SON DAKİKA
header-ad

Elmalı esnafından depremzedeye destek

İzmir’de meydana gelen ve 114 vatandaşı hayatını kaybettiği, 107 vatandaşımızın da enkazdan kurtarıldığı deprem sonrasında Türkiye adeta “yardım” konusunda kenetlenirken, İzmirli depremzedelere bir yardım eli de Elmalı’dan ulaştı

    Deprem gerçeği ile bir kez daha yüzyüze geldiğimiz İzmir depreminde kaybettiğimiz 114 canla üzüldük, enkaz altından çıkardığımız 107 vatandaşımızla da sevindik. Arama-kurtarma çalışmalarının sona erdiği İzmir’in Bayraklı ilçesinde 942 uzmanla hasar tespit çalışmaları devam ediyor. Ağır hasarlı, acil ve yıkık bina sayısı 180.
    Devletimiz ilk günden bu yana bir yandan enkaz altında kalanları sağ çıkarıp yaraları sarmaya çalışırken, Antalya merkez ve ilçe belediyeleri gibi Türkiye’nin birçok belediyesi’nden de İzmir’e destek yağıyor.
    İzmir’e bir yardım eli de Elmalı’dan ulaştı. Elmalı Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Hüseyin Aslan’ın girişimiyle esnafların verdiği hiç kullanılmamış battaniye,  çocuk giyim eşyaları ve kuru erzak kolileri gibi temel bazı ihtiyaçlardan oluşan bir midübüs dolusu malzeme İzmir’e gönderildi.
    Başkan Hüseyin Aslan, İzmir’de hayatlarını kaybeden depremzelerin yakınlarına başsağlığı dilerken, yaralananlara ise acil şifa temennisinde bulundu. Başta AKUT olmak üzere  enkaz altında kalanları kurtarmak için canla başla çalışan kurtarma ekiplerine de teşekkür eden Elmalı Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Hüseyin Aslan, “Yüce Yaratan, Türkiye’yi, dünyayı doğal afetlerden korusun” dedi.    

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2020.11.04 10:28:45
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Prof. Dr. Erdal Kukul:" İdrar kaçırma utanılacak bir durum değil"

Üroloji Bölümünden Prof. Dr. Erdal Kukul, yetişkinlerde idrar kaçırma oranının toplumda yüzde 30’u bulduğunu belirterek, "Bu utanılacak bir durum değildir, mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmeli, ona uygun alttaki nedenler ve tedavi süreçleri sağlanmalıdır" dedi.
Memorial Sağlık Grubu ..

Üroloji Bölümünden Prof. Dr. Erdal Kukul, yetişkinlerde idrar kaçırma oranının toplumda yüzde 30’u bulduğunu belirterek, "Bu utanılacak bir durum değildir, mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmeli, ona uygun alttaki nedenler ve tedavi süreçleri sağlanmalıdır" dedi.
Memorial Sağlık Grubu Antalya Hastanesi Üroloji Bölümünden Prof. Dr. Erdal Kukul, idrar kaçağının istem dışı işeme olarak tanımlandığını bildirdi.
İdrar kaçağının birçok nedeni ve tipinin olduğunu belirten Kukul, “Birincisi sıkışma tipi denilen idrar kaçağıdır. İşeme hissiyle birlikte tuvalete yetişemeden idrar kaçırma olarak tanımlayabiliriz. Diğeri ise herhangi bir işeme hissi olmadan, karın içi basıncını atıran, öksürük gülmek eğilip kalkmak gibi hareketlerde oluşan idrar kaçağıdır. Sıkışma tipi idrar kaçırmanın daha çok ilaçla tedavisi yapılırken, stres tipi idrar kaçırmada ise daha çok cerrahi girişimler yapılıyor. İkisinin ortak bir yönü var. Bu tedavilere ek olarak yaşam stilini, yeme içme alışkanlıklarını değiştirmek, kafeinli içeceklerden uzak durmak, egzersizler, kilo kontrolü tedavi şekillerinin sonuçlarını daha da güçlendirmektedir” diye konuştu.

"Görülme oranı yüzde 30"
İdrar kaçırmanın utanılacak bir durum olmadığının altını çizen Kukul, “Olağan bir durum değildir. Hem sağlık hem sosyal bir sorundur ve tedavi edilebilen bir durumdur. Böyle bir şikayet olduğunda hekime başvurulduğunda iyi sonuçlar alınabilir” dedi.
Çocuklarda idrar kaçırmayı gece uykuda olan kaçırmayı bunlardan ayrı tutulduğunu dile getiren Kukul, “O farklı bir tablodur. Gündüz, uyanıkken olan idrar kaçırmaları aynı yetişkinlerdekine benzeyen bazı tablolarda ortaya çıkabilir. Çocuklarda stres tipi idrar kaçırmayı nadir görürüz. Yetişkinlerde ise birçok faktör vardır. Bunların içinde yaşlılık, bazı davranış tedavilerini içeren tabloların oluşumu tetikliyor. Toplumda görülme oranı yüzde 30 seviyelerinde. Özellikle sıkışma tipi idrar kaçırma toplumumuzdaki insanların yüzde 30’unu mağdur etmektedir" ifadelerini kullandı.
"Utanılacak bir durum değil"
Bu durumun bir hastalığın belirtisi olabileceğini ifade eden Kukul, “Bu hastalık daha sonra ortaya çıkabilir. Bir çok şikayetlerle kendini gösterebilir, uzayabilir. Sıkışma tipi idrar kaçırmada hiçbir neden bulunamayabilir. Buna aşırı aktif mesane denir. Bu durum birçok hastalığın belirtisi olabilir. Bu utanılacak bir durum değildir, mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmeli ona uygun altta yatan nedenler bulunmalı ve tedavisel süreçler sağlanmalıdır” dedi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.07.28 12:13:21
Son Düzenlenme Tarihi :





