Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Muhittin Böcek, en son olarak 59. Antalya Altın Portakal Film Festivali, bundan önce de “Antalya’dan Dünyaya” mottosuyla 23-25 Eylül tarihlerinde düzenlenecek I. Uluslararası Food Fest Antalya için basın mensuplarıyla buluştu, Antalya açısından son derece önemli bu iki mega etkinliği kamuoyuyla paylaştı.
Sözkonusu basın toplantıları Konyaaltı’ndaki Su Hotel’de düzenlenirken, Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’e soruyorum:
Bu tür basın toplantılarının ya da ulusal veya uluslararası toplantıların düzenlenebileceği modern ve çağdaş bir toplantı salonunuz yok mu ?
Yoksa bu ayıp sizin ve sizden önce o makamda oturanların büyük bir ayıbı, nokta.
*****
Geçtiğimiz günlerde Basın İlan Kurumu tarafından düzenlenen Antalya,Isparta, Burdur, Afyon, Konya, Aksaray ve Karaman il ve ilçelerinde yayınlanan gazete sahip ve yöneticilerinin katıldığı bölge toplantısı için Konya’daydım. Toplantıdan 1 gün önce bu güzel şehre gidince, bir kez daha görme ve gezme imkanı buldum.
Konya Büyükşehir Belediyesi’ne ait Hz. Mevlana’nın tüm hayatının ve 13.yy Konya’sının anlatıldığı Panorama Müzesi’ni gezerken, Muhittin başkanın onca danışmanının ne işe yaradıklarını merak ettim, danışman değil, günklerini kurtaranlar olduklarını bir kez daha anladım.
Öyle bir müze yapmışlar ki...
Türkiye’de İstanbul 1453 Panoraması’ndan sonra 2. yapılan 360 derece kubbeli panorama olan Selçuklu Taç kapı örneği bir kapıdan girilen müzede sizi bir avlu, avlunun içinde günümüzde ayakta kalmış mevlevihanelerin maketleri, gül bahçesi içinde karşılıyor.
Müzenin birinci bölümünde Selçuklu dönemindeki yapılan kabartmaların konu edildiği Selçuklu Panosu yer alırken, galeri bölümünde Hz Mevlana’nın çocukluğundan vefatına kadar geçen dönemdeki olayları konu alan devasa tablolar yeralıyor.
Beni ve ziyaretçileri etkileyen en önemli bölüm, 13 ncü yüzyıl Anadolu Selçuklu dönemi Konyası’nın anlatan demiyorum YAŞATAN “Panorama” bölümü.
Bu bölümde o dönemin tacirleri, sanatkarları, Anadolu’ya sığınmış alimler, papazlar, azizler, kısaca o dönemin yaşamı öyle bir görselliğe dökülmüş ki, ön planda çok gerçekci silokon heykeller, hipergerçekci kuklalar geri planda panoramik resim, 3 boyutlu maketler sizi alıp o yüzyılın Konya’sına götürmekle kalmıyor, abartmıyorum kendinizi o hayatın içinde buluyorsunuz.
En küçük bir detay bile atlanmamış, mimikler dahi ön plana çıkarılmış.
******
Biz daha halen Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin basın toplantılarının da düzenlenebileceği çok amaçlı bir salonun olmamasını konuşurken,,Konya devasa bir otoparka sahip müze kurarak geçmişi günümüze taşımış.
Hele hele, tarihi (!) Demirciler İçi ve yan tarafından bulunan eski ilkokul alanı atıl bir halde dururken....* Erkin ÖZGÜNSÜR
İsmail Balaban, Federasyon Başkanından ne istedi ?
Başpehlivan İsmal Balaban, Seki Er Meydanı’nda final müsabakası hemen biter bitmez, 1 dakika bile geçmeden, daha ayağa kalmadan seyircinin er meydanına koştuğunu belirterek, “Bu (genelde) yaşadığımız bir sorun, sıkıntı” dedi.
Buna engel olamadıklarını, Türkiye Geleneksel Güreş Federasyonu Başkanı’ndan bir isteğinin olduğunu kaydeden İsmail Balaban, futbolda, teniste basketbolda hiçbir spor müsabakasında, maç bittiğinde seyircinin bir anda sahaya atlayıp sporcu ya da sporculara kolayca ulaşabildiği hiç bir müsabakanın olmadığına dikkat çekerek, “Maalesef bu (seyircinin güreşçiye ulaşması) bizde oluyor, güreş müsabakalarında yaşanıyor. Art niyetli birisi gelip zararda verebilir. Ciddi anlamda böyle bir sıkıntımız var. Güreş seyircisi çok kolay güreşçiye ulaşabiliyor” dedi ve Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu Başkanı İbrahim Türkiş’ten bu konuda çözüm talep etti.
