SON DAKİKA
header-ad

Radyolojik görüntüleme (Manyetik rezonans) hizmeti alınacaktır

DEVLET HASTANESİ -ELMALI

36 Aylık Sonuç Karşılığı Radyolojik Görüntüleme (Manyetik Rezonans) Hizmeti Alımı hizmet alımı 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 19 uncu maddesine göre açık ihale usulü ile ihale edilecek olup, teklifler sadece elektronik ortamda EKAP üzerinden alınacaktır.

Basın İlan Kurumu’nun ilan portalı ilan.gov.tr’de yer alan ilana göre İhale 14.03.2023 - 10:00'da: Elmalı Devlet Hastanesi İhale Salonu adresinde yapılacaktır. * Detaylar için TIKLAYIN



Kaynak : BİK.GOV.TR
Ekleme Tarihi : 2023.02.15 17:52:40
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






“DEPREMLERDEN SONRA NÜFUSUN YÜZDE 13’ÜNÜ KAPSAYACAK YENİDEN YAPILANMA SÜRECİNİ VERİMSİZ YAPMA LÜKSÜMÜZ YOK”

ZeroBuild Summit’23 4. Uluslararası Sıfır Enerji Binalar Zirvesi, dördüncü günündeki kapanış oturumu ile son buldu. Yoğun katılım ile gerçekleşen etkinliğin kapanış oturumunda zirvenin çıktıları masaya yatırıldı. Ülkemizde büyük bir yeniden yapılanma süreci olduğuna ve artık doğru adımlar atılması gerektiğine dikkat çeken Enerji Verimliliği ve Yönetimi Derneği (EYODER) Başkanı Onur Ünlü, “Şu anda Türkiye’de ülke nüfusunun %13’ünü kapsayacak kadar bir bölgede yeniden inşa çalışmaları başladı. Bu binaları yeniden yaparken verimsiz olacakları şekilde inşa edecek lüksümüz veya bahanemiz yok” cümleleriyle yapı dönüşümünde verimliliğin ne kadar kritik olduğunun altını çizdi.

 

ZeroBuild Summit’23 4. Uluslararası Sıfır Enerji Binalar Zirvesi sona erdi. Kapanış oturumunda, ZeroBuild Summit Direktörü Doç. Dr. Gamze Karanfil Kaçmaz, Mühendisler ve Mimarlar Kadın Derneği (MUKAD) Başkanı Züleyha Özcan, Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği (ÇEDBİK) Genel Sekreteri Engin Işıltan, İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) İstanbul Şube Yönetim Kurulu Üyesi Elif Ersoy, Enerji Verimliliği ve Yönetimi Derneği (EYODER) Başkanı Onur Ünlü, Yeşil Yakalı Kadınlar Derneği (YEYKAD) Yönetim Kurulu Üyesi  Cemre Uçar ve Isı, Su, Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği (İZODER) Genel Sekreteri Timur Diz konuşmacı olarak yer aldı. 

 

ZeroBuild Summit Direktörü Doç. Dr. Gamze Karanfil Kaçmaz, “Şubat ayında yaşadığımız deprem felaketinin ardından, afetlerden sonra insanlara güvenli ve konforlu barınma alanları sağlayabilecek yapı konseptinin Sıfır Enerji Bina (SEB) olduğunu bu zirvede bir kez daha anladık. Yapı sektörünün gündemine oturan yeniden yapılanmanın, kendi enerjisini şebekeden bağımsız olarak kendisi üretme potansiyeline sahip Sıfır Enerji Bina’larla yapılmasının önemini ön plana çıkarttık. Umarız ki, seneye sizlerin karşısına ülkemizden daha fazla SEB örneğiyle çıkacağız” sözleriyle zirveyi özetledi. 

