SON DAKİKA

logo

Sağlıklı Muratpaşa Hareketi STK’larla buluştu

Muratpaşa Belediyesi’nin diyetisyenleri, spor eğitmenleri, 55 mahallesinden gönülleriyle başlattığı Türkiye’nin en geniş kapsamlı sağlıklı yaşam projesi Sağlıklı Muratpaşa Hareketi, Abdullah Sevimçok Sivil Toplum ve inovasyon Merkezleri (ASSİM) yerleşkesinde bulunan sivil toplum örgütleri temsilcilerine anlatıldı.

Covid-19 salgını dolayısıyla uzun süre evde kalmaya bağlı oluşabilecek rahatsızlıklarını önüne geçmek,
spor ve doğru beslenmeyle bağışıklık sisteminin güçlendirirken birer toplum sağlığı sorunu haline
gelen tansiyon, şeker, kanser, obezite gibi hastalıklarla mücadeleyi amaçlayan Sağlıklı Muratpaşa
Hareketi tanıtımları devam ediyor.
Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal’ın öncülüğünde başlayan, diyetisyenleri ve spor
eğitmenleriyle, mahalle gönülleri ve muhtarlarıyla Türkiye’nin en geniş kapsamlı sağlıklı yaşam
hareketi olacak çalışma ASSİM’de bulunan sivil toplum örgütü temsilcilerine anlatıldı. İki arı oturumda
gerçekleşen tanıtımda diyetisyenler projenin amacını, ilerleyişini ve sağlıklı beslenmeyi anlatırken
antrenörler de evde yapılabilecek temel egzersizlerden bahsedildi. Tanıtımda derneklerle birlikte
gerçekleştirilebilecek çalışmalar da ele alındı.

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2020.09.28 07:50:56
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






İNSAN OLMANIN OLMAZSA OLMAZLARININ BAŞINDA GÜVENİLİR OLMAK GELİYOR

AHENK Projesi kapsamında okul ziyaretlerine hız kesmeden devam eden Vali Ersin Yazıcı, 65’inci okul ziyaretini Prof. Dr. Tuğgeneral Cevdet Demirkol-Ayhan Demirkol Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne gerçekleştirerek öğrenci ve öğretmenlerle bir araya geldi.

Vali Ersin Yazıcı, AHENK (Antalya’da Hedeflenen Eğitime Nitelik Kazandırma) Projesi kapsamında, 65’inci okul ziyaretini Prof. Dr. Tuğgeneral Cevdet Demirkol-Ayhan Demirkol Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne gerçekleştirdi. Ziyarette öğretmen ve öğrencilerle bir araya gelen Vali Yazıcı’ya Kepez Kaymakamı Nusret Şahin ve İl Milli Eğitim Müdür Emre Çalışkan eşlik etti.

Prof. Dr. Tuğgeneral Cevdet Demirkol-Ayhan Demirkol Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ziyareti kapsamında Çocuk Gelişimi ve Hasta-Yaşlı Bakımı bölümünden yaklaşık 100 öğrenci ile bir araya gelen Vali Yazıcı, öğrencilerle yalan, kitap, dostluk ve hayaller üzerine bir sohbet gerçekleştirdi. Öğrencilerden gelen soruları büyük bir keyifle yanıtlayan Vali Yazıcı; nasıl vali olduğu gibi öğrenciler tarafından merak edilen tüm soruları yanıtladı.

Sohbet Etmek Ve Merak Ettiklerinizi Cevaplamak İçin Buradayım 
Gençlerle bir arada olmaktan büyük keyif aldığını ve sık sık öğrencilerle bir araya geldiğini ifade eden Vali Yazıcı; “Gençlerle ve eğitimle ilgili konular beni hep heyecanlandırıyor ve ilgimi çekiyor. Bugün de geleceğimizin teminatı siz gençlerimizle birlikteyiz. Sizlerle sohbet etmek için buradayım. Bana merak ettiğiniz her şeyi sorabilirsiniz. Her şeyi konuşabiliriz. Tek bir şartım var salondakilerin büyük çoğunluğunun konuşmasını istiyorum.” dedi. 

Benim Hayalim İstanbul'da Üniversite Okumaktı
Öğrencilere hayalleri hakkında da sorular soran Vali Yazıcı, kendi hayallerinden örnekler vererek; “Biliyorum, birçoğunuzun hayalleri var. Benim de sizlerin yaşındayken çok farklı bir hayalim vardı. Benim hayalim İstanbul'da üniversite okumaktı. Doğru bir şey olduğu için değil gerçek olduğu için söylüyorum, bölüm ne olursa olsun İstanbul'da üniversite okumak istiyordum. Bence hayalleriniz bir müddet sonra hedeflerinize dönüşmeli. Benim hayalim bir müddet sonra hedefe dönüştü ve ben bu hedefimi başararak İstanbul'da üniversite kazanıp okudum.” ifadelerini kullandı.

