“Ben bir belediye başkanı olarak 14 yıldır hiç anket yaptırmadım. Anket sokaktaki insandır, elini sıktığınız insandır” diyen Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, Elmalı’da gazetemizi ziyaret etti ve Yazı İşleri Müdürümüz Ferudun Özgünsür’e önemli açıklamalarda bulundu. “Antalya kazan, biz kepçe dolaşıyoruz” diyen Başkan Hakan Tütüncü, “Vatandaş gelin diyor, daha sık gelin diyor. Ben gezdiğim yerlerde bizden en fazla beklentinin bu yönde olduğunu görüyorum.Vatandaş daha fazla gelin diyorsa o zaman o vatandaşın gönlü bizdedir. Bizimde onlarla daha fazla beraber olmamız lazım” derken, “Bugüne kadar Muratpaşa, Konyaaltı dahil tüm ilçeleri bir kaç kez gezdim gördüm. Benim arazide gördüğüm şey şu . Evet ekonomik sıkıntılar yaşanıyor. Bunu görüyoruz. Ama bunun ulusal çapta yaşanan ekonomik sıkıntılar olduğunu anlatıyoruz. Günden güne daha iyiye gideceğimizi görüyorum. bende ki trent bu yönde” dedi.
“Ben bir belediye başkanı olarak 14 yıldır hiç anket yaptırmadım. Anket sokaktaki insandır, elini sıktığınız insandır. Biz örneğin Elmalı’da ve diğer ilçelerde tüm gün geziyoruz. İşyerlerine, kahvehanelere hatta evlere girdik. Her türlü insanın her türlü derdiyle dertlendik. Az önce kahvehanede oturan bir ağbimiz ile bir hadise yaşandı. 9 aydır ruhsat alamadıklarını söyledi. Hemen bilgilerini alıp ilgilenmek istedik. Ama bilgilerini vermek istemedi. Bizim hatamız varsa çözelim dedik. Ama hata söz konusu proje müelliflerinin hatalarından kaynaklanmış dedik.
Biz buna varana kadar herkesin derdi ile dertleniyoruz. Sabahtan beri gezdiğimiz Elmalı’da görüştüğümüz insanlar anket için bir örneklem değildir.
Biz geçen hafta Gazipaşa’da idik. Gazipaşa bizim zorlandığımız, zor bölgelerden birisidir. Bizi sevgi ile bağrına basan o esnaf, turizmciler, meydanda 2 saat oturduğumuz, dertleştiğimiz vatandaşla herşeyi konuştuk. Her gittiğimiz yerde milletin teveccühünün bizde olduğunu gördük. Algıya kapılıpta ekonomi kötü gidiyor diye düşünen insanlarında gerçekleri daha iyi anladığını, gerçeklerle yüzleşme noktasında bir cesaret içerisinde olduğunu görüyorum.
ÖNCELİKLİ ÇALIŞMAMIZ 2023 SEÇİMLERİ İÇİN
Bizim ziyaretlerimiz, gezilerimizin arka planında yatan en önemli hakikat şu. Biz bu çalışmalara başlamadan önce genel merkezimizde milletvekillerimizle, İl Başkanımızla, teşkilatımızla yaptığımız çalışmalar neticesinde 2023 seçimlerine yönelik bir heyecanın var olması bakımından bir çalışmanın yapılması ve yaz dönemin de bu anlamda çok önemli olduğu konusunda bir görüş birliğine vardık. Şu an içinde bulunduğumuz yaptığımız çalışmalar 2023 seçimlerine yönelik bir heyecan oluşturmaya yönelik çalışmalar.
2023 SEÇİMLERİNDE BAŞARI SAĞLAMALIYIZ Kİ 2024'DE BAŞARILI OLALIM
Evvela tabi bunun bu şekilde algılanması gerektiği kanaatindeyim. Elbette 2024'te de Büyükşehir ve İlçe Belediye Başkanlıkları seçimi yapılacak. Bizim bu yaptığımız çalışmaların dışardan bakıldığı zaman ilk algısının sanki 2024 seçimleriymiş gibi algılanması durumu söz konusu. Merdivenin basamakları tek tek çıkılır. İlk hedefimizin 2023 seçimleri olduğunu söylüyorum. Biz 2023 seçimlerinde başarı sağlamalıyız ki, 2024 seçimlerine de başarımızı taşıyalım.
