SON DAKİKA

logo

Kepez’de sevgi üreten atölye

Kepez Belediyesi’nin desteği ile Antalya Down Sendromlular ve Engelliler Derneği tarafından açılan sevgi atölyesinde, özel çocuklara seramik ve el sanatları eğitimi veriliyor. Özel bireyler el sanatları öğrenirken, el ve iş becerilerini geliştiriyor, aile ekonomilerine katkı sağlıyor, hem de sosyalleşme imkanı buluyor.

Engellerin sınır tanımadığını ortaya koydukları birçok proje ile gösteren Antalya Down Sendromlular ve Engelliler Derneği ‘Sevgi Atölyesi’ ile yeni başarılara imza atıyor. Kepez Belediyesi’nin desteği ile Antalya Down Sendromlular ve Engelliler Derneği tarafından Zafer Mahallesi’nde açılan sevgi atölyesinde, özel çocuklara seramik ve el sanatları eğitimi veriliyor.  Özel bireyler el sanatları öğrenirken, el ve iş becerilerini geliştiriyor, aile ekonomilerine katkı sağlıyor, hem de sosyalleşme imkanı buluyor. Covid-19 tedbirleri kapsamında maske, mesafe ve hijyen kurallarının ön planda bulunduğu sevgi atölyelerinde, her ürün özel bireyler tarafından büyük bir sevgiyle üretiliyor.  

Aile bütçelerine destek sağlıyorlar

Antalya Down Sendromlular ve Engelliler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gülcan Ay, Sevgi Atölyesi’nin engelli bireylerin becerilerini geliştirmek ve aile bütçelerine katkı sağlamak amacıyla 2019’da kurulduğunu hatırlattı. Başkan Ay, sevgi atölyelerinde amaçlananın özel çocukların bir iş alanında istihdamına katkı sağlamak olduğunu söyledi.  Neden böyle bir şeye yapmaya karar verdiklerine de değinen Ay, “Özel çocukların farklı işyerlerinde istihdam edilmeleri zor bir süreç. Biz bunu 2013 yılından bu yana yaptığımız istihdam çalışmalarından gördük. Kendi bulundukları, kendilerinin benimsediği bir iş ortamında çalışmaları hem iş verimlerini, hem de motivasyonlarını artırıyor. Sevgi Atölyemizde, kupa, tişört, tabak baskı alanında çocuklarımıza eğitimler veriyoruz. Ve şuanda da birçok siparişler alıyoruz. Amaçladığımız çocuklarımızın istihdamına katkı sağlayabilecek bir projeyi hayata geçirebilmek” dedi.


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2021.08.31 11:25:08
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Uzmanından okullardaki enfeksiyon artışını önlemek için alınabilecek önlemler

Okulların açılması ile beraber kapalı alanlarda geçirilen vaktin artığını ve okula gitmeye başlayan öğrencilerin ailelerini en çok tedirgin eden konunun çocukların yakalanabileceği hastalıklar olduğunu belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Çağlar Erol, “Okullarda hijyenik ortamla..

Okulların açılması ile beraber kapalı alanlarda geçirilen vaktin artığını ve okula gitmeye başlayan öğrencilerin ailelerini en çok tedirgin eden konunun çocukların yakalanabileceği hastalıklar olduğunu belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Çağlar Erol, “Okullarda hijyenik ortamların sağlanması önem taşıyor. Okullar açılalı henüz bir kaç hafta olmuşken enfeksiyonlardaki artış gözle görülür oranda” dedi.
Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Çağlar Erol, hastalık riskini en aza indirmek için alınabilecek önlemlere dikkat çekerek bilgilendirmelerde bulundu. Okulların yeni bir eğitim-öğretim yılına başlamasının aileler için de bir dizi sağlık önlemlerini beraberinde getirdiğini dile getiren Uzm. Dr. Erol, ailelerin alması gereken sağlık önlemlerini anlattı.

“Aşılar ve aşı takibi önem taşıyor”
Çocukların aşı takiplerinin yapılmasının önemine değinen Uzm. Dr. Erol, “Aşılar çocukları birçok bulaşıcı hastalığa karşı korur. Covid-19 pandemisinin etkileri halen aklımızda iken, bulaşıcı hastalıklara karşı en güçlü kalkan olan aşıların takibini yakından yapmalıyız. Çocuklar için uygun yaş ve dozlarda aşıları yenilemek, hem toplumun hem bireyin bağışıklık seviyesini yükseltir” diye konuştu.

“Çocuklara el yıkama alışkanlığı kazandırılmalı”
Hijyenin çocukların okullarda ve evlerinde sağlıklı kalmalarının temel taşı olduğuna vurgu yapan Uzm. Dr. Erol, “Çocuklara el yıkama alışkanlığı kazandırmak, bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemeye yardımcı olur. Ağız hijyeni de unutulmamalı. Ayrıca okullarda hijyenik ortamların sağlanması da önemlidir. Okullar açılalı henüz bir kaç hafta olmuşken enfeksiyonlardaki artış gözle görülür oranda olmaktadır. Bu tamamen birlikte vakit geçirmekten, toplu olarak aynı ortamı paylaşmaktan kaynaklanmaktadır. Bireysel olarak enfeksiyondan çocuğumuzu korumak için yapabileceğimiz en kolay yöntemlerden biri ise hem kendisinin hem bulunduğu fiziksel ortamın hijyen standartlarını optimuma getirmektir” dedi.