 

“Yapı sektörü yapısal değişiklikler ve yaptırımlarla daha profesyonel bir noktaya ulaştırılmalı”

Farklı alanlardan mühendisler, oda yetkilileri, üniversiteler, sektör profesyonelleri, STK’lar, dernekler gibi değişik grupların birlikte çalışmalar yapmaları gerektiğine değinen Mühendisler ve Mimarlar Kadın Derneği (MUKAD) Başkanı Züleyha Özcan, “Hepimize çok önemli görevlerin düştüğüne inanıyorum. Üyelerimiz arasında da farklı disiplinlerden çok önemli uzmanlar var. Bu uzmanların iş birliğiyle çalışmalar yapması, sesimizin daha gür çıkması gerekiyor dedi. Özcan, “Mevcut tespit ve önerilerin kararlılıkla uygulanması ve içinde bulunduğumuz yapı sektörünün daha profesyonel bir hale getirilmesi için yeni yaptırım ve sorumluluklar ile ilerlemeliyiz” diyerek hem arz hem talep tarafının bilinçlenmesi ve doğru tercihler konusunda kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

 

Tüm gözleri yapı sektörüne çeviren deprem sonrasında, MUKAD olarak bir deprem ve afet komitesi oluşturduklarını dile getiren Özcan, Ankara Kent Konseyi ile önümüzdeki aylarda bir deprem zirvesi gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Yapı fonksiyonlarının nasıl çalışacağını, mesleki sorumlulukların ve mühendislik tanımlarının nasıl olması gerektiği üzerine düşündük. Komiteler kurabilecek, odalarla görüşerek bir çalışmaları varsa dahil olmak istediğimizi dile getirdik. Başkent Üniversitesi ile ortak çalışmalar yaptık. Ayrıca STK’ların da bir araya gelmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çok değerli bulduğumuz bu tür çalışmalara bizler de öncülük edebiliriz. Yapı sektöründeki iyileştirmelerin istikrarlı, sürdürülebilir bir şekilde devam etmesi için bütün kapılara gitmemiz gerektiğini düşünüyorum. MUKAD olarak bunu yapmaya devam edeceğiz” açıklamasında bulundu.

 

“İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ‘Net Zero City Projesi’ kapsamında sıfır enerjili şehir alanları kuracağız”

Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği (ÇEDBİK) Genel Sekreteri Engin Işıltan, konuşmasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile beraber, Avrupa Birliği’ne bağlı olarak gerçekleştirecekleri Net Zero City Projesi’ni hayata geçirdiklerini dile getirerek projeyi şöyle anlattı: “İstanbul’da bir pilot bölgede sıfır enerjili bir şehir alanı kurmak için yeşil bina sistemleri kurulacak. Bu konularda terim olarak ne dersek diyelim; ana çatı hep yeşil bina sistemleridir çünkü bunun içinde yaşam döngü analizleri gibi pek çok faktörün dikkate alındığı tam bir sistem vardır.

 

Bundan sonra yapılacak her binanın yeşil bina sistemine uygun yapılması ve deprem yönetmeliklerine uyumların tam olarak raporlanması gerektiğini belirten Işıltan, konuşmasında farklı sertifikasyon sistemlerinden de bahsetti. Sertifikasyonlarla ilgili olarak; bölge mimarlarının kendi bölgelerinin ihtiyaçlarıyla ilgili bakış açılarının çok kıymetli olduğunun altını çizerek bu nedenle yerel sertifikaların da çok değerli olduğunu söyledi. Bu bağlamda sertifika almanın da aslında şart olmadığını, dolayısıyla vatandaşlar tarafından bu sertifikaların bir külfet olarak görülmemesi gerektiğini dile getiren Işıltan, önemli olanın sistemi uygulamak olduğunu hatırlattı.

 

“Şantiyelerde şantiye şefleri görev olarak değil sadece isim olarak var, şantiyeler sahipsiz”

İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Yönetim Kurulu Üyesi Elif Ersoy, konuşmasında deprem sonrası bölgeye yönelik gönüllü organizasyonlar oluşturarak hasat tespit çalışmaları yaptıklarını, sonuçlarını ise deprem paneli ile kamuoyuyla paylaştıklarını dile getirerek gözlemlerini şöyle aktardı: “Maalesef 1999 yılında yaşadığımız depremdeki hataların tekrarlandığını, daha önce hiç karşılaşmadığımız hataların yapıldığını gördük. Bu yanlışları aşmak için panel ve sempozyumların düzenlenmesi çok önemli.”

