Karayolları 13 Bölge Müdürlüğü Bölge Hudutları Dâhilindeki İşyerlerinde 2022 Yılı Yazıcı Bakım Onarım ve Sayfa Başı Baskı İşi (75 Adet yazıcının ve 2 adet Plotter yazıcının parça dâhil bakım-onarımı, kurulumu, yazılım güncellemeleri, periyodik değişim parçaları ve tonerlerinin değişimi, işletme hiz. sağlanması, kullanıcılara tek. destek verilmesi hizmetlerinin yapılması) hizmet alımı 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 19 uncu maddesine göre açık ihale usulü ile ihale edilecek olup, teklifler sadece elektronik ortamda EKAP üzerinden alınacaktır.
Basın İlan Kurumu’nun ilan portalı ilan.gov.tr’de yer alan ilana göre İhale 27.01.2022 - 10:00'da Karayolları 13.Bölge Müdürlüğü İhale Salonu Gazi Bulvarı Fabrikalar Mah. 07090 ANTALYA adresinde yapılacaktır. * Detaylar için TIKLAYIN
Uysal : Sonuna kadar mücadele edeceğim
CHP Antalya Büyükşehir Belediye Başkan aday adayı Ümit Uysal, aday adaylığı başvurusunda kendisini yalnız bırakmayan partililere seslendi : Sonuna kadar mücadele edeceğim
Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, 31 Mart 2019 tarihinde yapılacak yerel seçimler için partisinden resmen Antalya Büyükşehir Belediye Başkan aday adayı oldu. Başvuru dilekçesini İl Başkanına teslim eden Ümit Uysal’ı ailesi, arkadaşları, partililer yalnız bırakmadılar. Adeta açık hava mitingine dönen başvurusunda kendisini yalnız bırakmayan Antalyalılara seslenen Muratpaşa Belediye Başkanı, CHP Antalya Büyükşehir Belediye Başkan aday adayı Ümit Uysal’ın konuşmasındaki bazı mesajlar dikkat çekiciydi. Uysal, “Milletim böyle talep ediyorsa, parti tabanım böyle talep ediyorsa, sivil toplum kuruluşları, komşularım böyle talep ediyorsa, bizimle oluyorsa canım feda. Sonuna kadar mücadele edeceğim. Sonuna kadar mücadele edeceğim ve hep birlikte kazanacağız. Antalya'yı hep birlikte şaha kaldıracağız” dedi.
“Bu meydanda ülkesinin ve şehrinin geleceğinin daha iyi olması için, çocuklarının geleceğinin daha iyi olması için yerinde duramamış bugün burada olmak istemiş bu ruhu paylaşmak istemiş insanlarımız… Hepiniz hoş geldiniz” diyerek coşkulu kalabalığı selamlayan Muratpaşa Belediye Başkanı, CHP Antalya Büyükşehir Belediye Başkan aday adayı Ümit Uysal konuşmasına şöyle devam etti:
“Sizleri böyle görmekten, yüksek bir ruhla, yüksek bir enerjiyle ben de şehrimin daha iyi olmasını istiyorum. 'Ben, ülkemin daha iyi olmasını istiyorum. Ben, çocuklarıma daha iyi bir gelecek sunmak istiyorum' diyen yaklaşımınızla bizler hep beraber olduğumuz sürece, iyi ve idealist insanlar birarada olduğumuz sürece gerçekten geleceğe olan inancım pekişiyor, artıyor, gönlüm zenginleşiyor. Sizleri gördüğüm zaman, ki her birinizi ayrı ayrı tanıyorum, kendimde büyük bir enerji, büyük bir güç hisse-diyorum. Hoş geldiniz sefalar getirdiniz. Ayaklarınıza, yüreğinize sağlık.”
Başkan Uysal, böylesi bir dönemde 'enseyi karartmamak, umutsuzluğa düşmemek' adına bazı durumların altının çizilmesi gerektiğine işaret ederek şunları söyledi:
“Devlet yapısı, maalesef, otoriterleşip merkeziyetçileşti. Türkiye'nin ekonomik durumu da iyi değil. Dünya elektronik, teknolojik, son model şeyler üretip yüksek katma değer üretirken biz geleneksel yöntemlerle mobilya üreterek, mermer ham maddesi satarak durumu idare etmeye çalışıyoruz. Ama olmuyor. Köprümüz yolumuz çok, onu yapandan da Yüce Yaratan razı olsun, ama karnımız aç, çocuklarımız işsiz.”