“Maske kullanılabilir”
Okullarda enfeksiyon görüldüğü takdirde maske kullanmanın yararlı olacağını belirten Uzm. Dr. Erol, “Her ne kadar toplu yaşanılan alanlarda herkesin maske kullanımı yönetici kurumlar tarafından alınan veya kaldırılan bir karar olsa da, çocuğunuzun sınıfında arka arkaya enfeksiyonlar görülürse okulda maske kullanmasını bireysel olarak da olsa göz önüne almanızda fayda olacaktır. Her ne kadar çocuklar kurallara uyma ve onları uygulama konusunda biz erişkinlerden çok daha meziyetli olsa da maske takmayı ve doğru kullanmayı öğretmek, bu önlemin etkinliğini artırır” şeklinde konuştu.

“Semptomları izlemek önemli”
Çocukların okula gitmeden önce günlük olarak semptomlarını izlemenin önemli olacağını kaydeden Uzm. Dr. Erol, “Herhangi bir hastalık belirtisi (ateş, öksürük, burun akıntısı) gösteren çocuklarda bu durumlar ciddiye alınmalı, öğretmeni ile paylaşılmalı, gün içindeki semptomların seyri ile ilgili yine okuldan geri bildirim alınmalıdır. İnatçı semptomlar görüldüğünde ise bir sağlık profesyoneline, pediatri hekimine başvurulmalıdır” ifadelerini kullandı.

“Düzenli sağlık kontrolleri yaptırılmalı”
Çocukların düzenli sağlık kontrollerinin, potansiyel sağlık sorunlarının erken teşhis edilmesine yardımcı olacağının altını çizen Uzm. Dr. Erol, şu bilgileri paylaştı:
“Özellikle alerji hikayesi olan çocuklarımızın sonbahar alerjenleri ile karşılaşmadan önce koruyucu önlemlerin alınması açısından hekimleri ile plan yapmaları önemlidir. Bitmeyen öksürük ve geniz akıntılarıyla kış boyu uğraşmamak adına bu erken hamleyi yapmanız önemlidir. Standart takiplerin aksatılmaması da ayrı bir önem arz etmektedir. Hem sağlık düzeyinin artırılması hem yaşam konforu açısından çocuğun düzenli takiplerini okul döneminde de olsa aksatmayın.”

“Aile içi iletişim”
Aile bireyleri arasındaki açık bir iletişimin, sağlık önlemlerini uygulamayı kolaylaştıracağını söyleyen Uzm. Dr. Erol, “Ebeveynler çocuklarıyla düzenli olarak konuşmalı ve onlara sağlıkla ilgili önemli bilgileri aktarmalıdır. Bunları bir dayatma ya da zorunluluk olarak değil, bir alışkanlık ve hayatın bir parçası olarak çocuğa iletmek hem hijyen ve sağlık kurallarına uyulmasını kolaylaştırır hem de süreklilik sağlar. Ayrıca bu kurallara sizin uyduğunuzu görmek, çocuğun rol model aldığı kişiler olarak ona sağlık konusunda öğreteceğiniz en kalıcı bilgiler olarak hayatında yer tutacaktır” dedi.

“Ruhsal sağlık için destek”
Sağlıklı çocuğun sadece fiziki olarak değil, ruhsal olarak da bir iyilik halinde olması gerektiğinin önemine değinen Uzm. Dr. Erol, şunları söyledi:
“Çocuğun okula, öğretmenine, arkadaş çevresine, ders rutinine uyum sağlaması da önemlidir. Bu uyum sürecinde ortaya çıkan yahut çıkabilecek olan pürüzleri hem öğretmenleri hem de çocuk gelişim uzmanları ile görüşüp, akademik hayatı eğlenceli ve severek gidilen bir mecra haline getirmek için elimizden geleni yapmalıyız. İştahı açık ve mutsuz çocuklar yerine, gülümseyen ve seçimleri olan çocuklar oluşturmaya çabalamalıyız. Salgın dönemi tekrar başımıza gelirse, çocukların ruhsal sağlığını etkileyebilir. Aileler çocukların duygusal ihtiyaçlarına duyarlı olmalı ve gerektiğinde profesyonel yardım aramalıdır. Okula geri dönmek veya yeni başlamak ebeveynlerde ve çocuklarda her zaman bir heyecanı tetikler. Bu ışıltıyı bütün yıla neşretmenin temel kuralı ise, hem evde hem de okulda mümkün olabildiğince sağlıklı kalmaktır.”
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.10.04 11:42:07
Son Düzenlenme Tarihi : 2023.10.04 11:42:18





Ev sahibinin üzerine yürüdüğü anları cep telefonuyla kaydeden kadın şikayetçi oldu

