SON DAKİKA

logo

Elmalı Jandarma’dan şehitler için lokma ikramı

Jandarma Genel Komutanlığı 180 yaşında

Jandarma Genel Komutanlığı’nın 180’inci kuruluş yıl dönümü etkinlikleri kapsamında Elmalı İlçe Jandarma Komutanlığı’nca şehit ler için mevlid okundu, cuma namazı çıkışında lokma ikram edildi. Yeşil Cami’de okutulan mevlidin duasını İlçe Müftüsü Dr. Fakrettin Bektaşoğlu yaparken, okutulan mevlide çok sayıda jandarma da katılırken cami cemaati yapılan duaya hep birlikte “amin” dedi. 
Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2019.06.14 20:48:49
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






ATSO 100. Yıl Ödül töreninde gurur, coşku ve ilgi

ATSO Cumhuriyetin 100. Yıl Ödül Töreni ve Antakya Medeniyetler Korosu konseri gerçekleşti. Çok büyük ilginin olduğu ve salonun yetmediği, insanların dışarıya konulan barkovizyonlarda töreni izlediği, bir çok kişi ise oturacak yer bulamadığı için etkinlikleri izlemeden geri dönerken, özellikle Antakya Medeniyetler Korosu’nu izlemek için ailesiyle ve çocuklarıyla gelenler dikkat çekti. Törene Antalya Valisi Hulusi Şahin, Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, ATSO Başkanı Ali Bahar, ATB Başkanı Ali Çandır ve bazı ilçe belediye başkanları katıldı.

