SON DAKİKA

logo

Tarihi medrese SOS veriyor

Medreselerin 1926 yılında kapatılmasının ardından uzun yıllar kütüphane olarak hizmet veren tarihi Ketenci Ömer Paşa Camii’nin avlusunda bulunan tarihi medrese geçtiğimiz yıllarda Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından restore edilmişti. Restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından uzun süre hücre kapıları kilitli kalan tarihi medresenin, geride bıraktığımız süreç içinde bazı odaları ilçe müftülüğü tarafından Fetva ve İrşad Bürosu, Aile ve Dini Rehberlik Bürosu gibi değişik hizmetler için kullanılmaya başlandı, çoğunun kapısı ise günümüze kadar hiç açılmadı.

Tarihi medrese adeta kaderine terk edilince restore edilen bazı bölümlerde sıva dökülmeleri başladı. Zamanla daha da artan dökülmeler, tarihi medresenin SOS vermesine neden olurken, Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün süratle  dökülen sıvaları tekrar eski haline getirmesi, bunun yanında da medresenin kilitli hücre kapılarının açılarak bir şekilde değerlendirilmesi isteniyor. 
Tarihi medresenin gelecek nesillere aktarılması için yaşaması gerektiği ve yaşaması içinde insanların bir şekilde ziyaretlerine açılması, hücrelerin değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden vatandaşlar, bugüne kadar çoğu hücrelerin kapılarının   açılmamasını tarihe bir saygısızlık olduğunu kaydederlerken, “Kapıları kilitli bir tarihi eser ne derece korunabilir ? Bunun en güzel örneğini Ömer paşa Camii’nin avlusunda bulunan tarihi medresede görüyoruz. Tarihi eserler ancak insanlarla yaşatılabilir, korunabilir. Umarız Ömer paşa Camii’nin avlusunda bulunan tarihi medrese de  insanlarla yaşar, can bulur, gelecek kuşaklara aktarılır.  İlgili makamları göreve çağırıyoruz, hem dökülen sıvalar için, hem de hücre kapılarının kilitlerinin açılması için” dediler.
                   * İsa KAVLAK 

Kaynak : İsa KAVLAK
Ekleme Tarihi : 2022.07.31 20:45:51
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Yılda ortalama 900 ile bin 200 kişi suda boğularak hayatını kaybediyor

Türkiye’de 18 yıldır adli boğulma olaylarının istatistiğini tutan Akdeniz Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Turgut, yılda 900 ile bin 200 kişinin suda boğulma sonucu hayatını kaybettiğine dikkat çekerek, sadece son 15 günde 95 kişinin öldüğünü bildirdi.
Akdeniz Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Turgut, sıcaklıkların artmasıyla birlikte gerek denizlerde, gerekse iç sularda boğulma vakalarının arttığını kaydetti.
Planlı ve programlı bir şekilde ülke genelinde suda can kurtarma bilincinin oluşturulması gerektiğinin altını çizen Turgut, “Halkımıza kitle sporu açısından yüzme becerisinin geliştirilmesi için kursların fazlalaştırılması gerekir. Serinlemek için tercih edilen deniz veya göletlerde, can güvenliği için korumaları alanlarda suya girilmelidir. Ülkemizde su kaynakları oldukça fazladır. Dolayısıyla vatandaşlarımız piknik veya serinlemek dolayısıyla göl ve göletlerdeki kontrolsüz yerlere giriyorlar. Dolayısıyla boğulma vakaları oldukça artıyor” diye konuştu.

"Çoklu boğulma"
Boğulma vakalarında yaşanan çoklu ölümlere de değinen Adnan Turgut, “Yüzme veya suda cankurtaran eğitimi almamış halkımız, can havliyle boğulmakta olan birisine müdahale etme durumunda kalıyor ve kendi de hayatını kaybediyor. Biz buna çoklu boğulma diyoruz. Bir kişinin ardından 3-5 kişi daha boğulabiliyor” dedi.
Turgut, iç sular olan; göl, gölet, baraj, dere, sulama havuzlarında boğulma oranlarının denizlere göre daha yüksek olduğuna dikkat çekti.

