SON DAKİKA

Tütüncü’den Milletvekili Aydın’a: Gelmeseydiniz bu makas kesmezdi

Kepez Belediyesi’nin DokumaPark’ta yaptığı Botanik Bahçe’nin açılışına Ak Parti Antalya Milletvekili İbrahim Aydın’da katıldı. Tören alanına özel ya da makam araçlarıyla önde motorlu zabıta eskortu ile gelen davetliler arasında yeralan vekil Aydın, yaptığı konuşmada Hakan Tütüncü ile bürokrat olduğu dönemden bu yana beraber çalıştıklarını kaydederek, “Başkanımız beni her aradığında bir buluşalım, şöyle bir konumuz var” dediğini belirtti ve ekledi: “Başkan artık beni filan yerde açılışımız var " diye arıyor.”

Kepez’de hep en’lerin yaşandığını kaydeden Ak Parti Antalya Milletvekili İbrahim Aydın, DokumaPark’ta çok güzel işlerin yapıldığını, yapılan bu işlerden birinin de hizmete açılan botanik bahçe olduğunu söyledi. Demir, dünyada artık şehirlerin botanik bahçeleriyle anıldığını da hatırlattı.  Demir’in övgüleri ile mutlu olan Başkan Hakan Tütüncü, memnuniyetini de Botanik Bahçe’nin gezildiği esnada  Vekil Aydın’a, “Gelmeseydiniz, bu makas (kurdelayı) kesmezdi” cümlesiyle gösterdi.   * Erkin ÖZGÜNSÜR

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2021.11.15 19:35:43
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






15 milyon gül yaprağından çıkıyor, litresi 10 bin euroya kadar alcı buluyor

Güller, göller, diyarı olarak anılan Burdur’da az bilinse de nesillerdir yapılan gül yetiştiriciliği birçok ailenin geçim kaynağı. Hasat zamanına kadar gözü gibi baktıkları gülleri toplayıp suyunu ve yağını çıkaran yetiştiriciler bunları ilaç ve kozmetik alanında kullanıma sunuyorlar. İklim şartlarından dolayı eskiye nazaran daha az verim alınsa da gül yetiştiriciliğinin ata mesleği olmasından dolayı devam ettiriyorlar. 15 milyon gül yaprağına tekabül eden 4 ton gülden çıkan 1 litre gül yağı geçtiğimiz yıl 10 bin euroya kadar alıcı bulmuştu.
Burdur’un Ağlasun İlçesinde gül yetiştiriciliği ve gül yağı işletmeciliği yapan Ertaş Ailesi de bunlardan biri. Dedelerinden kalma mesleği 3 nesildir devam ettiren aile hem kendi bahçelerine diktikleri, hem de köylülerden aldıkları gülleri yine dedelerinden kalma kendi fabrikalarında işleyerek geçimlerini sürdürüyorlar.
Ağlasun’da hem gül yetiştiriciliği yapan hem de bölgedeki gülleri fabrikasında işleyen Ziraat Mühendisi Sefa Ertaş; “Gül yağı fabrikamız var. Aynı zamanda bölgede gül üretimi yapıyoruz. Yaklaşık 500 dönüme yakın gül bahçemiz var. Isparta gülü üretiyoruz. Gülümüz diktikten itibaren bir yıl içerisinde hasat yapmaya hazır hale geliyor. Mayıs ayında hasadımız başlar, haziran ayında biter. Bir aylık bir toplanma süreci olur. Bu bir ay içerisinde her gün gül toplarız. Bu gülleri hem kendi bahçelerimizden toplayıp hem de köylü halkımızdan alarak kendi gül yağı fabrikamızda işleriz. Bu güller Burdur ve Isparta’da yetişiyor sadece. Bunun nedeni de bölgenin iklim şartlarından kaynaklanıyor. Türkiye’nin her yerinde bu gül yetiştirilebilir ancak kaliteli yağ ve kaliteli gül suyu, gül mayası gibi ürünleri alabilmemiz için bu bölgenin iklim şartları daha uygundur” açıklamasında bulundu.

Gülü seven dikenine katlanır
Gül üreticisi Fatma Kazan ise gül yetiştirmenin zorluklarından bahsettiği konuşmasında; “Biz çiftçilik ile uğraşıyoruz, gül yetiştiriyoruz. Gülü yetiştirirken budanması, dibinin çapalanması, gübrelenmesi, ilaçlanması gibi zorlukları var. Gülleri toplarken ise ne kadar çok çalışan olursa o kadar kolay oluyor. Tabi gülü toplarken ellerimize diken batıyor ama gülü seven dikenine katlanır. Para kazanmamız için mecburen bunlara katlanmak zorundayız. Bazen karşımıza yılan çıkıyor, kertenkele çıkıyor biz onlardan onlar bizden korkup kaçıyor. Ama yapacak bir şey yok çalışmaya devam ediyoruz” sözlerini sarf etti.