Bugün Elmalı’da yaptığımız çalışma bireysel bir çalışma değil, teşkilat çalışmasıdır.
2024 seçimlerine de daha bir hayli var olduğunu düşünüyorum. Dereyi dörmeden paçayı sıvamayalım diye bir söz var. Daha önümüzde 2023 seçimleri varken , tüm motivasyonumuzu buraya toplamışken, başka konuları konuşmamız, kendi içimizde bile mütala etmenin, müzakere etmenin bize bile faydası olmayacağını, zararının olacağı kanaatindeyim.
SEÇİM ÇALIŞMALARINA 2019'DA BAŞLADIK
2024 seçimleri bizim partimizin gündemini şuan işgal eden bir konu değil. Ama bu şu anlamda bizim 2024 seçimlerine çalışmaya başladığımız tarih 2019 dur. Seçimi kazandığımız tarihtir. Yani ben 2009'da belediye başkanlığı ikinci kez kazandım. Arkadaşlarıma o gün ifade ettiğim ilk şey şudur. 2024 seçimlerinin kampanya günü bugün itibariyle başlamıştır dedim.
5 yıllık bir dilim, bir takvim var. Bu dilimin içinde seçimi ilk kazandığınız andan itibaren gösterdiğiniz tepkiyi seçmen unutmaz. Mesela seçimi kazanmış kendinizi kaybetmişsinizdir, çılgınlar gibi eğlenmişsinizdir. Vatandaş bunu bir kenara yazar. Ama seçimi kazanmışsınızdır, bir vakar içerisinde kendi arkadaşlarınızla sessizce kucaklaşıp evlerinize dağılın demişsinizdir. Sabah namazında bir camiye gidip dua edip, Allah’ım bizi bu insanlara mahçup etme demişsinizdir herkes bunu da bir kenara yazar. O kampanya bizim için bir önceki seçimi kazandığımız dakikadan itibaren başlamıştır.
2019-2024 yılı bizim planlamamız çok iyi hatırlıyorum belediye sağlık merkezinde bizim küçük bir seçim ofisimiz vardı. Arkadaşlarla gece 1-1,5 gibi geldik, kucaklaştık, kutladık birbirimizi ve hadi arkadaşlar herkes evlerine sessizce dağılsın dedik. Sabah namazında da Çelebi Sultan Camisi’ndeydik, ellerimizi açıp dua ettik Allah’ımıza “bizi utandırma, beş yılda bizi mahçup etme” diye. Verdiğimiz sözler var, onların planlamaları var. Onları yerine getirebilmek için yola devam ediyoruz.
2024'e kadar yapmamız gereken ne varsa hepsi planlı ve proğramlı şekilde devam ediyor.
PARTİMİZ YENİDEN İVME KAZANDI
Partimizin durumu günden güne iyiye gidiyor. Antalya kazan biz kepçe dolaşıyoruz. Bugüne kadar Muratpaşa, Konyaaltı dahil tüm ilçeleri bir kaç kez gezdim gördüm. Benim arazide gördüğüm şey şu . Evet ekonomik sıkıntılar yaşanıyor. Bunu görüyoruz. Ama bunun ulusal çapta yaşanan ekonomik sıkıntılar olduğunu anlatıyoruz. Günden güne daha iyiye gideceğimizi görüyorum. bende ki trent bu yönde. Ben gittiğim yerlerde saygı ile sevgi ile karşılandım. Biz yere yere girip çıkıyoruz. Çünkü söyleyebileceğimiz o kadar çok şey var ki hem yerelde hem de genelde. Genel seçime yönelik bizim söyleyeceğimiz çok şey var. İnsanların makul bir seviyede meseleyi değerlendirebilecekleri bir ortamı onların zihinlerine sunmak en önemli vazifemiz ve biz şimdi onu yapıyoruz.
Partimizin durumu her geçen gün daha iyiye gidiyor. Ben bunu görüyorum. Size de anketler geliyordur. Yalan yanlış anketlerde bile trentlerin yükseldiğini görüyoruz. En iyi anket seçimlerdir.