“Bunları siyaset yapmak adına dillendirmiyorum” diyen Muratpaşa Belediye Başkanı, CHP Antalya Büyükşehir Belediye Başkan aday adayı Uysal, her Çarşamba belediye fuayesinde düzenlendiği randevusuz görüşme saatinde gencecik, işsiz insanlarla karşılaştığını belirtti. Bunlarının bir çoğunun da üniversite mezunu gençler olduğunu kaydeden Başkan Uysal, “Biz gencecik, üniversite mezunu çocuklarımıza iş veremiyoruz. Onurlu bir yaşam bahşedemiyoruz. Bununla birlikte eğitimde, adalette ve Antalya'yı birinci elden ilgilendiren tarım ve turizmde sektörlerinde büyük sıkıntılar yaşanmakta. Böyle birşeyi kabul etmiyorum. Ülkemde yüksek bir ekonomi, yüksek bir medeniyet kurabiliriz. O zeka, o organizasyon yeteneği, o enerji bizde var. Yeter ki doğru yönetim modelini ortaya koyalım” diye devam ederek, “Türkiye'nin bu sıkıntıları yaşadığı bir dönemde Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı seçildiğim gün çözüm projelerini uygulamaya geçireceğiz. Muratpaşa Belediyesi'nde hayata geçirdiğimiz projelerle bu konularda yol aldık Muratpaşa Belediyesi olarak dünyanın dört bir yanındaki turizm fuarlarına katılıp Kaleiçi'nin tanıtımını gerçekleştirdik, 3'üncü Kaleiçi OldTown Festivali sona erdi. Ermenek Mahallesi'nde gelecek ay aynı zamanda uygulamalı eğitimlerin de verileceği yüksek teknolojili örnek sera uygulamasını hayata geçireceğiz. Azmetmek gerekir, mücadele etmek gerekir. Yaptığımız her şeyin, söylediğimiz her şeyin karınca kararınca Muratpaşa'da uygulaması vardır. Büyükşehir Belediye Başkanlığına geldiğimizde Antalya'mızın ekmeğini büyütmek, pastasını büyütmek için Antalya'mızı şaha kaldırmak için ne gerekiyorsa yapacağız. Sadece bununla da yetinmeyeceğiz. Engellilerimiz, eve hapsolan yaşlılarımız, evinden çıkamayan mağdurlarımız, şiddete uğrayan kadınlarımız, parası olmadığı için üniversiteye hazırlanamayan gençlerimiz bütün bunlar bizim himayemizde olacak. İşte Muratpaşa'da örneği var. Bütün ilçelerimize yayacağız. 19 ilçemize 911 mahallemize yayacağız. 19 ilçemize 911 mahallemize Muratpaşa'da ne yapıyorsak hepsini yayacağız. Bütün şehrimizin topyekun standardını yükselteceğiz.”
Şehir kimliğini güçlendirmeye ihtiyaç olduğunu belirten Başkan Uysal konuşmasının devamında şunları söyledi:
“Bütün milli bayramlarımızı, dini günlerimizi, bütün özel günlerimizi, bütün hassasiyetlerimizi bir şehir, ortak ruh içinde, ortak kültür içinde kutlamaya, insanlarımızı birbirine yaklaştırmaya devam edeceğiz. İnsanlarımızı sevgiyi, saygıyı, komşuluğu yaşar hale getirmek için Muratpaşa'da ne yaptıysak bir fazla azimle mücadele edeceğiz. Tüm bunları gerçekleştirirken 'adalet' kavramına dikkat edeceğiz. Devlette, kamu yönetiminde, yerel yönetimlerde ne yaparsanız yapın adaletli değilseniz çok büyük eksiktir. Hizmetlerimizi bir telefon mesafede bütün insanlarımıza hizmet götürdüysek 19 ilçemizde 911 mahallemize de eşit ve adil bir şekilde hizmet götüreceğiz. Bunun da sözünü buradan veriyorum. Bütün Antalya'mızla hem hal olacağız. Antalya'mızla bütünleşeceğiz. Asla Kaf Dağının arkasına saklanmayacağız. Asla milletini parasını milletini ihtiyacı olmayan işlere harcamayacağız. Asla çılgın savurganlıklara EX-PO rezaletine meydan vermeyeceğiz. Milletin her kuruşunun kendi kuruşumuz bileceğiz ve ona göre harcayacağız.”