Önceden günde 50 ton gül işlerdik şimdi ise ayda 50 ton işleyebiliyoruz
Üç kuşaktır gül yetiştirip yağını çıkaran Yüksel Ertaş; “Bu meslek bize atadan kalma bir meslek. Zamanında bizim atalarımız, dedelerimiz 12 kiloluk ibrik kazanlarda kaynatıyorlardı gülü. Odunla, su fıçısıyla yani ilkel yöntemler kullanıyorlardı. Ama şimdi artık son yıllarda biraz daha değişti. Fueloil ile buhar ile güllerimizi kaynatıyoruz. 1989 yılından beri aynı şekilde bu işi yapmaya devam ediyoruz. Tabi bu yıllarda biraz güllerde ama hava şartlarından ama iklimden dolayı gül ürünlerinin biraz rekoltelerinin düşük olduğu, ürünlerin az olduğu tespit edildi. Ama biz yine de üretime devam ediyoruz ve devam edeceğiz. Eskiden günde 50 ton gül işliyorduk ancak şimdi iklimsel değişikliklerden dolayı ayda 50 ton gül işleyebiliyoruz..” dedi.

“60 yıldır burada gül üretiyoruz”
Gül deyince akla hep Isparta’nın geldiğini ancak Burdur’da da yıllardı gül üretimi yapıldığını dile getiren Ertaş; “Gül üretimi Isparta’nın Dere mahallesinde başlatılmış. Tabi ondan sonrada Burdur’da da üretilmeye başlanmış. Çünkü Burdur- Isparta arasında 25 kilometre bir fark var. İklim de benzer olduğu için iki yerde de yetiştirilebiliyor. Gül üretimi rakımın 950 ile 1250 arasında olduğu yerde yapılıyor. Gül toplama işlemi sabah günün ağarması ile başlar en geç saat 10 a kadar biter. Çünkü öğlen sıcağına kaldığında uçucu yağ olduğu için gülün yağı uçar, rekoltesi düşer. Onun için göller yöresinde aynı Isparta’da olduğu gibi Burdur’da da gül yetiştirilir. Burdur bilinmiyor ama çok eskiden beri yani neredeyse 60 yıldır burada da mazisi var.” şeklinde konuştu.

“4 ton gülden 1 litre gül yağı”
Hasat döngüsünün nasıl olduğunu da anlatan Ertaş; “Ürünlerimizi sabah 05.00 gibi toplamaya başlıyoruz. Hem Yeşilbaş Kasabamızda hem de kendi bahçelerimizde toplayıp kantarlarımızda topladığımız gülleri saat 12.00- 13.00 gibi fabrikamızda bulunan kazanlarımıza dolduruyoruz. Bu kazanlarımız bakırdır çünkü ateşte daha çabuk ısınıyor daha geç soğuyor. Bir kazan bir buçuk ton su 500 kilo da gül basıyoruz. Burada güller iki buçuk saat kısık ateşte buhar ile kaynıyor. Oradan çıkan yağlı suyu damıtma sistemi ile damıtarak 2 ton olana kadar bekliyoruz. 2 ton yağlı suya ulaştığımızda tekrar kazana aktararak tekrar kaynatıyoruz ve gül yağını elde ediyoruz. 4 ton gülden 1 litre gül yağı elde ediyoruz. Bu da 15 milyon gül yaprağına tekabül ediyor. Yine aynı şekilde 1 litre gül suyu alabilmek için de 1 ton gül yaprağı işliyoruz” dedi.
Oldukça zahmetli olan gülyağı çıkarma işlemi sezonun iyi geçmesi durumunda üreticinin de yüzünü güldürüyor. 2023 yılı gülçiçeği fiyatlarının Ekim ayında açıklanması beklenirken gülyağı geçtiğimiz yı litresi 10 bin euroya kadar alıcı bulmuştu.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.06.19 14:19:14
Son Düzenlenme Tarihi :





Köfte ve piyaz Antalyalıların ayrılmadığı ikili

Şiş köfte ve ızgara köfte satan işletmelerin tamamında yanında piyaz servis edilmesi olmazsa olmazlar arasında.

Antalya’da ızgara köfte ve şiş köfte yiyenler için piyaz vazgeçilmez olurken, isteyen sadece piyaz yiyerek karnını doyurma şansını elde edebiliyor.
SADECE PİYAZ SATAN İŞLETMELER VAR
Piyaz tüm ülkede bilinmesine rağmen Antalya piyazı çok farklı özelliğe sahip. Türkiye’nin bir çok lokantasında piyaz satılırken, bu piyaz fasulye, soğan ve domatesten oluşuyor. Bu piyaz daha çok salata olarak servis edilirken, Antalya piyazının en önemli özelliği ise şüphesiz içerisinde tahinden yapılan teretor ve üzerine yumurta doğranması geliyor.
Çandır fasulyesi ile pişirilmiş, üzerine soğan, maydanoz, domates, tarator ve yumurta doğranmış, en son sirke ve sızma yağ konularak servis edilen piyazı ülkenin hiç bir yerinde bulmak mümkün değil.
Antalyalılar’ın il dışında oldukları zaman en fazla özledikleri lezzetlerin başında piyaz ve köfte - piyaz ikilisi geliyor.
*Esin Kümbetlioğlu 

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.04.02 14:50:52
Son Düzenlenme Tarihi :