KAHVEHANELER MİLLETİN MECLİSLERİDİR
Ben diyorum ki kahvehaneler milletin meclisleridir. Biz şu ana kadar kahvehanede hem uzun sürelerle oturduk. Kahvehanelere girip toplantı yapmıyoruz, sohbet ediyoruz. Derdi olan varsa derdini dinleyip, çözebileceksek çözmeye çalışıyoruz. Biz nutuk çekecek değiliz. Ama biz insanları dinlemek, oradaki insanların banzını utmak, oradaki insanların varsa iyi ya da kötü söyleyecekleri sözleri dinlemekle mükellefiz.
Bize varsa talepleri iletilirken, merhaba dediğinizde gözlerinin içine baktığınızda bir siyasetçi karşısındaki insanın gönlünün sende olup olmadığını bilir. Biz elimizi tutan bir adamın gönlünün bizde olup olmadığını biliriz.
VATANDAŞ BİZİ DAHA ÇOK SAHADA GÖRMEK İSTİYOR
Vatandaş bizi daha çok arazide görmek istiyor. Esnaf dükkanında görmek istiyor, evlerde görmek istiyor, kahvehanede görmek istiyor, yanında istiyor.
Pandemi ile birlikte bu biraraya gelmeler bir miktar azaldı. Ben de ilçe başkanı arkadaşlarıma hep bunu söylüyorum. Bu gezilerimiz bir çok arkadaşımızı hareketlendirdi. Bizim ziyaretlerimiz, vekillerimizin ziyaretleri teşkilatlarımızı da hareketlendirdi. Biz geliyoruz, bir kaç gün sonra bir milletvekilimiz geliyor, sonra bir başka milletvekilimiz geliyor, daha sonra yine biz geliyoruz. Bunları üstüste koyduğunuz zaman Elmalı’daki teşkilat kahvehanede, sokakta, işyerlerinde, evlerde, köyde, serada oluyor.
Vatandaş gelin diyor, daha sık gelin diyor. Ben gezdiğim yerlerde bizden en fazla beklentinin bu yönde olduğunu görüyorum.Vatandaş daha fazla gelin diyorsa o zaman o vatandaşın gönlü bizdedir. Bizimde onlarla daha fazla beraber olmamız lazım.
PİL FABRİKASI’NA SANAYİ MÜZESİ
Pil Fabrikası ile ilgili karar alındı. MKE’den hazineye devrine ilişkin. MKE, özel hukuk tüzel kişisi. Yani bir anonim şirket , bir ticari şirket. Dolayısıyla hazineye devri ile ilgili karar alındı. Mesele tapu aşamasında . Tapunun devri yapıldıktan sonra TOKİ eliyle Pil Fabrikasının içerisine bir millet bahçesi inşa edilecek.
Oranın içerisindeki yapılar tescillendi. O binaları tescil ettirdik. Anıtlar Kültür Varlıkları Kurulu’na. Tescil işlemleri çok önemli bir aşamaydı. Şimdi sıra oranın ihya edilmesinde.
Hedefimiz şu : Biran önce Pil Fabrikası’nın millet bahçesi olması. Arada ince bir duvar var. Birleştirilecek. Oraya 130 dönüm daha ilave edilecek. 250 dönümde Pil Fabrikası alanı. Şehrin merkezinde 380 dönümlük yeşil alan ve sosyal donatı alanı yaratmış olacağız.
Bir hayalim var burası ile ilgili. Pil Fabrikası alanı içerisindeki fabrika binasının nasıl Dokuma’da bilim merkezi kurduysak, Türkiye’nin en önemli bilim merkezlerinden birisi olduysa, en büyüğü olduysa Pil Fabrikasının içine de Türkiye’nin sanayi tarihini anlatan bir “Sanayi Müzesi” kurmak , Türkiye’nin sanayi tarihini anlatan en özel müzesi olmasını istiyoruz, planlıyoruz. “
* FERUDUN ÖZGÜNSÜR
’Enkaz kafe’yi ’Enkaz müze’ yapmak istiyor
Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından yıkık binaların enkazlarından toplanan malzemelerle oluşturulan ’Enkaz kafe’ sorumlusu depremzede, kafenin müze olarak kalmasını istiyor.
Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesi Şazibey Mahallesi’nde esnaflık yapan ve deprem sonrası çıkan yangında babasıyla yeğenini kaybeden Mehmet Yalçın “Enkaz kafe” isimli yerde vatandaşlara hizmet sunmaya devam ediyor.
Bölgedeki enkazlardan toparladığı koltuk, masa, bayrak, fotoğraf, oyuncak gibi ürünlerle kafe açan Yalçın, buraya gelen vatandaşlara hizmet veriyor.
Depremde hayatını kaybedenlerin anılarıyla dolu kafeye ilgi artarak devam ediyor. Oluşturduğu kafenin müze olarak kalmasını isteyen Yalçın, “Bu kendiliğinden oluşan bir şey. Kahramanmaraşlılara bir şeyler bırakabilmek düşüncesi ile başlayıp devam ettim. Bulduğum ev eşyalarını toplayıp burada düzenledim. Burada ticari amaçlı hiçbir şey düşünmedim. Ama ileride belki 4-5 tane insana ekmek kapısı olur. İçerisinde herkesin bir parçası var, duygusal anıları var. Resimler oyuncaklar var. Komple enkazdan çıkan malzemeler. Şu an yapın deseler yapamam” dedi.
Kafeye gelen Okan Kölük, “Gerçekten çok büyük bir emekle çaba ile yapılmış bir yer. Buranın bambaşka bir havası var hepsi bir ambiyans ve bizleri sahnenin içine doğru itiyor. Buradaki bir ayakkabının, resmin ve çerçevenin bunlarla beraber bizler de o ambiyans içerisine giriyoruz” diye konuştu.
Bir başka vatandaş Mustafa Akpolat ise, “Doğal otantik bir yer zaten çevrede asılı olan gördüğünüz eşyaları arkadaşımız milletin anısını yaşatmak için toplamış getirmiş. Tabi ki bu şeyleri yaşamasaydık burası hiç olmasaydı” dedi.
İbrahim Sümbül de, “Kardeşimiz burayı çevirmiş enkaz kafe olarak biz de mahalle bizim olduğu için geliyoruz oturuyoruz. Daha önce çok insan vardı buralarda. Şimdi buralarda kimseyi göremeyince duygusal oluyoruz” şeklinde konuştu.
Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesi Şazibey Mahallesi’nde esnaflık yapan ve deprem sonrası çıkan yangında babasıyla yeğenini kaybeden Mehmet Yalçın “Enkaz kafe” isimli yerde vatandaşlara hizmet sunmaya devam ediyor.
Bölgedeki enkazlardan toparladığı koltuk, masa, bayrak, fotoğraf, oyuncak gibi ürünlerle kafe açan Yalçın, buraya gelen vatandaşlara hizmet veriyor.
Depremde hayatını kaybedenlerin anılarıyla dolu kafeye ilgi artarak devam ediyor. Oluşturduğu kafenin müze olarak kalmasını isteyen Yalçın, “Bu kendiliğinden oluşan bir şey. Kahramanmaraşlılara bir şeyler bırakabilmek düşüncesi ile başlayıp devam ettim. Bulduğum ev eşyalarını toplayıp burada düzenledim. Burada ticari amaçlı hiçbir şey düşünmedim. Ama ileride belki 4-5 tane insana ekmek kapısı olur. İçerisinde herkesin bir parçası var, duygusal anıları var. Resimler oyuncaklar var. Komple enkazdan çıkan malzemeler. Şu an yapın deseler yapamam” dedi.
Kafeye gelen Okan Kölük, “Gerçekten çok büyük bir emekle çaba ile yapılmış bir yer. Buranın bambaşka bir havası var hepsi bir ambiyans ve bizleri sahnenin içine doğru itiyor. Buradaki bir ayakkabının, resmin ve çerçevenin bunlarla beraber bizler de o ambiyans içerisine giriyoruz” diye konuştu.
Bir başka vatandaş Mustafa Akpolat ise, “Doğal otantik bir yer zaten çevrede asılı olan gördüğünüz eşyaları arkadaşımız milletin anısını yaşatmak için toplamış getirmiş. Tabi ki bu şeyleri yaşamasaydık burası hiç olmasaydı” dedi.
