40 yıl önce köydeki markette kurduğu hayalini şehirde gerçekleştirmenin gururunu taşıyor
Antalya’da yaşayan kuyumcu Halil Güvençoğlu, 40 yıl önce dedesinin işlettiği markette hayalini kurduğu mesleği yapmanın gururunu yaşıyor. Antalya’da aileye ait iki kuyum şubenin başına geçen Güvençoğlu için meslekte en önemli şey ise devamlılık ilkesi oldu.
Antalya’da yaşayan kuyumcu Halil Güv..
Antalya’da yaşayan kuyumcu Halil Güvençoğlu, 40 yıl önce dedesinin işlettiği markette hayalini kurduğu mesleği yapmanın gururunu yaşıyor. Antalya’da aileye ait iki kuyum şubenin başına geçen Güvençoğlu için meslekte en önemli şey ise devamlılık ilkesi oldu.
Antalya’da yaşayan kuyumcu Halil Güvençoğlu (55) ticaret hayatına 15 yaşında dedesinin sahibi olduğu markette başladı. Dedesinin 1962 yılında kurduğu markette uzun süre çalışan ve burada kuyumcu dükkanı açma hayali kuran Güvençoğlu, bir süre sonra ailesi ile birlikte Antalya’ya taşındı. Güvençoğlu, hayalini kurduğu kuyumcu sektörüne Antalya’da girmeye karar verdi. Güvençoğlu, dedesi ve babasının da desteğini alarak Antalya’da açılan iki şubenin başına geçti. Güvençoğlu bugün iki kuyumcu dükkanı ile çocukken kurduğu hayalini gerçekleştirmenin huzurunu yaşıyor.
“Köyde şartlar yeterli değildi, sonunda hayalim gerçek oldu”
Ticaret hayatını anlatan Halil Güvençoğlu, “Şirketimizi 1962’de dedem kurdu, dedem önce market işletiyordu, babam da yanında çalışıyordu. Okulu bitirdikten sonra ben de markette çalışmaya başladım. Bayrağı dedemden ben devraldım. İlk ticaretimi markette öğrendim. Ardından Antalya’ya taşındık, buraya gelince çocukluk hayalim olan kuyumcu sektörüne girdim. Köyde şartlar yeterli değildi, sonunda hayalim gerçek oldu. 25 yaşında bu sektöre girdim. İşimi severek yapıyorum şuanda 2 tane dükkanım var. Bu süreçte dedem ve babamın her zaman desteğini gördüm. İşimin bu kadar büyümesinde devamlılık ilkesini düstur edindim. Devamlılık olduğu zaman tanınırlık artıyor. Burada da ilkeli duruş topluma her zaman güven verdi” dedi.
“Altın her zaman en doğru yatırım limanıdır”
Tecrübeli bir kişi olarak son zamanlarda altında yaşanan dalgalanmaları da değerlendiren Halil Güvençoğlu, “Altının dalgalanması global bir olay. Altın her zaman en doğru yatırım limanıdır. Biz müşterilerimize yatırımı tavsiye ediyoruz; 3 ay değil en az 6 ay hedef konularak yatırım yapılmalıdır. Vatandaşımız altını daha çok paraya ihtiyacı olduğu zaman satıyor. Yastık altında altını bulunan vatandaşlarımız bunu bankalara teslim ederse ekonomimiz için ciddi anlamda bir katkıda bulunur” şeklinde konuştu.
“Çeyrek altın tahtından oldu”
Altın fiyatlarının artması ile çeyrek altının tahtından indiğini sözlerine ekleyen Güvençoğlu, “0,25 ve 0,50 gibi altınlara talep arttı. Düğünlerde artık bu takılar takılıyor. Fırsatını bulan bunları alıyor” sözlerine yer yerdi. Turizm kenti Antalya’ya gelen turistlerden şehir merkezinde bulunan kuyumcuların yeteri kadar yararlanamadığını belirten Güvençoğlu, “Daha çok alışveriş merkezleri bu turistleri çekiyor. Burada haksız bir rekabet de var. Üzülüyoruz” açıklamasına yer verdi.
