Elmalı Belediye Meclisi’nin Ocak ayı toplantısında, üç aydır her mecliste gündeme getirdiği Elmalı Kent Meydanı projesi içinde yeralan rezidans dairelerle ilgili kamuoyunda oluşan rahatsızlığı bir kez daha dile getirdiği konuşması esnasında Belediye Başkanı Halil Öztürk’ün, “Geçtiğimiz dönem hazırlanan Kent Meydanı projesini gördünüz mü ? Ben görmedim“ diyerek kendisine bir soru yönelttiğini, bu soru üzerine de “Gördüm, tek bir daire bile yoktu” cevabını verdiğini kaydeden Ak Parti Büyükşehir ve Elmalı Belediye Meclis Üyesi İsmail Demir, Başkan Öztürk’ün elinde olduğunu iddia ettiği geçtiğimiz döneme ait daireli kent meydanı projesini merak ettiğini ve sabırsızlıkla kamuoyu ile paylaşmasını beklediğini kaydederken, Başkan Halil Öztürk’e fotoğraflarla bir hatırlatmada bulundu.
Geçtiğimiz dönem kendisi ile birlikte Elmalı Belediye Meclisi’nde Kamuran Ünal ve Mehmet Çetin’in yeraldığını hatırlatan Ak Parti Belediye Meclis Üyesi İsmail Demir, yine o dönemde Ak Parti Büyükşehir ve Elmalı Belediye Meclis Üyesi olan Halil Öztürk’ün bulunduğu bir meclis toplantısında, o dönemin belediye başkanı Ümit Öztekin’in mevcut otogar alanına yapılacak proje ile ilgili meclise bir sunum yaptığını hatırlatarak, “Halil Öztürk başkan unutmuş olmalı ki, o dönemde de kent meydanının daireli bir proje olduğunu iddia ediyor. O günkü mecliste konuşulanları hatırlatması amacıyla arşivimden bazı resimleri paylaşıyorum. O günkü sunumu dinleyenler arasında Erdal Altaca vardı, Fatih Özgür, Ahmet Fatih Kaplan, Süleyman Gezeyiş, Halit Akar, İsmail Lök, Ratıp Arıkan, Hıdır Ayhan, Osman Durdemir, Ramazan Adıgüzel ve Salih Arı vardı. Sayın başkan Halil Öztürk o dönemdeki meclis üyelerine, ya da bu dönemde yine meclis üyesi olan Mehmet Çetin’e ve Kamuran Ünal’a sorarak, onların vereceği bilgiler ışığında kendisinin de bulunduğu mecliste sunulan kent meydanı ile ilgili sunumda projenin nasıl olduğunu, daire ya da dairelerin olmadığını hatırlar. Başkan yoğun gündemden dolayı hatırlayamamış olabilir” dedi.
* Erkin ÖZGÜNSÜR
ATSO Başkanı Bahar: "İşletmelerin kira ve finansman maliyetleri düşürülsün"
Mart ayı enflasyon oranlarını değerlendiren ATSO Başkanı Ali Bahar, "Gıda enflasyonu ve kira artışları çalışanların refahını ağırlıkla etkilediği için ücret dengelerinin bozulmasına yol açmakta, istihdam ve üretimi de olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle işletmelerin kira ve finansman maliyetlerinin düşürülmesi, çalışanların kira ve vergi yüklerinin azaltılması hususunda taleplerimizi uzun süredir dile getiriyoruz" dedi.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) mart ayında yüzde 2,29 arttı. Yıllık TÜFE yüzde 50,51’e geriledi. Enflasyon oranlarını değerlendiren Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Ali Bahar, "Maalesef depremin yol açtığı üretim kayıpları, ilave harcama zorunlulukları, kuraklık, konut sorununa bağlı kira artışları, EYT tazminatları gibi finansman yük ve maliyetleri enflasyon baskısının devam etmesine neden olmaktadır" diye konuştu.
Kira ve finansman desteği
Gıda enflasyonu ve kira artışlarının sektöre olumsuz etkileri olduğunu kaydeden Başkan Bahar, "Çalışanlarımızın refahını etkileyen bu sorun ücret dengelerinin de bozulmasına neden oluyor, istihdam ve üretimi de olumsuz yönde etkiliyor" ifadelerini kullandı. Enflasyonla mücadele konusunda refah politikalarının daha güçlü bir biçimde gündeme gelmesi gerektiğinin altını çizen Başkan Bahar, "Bu nedenle işletmelerin kira ve finansman maliyetlerinin düşürülmesi, çalışanların kira ve vergi yüklerinin azaltılması hususunda taleplerimizi uzun süredir dile getiriyoruz" şeklinde konuştu.