BEN SEYİRCİYE TERS
YAPAN BİRİ DEĞİLİM
Seki Er Meydanı’nda bir seyirci ile yaşadığı diyaloğ hakkında da konuşan Başpehlivan İsmail Balaban, “Tabii ki onlar güreşçiyi seviyorlar, bizde bundan gurur duyuyoruz, mutlu oluyoruz. Elimizden geldiğince zaten seyircimize fotoğraf anlamında yaklaşım olarak yardımcı oluyoruz. Onlar bizi sevdikleri için oradalar” dedi ve ekledi: “Ama, bir şeyin yeri ve zamanı var. Bunu iyi ayarlamak lazım. Birde üslup çok önemli bence.”
ÖNCESİNDE YAŞANAN DİYALOĞ
PAYLAŞIMDA YOK
Seki Er Meydanı’nda da güreş biter bitmez bir dakika bile geçmeden seyircinin sahaya girdiğini fotoğraf çektirmek istediğini kaydeden Başpehlivan Balaban yaşanılan diyalogla ilgili şunları söyledi:
“ Nabzım yüksek, müsaade etmesini istedim. Abicim bir 5 dakika bir durun, nabzım yerine gelsin, çekiniriz dedim. Kullandığım kelime bu. Öncesinde yaşanan bu diyalog ne yazık ki yapılan paylaşımda yok. Maalesef ayağa kalkıp verdiğim tepkiden sonra ki video var. Bunu izlediğiniz zamanda belli bir kısım beni eleştiriyor. İşte, İsmail Balaban haksız. Seyirci fotoğraf çektirmek istedi, ona tepki verdi. Hayır, seyircinin orada bana vermiş olduğu tepki seyircisiz sen boşsun çekineceksin kardeşim, yani bir şeyin yerinde ve zamanında istenmesi ve üslubu çok önemli.
BEN HER GÜREŞTE EN AZ 300-500
KİŞİYLE FOTOĞRAF ÇEKİNİYORUM
İsmail Balaban, “Ben her güreşte en az 300-500 kişiyle fotoğraf çekiniyorum. Elinden geldiğince insanları kırmamaya gayret ediyorum. Nabzım yüksek bile olsa, maç arasında, maç sonrasında. Ciddi anlamda ben bu sıkıntıyı yaşıyorum” derken şöyle devam etti:
“ Elimden geldiğince tabii ki insanlara güler yüzlü yaklaşmaya çalışıyorum. Ama bir yandan müsabakalarıma odaklanmam lazım, maçıma konsantre olmam lazım. Bazı insanlar ne yazık ki bunu bilmiyorlar. Dediğim gibi yüksek nabızda ve karşıdan gelen bir üslup olduğu için öyle bir tepki verdim. Ve konumda da haklıyım. Ben hiçbir zaman seyircilerine ters yapan birisi değilim. Seyirci bizim velinimetimiz. Her zaman saygı duyuyorum. Çünkü bu insanlar bizi sevdikleri için güreşimizi izlemeye geliyorlar. Ama her şeyin bir yeri ve zamanı var. Seki’de maalesef seyirci yerini ve zamanını ayarlayamadı. * Erkin ÖZGÜNSÜR
Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.09.08 09:30:26
Son Düzenlenme Tarihi :
Coğrafi işaretli "altın susam"da hasat zamanı, kilosu 80-85 TL’den alıcı buluyor
Antalya’nın Manavgat ilçesinde Manavgat Ticaret Odası’nın yaptığı girişimler sonucunda Manavgat’ın coğrafi işaretli tek ürünü olan "altın susam"ın hasadına başlandı. Başta yağ oranı olmak üzere birçok özelliğiyle en kaliteli susam olma özelliğine sahip Manavgat altın susamının kilosu 80-85 TL’den ..
Antalya’nın Manavgat ilçesinde Manavgat Ticaret Odası’nın yaptığı girişimler sonucunda Manavgat’ın coğrafi işaretli tek ürünü olan "altın susam"ın hasadına başlandı. Başta yağ oranı olmak üzere birçok özelliğiyle en kaliteli susam olma özelliğine sahip Manavgat altın susamının kilosu 80-85 TL’den alıcı buluyor. Geçtiğimiz yıl 5 bin ton olarak gerçekleşen rekoltenin bu yıl ekim alanlarının azalması ve verimin düşmesi nedeniyle 3 bin ton olmasının beklendiği bildirildi.