 

Ersoy’un konuşmasının bir başka ana başlığı ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen hızlı tarama çalışmaları oldu. Ersoy, vatandaşların binalarının riskli olarak tespit edildiği takdirde ne yapacaklarını bilmediklerini, bu nedenle konuyla ilgili bir kitapçık hazırladıklarını dile getirerek; “Hızlı tarama envanterlerini İBB çıkartıyor, biz de onlara teknik destek veriyoruz. İstanbul’da kentsel dönüşüm bazı yerlerde halen çok yavaş, hızlandırılmalı. Kentsel dönüşüme giren yerlerde ise; deprem riski taraması ardından riskli bina tespiti yapıldıktan sonra ileri inceleme aşamasının da bulunduğu ne yazık ki vatandaşlar tarafından bilinmiyor. İnsanlar sadece ön değerlendirme raporuyla güçlendirme veya yıkım kararı alınacağını zannediyorlar. Halbuki ileri inceleme ile performans analizi yapılması gerekiyor. Bu ileri incelemenin nasıl ve kimler tarafından yapılacağına ve bu aşamanın da sonrasında bina sahiplerinin hangi yolu izleyeceklerine karar verilebilmesi için bir bilgilendirme içerikleri hazırladık” dedi. 

 

Ersoy, inşaat mühendisleri olarak binalardaki sorunların henüz uygulama aşamasında görüldüğünün altını çizerek bu sorunların önlenmesi için sahada çalışan işçilere ve ustalara eğitim verilmesi gerektiğini ifade etti. Şantiyelerde operasyonel sorunlar olduğunu da belirten Ersoy, “Maalesef hiçbir mesleği olmayan insanlar inşaatlarda çalışıyor, bunun çok önemli bir uzmanlık alanı olduğu göz ardı ediliyor. Son afetten önce de dile getirdiğimiz gibi görüyoruz ki, şantiyelerde şantiye şefi yok, görev olarak değil sadece isim olarak varlar, şantiyelerimiz sahipsiz. İnşaatlar, ustalar ve kalfalara bırakılmış durumda. Bu nedenle operasyonel süreç iyi denetlenmeli ve sertifikalı eğitimler düzenlenmeli” diyerek sorunun temelini ortaya koydu.

 

 

 

“İklim değişikliği sadece ekolojik değil önemli ekonomik sorunlara da neden oluyor”

Enerji Verimliliği ve Yönetimi Derneği (EYODER) Başkanı Onur Ünlü, “Oyunun kuralları değil, kendisi değişiyor; buradaki oyun dediğimiz hayatın ta kendisi. Artık suçlu aramak yerine doğru işleri hemen yapmamız gerek. Üretim ve tüketim alışkanlıklarının tamamen değiştiği günümüzde, Türkiye olarak yeşil dönüşümden önce maalesef zihniyet dönüşümüne ihtiyacımız var. Yatırımcıların sorumluluğu büyük çünkü onlar neyi istiyorlarsa mimarlar, mühendisler isteneni teslim ediyorlar. Eğer bunu değiştiremezsek yıllarca bu konularda eyleme geçemez, sadece konuşmakla kalırız” açıklamasında bulundu.

 

 “Dünyada kentsel dönüşüm iki fazlı ilerliyor; birincisi yeşil ikincisi dijital dönüşüm. Bu değişimin görünür nedeni sanayimizin daha az emisyon salınımına neden olması. Bunu istememizin temel nedeni ise karşı karşıya olduğumuz iklim değişikliği sorunu. İklim değişikliği nasıl bir felakete yol açıyor? Örneğin geçen sene ülkemizde de yaşanan vahşi orman yangınları, aşırı ısı artışları görüyoruz. Küresel ısınmayı şu anda 1,5 derece ısı artışında durdurmaya çalışıyoruz. Böyle bir artışta aynı yangınların yeniden olma olasılığı % 38. Artış 3 dereceye çıktığında ise bu olasılık % 90 olacaktır” dedi. İklim değişikliğinin sadece ekolojik değil ekonomik olarak da önemli sorunları beraberinde getirdiğini belirten Ünlü, küresel ısınmayı 1,5 derecede durdurursak tüm dünyada % 4 ekonomik daralma yaşanacağını, 2 derecede ise oranın % 11’e çıkacağını belirtti. Ekonomik daralmaların beraberinde savaşlara kadar giden sorunlar getirdiğini de hatırlatan Ünlü, “Küresel ısınmaya dur demek bu açıdan da önemli. Akıllı ve hızlı davranmalıyız” dedi.