Kendisinin Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı gündeme geldiğinde Muratpaşa sakinlerinin 'İyiydik niye Büyükşehir'e talip oyuyor-sun? Burada kaynaştık seçimde, sonrasında sorun yok. Niye?' diye sorduğunu belirterek konuşmasını sürdüren Başkan Uysal, şunları söyledi:
“Muratpaşa'da görev yapıyorsanız daha üst görevlere isminiz geçmemesi imkansız. Ben mutedil bir şekilde işime gücüme baktım. Ancak Eylül ayından itibaren insanımızda büyük bir talep yükseldi. Her köşe başında, sosyal medya da büyükşehirde görev yapmama talep edildi. Önce üzerinde durmadım. Sonra anketleri gördüm. Kendi yaptırdığım ve değişik yapılarının, kuruluşların yaptırdığı 2 ankette, giderek açılan bir farkla değişim talep edenler içinde en ön pozisyonda aday olduğumu gördüm. Bundan hiç bir tereddüt duymayacağım şekilde sağlıklı, düzgün, bilimsel ölçümlerdi. Bu tablo karşısında 'Memleketimiz söz konusu. Şehrimiz söz konusu' diyerek sorumluluk almaya karar verdim. Riskse risk, neyse neyse, milletim böyle talep ediyorsa, parti tabanım böyle talep ediyorsa, sivil toplum kuruluşları, komşularım böyle talep ediyorsa, bizimle oluyorsa canım feda. Sonuna kadar mücadele edeceğim. Sonuna kadar mücadele edeceğim ve hep birlikte kaza-nacağız. Antalya'yı hep birlikte şaha kaldıracağız. Biz göreve geldiğimizde bütün iyi insanlar göreve gelmiş olacak. Bütün temiz iyi niyetli, çocuğunun geleceğin düşünen değişim talep eden bütün insanlar göreve gelmiş olacak. Muratpaşalılar, Kepezliler, Konyaaltılılar, Aksulular, Döşemealtılılar, Kemerliler, Kumlucalılar, Finikeliler,Kaşlılar, Elmalılar, Korkutelililer göreve gelmiş olacak. Biz göreve gel-diğimizde, Serikliler, Manavgatlılar, Alanyalılar, Gazipaşalılar, İbradılılar, Aksekililer, Gündoğmuşlular göreve gelmiş olacak. İdealist çocuğunun kentinin geleceğin düşünen bütün insanlar göreve gelmiş olacak. Kimsesizler, selama muhtaç olanlar iktidara gelmiş olacak. Yoksullar, yaşlılar, evinden çıkamayanlar, engelliler, üniversiteye hazırlanamayan gençler iktidara gelmiş olacak. Biz iktidara geldiğimizde bütün Antalya, Toroslar Akdeniz iktidar gelmiş olacak. Millet iktidara gelmiş olacak.”
Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2018.10.16 10:35:28
Son Düzenlenme Tarihi :
“İlkemiz önce ülkemiz”
Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi ve Türk Büro-Sen Antalya Şube Başkanı Hasan Yılmaz Danabaşoğulları, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü münasebetiyle yapmış olduğu basın açıklaması.
“İlkemiz önce ülkemiz” parolasıyla, devletimizin birliği ve bütünlüğü; milletimizin kardeşlik, huzur ve mutluluğunu daim kılmak için “Türkiye sevdamız, ekmek için kavgamız” diyerek kamu görevlilerimizin hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi amacındayız.
Başta memurlarımız olmak üzere bu ülkenin işçileri, işsizleri, emeklileri, yoksulları, kadınları ve gençleri için mücadele vermekteyiz. Türk milleti olarak barış içinde, özgürce yaşamak için, demokrasi için, ekmek için, daha güzel bir dünyada, insan onuruna yaraşır bir hayat için bu birlikteliği oluşturduk. En temel insani ve demokratik haklarımız için, sosyal adalet ve eşitlik için eylemler gerçekleştiriyoruz. Türkiye Kamu-Sen olarak mücadelemizin, Devletimizin kuruluş felsefesine uygun bir biçimde, muasır medeniyet seviyesine ulaşmak için olduğunu özellikle vurgulamak isteriz.
