri Fakültesi tarafından “Sağlık Profesyonelleri Olarak İnsan/Çocuk Ticareti Sorununu Nasıl Fark Edebiliriz?” konulu webinar düzenlendi.
Kumluca Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Selma Öncel moderatörlüğünde, Antalya Belek Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Sosyal Hizmetler Programı Dr. Öğretim Üyesi Güngör Çabuk tarafından “Sağlık Profesyonelleri Olarak İnsan/Çocuk Ticareti Sorununu Nasıl Fark Edebiliriz?” konusunda online bir toplantı gerçekleştirildi.
İNSAN TİCARETİ SORUNU TÜM ÜLKELERİ İLGİLENDİRİYOR
Toplantının başlangıcında konuşan Dekan Öncel, insan ticareti sorununun tüm ülkeleri ilgilendirdiğini, disiplinler arası çalışmayı gerektirdiğini, bunun için çok çalışmak ve iş birliği yapmanın önemli olduğuna vurgu yaptı. Dekan Öncel, sağlık profesyonellerinin insan ticaretinin birçok boyutu ile karşılaşabileceğini onun için bu konuyu bilmelerinin, bilinçli olmalarının ve fark etmelerinin gerektiğini ifade etti.
İNSAN TİCARETİ İLE İLGİLİ BİLİNEN BAZI YANLIŞLAR VAR
Konuşmacı Dr. Öğretim Üyesi Güngör Çabuk, insan ticareti sorunu ile yaklaşık 15 yıldır ilgilendiğini ve çeşitli projelerde görev aldığını, farklı ülkelerle iş birliği yaptıklarını; çalıştığı süre içinde sürekli yeni bilgilere ulaştıklarını ve kendilerini geliştirdikleri ifade ederek sözlerine başladı. Çabuk sözlerine, insan ticareti ile ilgili bilinen bazı yanlışlar olduğunu söyleyerek bunların başında; insan ticareti mağdurları sadece yabancılar değildir, aynı ülke içerisindeki vatandaşlar da olabilir! İnsan ticareti sadece organize suç türü değildir, tek kişi dahi bu suçun faili olabilir! İnsan ticareti ile insan/göçmen kaçakçılığı aynı şey değildir! İnancının geldiğine vurgu yaptı. Çabuk, insan ticaretinin; bireyin isteği ve iradesi dışında, özgürlüğü engellenerek ve insan hakları ihlal edilerek; cinsel istismar başta olmak üzere çeşitli biçimlerde sömürülmesi” olduğunu söyledi. Çabuk, “İnsan ticaretinde, insan hakkı ihlali var, mağdur kandırılıyor. Mağdurun özgürlüğü engelleniyor. Mağdur zarar görüyor ve sömürülüyor. Ayrıca bu süreçlerin tümü yasadışıdır.” dedi.
EN ÇOK GELİR GETİREN ÜÇÜNCÜ SUÇ TÜRÜ İNSAN TİCARETİ
Çabuk, Dünya’da uyuşturucu ve silah kaçakçılığından sonra, organize suç örgütlerine en çok gelir getiren suç türünün insan ticareti olduğuna dikkat çekerek; 2021 yılı tahminlerine göre yıllık 150 Milyar Dolar gelir getirdiğini; yaklaşık dünyada 50 milyon mağdur olduğunu söyledi. Çabuk, Birleşmiş Milletlerin 2016 resmi sayılarına göre 142 ülkeden alınan verilere göre 225 bin mağdur olduğunu; her 1680 mağdurdan sadece birine ulaşılabildiğini söyleyerek bu sayıların durumun vahametini göstermesi açısından önemli olduğunu ifade etti.
Toplantının sonunda Dekan Öncel, insan ticareti ile doğrudan veya dolaylı olarak ilgili olan kurumlarda çalışanların eğitilmesinin, bu durumu nasıl tespit edebileceklerinin öğretilmesinin önemli olduğuna vurgu yaparak, bu toplantıların devam etmesinin yararlı olacağını bildirdi. Öncel toplantıya ülkenin her yerinden hemşireler, öğrenciler, psikologlar, çocuk gelişimciler, sosyal hizmet uzmanlarının ilgi gösterdiğini; yaklaşık 100 kişinin katıldığını; sınıflarında birlikte izleyen öğrencilerin de olduğunu ifade etti.
Toplantıya Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zeynep Özer de katılarak teşekkürlerini bildirdi ve çok yararlı bir toplantı olduğunu iletti.
*HABER MERKEZİ