İbrahim Sümbül de, “Kardeşimiz burayı çevirmiş enkaz kafe olarak biz de mahalle bizim olduğu için geliyoruz oturuyoruz. Daha önce çok insan vardı buralarda. Şimdi buralarda kimseyi göremeyince duygusal oluyoruz” şeklinde konuştu.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.06.11 13:53:56
Son Düzenlenme Tarihi :
Acılı babanın tek umudu depremde kaybolan kızını ve eşini bulmak
Hatay’ın Antakya ilçesinde yaşayan Bulut Özgül, depremde yıkılan 12 katlı ve 250 daireli Rönesans Rezidans’ın enkazından çıkmayan kızı ve eşini bulmaya çalışıyor.
Kahramanmaraş merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerin ardından Hatay’ın Antakya ilçesinde "cennetten bir kare" olarak pazarlanan 12 katlı ve 250 daireli Rönesans Rezidans’ın yıkılmasıyla yüzlerce kişi hayatını kaybetti. Burada kızı ve eşiyle beraber A2 Blok 138 numaralı dairede yaşayan Bulut Özgül, şehir dışında olduğu 6 Şubat günü depreme yakalanmadı. Ancak evde bulunan 16 aylık kızı Esila Özgül, eşi Nagihan Meryam Özgül (32) ve kaynanası enkaz altında kaldı. Arama kurtarma çalışmalarında kaynana Nejla Abı’nın (63) cansız bedenine ulaşılırken, Esila Özgül ve anne Nagihan Meryem Özgül’e ulaşılamadı.
Yaşananları İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine anlatan Bulut Özgül, kızı ve karısını aramak için çalıştıklarını ancak halen bir haber alamadıklarını söyledi. Özgül, depremden 9 saat sonra bölgeye geldiğini ve binanın yıkılmış olduğunu gördüğünü belirterek, “Hemen eşimi ve kızımı aramaya başladım. Enkazların arasına girip kızımın ve eşimin isimlerini haykırmaya başladım. Tam olarak kendimde olmadığım için bir şekilde gene binanın ön tarafına gelmişim. Burada binanın enkazından canlı çıkanlarla görüşmeye başladım. O ara binanın sağ tarafında bulunan petrol bölgesine geçmeye başladım. Petrolün yanında Hatay Rönesans Rezidans’ta kantin ve restoran işletmecisi olan Hülya ablayı gördüm. Kendisi saat 04.50’de enkaz bölgesine geldiğini söyledi. Çünkü kendi yakınları da rezidansta yaşıyordu. Bana ‘Bulut kesinlikle ne ölüler arasında de ne yaşayanlar arasında Nagihan ve Esila yok, eğer görmüş olsaydım, ölü veya diri ben zaten alırdım onları’ dedi” diye konuştu.
“Çıkarılanların ölü ve diri olarak ortalama yüzde 70’ini de gördüm ama eşime ve kızıma rastlamadım”
Madencilerle birlikte tünel açtıklarını ve arama çalışmalarına durmadan devam ettiklerini ifade eden Özgül, “Sığınak dedikleri yere indik. Tabii sığınak diye bir yer yoktu, eksi 2’nci katta otopark vardı. O otoparkta arabaların üstünde toz bile yoktu. Keşke millet eksi 2’nci kata düşseydi, burada 3-4 ay yaşanırdı, temiz su boruları patlamıştı. Burada bulunan arabaların içine de baktık ama kimse yoktu. Enkaz başında Şubat’ın 6’sından 22’sine yani temel kalkana kadar çalıştık. Orada eşim ve kızıma hiçbir şekilde rastlayamadık. Oradan çıkarılanların ölü ve diri olarak ortalama yüzde 70’ini de gördüm gene rastlamadım. Şöyle de bir durum söz konusu, o binada yatak odaları yok. Bir malzeme bulsaydık eğer oradan ilerleyecektik ama A2 Blok’taki yatak odaları ortada yoktu. Tabii enkaz çalışmaları bittikten sonra artık çıkmadığını gördük. Aynı daireden depremin 9’uncu günü kaynanamı çıkardık” açıklamasında bulundu.