Vatandaşların otomobil yerine altına yatırım yaptığını belirten Güvençoğlu, “Vatandaşlarımızın elinde bulunan küçük mevduatlarla otomobil alamıyor. Bunun yerine küçük mevduatları altında değerlendiriyor. Bizim toplumumuzda tasarruf bir kültürdür” ifadelerini kullandı.
Antalya’da yaşayan kuyumcu Halil Güvençoğlu (55) ticaret hayatına 15 yaşında dedesinin sahibi olduğu markette başladı. Dedesinin 1962 yılında kurduğu markette uzun süre çalışan ve burada kuyumcu dükkanı açma hayali kuran Güvençoğlu, bir süre sonra ailesi ile birlikte Antalya’ya taşındı. Güvençoğlu, hayalini kurduğu kuyumcu sektörüne Antalya’da girmeye karar verdi. Güvençoğlu, dedesi ve babasının da desteğini alarak Antalya’da açılan iki şubenin başına geçti. Güvençoğlu bugün iki kuyumcu dükkanı ile çocukken kurduğu hayalini gerçekleştirmenin huzurunu yaşıyor.
“Köyde şartlar yeterli değildi, sonunda hayalim gerçek oldu”
Ticaret hayatını anlatan Halil Güvençoğlu, “Şirketimizi 1962’de dedem kurdu, dedem önce market işletiyordu, babam da yanında çalışıyordu. Okulu bitirdikten sonra ben de markette çalışmaya başladım. Bayrağı dedemden ben devraldım. İlk ticaretimi markette öğrendim. Ardından Antalya’ya taşındık, buraya gelince çocukluk hayalim olan kuyumcu sektörüne girdim. Köyde şartlar yeterli değildi, sonunda hayalim gerçek oldu. 25 yaşında bu sektöre girdim. İşimi severek yapıyorum şuanda 2 tane dükkanım var. Bu süreçte dedem ve babamın her zaman desteğini gördüm. İşimin bu kadar büyümesinde devamlılık ilkesini düstur edindim. Devamlılık olduğu zaman tanınırlık artıyor. Burada da ilkeli duruş topluma her zaman güven verdi” dedi.
“Altın her zaman en doğru yatırım limanıdır”
Tecrübeli bir kişi olarak son zamanlarda altında yaşanan dalgalanmaları da değerlendiren Halil Güvençoğlu, “Altının dalgalanması global bir olay. Altın her zaman en doğru yatırım limanıdır. Biz müşterilerimize yatırımı tavsiye ediyoruz; 3 ay değil en az 6 ay hedef konularak yatırım yapılmalıdır. Vatandaşımız altını daha çok paraya ihtiyacı olduğu zaman satıyor. Yastık altında altını bulunan vatandaşlarımız bunu bankalara teslim ederse ekonomimiz için ciddi anlamda bir katkıda bulunur” şeklinde konuştu.
“Çeyrek altın tahtından oldu”
Altın fiyatlarının artması ile çeyrek altının tahtından indiğini sözlerine ekleyen Güvençoğlu, “0,25 ve 0,50 gibi altınlara talep arttı. Düğünlerde artık bu takılar takılıyor. Fırsatını bulan bunları alıyor” sözlerine yer yerdi. Turizm kenti Antalya’ya gelen turistlerden şehir merkezinde bulunan kuyumcuların yeteri kadar yararlanamadığını belirten Güvençoğlu, “Daha çok alışveriş merkezleri bu turistleri çekiyor. Burada haksız bir rekabet de var. Üzülüyoruz” açıklamasına yer verdi.
Vatandaşların otomobil yerine altına yatırım yaptığını belirten Güvençoğlu, “Vatandaşlarımızın elinde bulunan küçük mevduatlarla otomobil alamıyor. Bunun yerine küçük mevduatları altında değerlendiriyor. Bizim toplumumuzda tasarruf bir kültürdür” ifadelerini kullandı.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.06.01 12:13:35
Son Düzenlenme Tarihi :
Aşırı sıcaklarda Akut Gastroenterit salgınına dikkat!
Doktor muayenesinden laboratuvar hizmetlerine, evde bakımdan fizik tedavi ve rehabilitasyona, ihtiyaç duyduğunuz tüm sağlık hizmetlerini ayağınıza getiren Bir Adım Sağlık, aşırı sıcakların sebep olduğu hastalıklar arasında gelen akut gastroenteritden korunmak için önerilerini paylaşıyor.