"95 kişi öldü"
10 ile 25 yaş arasında boğulma vakalarının daha çok yaşandığını işaret eden Turgut, “Bayram tatillerinin uzun olmasına bu açıdan sevinemiyorum. Bu yıl Kurban Bayramı tatilinde fırsat bilen vatandaşlarımız su kenarlarına gitti. Boğulma sayısı çok çok artıyor. Bu yılki 9 günlük Kurban Bayramı tatilinde 63 kişi boğuldu. Temmuz ayının ikinci diliminde medyadan takip edip kayıt altına aldığım 95 kişidir. Gerçekten üzücü bir rakam. Parça parça medyaya yansıdığı için yıllık boyutta 900 ile bin 200 kişi hayatını kaybediyor” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de artık değişik illerde örgütlü bir çalışmanın olduğunu ve plajlarda cankurtaran hizmetinin verdiğini ifade eden Turgut, “Buna rağmen kaşla göz arasında bir anlık dalgınlıkla cankurtaran da olsa ölümcül kazalar olabiliyor” dedi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.08.02 10:28:41
Son Düzenlenme Tarihi :





Çadırda yaşayan çocuklarının tek isteği oyun parkı

KAHRAMANMARAŞ (İHA) - Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından evleri yıkılan veya ağır hasar gören bazı afetzede vatandaşlar, kendilerini güvende hissettikleri ormanın içine kurulan çadırlarda kalıyor. Çadırda kalan çocuklar, bulundukları alana oyun parkı yapılmasını istiyor.
Kahramanmaraş'ın Dulkadiroğlu ilçesine bağlı kırsal mahalle Güzelyurt'ta, depremin yıktığı evlerden kurtulan afetzede vatandaşlardan bazıları kendilerini güvende hissettikleri ormanlık alana taşındı. AFAD ve bazı yardım kuruluşları tarafından kurulan çadırlarda yaşayan vatandaşların büyük bir kısmı geçimini hayvancılık ve tarım yaparak sağlıyor. Depremi unutmak isteyen çocuklar ise bulundukları alana oyun parkının yapılmasını istedi.
Kendilerini ormanlık alanda güvende hissettiklerini aktaran Mustafa Kavuzkoz, "Biz 2 aydır burada kalıyoruz. Burayı güvenli gördük. Burada doğduk burada büyüdük. Buraları tanıyoruz biliyor. Bu orman bizim. Arazimize yakın. Hayvanları olanlar var, hayvancılık yapıyor. O yüzden kendimize burayı güvenli gördük. Tek sıkıntımız evlerimizin yapılıp tekrardan çocuklarımla birlikte içine huzurlu bir şekilde girmek" şeklinde konuştu.
Her türlü yardımın yapıldığını ifade eden Gülşen Horan ise "Torunuma park istiyorum. İnşallah getirirler. Allah'ım kurban olurum devletimize insanlarımıza Allah zeval vermesin. Çok yardım ettiler. Bu acıyı da kimseye göstermesin. Ben 'ya Allah, ya Muhammed beni kurtar' dedim. Sapsağlam çıktık evden" diye konuştu.
Yaklaşık 60 çocuğun olduğunu dile getiren Türkan Kavuzkoz da çocukların depremin izini atlatabilmeleri ve eğlenmeleri için yetkililerden oyun parkının yapılmasını istedi.
Depremin korkusunu atmak istediklerini ifade eden 8 yaşındaki Enes Kavuzkoz bulundukları alana oyun parkı yapılmasını istedi.
10 yaşındaki Gülşen Horan da "Çalıların içinde oturuyoruz. Çıkamıyoruz zaten yağmur yağıyordu. Dolu yağdı bir kez" diyerek yaşadıklarını anlattı.
Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.04.16 15:01:57
Son Düzenlenme Tarihi :