SON DAKİKA

Boğaçayı’nı kurtarma projesi

Akademisyen, meslek odası temsilcileri ve alanında uzman kişilerden oluşan Boğaçayı Bilim Kurulu, Boğaçayı’nın sorunları, çözümü ve geleceği ile ilgili konuları yerinde inceledi. Bilim Kurulu’na Büyükşehir Belediyesi’nin Boğaçayı’nda gerçekleştirdiği çalışmalar hakkında sunum yapıldı.
Antalya Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde akademisyenler, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve alanında uzman kişilerden oluşan Boğaçayı Bilim Kurulu, çalışmalarını sürdürüyor. Çeşitli zamanlarda bir araya gelen ve yapılan çalışmaları değerlendiren Bilim Kurulu, sahada incelemelerde bulundu. Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Lokman Atasoy başkanlığında bir araya gelen Bilim Kurulu, Boğaçayı’nda yapılan çalışmaları yerinde gördü. Bilim Kurulu üyeleri, Boğaçayı’nda incelemeler yaparak son durumu ele aldı.

Bilim kurulu üyelerine sunum
Bilim Kurulu üyeleri, daha sonra Başkan Danışmanı Lokman Atasoy başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda bir araya gelerek, sorunları, çözümleri ve yapılan çalışmaları değerlendirdi. Toplantıda 2018 yılında faaliyete geçirilen Boğaçayı Projesi’nden sonra meydana gelen değişimler, dere yatağında biriken rüsubat, derinlik değişimleri, su kalitesi analizleri, sucul bitkilerin ve fiziksel atıkların temizlik çalışmaları, vektörel mücadele hakkında Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı tarafından Bilim Kurulu üyelerine sunum yapıldı.

Çalışmalar değerlendirildi
Başkan Danışmanı Lokman Atasoy, Boğaçayı’nı doğa ile iç içe sürdürülebilir hale getirmek için çalışmalarını bilim ve tekniğin öncülüğünde gerçekleştirdiklerini kaydetti. Lokman Atasoy, “Büyükşehir Belediye Başkanımız Muhittin Böcek’in Antalya’mızı planlı, kurallı, kimlikli bir kent vaadi ve ortak akılla yöneteceğimiz sözüne istinaden 2019 yılı başında Boğaçayı Bilim Kurulu’nu oluşturduk. Boğaçayı’nda yaz aylarında artış gösteren sucul bitkilerin ve atıkların toplanması, dere yatağında biriken rüsubatın yönetimi, vektörle mücadele, Boğaçayı biyoçeşitliliği, kıyı erozyonu gibi çevre ile alakalı konular üzerinde Bilim Kurulumuz ile değerlendirmelerde bulunduk. İklim değişikliğine bağlı olarak yaşanabilecek aşırı yağış ve sel, taşkın riski ile ilgili de gündeme gelen konuları ele aldık. Ortak akılla, bilime ve tekniğe dayalı olarak atılacak adımlarda üzerimize ne düşerse her zaman olduğu gibi yapmaya hazırız” dedi.

Ortak bir çalışma yapıyoruz
Bilim Kurulu Üyeleri; Boğaçayı’nın Antalya için çok önemli olduğuna vurgu yaptı. Konyaaltı sahilinin ve denizlerimizin korunması ile taşkın riskleri konusunda görüş alışverişinde bulunuldu. Bölgede ilgili kurumlar ve DSİ tarafından yürütülen taşkın önleme projesi, TÜBİTAK tarafından desteklenen ve Akdeniz Üniversitesi ile diğer ilgili üniversiteler tarafından tamamlanan kıyı alanlarının çekilmesi hakkında bilgi verildi.

Alt komisyonlar kurulacak
Bilim Kurulu Üyelerince; toplantıda ele alınan sorunlara ilişkin yürütülecek çalışmaların daha çerçeveli ele alınması ve çalışmaların günlük olarak takip edilmesi konusunda uzmanlık alanlarına göre alt komisyonların oluşturulması kararlaştırıldı. Bu nedenle Bilim Kurulu Üyelerince; proje alanındaki atıkların toplanması ve yönetimi konusunda “Temizlik ve Vektörel Mücadele Komisyonu”, sediman/rüsubat problemleri konusunda “Rüsubat Yönetimi ve Kıyı Erozyonu Değerlendirme Komisyonu” ve bölgede yaşanabilecek taşkın risklerinin değerlendirileceği “Taşkın Durumu Değerlendirme Komisyon” ana başlıklarında üç adet komisyon oluşturularak gerekli çalışmaların yapılmasına karar verildi.