"Bilinçsiz kullanılan kortizonlu göz damlası katarakta neden oluyor"

Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Esra Ayhan Tuzcu, 60 yaşın üzerinden itibaren sık görülen katarakt hastalığı ve tedavisine ilişkin bilgiler aktardı. Özellikle romatizma hastalığı olan veya alerji nedeniyle sistemik kortizon kullanan kişilerin dikkat etmesi gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Esra Ayhan Tuzcu, bu hastalarda erken yaşlarda kataraktın gelişebileceği riskine karşı uyarılarda bulundu.
Katarakta bağlı hastalıkların yavaş ve ağrısız geliştiğini söyleyen OFM Antalya Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tuzcu, "Normalde şeffaf olan doğal göz merceğinin şeffaflığını yitirerek opak-beyazımsı bir görünüm almasına katarakt denir. Lens bulanıklaşıp opaklaştığında, retinaya ulaşan görüntü bulanıklaşır ve görme etkilenir. Katarakt tedavi edilebilir görme kaybının en önemli sebeplerinden biridir. Katarakta bağlı şikayetler yavaş gelişir ve ağrısızdır. Sıklıkla ilk olarak rutin göz muayenesi sırasında teşhis edilir. Kataraktın en sık rahatsızlıkları ağrısız bulanık görme, ışıktan rahatsızlık ve renklerin soluk ya da sarı görülmesidir. Yaşa bağlı kataraktların ekseriyatında hastalığın ilerlemesi yıllar sürebilir. Kişilerde kataraktın nasıl bir hızla ilerleyeceğini önceden kestirmek mümkün değildir" diye konuştu.

Hastaların yüzde 90’ı 60 yaşın üzerinde
Hastalığın genç ve şeker hastalarında hızlı ilerleyebileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Esra Ayhan Tuzcu, normal şartlarda hastalığın yavaş ilerlediğini söyledi. Keskin görmede azalma, renkleri daha cansız görme gibi sorunlar yaşayan Katarakt hastalarının, dünyayı soluk ve bulanık gördüğünü aktardı. Doç. Dr. Esra Ayhan Tuzcu, bilgilendirmelerine şu ifadelerle devam etti:
"Gençlerde ve şeker hastalarında kataraktın ilerleme süreci kısa sürebilir. Şeker hastalığında kataraktın ilerlemesi kan şekeri ile bağlantılıdır. Kan şekeri düzensiz hastalarda daha hızlı katarakt gelişimi olmaktadır. Gençlerde kataraktın en sık nedeni göze alınan travmalardır. Travma sonrası katarakt genelde hızlı bir şekilde ilerler. Katarakt genellikle bir yaşlılık hastalığıdır. Hastaların yüzde 90’ı 60 yaşın üzerindedir. Ancak katarakt her yaş grubunda görülebilir. Örneğin yeni doğan bebeklerde doğuştan katarakt adı verilen bir katarakt türü görülebildiği gibi çocuklarda, gençlerde ve orta yaşlılarda da katarakta rastlanabilir. 50 yaşın altındaki kişilerde görülen kataraktlarda altta yatan bir sebep aranmalıdır. Bu tür kataraktlar kalıtsal olabileceği gibi şeker hastalığı gibi metabolik bozukluklar, travma, geçirilmiş göz ameliyatı ya da göz içi enjeksiyonu, radyasyona maruz kalma, korumasız olarak uzun süre güneş ışığı altında bulunma veya kortizon ve benzeri ilaç kullanımı ile ilişkili olabilir."

"İlaçla tedavi yok, çözüm cerrahi yöntemler"
Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Esra Ayhan Tuzcu, katarakt hastalığının tedavisine ilişkin bilgiler aktardı. Hastalığın tedavisini sağlayacak herhangi bir ilaç olmadığını söyleyen Tuzcu, "Kataraktı iyileştiren veya önleyen hiçbir ilaç veya diyet yoktur. D vitamini kullanımını kataraktı engellememektedir. Ultraviyole ışınlarına karşı koruyucu olması açısından güneş gözlüğü kullanmak kataraktın gelişimini yavaşlatabilir. Katarakt tedavisinin tek yöntemi cerrahi müdahaledir. Kornea, retina ya da optik sinir problemi olmayan hastalarda yüzde 95’in üzerinde katarakt cerrahisi ile görme artışı sağlanır. Katarakt belirtileri hastayı rahatsız etmediği durumlarda ve görme düzeyleri makul seviyelerdeyken müdahale gerekmeyebilir veya bir süre beklenebilir. Katarakt cerrahisi günübirlik cerrahi girişimi olup hastalar çoğu zaman aynı gün taburcu olabilmekte ve kısa sürede günlük aktivitelerine dönebilmektedirler. Hastalar ameliyattan sonra azalan dozlarda 1 ay boyunca damlalar kullanır. Ameliyat sonrasında 1 hafta boyunca göze su değdirmemeli, ameliyatlı göze bastırarak ovalamamalı ve o gözün üstüne yatılmamalı. Ameliyat sonrasında 1 ay boyunca havuz ve denize girilmemeli. Hastaya rutinde kullandığımız monofokal denen tek odaklı mercek kullandığımızda ameliyattan sonra yakın görme için gözlüğe ihtiyaç duyar" diyerek hastalara çözüm yolu gösterdi.

Kaynak : İHA
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.04.11 12:44:31
Son Düzenlenme Tarihi :