Bizler, emeğin en yüce değer, ekmek kavgasının kutsal olduğuna inanır, alın terini akıtıp, evine ekmek götürme telaşında olan çalışanlarımızın, hak ettiği saygıyı görmesi ve emeğinin karşılığını alması için mücadele yürütürüz. Bu doğrultuda sesimizin daha gür çıkması, sorunlarımızın gündeme getirilmesi ve çözüm yollarının bulunması konusunda 1 Mayıs’ın bizler için taşıdığı anlam ve değer son derece büyüktür.
Ülkenin toplam gelirinden herkesin adil miktarda pay alamaması gelir dağılımının bozulmasına, haksızlığa ve yersiz zenginleşmeye neden olmaktadır. Haksız kazanç ve yersiz zenginleşmenin sonucunda; açlık ve yoksulluk tehlikesiyle baş başa kalan ve çalıştığı halde geçimini sağlayamayan bir toplum ortaya çıkar. Hiçbirimiz çalıştığı, çabaladığı halde yoksul olmak istemeyiz. Kimsenin emeğinin heba olmasına göz yumamayız.
Bu noktada ortak çıkarlarımızı korumak için bir araya gelerek, güç birliği yapmamız zorunlu hale gelir. Biz; sendikacılığı maaş pazarlığından çok, kamu çalışanlarının bütün haklarının korunup geliştirilmesi için daha geniş yelpazede mücadele etmenin bir aracı olarak görüyoruz. 1 Mayıs’ın emeğinden başka sermayesi olmayan çalışan, işsiz, yoksul, esnaf ve ev hanımlarının seslerini yükselttiği ve güç birliği yaptığı gün olması gerektiğine inanıyoruz.
Ülkemizi gerginliğe sürükleyerek, memurun, işçinin, emeklinin sorunlarını hasıraltı etme, gündemi saptırma amacı güdenler, çalışanlara ve sendikacılığa en büyük darbeyi vurmaktadır. 1 Mayıs’ı devletle hesaplaşmaya çevirmek, çalışanların örgütlü mücadelesini zayıflatarak, küresel saldırılar karşısında bizleri çaresiz bırakmak isteyenler bulunmaktadır. Gündemi çalışan sorunlarından saptırıp, bölücülüğün mihmandarlığını yapmaya soyunanlar vardır. Türkiye Kamu-Sen olarak 1 Mayıs’ın bölücülerin ve devletimizle hesaplaşma hayalinde olanların çirkin emellerine alet olmasına müsaade etmeyeceğiz.
1 Mayıs, bir hesaplaşma günü değil, çalışanların sorunlarının gündeme taşındığı ve çözümlerin arandığı gün olmalıdır. 1 Mayıs’ın, gerginliklerin yaşandığı bir gün olmaktan çıkarılıp, adına yakışır bir bayram havası içinde kutlanan, daha uzun bir zamana yayılan, tüm çalışanların sorunlarının gündeme taşındığı ve çözüme kavuşturulduğu bir süreç olmasını arzu etmekteyiz. Ancak bu şekilde 1 Mayıs tüm çalışanlar açısından daha anlamlı hale gelebilir, tüm sendikalar asgari müştereklerde, fikir birliği sağlayabilir.
Bununla birlikte son yıllarda yaşanan ekonomik gelişmeler ve uygulanan istihdam politikaları çalışma hayatının mevcut sorunlarının giderek derinleşmesine neden olmaktadır. Güvencesiz ve esnek çalışma yaygınlaşmakta, yaklaşık her iki çalışandan biri, sosyal güvenceden ve sosyal korumadan faydalanamadan, kayıt dışı olarak istihdam edilmektedir. İş kazaları ve meslek hastalıkları her geçen gün artmakta, memur ve emekli maaşları hayat pahalılığına yenik düşmektedir. Her ne kadar sorunların çözümü için bir takım adımlar atılmış olsa da özellikle memurlarımız temel konularda kalıcı çözümler beklemektedir.