Kaynak : İHA
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.03.26 13:55:06
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






ANSİAD’IN KONUĞU GAZETECİ SEDAT ERGİN OLDU

“ANSİAD 2. Olağan Toplantısı”, “Kuralsız ve belirsiz bir dünyada Türkiye dış politikasına nasıl bir yön çizebilir?” başlığıyla, gazeteci ve dış politika yazarı Sedat Ergin’in katılımıyla 27 Ocak 2026 Salı günü Double Treeby Hilton’da gerçekleştirildi. Küresel sistemin çözülmekte olduğu, NATO’nun tarihinin en ciddi krizlerinden birini yaşadığı ve jeopolitik güç merkezinin Asya-Pasifik’e kaydığına dikkat çekilen toplantıda, Türkiye’nin bu yeni düzende nasıl bir strateji izlemesi gerektiği çok boyutlu biçimde ele alındı.

Ergin: “Kurala dayalı Uluslararası düzen çöktü”

Toplantının konuşmacısı Sedat Ergin, konuşmasının başında dünya siyasetinin köklü bir kırılma döneminden geçtiğini vurgulayarak, “İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra inşa edilen ve onlarca yıl boyunca işleyen kurala dayalı uluslararası düzen fiilen sona ermiş durumda. Bugün artık kuralların değil, güç ilişkilerinin belirleyici olduğu bir dünyadayız” ifadelerini kullandı. Ergin, bu sürecin geçici bir kriz değil, uzun vadeli bir dönüşüm olduğuna dikkat çekti. Toplantının zamanlamasına özellikle değinen Ergin, “Bu toplantıyı aralık ayında yapsaydık, bugün konuştuğumuz pek çok başlık eskimiş olacaktı. Son iki ayda yaşanan gelişmeler, dünya siyasetinin çok daha sert ve öngörülemez bir faza geçtiğini gösteriyor” dedi. ABD Başkanı Donald Trump’ın son dönemde Venezuela, Gazze, Suriye ve NATO müttefiklerine yönelik tutumlarının bu kırılmayı hızlandırdığını belirtti. ABD’nin Grönland’a ilişkin söylemlerinin uluslararası sistem açısından son derece çarpıcı olduğunu ifade eden Ergin, “Grönland bir NATO toprağıdır. Ancak bugün bu toprak, NATO’nun dışından değil, bizzat ittifakın en güçlü üyesi tarafından tehdit edilmektedir. NATO tarihinde böyle bir örnek yoktur. Bu tabloyu 10 yıl önce bir film senaryosu olarak dinleseydik kimse ciddiye almazdı. Ama bugün bu senaryo gerçekliğe dönüşmüş durumda” şeklinde konuştu. 

Ergin: “Kuralsızlık, yeni normal haline gelebilir”

Uluslararası ilişkilerde belirsizliğin kısa vadede ortadan kalkmasının mümkün görünmediğini vurgulayan Ergin, “Kurala dayalı düzen çöktü ama yerine neyin geleceğini henüz bilmiyoruz. Bu nedenle dünya, uzun bir süre kuralsızlığın ve belirsizliğin normalleştiği bir dönem yaşayabilir” dedi. Bu sürecin birkaç yıl değil, “On yıllarca sürebilecek bir türbülans” olabileceğini ifade etti. Küresel ekonomik ve jeopolitik gücün hızla yer değiştirdiğine dikkat çeken Ergin, “Bugün dünya ekonomik üretiminin yaklaşık yarısı Asya-Pasifik bölgesinde gerçekleşiyor. 21. yüzyılın ana rekabet sahnesi artık Avrupa değil, Asya’dır” değerlendirmesinde bulundu. Çin’in dünya ekonomisindeki yükselişinin ABD’nin tüm dış politika ve güvenlik stratejilerini yeniden şekillendirdiğini vurguladı. ABD ile Avrupa arasındaki ilişkilerin tarihsel bir aşınma sürecine girdiğini belirten Ergin, “Yaklaşık 70 yıldır Batı dünyasının omurgasını oluşturan transatlantik güvenlik bağı ciddi biçimde zayıflıyor. Bu, Avrupa için de son derece sarsıcı bir gelişmedir. Avrupa Birliği’nin 200 milyar avroluk SAFE savunma programı, bu arayışın somut bir göstergesidir” dedi. 