    Ödül töreninde ilk konuşmayı yapan ATSO Başkanı Ali Bahar, “Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılını gurur ve coşkuyla kutlamak için bir araya geldik. Bu anlamlı dönüm noktasında bir araya gelmek, ülkemizin kuruluşundan bu yana geçen yüzyılı anmak, bizler için büyük bir onur ve büyük bir sorumluluktur.” diyerek sözlerine başlarken şunları söyledi: 
    “Çünkü 100 yıllar, tarihimizin köşe başlarını ifade eden, geçmişten geleceğe bakabilmek için bize fırsat sunan değerlerdir. Geride bırakılan yüz yıllık süreçte, beş yüz milyon doları ancak aşan bir başlangıç noktasından; trilyon dolara yaklaşan bir ekonomik büyüklüğe ulaşarak, dünyanın en büyük ilk yirmi ekonomisi ligine taşınan bir gelişim sürecine hep birlikte şahit oluyoruz.
    Toplamda dört yüz adedin altında kalan imalat-sanayi kuruluş sayısını, ilk on yılın sonunda on katına çıkaran; oluşturduğu yatırım ortamı ile sağlam kalkınma temellerimizi atan, “Atatürk ekonomik öngörü ve dehası” gerçeğine, bir kere daha şahitlik ediyoruz.
    Ülkede; hür teşebbüs gücü ve cesur girişimcilik iklimini geliştirmek için, kurucu aklımızın bizzat ortaya koyduğu, öncü ve örnek projeler üzerinden sergilediği katkılarını da, minnetle anıyoruz.
    Keskin liderlik zekası ile, göz ardı edilemeyecek finans-kapital kulvarına yönelik olarak kurulan, tam on iki adet milli bankayı, ve onların katkılarını da, hatırlatmak istiyoruz.
    O halde, bugün ve gelecekteki vazifemiz; bu vizyon ve emanete yaraşır/yaklaşır şekilde çok çalışmak olmalıdır.
    Zira,“ Cumhuriyet demek ; Fazilet demektir.”
BİR YILI DOLDURMANIN MUTLULUĞUNU YAŞIYORUZ
    Cumhuriyetimizin 100.Yılı kutladığımız bugün, aynı zamanda Antalya Ticaret ve Sanayi Odası olarak yönetim kurulumuzun başkanlık görevini devraldığımızın, tam bir yılını doldurmanın gururu ve mutluluğunu da yaşıyoruz.
    ATSO, 141 yıldır var olan, 60 bin üyeye sahip, günde 40 yeni kayıt yapan, Türkiye'nin en büyük 4. Oda olma özelliğine sahiptir. 
    Milli kalkınma için, Antalya bölgesinin ekonomik kalkınmasını desteklemek, ve yerel girişimciliği teşvik etmek için projeler gerçekleştiriyoruz.
    Bölgesel kalkınma için, Korkuteli ilçemize organize sanayi bölgesi, Elmalı ilçemize, sağlık ve eğitim merkezi yapıyoruz. Sanayi sitelerimizde eksik alt yapıları için, belediyelerimiz ile yoğun bir çalışma içerisindeyiz.
    İş dünyasını temsil etmek için,Antalya'nın en büyük lobi kuruluşu olma unvanıyla, yerel iş dünyamızın sesini Ankara'da, ve tüm Türkiye'de, gür bir şekilde temsil ederek, iş dünyası ve devlet arasında köprü oluşturuyoruz. Bakanlıklarımızı ziyaret ederek, sektörlerden gelen talepleri kendilerine iletiyoruz.
    Lobicilik faaliyetleri için, yasal düzenlemelerde iş dünyamızın sesi oluyoruz. Kobi tanımından, günü birlik ev kiralama hakkında yapılan, kanun tasarısına kadar, görüş bildiriyoruz.  Sağlık turizminden, KGF uygulamalarına, tahkim merkezimizi hayata geçirip, üyelerimizde farkındalık oluşturmaya kadar, tarafımıza iletilen her talebin, her temsilin, ve her kararın, takipçisi oluyoruz.
    Toplumsal katkı için, Yeni yapılaşan bölgelerimizden, trafik sorununa, Kaleiçi bölgemizden, kırcami imar planı sorununa kadar, üyelerimizi doğrudan, veya dolaylı yoldan etkileyen, şehir konularında da gündem oluşturarak, yerel yönetimlerle iş birliği halinde çalışıyor, ve gelecekte bu ilişkileri daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.
    Çevreye katkı için, Hizmet binamızın ve Antalya kültür sanat merkezimizin, çatısına güneş enerjisi sistemi kurduk.  
    Bu yatırımla; 250 Ton karbondioksit salımını ve yılda 731 adet ağacın kesilmesini de engellemiş oluyoruz. Fraport Tav ile protokol imzalayarak, terk edilmiş bir mermer ocağını rehabilite ettirip, şehrimize kazandırmayı da projelendiriyoruz.
    Ve dünya şehri Antalya'mıza yakışacak bir şekilde, karbon ayak izini sıfırlamış bir oda, bir ekonomi ve şehir için çalışıyoruz.
    “Askeri zaferleri; ekonomik zaferlerle taçlandırma gereğini ifade eden” ve “iktisadiyat demek, herşey demektir!” sözünü bizlere armağan eden bir büyük lider, cumhuriyetimizin kurucusu, Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde, elbirliğiyle çalıştık ve bu çalışma azmi, Türkiye'yi daha aydınlık bir geleceğe taşıdı.
    Bugün, bu salonda bulunan her biriniz, Türkiye'nin geleceğini inşa etmek için, çok önemli bir role sahipsiniz. Ülkemizin refahı ve istikrarı, yalnızca kurumların değil, hepimizin sorumluluğudur.
    Gelecekteki başarılarımızı şekillendirecek olan şey, birlikte çalışma azmimiz ve dayanışmamızdır. Geçmişte ne kadar güçlü olduğumuzu gösterdik, şimdi ise geleceğe yönelik, aynı kararlılığı gösterme zamanı. 
    İlk yüzyılımızı geride bırakırken, küllerimizden yeniden doğuşumuzun lideri, Kurtuluş Savaşımızın Başkomutanı, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, Cumhuriyet'i bizlere armağan eden bütün şehitlerimizi rahmetle, tüm kahraman gazilerimizi minnet ve şükranla anıyorum.
    Şu anda, tüm şehir ve tüm ilçelerimizle Antalya Ticaret ve Sanayi Odası olarak buradayız.
    Türkiye ve Antalya ekonomisi sizlerin sayesinde ayakta durmaktadır. 
    Antalya Ticaret ve Sanayi Odası sizler sayesinde büyük, köklü, kurumsal kültürü olan bir kurum olmaya devam edecektir.
    Bu inançla, ödül alan üyelerimizi bütün kalbimle kutluyor, şehrimize katma değer sağladıkları için teşekkürlerimi sunuyorum.
    Cumhuriyetimizin 100. Yılı kutlu olsun! 
    Devletimiz ve cumhuriyetimiz, ilelebet payidar kalsın!” * FERUDUN ÖZGÜNSÜR

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.11.02 10:37:06
Son Düzenlenme Tarihi : 2023.11.02 11:32:54





Bin 500 yıl önce depremle birlikte denizin yuttuğu şehir tekne turlarının merkezi oldu

Akdeniz’de 6. yüzyılda yaşanan iki büyük deprem sonrası sulara gömülen Kekova Bölgesi-Batık Şehir-her yıl yüzlerce yerli yabancı turistin uğrak yeri oluyor. Neredeyse bir uygarlığı sonlandıran bu büyük felaket sonrası sahil kesimleri su altında kalan şehrin üzerinden bugün tekneler geçiyor. Bölgen..

Akdeniz’de 6. yüzyılda yaşanan iki büyük deprem sonrası sulara gömülen Kekova Bölgesi-Batık Şehir-her yıl yüzlerce yerli yabancı turistin uğrak yeri oluyor. Neredeyse bir uygarlığı sonlandıran bu büyük felaket sonrası sahil kesimleri su altında kalan şehrin üzerinden bugün tekneler geçiyor. Bölgenin tarihi konusunda bilgiler paylaşan Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Çevik, “O dönemden sonra hayatın azaldığını, uygarlığın önceki gibi ilerlemediğini ve neredeyse terk edildiğini arkeolojik verilerden ve Sionlu Nikolaos’un Vitası’ndan anlayabiliyoruz” dedi.