Bilhassa pandemi ile birlikte bütün dünyada artan enflasyon gerçeğiyle yüz yüze kalmış bulunmaktayız. Memur ve emeklilerimizin maaşları, hayat pahalılığı karşısında sürekli erimekte, alım gücü düşmektedir. Uzun zamandan beri memur ve emeklilerimize hedeflenen enflasyon rakamlarına göre zam yapılmakta ama hedefler tutmadığı için yıl içinde memur maaşları enflasyon karşısında erimektedir. Dönem sonlarında ödenen enflasyon farklarıyla geriye dönük olarak telafi sağlanmakta bu da maaşların enflasyon karşısında sürekli erimesi sonucunu doğurmaktadır. En düşük dereceli memur maaşı asgari ücret düzeyine kadar gerilemiş, yoksulluk sınırı ortalama memur maaşının 3 katına ulaşmıştır. Bu gerçekler ışığında enflasyon farkının maaşlara aylık olarak yansıtılması ve kamu çalışanlarımıza seyyanen ek zam yapılarak kayıplarının karşılanması zorunlu hale gelmiştir.
Yakın bir zamanda yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri nedeniyle siyasi partiler ve adaylar çeşitli toplum kesimleri için vaatlerde bulunmakta, hükümetimiz toplumun geniş kesimlerine yönelik birtakım teşvik, iyileştirme ve zam kararları almaktadır. Bu süreçte gözardı edilen kesim, sayıları aileleriyle birlikte 25 milyonu bulan memur ve emeklilerimiz olmuştur. Asgari ücretli, işçi, çiftçi, dar ve sabit gelirli, esnaf, şirket sahibi ve iş dünyasına ilişkin müjdeler verilirken memurlarımız da ek zam müjdesi beklemektedir.
“İnsan onuruna yaraşır iş” herkesin hakkıdır. İstihdamın korunması, geliştirilmesi ve işsizliğin önlenmesi, güvenli bir gelecek, huzurlu bir toplum oluşturulmasının olmazsa olmazıdır. Türkiye Kamu-Sen olarak 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Gününde insan onuruna yaraşır bir yaşam, adil bir gelir dağılımı, güvenceli bir çalışma hayatı istiyoruz.
Esnek, güvencesiz, sözleşmeli personel istihdamına ve asıl işin taşeronlara yaptırılmasına karşıyız. Sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesi, yüz binlerce çalışanımızın beklentilerinin karşılanması bakımından olumlu bir gelişme olarak Türkiye Kamu-Sen’in yıllardır dile getirdiği güvenceli istihdam konusunda ne denli haklı olduğunun yetkililerimiz nezdinde de kabul edilmesi anlamına gelmektedir. Ancak sözleşmeli personel istihdamına son verilmemiş olması, aynı yanlışta ısrar edilmesi, önümüzdeki dönemde de sorunların katlanarak gündeme geleceğini göstermektedir. Bu nedenle sözleşmeli ve güvencesiz istihdamın kamu personel rejiminden tamamen çıkarılması en doğru yaklaşım olacaktır.
Bu çerçevede 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde;
1. Memurlarımıza ek zam ve refah payı verilerek alım güçlerinin yükseltilmesi,
2. Enflasyon farkının, ortaya çıktığı ay itibarı ile ödenmesi,
3. Sözleşmeli ve güvencesiz çalışmanın bütünüyle kaldırılarak tüm kamu çalışanlarının güvenceli ve kadrolu biçimde istihdam edilmesi,
4. 1. Dereceye gelmiş bütün kamu personelinin ek gösterge rakamlarının 3600’e yükseltilmesi,
5. Memurlarımıza da dini bayramlarda ikramiye verilmesi,
6. Tüm ek ödemelerin emekliliğe sayılması ve emeklilikteki ayrımın kalkması,
7. Günün şartlarına uygun olarak sosyal yardımlar, ek ders, nöbet ücreti, fazla mesai gibi ödemelerin artırılması, kira, giyim, yemek yardımı gibi yeni sosyal yardım kalemlerinin oluşturulması,
8. Yardımcı hizmetler sınıfı personelinin genel idare hizmetleri sınıfına geçirilmesi,
9. Deprem bölgesinde görev yapan kamu çalışanlarının barınma ihtiyacı başta olmak üzere ekonomik, sosyal ve psikolojik olarak desteklenmesi,
10. Memur maaş sisteminin sadeleştirilerek tüm memurların yürüttüğü kamu hizmetinin gerektirdiği niteliklere uygun bir maaş almalarının sağlanması,
11. Kamuda mülakat uygulamasının bir an önce kaldırılarak liyakat ilkesinin tam anlamıyla hayata geçirilmesi,
12. 4/C’li iken 4/B’ye geçen kamu çalışanlarının eğitim durumlarına uygun kadrolara atamalarının yapılması,
13. Kamu çalışanlarına şiddetin son bulması için gerekli tedbirlerin alınması,
14. 4688 sayılı Kanunun revize edilerek toplu sözleşme sisteminin katılımcı ve sonuç alıcı bir hale gelmesi için imza ve itiraz yetkilerinin toplu sözleşmeye katılan tüm konfederasyon ve sendika temsilcileri lehine genişletilmesi,
15. 657 sayılı Kanunun revize edilerek günün şartlarına uygun hale getirilmesi, kamu görevlilerimizin yetkililerden acil olarak çözülmesini beklediği konuların başında gelmektedir.