Hastalığa özel etkin bir tedavinin bulunmadığına vurgu yapan Bir Adım Sağlık CEO'su Uzm. Hemş. Ayşe Şengel, “24 saati aşan ishal, kusma, karında kramp şeklinde ağrılarınız varsa hemen sağlık kurumlarına başvurulmalı. Bu dönemde, dışarıda az pişmiş yiyecek ve şişelenmemiş suların tüketimi konusunda dikkatli olunmalı” diyor.
Türkiye’yi bir süredir etkisi altına alan “çöl sıcakları”nın bu hafta hafta sonundan itibaren etkisini azaltacağı tahmin ediliyor. Sağlık uzmanları bu süreçte, aşırı sıcakların AGE (Akut Gastroenterit) hastalığına davetiye çıkardığını açıklayarak vatandaşları dikkat etmeleri konusunda uyarıyor. İshal ve kusmaya neden olan, genellikle bakteriyel veya viral sebeplerle oluşan kramp tarzı ağrılarla kendini gösteren bir bağırsak hastalığı olan AGE, aşırı sıcaklarda tetiklenebiliyor.
Bir Adım Sağlık CEO'su Uzm. Hemş. Ayşe Şengel, özellikle bağışıklık sistemi zayıf olanlar, yaşlılar, yatağa bağımlı hastalar ve bebeklerde gelişebilen akut gastroenteritin ilerleyen aşamalarda ölümcül olabileceğine vurgu yaparak önlem alma konusunda tavsiyelerde bulunuyor.
Belli dönemlerde okul çağı çocuklarında da salgın şeklinde ilerleyen hastalığın en belirgin şikayetleri arasında sulu ishal, mide bulantısı ve kusma, ateş, karın krampları ile bunlara eşlik eden kas ve eklem ağrıları geliyor. Hastalığın en bilinen nedeni daha önce enfekte olmuş kişilerle temas veya enfekte besin/suyun tüketilmesi olarak biliniyor. Şengel, hastalığa günümüzde en çok nörovirüs ve rotavirüsün sebep olduğunu aktararak bu şikâyetleri gösterenlerin sağlık kurumlarına başvurmalarını tavsiye ediyor.
Su kullanımına dikkat!
Şengel, hastalıkta dikkat edilmesi gerekenler konusunda ise “24 saatten fazla süren ishal ve eşlik eden bulantı kusmanın sıvı elektrolit dengesizliklerine neden olması nedeniyle vakit kaybedilmeden bir sağlık kurumundan destek alınması gerekir. Tedavi genellikle semptomların azaltılmasına yöneliktir. Vücuttan kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin takviye edilmesi, bağırsak florasını düzenleyici besinler ve ilaçlar verilmesi, bağırsak krampları için ağrı kesici yapılması ve bağışıklık güçlendirici vitaminler ile desteklenmesi tedavinin önemli noktaları” şeklinde görüşlerini belirtiyor.
AGE’nin etkin bir tedavisi olmaması nedeniyle önceliğin hastalıktan korunmak olduğuna vurgu yapan Şengel, bu vakalarla karşılaşmamak için alınması gereken temel korunma önlemlerini ise şöyle sıralıyor:
- Bebeklik dönemi aşılarından olan rota aşısı yaptırılmalı.
- Bulunulan ortamın temizliğinin yapılmasına özen gösterilmeli.
- Özellikle yemek yenilen yerlerin dezenfekte edilmesi ve ortak kullanılan eşyaların azaltılması gerekli.
- Musluk sularının direkt tüketilmesinden kaçınılmalı. Bunun yerine steril ortamlarda şişelenmiş sular tüketilmeli.
- Çiğ yenilen sebze ve meyvelerin temizliğine dikkat edilmeli.
- Dışarıda kullanılan buz küpleri, musluk suyundan yapılmış olabileceğinden bunlardan kaçınılmalı.
- Az pişmiş et ve balık ürünleri bu mevsimde tercih edilmemeli.
- El hijyenine dikkat edilmeli. Hastalıklardan korunmada en etkili yöntemin el yıkamak olduğu akılda tutulmalı.
* Excel iletişim