“Kızımla eşim hakkında hiçbir bulguya ulaşamadım”
Enkaz çalışmaları bittikten sonra Adana, Mersin, Kayseri gibi yakın şehirlerde kızını ve eşini aradığını söyleyen Özgül, “Hastanelerde resimlere baktım, morgları gezdim, ölülerin çekilmiş fotoğraflarına baktım, yani yapılabilecek her şeyi yaptım ama kızımla eşim hakkında hiçbir bulguya ulaşamadım. Enkaz alanında kızımla, eşimle ilgili hiçbir şey bulamadım zaten. Bir eşyalarını bulsam ‘burada olabilirler’ diyeceğim. Enkaz altında her cenaze çıktığında girip baktım veya bir evrak, bir bulgu bulduğumda neredeyim diye baktım. 10’uncu kattan birini bulduğumuzda ondan aldığımız bilgi ile ‘Tamam daha 10’uncu kattayız’ diyorum ve biraz daha ileriye gitmeye çalışıyorum. Bu arada diğer tarafta da diğer arkadaşlar bakıyorlar. Koordineli bir şekilde işin içine girdik ama ben kendi eşimi ve çocuğumu halen bulamadım. Şu anda yaklaşık 65 gün oldu sanırım, unuttum çünkü” şeklinde konuştu.
“Çocuğumu ve eşimi bu bölgede gördüklerini ve çok tedirgin olduklarını söylediler”
Özgül, kızı ve eşiyle ilgili çalışmalara yılmadan devam ettiğini dile getirerek, “Yapıştırmalar olsun, reklamlar olsun, her türlü yola başvurdum. Kızım ve eşimle alakalı Antalya bölgesinde görüldüğü duyumunu aldım. Tabii bunu söyleyen beni açık numaradan aramadı. Çocuğumu ve eşimi bu bölgede gördüklerini ve çok tedirgin olduklarını söylediler. Tam bir konum istedim ama o ara kapattılar telefonu zaten. Bu aramadan sonra yaşadıklarına olan inancım yüzde 90’a çıktı. Buradan sesleniyorum; ben babasıyım. Deprem esnasında belki aldınız çocuğumu ve kimsesiz olduğunu düşünüyorsunuz. Kızımın babası benim, Esile Özgül benim kızım. Benim canım yanarken ne ona annelik edebilirsiniz, ne babalık ne de ondan size evlat olur” ifadelerine yer verdi.
Özgül arama çalışmalarına kızının ve eşinin ölü veya diri haline ulaşmadan son vermeyeceğini, bulana kadar aramalara devam edeceğini dile getirdi.
Kaynak : İHA
Kahramanmaraş merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerin ardından Hatay’ın Antakya ilçesinde "cennetten bir kare" olarak pazarlanan 12 katlı ve 250 daireli Rönesans Rezidans’ın yıkılmasıyla yüzlerce kişi hayatını kaybetti. Burada kızı ve eşiyle beraber A2 Blok 138 numaralı dairede yaşayan Bulut Özgül, şehir dışında olduğu 6 Şubat günü depreme yakalanmadı. Ancak evde bulunan 16 aylık kızı Esila Özgül, eşi Nagihan Meryam Özgül (32) ve kaynanası enkaz altında kaldı. Arama kurtarma çalışmalarında kaynana Nejla Abı’nın (63) cansız bedenine ulaşılırken, Esila Özgül ve anne Nagihan Meryem Özgül’e ulaşılamadı.
Yaşananları İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine anlatan Bulut Özgül, kızı ve karısını aramak için çalıştıklarını ancak halen bir haber alamadıklarını söyledi. Özgül, depremden 9 saat sonra bölgeye geldiğini ve binanın yıkılmış olduğunu gördüğünü belirterek, “Hemen eşimi ve kızımı aramaya başladım. Enkazların arasına girip kızımın ve eşimin isimlerini haykırmaya başladım. Tam olarak kendimde olmadığım için bir şekilde gene binanın ön tarafına gelmişim. Burada binanın enkazından canlı çıkanlarla görüşmeye başladım. O ara binanın sağ tarafında bulunan petrol bölgesine geçmeye başladım. Petrolün yanında Hatay Rönesans Rezidans’ta kantin ve restoran işletmecisi olan Hülya ablayı gördüm. Kendisi saat 04.50’de enkaz bölgesine geldiğini söyledi. Çünkü kendi yakınları da rezidansta yaşıyordu. Bana ‘Bulut kesinlikle ne ölüler arasında de ne yaşayanlar arasında Nagihan ve Esila yok, eğer görmüş olsaydım, ölü veya diri ben zaten alırdım onları’ dedi” diye konuştu.