Antalya’nın Manavgat ilçesinde evden çıkması için kendisine ev sahibi tarafından psikolojik baskı yapıldığını söyleyen kiracı kadın yaşanan tartışmaları cep telefonuyla görüntülerken, ev sahibi kadın ise kiracısının çocuğuyla ilgilenmediği için çocuklarının tüm binayı rahatsız ettiğini, 2 ay önce evden çıkacağını söylemesine rağmen çıkmadığını anlattı.
Manavgat Çeltikçi Mahallesi’nde bulunan 4 katlı binada ev sahibi ile kiracı arasında yaşanan tartışma, cep telefonuyla görüntülendi. Görüntülerde, ev sahibi ile kiracının yaşadığı tartışma ve karşılıklı tehditleşmeler yer alıyor.
Konuyla ilgili konuşan kiracı Neslihan Kurt, 3 yıldır aynı evde kiracı olduklarını, bugüne kadar bir sorun yokken, Manavgat genelinde kiralarda meydana gelen fahiş artışı ev sahibinin kendilerine uygulamaya kalktığını iddia etti. Kurt, "İlk oturduğumuzda 600 lira kira ödüyorduk. Daha sonra 800, sonra da bin lira yaptılar. Yılda 3 kez zam yaptılar. Şimdi yüzde 300 zam yaparak kirayı 3 bin liraya çıkardılar. Biz bunu ödeyemeyeceğimizi söyledik ve bankaya kirayı 2 bin lira olarak yatırdık. Biz parayı yatırdıktan sonra gelip kapımıza baskı yaptılar. Bizi ölümle tehdit ettiler, ’Defolun gidin, sizi öldürürüm’ gibi sözler sarf ettiler. Jandarmayı aradık ve jandarma geldi. Bu sabah yine aynı şeyler yaşandı. Video çektik, elimde kanıt var. Eşi bana el kaldırıp üzerime yürüdü. Ben kendisine bana el kaldırması durumunda mahkemeye vereceğimi, kadına şiddetten hapse gireceğini söyledim. Bu kez eşimin üzerine yürüdü. Eşim sakinliğini korudu" dedi.

"Kiralar yüksek diye kan dökülmesi mi lazım"
Manavgat’ta ev kiralarının başını alıp gittiğine dikkat çeken Neslihan Kurt, “Eşim sakinliğini korumasa kan dökülebilirdi. Manavgat’taki bu ev kiraları yüzünden mutlaka kan mı dökülmesi gerekiyor? Benim ikiz çocuklarım var. Bugüne kadar hiçbir tartışmamız olmazken, Manavgat’ta artan ev kiralarını görünce istediği kira artışı olmadığı için benim çocuklarımı bahane etmeye başladı. Çocuklarımın çok ses yaptıklarını söylüyorlar. Çocuklarım evde yere düşse tık diye bir ses çıksa akşama kadar ses yaptılar oluyor. Çocuktur, jandarma bile dedi. ’Çocuk ses yapar’ dedi. Sürekli hakaretlere maruz kalıyoruz. Elimdeki video ile akşam tekrar jandarmaya gidip şikayette bulunacağız. Ağızları çok bozuk, sürekli evimize gelip tartışıyor, bağırıp çağırıyorlar. Psikolojik olarak etkileniyoruz. Evimizin suyunu kestiler, elektriğini de kesmelerinden korkuyoruz. Evden çıkmamız için ne gerekiyorsa yapıyorlar. Yetkililerin sesimizi duymalarını istiyorum. Eşim asgari ücretle çalışıyor. Memleketimize gitmeye kalksak 20 bin lira nakliye ödememiz gerekiyor. Bunu ödeyecek gücümüz yok” diye konuştu.

Kiracısını suçladı
Ev sahibi Emine Taş ise, kiracılarının çocukları ile ilgilenmediğini belirterek, “Çocuklar epelemeye başlayalı evi yıkıyorlar neredeyse. Sadece ben değil alttaki kiracı da bu durumdan rahatsız. Çocuklarının gürültüden ders çalışamadığını söylüyor sürekli. Yaşlı annem bizde kalıyordu. Çocukların gürültüsünden dayanamayıp gitti. Kısacağı ne yapıyorsa çocuklarıyla ilgilenmiyor. Tüm bina bu durumdan rahatsız. Kira artırdılar konusu bahane. İlk oturacağında kiralar bin lira iken gelip yeni evleneceğini söyleyip yalvardı. İyi niyetimizin kurbanıyız. O zaman acıyıp 600 liraya oturttuk. Biz 3 yılın sonunda kirayı 2 bin liraya çıkardık. Daha önce jandarmaya şikayette bulunduk. Jandarma geldi ve 2 ay içerisinde evi boşaltacaklarını söylediler. 3 ay geçti, şimdi evden çıkmayacaklarını söylüyorlar. Durum tamamen çocukların gürültü yapmaları ve binadakileri rahatsız etmelerinden kaynaklanıyor. Defalarca uyarmamıza rağmen çocuklarıyla ilgilenmemekte direniyor” şeklinde konuştu.

Kaynak : İHA
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.04.14 15:55:04
Son Düzenlenme Tarihi :