Düzceliyim Ama Burdur’un Bende Özel Bir Yeri Var
Öğrenciler ile sohbette lise yıllarını Burdur’da okuduğunu söyleyen Vali Yazıcı; “Burdur’u seviyorum. 6 sene Burdur’da okudum. Sonra da ilk Kaymakamlık görevim yine Burdur’un Karamanlı ilçesine çıktı. Düzceliyim ama Düzce’den çok Burdur’da kaldım. Şuanda torunum, oğlum ve gelinim de Burdur’da yaşıyor. Burdur hep hayatımızda ve bizim ailemiz için özel bir yeri var.” diye konuştu.

Büyük Devletlerin Büyük Hedefleri Olur
Öğrenciler tarafından Türkiye’nin geleceğine yönelik sorulan soruyu büyük bir içtenlikle yanıtlayan Vali Yazıcı; “Vatanımı ve milletimi çok seviyorum. Biz büyük bir millet, büyük bir devletiz. Başım her zaman dik. Bir dönem dünyaya hükmetmiş bir milletin torunlarıyız. Osmanlı torunuyuz. Osmanlının dünyaya hükmettiği dönemde dünyada adalet vardı. Tarih boyunca büyük devlet olma sorumluluğunu, bugün de omuzlarımızda hissetmekteyiz. Büyük devletlerin büyük hedefleri olur. Bizler de inşallah bu hedeflerimize sizler sayesinde ulaşacağız. Gençlerimize güvenim tam. Sizlerin gelecek hedefleri ve çalışmalarınız hem bizleri daha iyi bir toplum yapacak hem de daha da ileriye bir seviyeye taşıyacak. Bu yüzden iyi eğitim almanız, kendinizi yetiştirmeniz bizim en büyük kazancımız olacak.” şeklinde konuştu.

Yaşamımızı Karşılamak İçin İhtiyaçlarımızı Karşılamak Zorundayız
Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisi hakkında öğrencilerle sohbet eden Vali Yazıcı; “Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi var. Bunu bazılarınız duymuştur. Bu hiyerarşiye göre insanların yeme, içme, barınma ve akabinde güvenlik gibi ihtiyaçları vardır. Yaşamımızı devam ettirebilmek için bu ihtiyaçları karşılamak zorundayız. Hepimiz yaşamımızı devam ettirmek için birtakım meslekleri seçiyoruz. Aslında bütün insanlar aynı amaç için çabalıyor. Hayatta kalabilmek için. Meslek seçimini de bu yüzden yapıyoruz. Bu okuldan mezun olduğunuzda bir mesleğiniz, bildiğiniz bir iş olacak. Bu çok önemli. Bu sizler için çok büyük bir avantaj olacaktır.” şeklinde konuştu.

Kendimize Yapılmasını İstemediğimiz Şeyi Başkasına Yapmamalıyız
Öğrencilerle karşılıklı soru-cevap şeklinde devam eden etkinlikte onları en çok neyin rahatsız ettiğini soran Vali Yazıcı; “Şimdi geldik ziyaret ettiğim her okulda yaptığım ankete. Ankette ‘Sizi en çok sinirlendiren şey nedir?’ sorusunu soruyorum. Bu yaptığım ankette genellikle %80 oranında yalan söylenmesi, dedikodu ve iftira geliyor. Bizler bu konulardan rahatsız oluyoruz. Hem yalan söylüyoruz hem de rahatsız oluyoruz. Kendimize yapılmasını istemediğiniz bir şeyi başkasına da yapmamalıyız diye düşünüyorum. Yalan konusunda başka bir soru daha sorayım size. Kime ya da kimlere yalan söylerken daha az vicdan azabı çekiyorsunuz? Bunun cevaplarından biri tanımadığımız, sevmediğimiz, bir daha görmeyeceğimiz kişiler. İkinci cevabı ise bize yalan söyleyen kişiler. Birine yalan söylersek ona da bize karşı yalan söyleme hakkı vermiş oluruz. Ben bu hakkı kimseye vermedim, vermiyorum, akıl sağlığım yerinde olduğu sürece de vermeyeceğim. Çünkü biz birine yalan söylersek o da istediği zaman istediği boyutta bize yalan söyleme hakkına sahip oluyor. Dolayısıyla ben yalanı yaşamıma hiçbir şekilde sokmuyorum.” dedi.