“Çıkarılanların ölü ve diri olarak ortalama yüzde 70’ini de gördüm ama eşime ve kızıma rastlamadım”
Madencilerle birlikte tünel açtıklarını ve arama çalışmalarına durmadan devam ettiklerini ifade eden Özgül, “Sığınak dedikleri yere indik. Tabii sığınak diye bir yer yoktu, eksi 2’nci katta otopark vardı. O otoparkta arabaların üstünde toz bile yoktu. Keşke millet eksi 2’nci kata düşseydi, burada 3-4 ay yaşanırdı, temiz su boruları patlamıştı. Burada bulunan arabaların içine de baktık ama kimse yoktu. Enkaz başında Şubat’ın 6’sından 22’sine yani temel kalkana kadar çalıştık. Orada eşim ve kızıma hiçbir şekilde rastlayamadık. Oradan çıkarılanların ölü ve diri olarak ortalama yüzde 70’ini de gördüm gene rastlamadım. Şöyle de bir durum söz konusu, o binada yatak odaları yok. Bir malzeme bulsaydık eğer oradan ilerleyecektik ama A2 Blok’taki yatak odaları ortada yoktu. Tabii enkaz çalışmaları bittikten sonra artık çıkmadığını gördük. Aynı daireden depremin 9’uncu günü kaynanamı çıkardık” açıklamasında bulundu.
“Kızımla eşim hakkında hiçbir bulguya ulaşamadım”
Enkaz çalışmaları bittikten sonra Adana, Mersin, Kayseri gibi yakın şehirlerde kızını ve eşini aradığını söyleyen Özgül, “Hastanelerde resimlere baktım, morgları gezdim, ölülerin çekilmiş fotoğraflarına baktım, yani yapılabilecek her şeyi yaptım ama kızımla eşim hakkında hiçbir bulguya ulaşamadım. Enkaz alanında kızımla, eşimle ilgili hiçbir şey bulamadım zaten. Bir eşyalarını bulsam ‘burada olabilirler’ diyeceğim. Enkaz altında her cenaze çıktığında girip baktım veya bir evrak, bir bulgu bulduğumda neredeyim diye baktım. 10’uncu kattan birini bulduğumuzda ondan aldığımız bilgi ile ‘Tamam daha 10’uncu kattayız’ diyorum ve biraz daha ileriye gitmeye çalışıyorum. Bu arada diğer tarafta da diğer arkadaşlar bakıyorlar. Koordineli bir şekilde işin içine girdik ama ben kendi eşimi ve çocuğumu halen bulamadım. Şu anda yaklaşık 65 gün oldu sanırım, unuttum çünkü” şeklinde konuştu.
“Çocuğumu ve eşimi bu bölgede gördüklerini ve çok tedirgin olduklarını söylediler”
Özgül, kızı ve eşiyle ilgili çalışmalara yılmadan devam ettiğini dile getirerek, “Yapıştırmalar olsun, reklamlar olsun, her türlü yola başvurdum. Kızım ve eşimle alakalı Antalya bölgesinde görüldüğü duyumunu aldım. Tabii bunu söyleyen beni açık numaradan aramadı. Çocuğumu ve eşimi bu bölgede gördüklerini ve çok tedirgin olduklarını söylediler. Tam bir konum istedim ama o ara kapattılar telefonu zaten. Bu aramadan sonra yaşadıklarına olan inancım yüzde 90’a çıktı. Buradan sesleniyorum; ben babasıyım. Deprem esnasında belki aldınız çocuğumu ve kimsesiz olduğunu düşünüyorsunuz. Kızımın babası benim, Esile Özgül benim kızım. Benim canım yanarken ne ona annelik edebilirsiniz, ne babalık ne de ondan size evlat olur” ifadelerine yer verdi.
Özgül arama çalışmalarına kızının ve eşinin ölü veya diri haline ulaşmadan son vermeyeceğini, bulana kadar aramalara devam edeceğini dile getirdi.
Kaynak : İHA