 

Ünlü, konuşmasında finansal değerlere yer vererek; “Geçen sene enerji kaynaklı ticaret açığımız 109 milyar dolardı. Toplam ticaret açığımız ise 113 milyar dolar. Dolayısıyla dış ticaret açığının büyük bir kısmı enerji kaynaklarından geliyor. Enerjimizi yaklaşık % 75 oranda ithal ettiğimiz için geçen sene 150 milyar dolarlık enerji tüketimi yaptık. Derlediğimiz rakamlar gösteriyor ki; sanayide, konutlarda, şehirleşmede, tarımda enerjide dışa bağımlılığı önlersek ortalama 45 milyar dolar dış ticaret tasarrufu potansiyeli var. Uluslararası tedarik zincirlerdeki pazar zincirleri, eko-inovasyonlar gibi faktörlerdeki potansiyelleri de eklediğimizde ülkenin toplam kazancı 90 milyar dolar olabilir” dedi. 

 

Depremden sonra Türkiye’nin çok büyük bir bölümü için yeniden yapılanma sürecinin hızlı bir şekilde başladığına ve bunun çok iyi değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yapan Ünlü, “Şu anda Türkiye’de ülke nüfusunun %13’ünü kapsayacak kadar bir bölgede yeniden inşa çalışmaları başladı. Bu binaları yeniden yaparken verimsiz olacakları şekilde inşa edecek lüksümüz veya bahanemiz yok” dedi. Bu noktada yatırımcıya da fırsat tanımak gerektiğini belirterek finans sektörünün yatırımcıya daha dijital ve sıfır enerji binalar üretmesi durumunda finansal destekler sunduğunu, bu şekilde maliyetlerin aslında göz korkutmaması gerektiğinin aktarılmasının önemine dikkat çekti.

 

“Doğru proje yönetimi için insanlar arası iletişim, koordinasyon çok önemli, buna bir standart getirilmeli”

Yeşil Yakalı Kadınlar Derneği (YEYKAD) Yönetim Kurulu Üyesi Cemre Uçar, konuşmasında teknik yeterliliklerin yanı sıra, sosyal becerilerin de koordinasyon kurma açısından çok önemli olduğunun altını çizerek, “Dernek olarak kadınlar hem işin teknik kısmında hem de teknik olmayan kısımlarında varlar ve var olmalılar diyoruz. Deprem sonrası kurduğumuz koordinasyon ekibimizin deprem bölgesine yönelik gözlemlerine göre; önce insan diyerek insanlar arası iletişim, koordinasyon, kültür ve bilinç yaratmanın önemini atlamamalıyız. Bu alanlardaki standartları hem kendi aramızda belirlemeli hem de kurumlara aşılamalıyız. Proje yönetiminin doğru uygulanması çok mühim” dedi.

 

YEVKAD’ın yazdığı projeyle STK’larla bir araya geldiğini dile getiren Uçar, Deprem saha ziyaretlerimizde kurumların gerçek eksikliklerini gördük. Güç yetenekleri olarak da adlandırılan sosyal becerilere dair insan odaklı çalışmalar yapmak, kurumların bu bağlamda şeffaf olmasını sağlamak gerekiyor diyerek proje yönetimi standartlarını sadece teknik açıdan değil, operasyonel süreçteki iş birliği açısından da ele almak gerektiğini sözlerine ekledi. 

 

“Avrupa Birliği, enerji verimliliğinde bizden 4 kat daha iyi durumda”

Isı, Su, Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği (İZODER) Genel Sekreteri Timur Diz, öncelikle Türkiye’nin enerji verimliliği anlamında 2000 yılından beri aynı yerde olduğunu üzüntüyle belirterek şunları dile getirdi: Bizim aksimize, Avrupa yıllar öncekine göre aynı yerde değil. Avrupa yenilenebilir enerjide 1990 senesine göre karbon seviyesinde % 20 azalma yaşadı. Şu an % 32,5 enerji verimlilikleri var. 2050 yılı karbon nötr hedefleri kapsamında enerji limitlerini azaltmaya devam ederek sürekli iyileştirmeler, güncellemeler yapıyorlar. 2019’dan beri tüm yeni kamu binaları sıfır enerji konseptinde yapılıyor. Biz nSEB (Neredeyse Sıfır Enerji Bina) tanımını daha 2022’de yaptık. AB ise bu konuyu 2010’da ilk kez gündeme getirip 2014-2015 yıllarında resmileştirdi.” 