Herkesin; toplumun tüm bireylerinin insan onuruna yaraşır bir hayat sürmesi için çaba sarf etme, ülkemizde adaletin tesis edilmesi için yaşanan olumsuzlukları dile getirme ve daima daha güzeli arama zorunluluğu vardır. Bu davranış, bizim inancımızın da temel bir değeridir.
İşçisiyle, memuruyla, işsizi ve emeklisiyle hep birlikte büyümesine katkıda bulunduğumuz milli gelirin adilce paylaşılması, sosyal devlet ilkesinin hayata geçirilmesi ancak hak mücadelesine omuz veren bireyler ve kurumların çoğalmasıyla mümkün olacaktır.
Türkiye Kamu-Sen olarak biz,
• Huzurlu ve insan onuruna yaraşır bir yaşam istiyoruz.
• Yıllardır haksızlığa uğrayan memurlarımıza, itibarlarının iade edilmesini istiyoruz.
• Esnek ve güvencesiz istihdam modellerinin kaldırılmasını, tüm kamu görevlilerinin kadrolu, aile birliğinin teminat altına alındığı güvenceli bir istihdam sisteminde tek çatı altına toplanmasını istiyor, Devletin memuruna sıfat olarak harfler ve rakamlar değil, sadece Devletin kadrolu memuru sıfatı yakışır diyoruz.
• Enflasyon kadar zam çıkmazından kurtulmak istiyoruz.
• Nimette de külfette de adalet istiyoruz. Büyümeden pay istiyoruz. Adil bir gelir dağılımı istiyoruz.
• Ailesinin insanca yaşamasına yetecek düzeyde ücret alan kamu çalışanı görmek istiyoruz.
• Kamu görevlileri ile birlikte tüm çalışanların örgütlenme, toplu sözleşme ve grev haklarını özgürce kullanabildiği bir ülke istiyoruz.
• Şeffaf ve adil bir yönetim istiyoruz.
• Çalışma barışını sağlamış, yönetime katılma hakkı olan çalışanlar görmek istiyoruz.
• Geleceğe güvenle bakan, birbirine saygılı, mutlu, müreffeh, muasır medeniyet seviyesinin de üzerine çıkmış bir toplum istiyoruz.
Biliyoruz ki, birliğimizi ve beraberliğimizi yenecek hiçbir güç yoktur. Bizler birlik oldukça, hiçbir güç, bizleri yok sayamayacak, haklarımızı geriletemeyecektir. Hak aramak kutsal bir mücadeledir. Bizler bu mücadeleyi yalnızca bir alanda değil; her alanda, her platformda veriyoruz. Türkiye Kamu-Sen çatısı altında oluşan bu birlikteliğin verdiği güç ve mücadele azmimiz sürdükçe bizleri zayıflatmaya, kardeşi kardeşe kırdırmaya çalışanlar asla bu emellerine ulaşamayacaktır.
Türkiye Kamu-Sen’in mücadele ruhu çalışanlarımızı mutlu, Türk milletini ve Türkiye Cumhuriyeti Devletini, bir ve bütün olarak ilelebet payidar kılacaktır. Çalışanlarımız emeğinin, alın terinin ve yüreğinin gücünün farkına vardığında yarınlar daha güzel olacaktır.
Bu duygular içinde “Bir arada kardeşçe, daha çok çalışacağız, daha çok üreteceğiz, haklarımızı elde edebilmek için daha güçlü bir mücadele vereceğiz. Bu birliktelik, bizleri 21. yüzyılı Türk Asrı yapmak noktasındaki hedefimize ulaştıracaktır.” diyor; tüm çalışanlarımızın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutluyoruz.