Manavgat’ta altın susam hasadının başlaması nedeniyle, Tarım İlçe Müdürlüğü bünyesinde Ziraat Mühendisi olarak görev yapan aynı zamanda Akdeniz Üniversitesinde doktora yapan Şule Han ve Yüksek Lisans öğrencisi Ülkü Kızılkaya’nın doktora ve lisans tezi olarak Manavgat altın susamının verimi ve besin değerinin artırılması konusunda çalışmalar yaptıkları susam tarlasında etkinlik düzenlendi. Etkinlik çerçevesinde susam gümüllerinin bulunduğu tarlada Bereket Mahallesi’nin kadın çiftçilerine ikramda bulunuldu.
Manavgat İlçe Tarım ve Orman Müdürü Hakan Aranmaz, “Susam, Manavgatlı’nın duygusal olarak ektiği bir ürün. Sadece duygusal sebeplerle ekmek yeterli olmuyor aynı zamanda gelirde elde edilmeli. Susamda dekara 30 kilogram verim alınırsa ekmenin bir anlamı yok ama bunu 100-150 kilogramlara çıkartabilirsek herkes bunu daha bir içten yapacak. Amacımız bunu sağlamaktır” dedi.
"2 yıllık bir çalışma süreciydi"
Ziraat Mühendisi Şule Han ise Akdeniz Üniversitesi’nde doktora öğrencisi olduğunu belirterek, “Doktoramı özellikle susam üzerine yapmak istedim. Bu altın susam Manavgat’a ait yerel bir ürün. Yağ kalitesi açısından dünya çapında önemli bir bitki türü. Biz burada uyguladığımız gübrelerle susam bitkisinin içindeki verimi ve yağ oranını ve üstten uyguladığımız çinko ile de çinko biyofortikasyonunu yapmaya çalıştık. Çinko önemli bir besin elementi. Özellikle çocuklarda ve kadınlarda sağlık açısından önemli bir yere sahip. Biz de yetiştireceğimiz üründe çinko ve verim parametrelerini artırmaya çalıştık. 2 yıllık bir çalışma süreciydi. Buğday arkası ve bakla arkası denemelerimizi yaptık. Rotasyona koymamızın sebebi, bakladan sonra nasıl bir değer elde ediyor, buğdaydan sonra nasıl bir değer elde ediyor. Onu kıyaslamaya çalıştık. Önümüzdeki yıl haziran ayında çalışmamız yayınlanacak” diye konuştu.
“Devlet susama taban fiyat ve destekleme koymalı”
Doğançam Mahallesi’nde susam eken Mehmet Deniz isimli çiftçi, susamın atadan gelme bir gelenek olduğunu, kendilerinden sonra kimsenin susamla uğraşmayacağını belirterek, “Susam, bizim buğdaydan sonra ektiğimiz ikinci ürün. Birinci ürün olarak ekilmesi mümkün değil, maliyetleri çok yüksek. Susama taban fiyat verilmeli. Susama hiçbir destek verilmiyor. Çiftçiler bunu kendi gücüyle yapıyor. Hükümetin pamuk, mısır gibi mutlaka taban fiyatı vermesi gerekir. Dönüme verilen 50 lira ve 100 lirayla bu iş dönmez. Bu susam atadan gelme bir ürünümüz. Bu susamın tarihçesini de biliyoruz. Tarihte padişahlara bu bölgenin susamı gidermiş. Bizde atalarımızdan gördük bunu sürdürüyoruz ama bizden sonraki neslin atalarımız ekmiş bizde ekelim diyecek bir durumları yok” diye konuştu.
Yağ oranıyla öne çıkıyor
Manavgat’ta yetişen susamın Osmanlı döneminde saray mutfağında tercih edilen altın susamın 500 yıllık bir geçmişi bulunuyor.
Manavgat altın susamı, aroması ve yağı ile diğer susamlardan öne çıkan özelliğe sahip. Diğer susamların yağ oranı yüzde 40 civarında iken Manavgat’ta yetişen susamın yağ oranının yüzde 60 seviyelerinde olduğu bilimsel analizlerle de kanıtlandı. Osmanlı döneminde saray mutfağında susamdan yapılan tatlı ve tahinin Manavgat’tan gittiğine dair bilgilerde akademik tez çalışmalarına konu oldu.