En Yakın Dostlarınızdan Biri Kitap Olsun
Öğrencilere dostla arkadaş arasındaki farkı soran Vali Yazıcı; “Benim en iyi dostum kitap. Sizlerin de dostlarınızdan biri mutlaka kitap olsun. Size asla ihanet edip yanlış yapmaz. Sizi asla üzmez. Kendi bildiğini söyler. Zor zamanlarınızda sizi başka dünyalara götürür. Bunu düzenli kitap okuyan birisi olarak söylüyorum. Size bir Vali amca nasihati olsun. Lütfen ama lütfen dostlarınızdan biri kitap olsun.” ifadelerini kullandı.

Tatilinizin Hakkını Verin
Gerçekleştirilen sohbetin ardından Vali Yazıcı öğrencilere bir ricada bulunarak; “Eve gittiğinizde anne ve babanıza bugün Vali amcayla sohbet ettik deyin. Onlara selamlarımı iletin. Bugün sizlerle gerçekleştirdiğimiz sohbeti ailenize anlatıp onlarla da konuşmanızı istiyorum. Ben Vali amcaya söz verdim bundan sonra dostlarımdan biri kitap olacak deyin. Bugünkü ziyaretimden ve sizlerle sohbetimden büyük bir keyif aldım. Tatil vakti geldi. Tatilinizin hakkını verin ve güzel bir tatil geçirip bol bol dinlenin. Sevgili çocuklarım hayatı çok abartmayın. Bugün konuştuğumuz tüm konuların sonucu insanların güvenilir olmasına geldi. Bu kararı siz verdiniz. İyi bir insan olursunuz, olmazsınız bu sizin vereceğiniz bir karar. Ama dost olmak için de iyi bir iş sahibi olmak için de iyi insan olmak için de birinci kural güvenilir bir insan olmaktan geçiyor. Size güvenilmiyorsa hâkim, savcı, polis, öğretmen olmanız hiçbir şey ifade etmiyor. İnsan olmanın olmazsa olmazlarının başında güvenilir olmak geliyor. Ben inanıyorum ki buradaki herkes güvenilir olmayı arzu ediyordur ve inşallah bu arzusunu da gerçekleştirirsiniz. Hepinize başarılar diliyorum. Gönlünüzden geçenlerin gerçekleştiği bir hayatınız olsun. Sağlıcakla kalın. İyi tatiller.” dedi.
Öğrencilerle sohbetinin ardından okulda görevli öğretmen ve idarecilerle de bir araya gelen Vali Yazıcı, okulun genel durumu ve faaliyetleri hakkında bilgiler aldı. Vali Yazıcı, öğretmenlere AHENK Projesinin önemini anlatarak projenin başarıya ulaşması noktasında desteklerinin çok önemli olduğunu söyledi. -Valilik Bsn.


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.06.08 16:03:33
Son Düzenlenme Tarihi :





Depremin ikinci günü enkazdan kurtarılan baba kızdan vefa

Hatay’da yıkılan apartmandan Mersin itfaiyesi tarafından kurtarılan baba ve kızı, kendisini kurtaran itfaiye eri Abdurrahman Özgül’ü evinde ziyaret etti. Enkazdan çıkarılan Ayhan Güvercin, kızıyla birlikte kendilerini kurtaran ekibin hastane sürecinde dahil o günden bu yana kendileriyle yakından ilgilendiklerini belirterek, ekibe bir teşekkür ziyaretinde bulunduklarını söyledi. 14 yaşındaki Zeliha Güvercin de Özgül’e karakalem resim çalışmasını hediye etti.
Kahramanmaraş merkezli 11 ilde büyük yıkıma neden olan deprem felaketinin ikinci günü Mersin itfaiyesi Antakya’daki Taşpınar Apartmanı’nın riskli bir bölümünde enkaz altında kalan önce baba Ayhan’ı (40), ardından kızı "Zeliş" olarak seslenilen 14 yaşındaki Zeliha Güvercin’i enkazdan 4.5 saatlik çalışmayla çıkarmayı başardı. Baba Adana’da, kızı ise Antalya’da tedavi altına alındı. İtfaiye ekibi bu süreçte de aileyle irtibatı koparmayıp, yakından ilgilendi. Halen bir ayağı alçıda olan Zeliha ile babası, kendilerini enkazdan çıkaran ekipte bulunan itfaiye eri Abdullah Özgül’ü Mersin’deki evinde ziyaret etti.