Her ne kadar M.S. 141’deki gibi büyük depremler olduysa da sonrasında kentlerin onarılıp hayatın devam ettiği biliniyor. Ancak özellikle 529 ve 540 yıllarında yaşanan büyük depremler sonucu Demre ilçesi Kekova Yarımadası’nı da içeren Orta Likya’daki büyük bir bölge sular altında kaldı. Depremler sonrası oluşan tsunami ve salgın hastalıklar bölgede yaşayan uygarlığı neredeyse yok etti. Batık Şehir adı verilen bölge bugün yerli yabancı turistlerin akınına uğruyor. Karadan ulaşımın olmadığı bölgeye turlar düzenlenip tekneler şehrin üzerinden geçiyor. Denizin altında kalan şehrin yapıları ise gözle görülüyor ve turistler o anları fotoğraflıyor.

"Plakalar denize doğru 2 metreden fazla kayarak bütün bölgedeki kentleri içine gömülmesine sebep olmuş"
Antalya’nın Demre ilçesinde sürdürülen Myra - Andriake Kazıları Başkanlığını yapan Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Prof. Dr. Nevzat Çevik, tarihi olayın yaşandığı bölge hakkında bilgiler paylaştı. Kekova’daki yerleşimlerin batmadan önce üzerinde yoğun yaşamın olduğu bir bölge olduğunu kaydeden Prof. Dr. Çevik, 529 ile 540 yıllarında yaşanan büyük depremler ve sonrasında yaşanan tsunami ile salgın hastalıklarla neredeyse 200 yıl boyunca bölgenin sessizliğe büründüğünü söyledi. Çevik, “Sadece Kekova bölgesi değil, Andriake, Finike, Kaş çevresinde bütün bölge batmış. Bu batığın da en erken ne zaman olabileceğine dair fikirlerimiz var. Batık kentlerin sulara gömülmüş yapılarının tarihleri felaket için bir alt tarih sınırı veriyor. Kapağına dek sulara batmış lahit ya da Andriake Limanı’nın tamamı batmış rıhtım caddesinde lentosuna kadar sulara gömülmüş yapılar bölgenin battığını gösteriyor. 6. yüzyıldaki büyük depremlerde, plakalar denize doğru 2 metreden fazla kayarak bütün bölgedeki kentlerin sulara gömülmesine sebep olmuş. Bundan sonra o kentlerin sahil kısımlarındaki hayatın bittiğini özellikle denize yakın limana ya da sivil yerleşime ilişkin konut gibi diğer yapıların sulara gömülmüş olmasından anlıyoruz. Üst kısımlarına Hristiyanlık döneminde hayatın devam ettiğini görüyoruz ancak klasik ve Helenistik Çağ ile Roma’nın bir kısmında o kentlerin sahil kısmı kullanılıyordu, özellikle Simena, Teimiussa, Aperlai ve Kekova Adası ve çevrelerindeki yapıların sahile yakın olanları tamamen sular altında kaldı. Bugün tekne gezginlerinin gördüğü yarısı sular altında kalmış basamaklar ve yapılar bu batışın sonucudur” dedi.

"Dönemin Akdeniz’deki en büyük limanı da işlevini yitirdi"
Oluşan tablo sonrası batık ve dolgularla beraber Akdeniz’in en büyük antik limanı Andriake’nin de işlevini kaybettiğini aktaran Çevik, “Andriake’deki kazılarda MS 7. Yüzyıl sonrasına ilişkin buluntu ele geçmemesi bu nedenledir. Kekova’da çok sayıda liman ve sığınaklar var. Özellikle Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde yoğun bir deniz trafiği var. Andriake antik Akdeniz’in en büyük limanlarından biri olduğu için orada çok büyük bir uluslararası gemi trafiği yaşanıyordu. Liman işlevini yitirince bu kullanım çok azaldı. Bunun temel nedeni depremler. Binlerce deprem oluyor. Özellikle Fethiye – Burdur hattında ana bir hat var. O hattaki büyük depremler de Likya’yı etkilemiş. Akdeniz içindeki büyük depremler de bütün bu kentlerin etkilenmesine yol açmış. Depremler sonrası tsunami ve salgınlar gibi etkenler de oradaki uygarlığı, kültürü ve yerleşim popülasyonunu derinden etkiliyor ve hayatı değiştiriyor. O dönemden sonra hayatın azaldığını, uygarlığın önceki gibi ilerlemediğini ve yerleşimlerin terk edildiğini arkeolojik verilerden de görebiliyoruz. Bu oluşumlar şimdi muhteşem görüntüler oluşturan pitoresklere dönüşmüş durumda. Doğanın ve kültürel kalıntıların terkediliş sonrası oluşturduğu doğal sarmal eşsiz bir kültürel peyzaj oluşturmuş durumdadır. Bu nedenle Kekova sadece en berrak denizi ve Dalmaçya tipi etkileyici doğası ile değil su altında kalmış kalıntıları ile de akıl almaz bir görsellik oluşturuyor” ifadelerini kullandı.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.09.04 14:31:53
Son Düzenlenme Tarihi :