Manavgat’ta altın susam hasadının başlaması nedeniyle, Tarım İlçe Müdürlüğü bünyesinde Ziraat Mühendisi olarak görev yapan aynı zamanda Akdeniz Üniversitesinde doktora yapan Şule Han ve Yüksek Lisans öğrencisi Ülkü Kızılkaya’nın doktora ve lisans tezi olarak Manavgat altın susamının verimi ve besin değerinin artırılması konusunda çalışmalar yaptıkları susam tarlasında etkinlik düzenlendi. Etkinlik çerçevesinde susam gümüllerinin bulunduğu tarlada Bereket Mahallesi’nin kadın çiftçilerine ikramda bulunuldu.
Manavgat İlçe Tarım ve Orman Müdürü Hakan Aranmaz, “Susam, Manavgatlı’nın duygusal olarak ektiği bir ürün. Sadece duygusal sebeplerle ekmek yeterli olmuyor aynı zamanda gelirde elde edilmeli. Susamda dekara 30 kilogram verim alınırsa ekmenin bir anlamı yok ama bunu 100-150 kilogramlara çıkartabilirsek herkes bunu daha bir içten yapacak. Amacımız bunu sağlamaktır” dedi.
"2 yıllık bir çalışma süreciydi"
Ziraat Mühendisi Şule Han ise Akdeniz Üniversitesi’nde doktora öğrencisi olduğunu belirterek, “Doktoramı özellikle susam üzerine yapmak istedim. Bu altın susam Manavgat’a ait yerel bir ürün. Yağ kalitesi açısından dünya çapında önemli bir bitki türü. Biz burada uyguladığımız gübrelerle susam bitkisinin içindeki verimi ve yağ oranını ve üstten uyguladığımız çinko ile de çinko biyofortikasyonunu yapmaya çalıştık. Çinko önemli bir besin elementi. Özellikle çocuklarda ve kadınlarda sağlık açısından önemli bir yere sahip. Biz de yetiştireceğimiz üründe çinko ve verim parametrelerini artırmaya çalıştık. 2 yıllık bir çalışma süreciydi. Buğday arkası ve bakla arkası denemelerimizi yaptık. Rotasyona koymamızın sebebi, bakladan sonra nasıl bir değer elde ediyor, buğdaydan sonra nasıl bir değer elde ediyor. Onu kıyaslamaya çalıştık. Önümüzdeki yıl haziran ayında çalışmamız yayınlanacak” diye konuştu.
“Devlet susama taban fiyat ve destekleme koymalı”
Doğançam Mahallesi’nde susam eken Mehmet Deniz isimli çiftçi, susamın atadan gelme bir gelenek olduğunu, kendilerinden sonra kimsenin susamla uğraşmayacağını belirterek, “Susam, bizim buğdaydan sonra ektiğimiz ikinci ürün. Birinci ürün olarak ekilmesi mümkün değil, maliyetleri çok yüksek. Susama taban fiyat verilmeli. Susama hiçbir destek verilmiyor. Çiftçiler bunu kendi gücüyle yapıyor. Hükümetin pamuk, mısır gibi mutlaka taban fiyatı vermesi gerekir. Dönüme verilen 50 lira ve 100 lirayla bu iş dönmez. Bu susam atadan gelme bir ürünümüz. Bu susamın tarihçesini de biliyoruz. Tarihte padişahlara bu bölgenin susamı gidermiş. Bizde atalarımızdan gördük bunu sürdürüyoruz ama bizden sonraki neslin atalarımız ekmiş bizde ekelim diyecek bir durumları yok” diye konuştu.
Yağ oranıyla öne çıkıyor
Manavgat’ta yetişen susamın Osmanlı döneminde saray mutfağında tercih edilen altın susamın 500 yıllık bir geçmişi bulunuyor.
Manavgat altın susamı, aroması ve yağı ile diğer susamlardan öne çıkan özelliğe sahip. Diğer susamların yağ oranı yüzde 40 civarında iken Manavgat’ta yetişen susamın yağ oranının yüzde 60 seviyelerinde olduğu bilimsel analizlerle de kanıtlandı. Osmanlı döneminde saray mutfağında susamdan yapılan tatlı ve tahinin Manavgat’tan gittiğine dair bilgilerde akademik tez çalışmalarına konu oldu.