Ergin: “Avrupa’nın Türkiye’yi dışarıda bırakma lüksü yok”

Türkiye’nin stratejik rolüne dikkat çeken Ergin, “Eğer ABD NATO’dan çekilir ya da yükümlülüklerini azaltırsa, ittifak içindeki en büyük askeri kapasite Türkiye’ye aittir. Türkiye, Avrupa güvenliği açısından vazgeçilmez bir ülkedir” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin bu belirsizlik ortamında “çok boyutlu, gerçekçi ve askeri-diplomatik kapasitesini birlikte kullanan bir dış politika izlemek zorunda olduğunu ”vurgulayan Ergin, yeni dönemin bekleyerek değil, strateji üreterek yönetilmesi gerektiğini söyledi. Ergin, Avrupa’nın güvenlik mimarisini yeniden tasarladığı bir dönemde Türkiye’nin askeri kapasitesinin kritik önem taşıdığına dikkat çekerek, “Sürekli krizlerin içinde pişmiş, sahada deneyim kazanmış, teşrif edilmiş bir ordudan söz ediyoruz. Türkiye’nin askeri kapasitesi, bugün Avrupa ordularının büyük bölümünden ileri bir noktadadır. Amerika’nın olmadığı bir tabloda Türkiye, Avrupa güvenliği açısından vazgeçilmez bir aktör haline geliyor. Böyle bir dönemde Avrupa’nın Türkiye’yi yanına almamak gibi bir lüksü olabilir mi?” sorusunu yöneltti. Avrupalı siyasetçilerin son dönemdeki açıklamalarına da dikkat çeken Ergin, “Avrupa Komisyonu yetkililerinin, Alman ve Finlandiyalı bakanların son açıklamalarını yan yana koyduğunuzda ortak bir anlam çıkıyor: Avrupalılar Türkiye’ye artık yeni bir gözle bakıyor. Savunma alanında Türkiye ile artan iş birliğinin önemi, bugün Avrupalı karar alıcılar tarafından açıkça teslim ediliyor. Bir yandan Avrupa, Türkiye’nin askeri kapasitesinden nasıl yararlanırım arayışı içinde; diğer yandan Yunanistan ve Güney Kıbrıs vetoları nedeniyle Türkiye bu fonların dışında tutuluyor. Eğer Avrupa Birliği Türkiye ile gerçek bir iş birliği istiyorsa, bu yapısal engelleri aşmak zorundadır.” ifadelerini kullandı.

Ergin: “30 yıllık metinle 2025 ticaretini yönetiyoruz”

Türkiye–AB ilişkilerinin ekonomik boyutuna değinen Ergin, Gümrük Birliği’nin güncellenememesini sert sözlerle eleştirdi: “1996’da yürürlüğe giren, 1995 koşullarında müzakere edilmiş bir Gümrük Birliği ile 2025’in dünya ticaretini yönetmeye çalışıyoruz. Dünya değişti, ticaret kuralları değişti ama siyasi irade hâlâ yok. Üstelik bu müzakereleri başlatacak bir siyasi irade dahi ortaya konulamıyor” dedi.

Ergin: “Batı parçalı, Türkiye dengeyi bulmak zorunda”

Avrupa–ABD ilişkilerindeki çözülmenin Türkiye–AB ilişkilerini de etkileyeceğini belirten Ergin, “Tüm güçlüklerine rağmen, önümüzdeki dönemde Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin yeniden tanımlanacağı bir sürece giriyoruz” değerlendirmesinde bulundu. Bu sürecin kısa vadeli olmayacağını vurgulayan Ergin, “Bunlar bir–iki yılda çözülecek meseleler değil. Uzun müzakereler gerektiren, zamana yayılan süreçlerdir. Amerika ayağının zayıfladığı, Avrupa’nın daha bağımsız hareket etmeye çalıştığı parçalı bir Batı görüyoruz. Amerika ile Avrupa arasındaki bu ayrışmada Türkiye tam olarak nerede duracak, dengeyi nasıl kuracak?” diyerek Türkiye’nin konumuna dikkat çekti. Türkiye’nin çok yönlü dış politika arayışının tarihsel köklerine işaret eden Ergin, “Bu yaklaşım yeni değil. 1960’lı yıllardan bu yana Türk dış politikasına yön veren temel felsefe çok yönlülüktür. Batı ile ilişkiler sürerken, Sovyetler Birliği ve Orta Doğu ile ilişkilerin geliştirilmesi de bu anlayışın bir sonucuydu. Belirsizlik dönemlerinde risk dağıtılır. Bu, iş dünyasının da çok iyi bildiği bir kuraldır” diyerek Türkiye için de aynı yaklaşımın geçerli olduğunu söyledi.