"Bize ulaştıklarında dünyalar bizim oldu"
O günü hiç unutamadığını belirten Ayhan Güvercin, "Ben ve kızım enkazda kaldık. Mersin itfaiyesi ile buluştuk. Bizi buldular, çok şükür bizi bırakmadılar. Arkadaşlarımız enkaz altında bayağı da çabaladılar. Abdullah arkadaşımız bizi hiç bırakmadı. Enkazdan çıkarttı bayağı uğraştı. Davut ağabeyimiz de aynı. Zor günler geçirdik, çıktıktan sonra hastanelerde. Bizi yine yalnız bırakmadılar, sağ olsunlar. İlgi gösterdiler, farklı bir duygu, anlatamam. Bize ulaştıklarında dünyalar bizim oldu. Çünkü o soğukta, o enkazın altında, taşların üstünde yani böyle can çekişiyorduk. Bize ulaştıklarında dünyalar bizim oldu" dedi.

"Kızımla ilk buluşmamız 12 gün sonra"
Enkazda hemen kızının yanında olduğunu aktaran baba Güvercin, "Ben sürekli onu teselli ettim. Durumu daha kötüydü benden. Teselli etmeye çalıştım, ta ki itfaiyemiz gelene kadar. Sağ olsunlar geldikleri gibi ilgilendiler hemen. Ben çıkarıldım, hemen hastaneye götürüldüm, oradan Adana’ya gönderdiler bizi devlet hastanesine, sonra ben kızımı göremedim zaten. Benim tedavim bittikten sonra Antalya’da olduğunu duydum, sonra taburcu olduktan sonra yanına gittim. Orada da bir buluşmamız oldu kızımla, ilk buluşmamız 12 gün sonra" diye konuştu.

Depremde eşi ve bir kızını kaybetti
Depremin acı hikayeler de bıraktığına değinen baba Güvercin, "Evde biz 3 çocuk, bir karı kocaydık. Eşimi kaybettim, bir de 11 yaşındaki küçük kızımı kaybettim. Bir oğlum var 4.5 yaşında. O da kucağımda kurtuldu. Zaten enkaz açılmadan az önce ufak bir delik açıldı, o delikten çıkarmayı başardık çocuğu, kurtardık. Sonradan itfaiye gelince bizi çıkarttılar. Enkazda kalan eşim, küçük kızımı kurtarırken ikisi vefat etti" şeklinde konuştu.

"Sizi çıkaracağız deyince ben çok sevindim"
Kurtarılan çocuklardan Zeliha Güvercin ise, "Ayağım merdivenin altında kalmıştı. Annemler arkamdaydı ikisine dokunuyordum. İlk yıkıldığında onların ikisini de uyandırmaya çalıştım ama uyanmadılar. Ekipler geldiğinde çok sevindim. İlk gelen Hatay’dan itfaiye ekibi o bizi çıkaramayacağını söyledi. Kepçeyi vurursa ev yıkılacaktı. Öyle deyip bırakmışlardı bizi. Sonra Mersin itfaiye ekibi geldi. Onlar sizi çıkaracağız deyince ben çok sevindim. Merdivenin korkuluğu üstümüzdeydi. Yavaş yavaş taşları çıkara çıkara küçük bir delik açtılar. İkimizi de çıkardılar, sağ olsunlar" ifadelerini kullandı.

Karakalem resmini çizip hediye etti
Kendisini kurtaran Abdurrahman Özgül’ü karakalem ile çizdiğini aktaran Zeliha, "Resim öğretmenimden de yardım aldım, bana nasıl çizeceğimi gösterdi. Öyle yardım ala ala bir günde çizdim. Bizi kurtardıkları için teşekkür manasında geldik buraya. Çizdiğim bu resmi de ona hediye ettim" diye konuştu.

"Amirimle birlikte 4.5 saatte kurtardık"
Mersin Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’nda görevli Abdurrahman Özgül ise, "Biz Mersin itfaiyesi olarak 50 can kurtardık, Allah’a şükürler olsun. Onlardan birisi Zeliş ve babası oldu. Bizi en çok mutlu eden zaten Zeliş’in haliydi. Neden derseniz daha önce bir ekip gelmiş, ekipler buranın riskli alan olduğunu müdahale edemeyeceklerini söylemişler. Amirim Davut Yeşilyurt ona döndüm baktım, o da bana baktı. ’Alacağız’ dedi, ’çıkartacağız’ dedi. İşte bu dedik, beraber girdik ve Zeliş’imizi ve babasını kurtardık. Binalar çöküktü. Aşırı derecede, zaman zaman artçılar vuruyordu. Zeliş’i çıkartırken de 10 defa sallandık. Ona rağmen Zelişi’mizi bırakmadık. 4.5 saat uğraştım ama değdi" diyerek yaşadıklarını özetledi.
Özgül ayrıca Zeliha’ya depremde kaybettiği kuşunun yerine bir muhabbet kuşu hediye etti.

Kaynak : İHA
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.04.25 15:02:01
Son Düzenlenme Tarihi :