"Enflasyon artışı devam ediyor"
Enflasyon artışında mevsimlik ürünler ve enerji haricinde enflasyon göstergelerinde katılık sebebiyle artışların devam ettiğini kaydeden Başkan Bahar, "Tüketici enflasyonunda baz etkisine ve giyim fiyatları indirimlerine, üretici enflasyonunda baz etkisiyle birlikte dünya genelinde ve yurt içinde enerji fiyatlarında geri çekilmeye bağlı düşüş görülmektedir" ifadelerine yer verdi. TÜFE’de aylık enflasyonun eğitimde yüzde 6,30 ile en yüksek kalem olduğunu belirten Başkan Bahar, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yüzde 3,85 artışla lokanta ve otel grubu, yüzde 3,84 artışla gıda ve ayrıca konut ve ev eşyası grupları en fazla katkıyı yapmışlardır. Gıda enflasyonu sebze ve meyve değil, et gibi ürünlere ve işlenmiş ürünlere bağlı olarak artmış, Mart ayında en yüksek artış gösteren ürün yüzde 19,90 ile dana eti olurken, bunu yüzde 15,16 ile şarküteri ürünleri ve diğer et çeşitleri ve yüzde 11,16 ile yumurta izlemiştir."
"Hayvancılık için kalıcı politika üretilmeli"
Yıllık enflasyon oranında baz etkili düşüşün fiyatlarda gerileme anlamına gelmediğini, ancak fiyat artışlarının yavaşladığını dile getiren Başkan Bahar, "Üretici enflasyonu Mart ayında yüzde 0,44 ve yıllık yüzde 62,45 oranında artarken, bu artışın en çok gıda grubundan, daha sonra metal ve diğer inşaat malzemeleri gruplarından kaynaklandığını, enerji indirimlerinin ÜFE’ye olumlu yönde yansıdığı görülmekte" dedi. Enflasyonda kalıcı düşüş için üretim, harcama zorunluluğu, konut sorunu, EYT gibi birçok başlıkta kalıcı çözüm getirilmesi gerektiğini belirten Başkan Bahar, "Ayrıca hayvancılık sektöründe yaşanan yapısal sorunlarda önleyici ve telafi edici politika önlemlerinin daha etkili biçimde sürdürülmesi gereklidir" açıklamasında bulundu.
Kaynak : İHA
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) mart ayında yüzde 2,29 arttı. Yıllık TÜFE yüzde 50,51’e geriledi. Enflasyon oranlarını değerlendiren Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Ali Bahar, "Maalesef depremin yol açtığı üretim kayıpları, ilave harcama zorunlulukları, kuraklık, konut sorununa bağlı kira artışları, EYT tazminatları gibi finansman yük ve maliyetleri enflasyon baskısının devam etmesine neden olmaktadır" diye konuştu.
Kira ve finansman desteği
Gıda enflasyonu ve kira artışlarının sektöre olumsuz etkileri olduğunu kaydeden Başkan Bahar, "Çalışanlarımızın refahını etkileyen bu sorun ücret dengelerinin de bozulmasına neden oluyor, istihdam ve üretimi de olumsuz yönde etkiliyor" ifadelerini kullandı. Enflasyonla mücadele konusunda refah politikalarının daha güçlü bir biçimde gündeme gelmesi gerektiğinin altını çizen Başkan Bahar, "Bu nedenle işletmelerin kira ve finansman maliyetlerinin düşürülmesi, çalışanların kira ve vergi yüklerinin azaltılması hususunda taleplerimizi uzun süredir dile getiriyoruz" şeklinde konuştu.
"Enflasyon artışı devam ediyor"
Enflasyon artışında mevsimlik ürünler ve enerji haricinde enflasyon göstergelerinde katılık sebebiyle artışların devam ettiğini kaydeden Başkan Bahar, "Tüketici enflasyonunda baz etkisine ve giyim fiyatları indirimlerine, üretici enflasyonunda baz etkisiyle birlikte dünya genelinde ve yurt içinde enerji fiyatlarında geri çekilmeye bağlı düşüş görülmektedir" ifadelerine yer verdi. TÜFE’de aylık enflasyonun eğitimde yüzde 6,30 ile en yüksek kalem olduğunu belirten Başkan Bahar, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yüzde 3,85 artışla lokanta ve otel grubu, yüzde 3,84 artışla gıda ve ayrıca konut ve ev eşyası grupları en fazla katkıyı yapmışlardır. Gıda enflasyonu sebze ve meyve değil, et gibi ürünlere ve işlenmiş ürünlere bağlı olarak artmış, Mart ayında en yüksek artış gösteren ürün yüzde 19,90 ile dana eti olurken, bunu yüzde 15,16 ile şarküteri ürünleri ve diğer et çeşitleri ve yüzde 11,16 ile yumurta izlemiştir."
"Hayvancılık için kalıcı politika üretilmeli"
Yıllık enflasyon oranında baz etkili düşüşün fiyatlarda gerileme anlamına gelmediğini, ancak fiyat artışlarının yavaşladığını dile getiren Başkan Bahar, "Üretici enflasyonu Mart ayında yüzde 0,44 ve yıllık yüzde 62,45 oranında artarken, bu artışın en çok gıda grubundan, daha sonra metal ve diğer inşaat malzemeleri gruplarından kaynaklandığını, enerji indirimlerinin ÜFE’ye olumlu yönde yansıdığı görülmekte" dedi. Enflasyonda kalıcı düşüş için üretim, harcama zorunluluğu, konut sorunu, EYT gibi birçok başlıkta kalıcı çözüm getirilmesi gerektiğini belirten Başkan Bahar, "Ayrıca hayvancılık sektöründe yaşanan yapısal sorunlarda önleyici ve telafi edici politika önlemlerinin daha etkili biçimde sürdürülmesi gereklidir" açıklamasında bulundu.