Ergin: “Demokrasi ve hukuk boyutu ihmal edilemez”

ABD–Çin rekabetinin orta ölçekli ülkeleri yeni iş birliklerine ittiğini belirten Ergin, “Bugün ‘middle powers’ olarak tanımlanan ülkelerin birbirleriyle daha fazla iş birliği yapma ihtiyacı doğuyor” dedi. Bu kapsamda Kanada Başbakanı’nın Davos konuşmasına atıfta bulunarak, “Amerikan hegemonyasına karşı orta güçlerin yeni ittifaklar kurması çağrısı son derece çarpıcıdır” ifadelerini kullandı. Çok yönlü dış politikanın değerlerden kopmaması gerektiğini vurgulayan Ergin, “Gerçekçilik, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları taahhütlerinden vazgeçmek anlamına gelmemelidir. Avrupa hâlâ bu değerleri kurumsal olarak yaşatan bir kıtadır” edi. 

Konuşmasının son bölümünde ticaret verilerine de değinen Ergin, “İhracatımızın yaklaşık yarısı Avrupa’ya gidiyor. Bu tablo, siyasi dalgalanmalardan görece bağımsız bir istikrar alanı yaratıyor”dedi. Avrupa Birliği ile ticaretin, “Türkiye ekonomisi için önemli bir sigorta ve güvence olduğunu vurguladı. Ergin sözlerini, “Türkiye’nin askeri kapasitesi son derece etkileyici. Ancak tek başına yeterli değildir. Askeri güce, demokrasi ve hukukla desteklenen bir yumuşak güç eklendiğinde Türkiye’nin küresel etkisi katlanarak artacaktır” ifadeleriyle tamamladı.

“ANSİAD 2. Olağan Toplantısı” soru ve cevap kısmından sonra Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek ve Toplantı Başkanı ANSİAD Kurucu Üyesi & Orkun Ozan Medya Hizmetleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Öcal’ın konuk Gazeteci Sedat Ergin’e Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik kuşu hediye takdiminin ardından sona erdi.


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2026.01.29 22:42:03
Son Düzenlenme Tarihi : 2026.01.29 22:45:23





Narkotik Şube haftayı BOŞ GEÇİRMEDİ !

Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü koordinesinde, ilimiz genelinde son 1 haftada yapılan çalışmalarda;

- “Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Yapmak ve Sağlamak” suçundan; 19 olayda, 34 şüpheli şahıs yakalanmış, 14 şahıs TUTUKLANMIŞTIR. 
- “Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek ve Bulundurmak” suçundan; 135 olayda, 140 şüpheli şahıs YAKALANMIŞTIR. 
- Aranan şahıslara yönelik yapılan çalışmalarda; Uyuşturucu suçlarından aranması olan 19 şahıs yakalanmış, 17 şahıs CEZAEVİNE TESLİM EDİLMİŞTİR.  
- Eğitim ve Bilgilendirme faaliyetleri kapsamında; 374 katılımcıya EĞİTİM VERİLMİŞTİR.
Yapılan çalışmalarda;
- 131.091 adet sentetik ecza,
- 6 kilo 831 gram esrar,
- 121 gram metamfetamin,
- 233 adet, yaklaşık 97.278 kullanımlık sentetik kannabinoid (A4),
- 5 gram kokain,
- 3 gram eroin,
- 1 adet hassas terazi,
- 6 adet ateşli silah, 36 adet fişek ile
- Suçtan elde edildiği değerlendirilen bir miktar Türk Lirası  ELE GEÇİRİLMİŞTİR.
Yapılan açıklamada, “Uyuşturucu madde ticareti yapan şahıs ve organizasyonlara yönelik yürütülen çalışmalarımız aynı kararlılıkla hız kesmeden devam edecektir” debildi. * Bülten

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2025.09.11 10:55:03
Son Düzenlenme Tarihi :