Kaynak : İHA
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.04.04 16:19:15
Son Düzenlenme Tarihi :
BAHAR : “DEVLET ELLERİNİ BU SEKTÖRÜN OMUZUNA KOYMALI”
ATSO Başkanı Ali Bahar, ATSO 48. Grup Eğitim Faaliyetleri Meslek Komitesi'nde yer alan rehabilitasyon merkezi temsilcileriyle bir araya geldi.
Bahar, “Devletimizin tüm yetkililerine sesleniyoruz, onların ellerini bu sektörün omuzlarına koymasının ne kadar önemli olduğunu düşünüyoruz, bu özel çocuklarımızın istihdama kazandırılması için yenilikçi bir politikaya ihtiyaç var” dedi.
Disleksi Öğrenme Güçlüğü Derneği İl Temsilcisi, Sosyal Hizmet Uzmanı İmre Karataş, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin Küçük Orta Boy İşletmeler olarak tanımlanmalarına rağmen, KOBİ’lerin yararlandığı SGK ve Uygun fiyatlı krediler gibi destek ve teşviklerden faydalanamadıklarını ifade etti.
İmre Karataş, “Bizler devletten ödenek alıyoruz. Artışlarımız var. Maalesef %29,98 gibi bir artışımız oldu. Kiralarımız %100, diğer giderlerimiz de %100 artmışken29,98'lik bir artış ne yazık ki bizleri son derece zor duruma sokacak. Burada en büyük zararı da maalesef personelimiz görecek. Ki bunların bir çoğu eğitim personeli. Devlet çalışanı olsalardı belki de şuanda aldıkları ücretin 2-3 katını alacaklardı. Sonuç itibariyle personelimiz mutsuz.
Tanım itibariyle küçük orta boy işletmeleriz ancak kobilerin yararlandığı destek ve teşviklerden yararlanamıyoruz. Bunun gerekçesi olarak devlet bize diyor ki ben zaten size bu ödemeyi yapıyorum. Biz devletin üzerinden çok ciddi bir yükü alıyoruz. Devlet bu hizmeti kendisi verse bizim ürettiğimizin 4-5 misli pahalıya mal edecek. Biz devlete bu desteği sunuyoruz, devlet bize destek veriyor ama KOBi olarak bizi nitelendirse de destek ve teşviklerinden yararlandırmıyor. SGK desteği gibi, uygun faizli krediler gibi.” dedi.
BAHAR : “DEVLET ELLERİNİ BU SEKTÖRÜN OMZUNA KOYMALI”
Bu eğitim kurumlarının KOBİ olarak nitelendirilmesine rağmen KOBİ’lere sunulan avantajlardan yararlanamadıkları için adaletsiz bir durumla karşı karşıya kaldıklarını belirten ATSO Başkanı Ali Bahar, “ Gerçekten sektör büyük bir erozyona uğramış. Biz buradan devletimizin tüm yetkililerine sesleniyoruz. Özel eğitim kursları ve rehabilitasyon merkezlerimizin yardıma ihtiyacını çok net bir şekilde görüyoruz. Eğitiminde kalitesizleşebileceğini sektör erozyona uğrayınca bunu da görüyoruz. Kendileri KOBİ tanımına girse bile KOBİ’lere tanınan hiç bir haktan yararlanamıyorlar.
Neden, çünkü siz devletten destek alıyorsunuz ve KOBi olanaklarından yararlanamazsınız gibi bir şeyle karşılaşıyorlar. Bunun da büyük bir adaletsizlik olduğunu düşünüyoruz. Bugün devlette bir maaş neredeyse 20-25 bin lira iken, bu merkezlerimiz yaşadıkları bu sıkıntılardan, ücretlendirme politikasından dolayı asgari ücretle öğretmen çalıştırmak zorunda kalıyorlar. Bu konuda istihdam yaratamıyorlar. personel bulamıyorlar. Bulamayınca da istikrarlı, sürdürülebilir, kaliteli eğitim verme şansları da olamıyor.
Yapıla bir araştırma var. Buda çok kayda değer bir araştırma. Yapılan bir araştırmada eğer devlet bu özel çocuklarımızı eğitime tabi tutsa bugün ödenen ücretin 7 kat daha fazlası bir ödeme yapmak durumunda.
Devletimize seslenmek istiyoruz. Sektörün bir umutsuzluğu var ve bunu görüyoruz. Devletimizde elbette bunu planlayarak düşünerek yapmıştır ancak sektörde böyle bir feryat var. Bizde buradan devletimizin tüm yetkililerine sesleniyoruz onların o ellerini bu sektörün omuzlarına koymasının çok önemli olduğunu düşünüyoruz ve bu özel çocuklarımızın da istihdama kazandırılması konusunda da yenilikçi bir politikaya ihtiyaç var” dedi.
* ABDÜLTALİP GÜNGÖR