 

Ayrıca enerji tüketimimizin Türkiye’de 135, 150 KW oranlarında olduğunu, gelişmiş ülkelerde ise bunun 30 veya maksimum 50 KW şeklinde görüldüğünü söyleyen Diz, “İsveç gibi soğuk bir ülkede yaşayan bir vatandaş bile buradaki insanlardan daha az yakıt faturası ödüyor. Avrupa Birliği bu konularda bizden yaklaşık 4 kat daha ileri. Ülke olarak çok hızlı hareket etmeli, gidişatımızı tümden değiştirmeliyiz dedi. 

 

4 gün boyunca süren ve 17 oturum ile son bulan ZeroBuild Summit’23 4. Uluslararası Sıfır Enerji Binalar Zirvesi, Yapı Fuarı’nın Youtube kanalından izlenebiliyor. 


-FASELİS BSN.


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.04.30 15:09:47
Son Düzenlenme Tarihi :





Yeterli domates tüketiyor musunuz?

Domates, birçok yemeğe lezzet katan, parlak kırmızı renkli bir sebzedir. Ancak, domates sadece tatlı ve ferahlatıcı bir lezzet sunmakla kalmaz, aynı zamanda sağlık açısından da bir dizi fayda sağlar. İçeriğindeki besinlerle dolu olan domates, vücut için önemli bir besindir. 
Domates, lezzetli bir sebze olmanın ötesinde, sağlık açısından birçok fayda sunar.Domatesin faydaları arasında antioksidan özellikleri, kalp sağlığına olan katkıları, kanser riskini azaltma etkisi, göz sağlığını desteklemesi, sindirim sağlığına yardımcı olması, cilt sağlığını koruması ve kemikleri güçlendirmesi ve daha pek çok şey yer alır. Günlük beslenmenizde düzenli olarak domates tüketmek, sağlığınızı desteklemek için önemli bir adımdır.
Domatesin Besin Değerleri
Domates, düşük kalorili bir besindir ve birçok besin öğesi içerir. 100 gram domates, yaklaşık olarak şu besin değerlerine sahiptir:
Kalori: 18 kcal. Protein: 0.9 gram. Yağ: 0.2 gram. Karbonhidrat: 3.9 gram. Lif: 1.2 gram. A Vitamini: 833 IU. C Vitamini: 13.7 mg. Potasyum: 237 mg. Likopen: 2573 mcg
Domatesin Faydaları
Antioksidan Etkisi Bulunur: Domates, güçlü bir antioksidan olan likopen bakımından zengindir. Likopen, serbest radikallerle savaşarak hücre hasarını azaltabilir ve kanser, kalp hastalıkları ve diğer kronik hastalıkların riskini azaltabilir.
Kalp Sağlığına İyi Gelir: Domates, kalp sağlığı için faydalı olan potasyum, C vitamini ve lif açısından zengindir. Potasyum, kan basıncını düzenlerken, C vitamini ve lif ise kolesterol seviyelerini kontrol eder ve kalp hastalığı riskini azaltır.
Kanser Riskini Azaltır: Likopen içeren domates, özellikle prostat, akciğer ve mide kanserine karşı koruyucu etkileri olduğu bilinmektedir. Likopen, kanser hücrelerinin büyümesini engelleyebilir ve tümör oluşumunu önleyebilir.
Göz Sağlığını Etkiler: Domates, göz sağlığı için önemli olan A vitamini ve lutein gibi bileşikler içerir. A vitamini, gece körlüğünü önlerken, lutein ise yaşa bağlı makula dejenerasyonu gibi göz hastalıklarının riskini azaltır.
Sindirim Sistemine Faydalıdır: Domates, lif içeriği sayesinde sindirim sistemi sağlığına katkıda bulunur. Lif, bağırsak hareketlerini düzenler, kabızlığı önler ve sindirim sürecini destekler.
Cilt Sağlığı Üzerinde Etkilidir: Domates, içerdiği C vitamini ve likopen sayesinde cilt sağlığını destekler. C vitamini, kollajen üretimini artırırken, likopen cildi serbest radikallere karşı korur ve yaşlanma belirtilerini azaltır.
Kemik Sağlığına Katkı Sunar: Domates, K vitamini ve kalsiyum gibi mineraller içerir. K vitamini, kemik sağlığını desteklerken, kalsiyum kemiklerin güçlenmesine yardımcı olur. Bu da osteoporoz riskini azaltır.
Domates Suyunun Faydaları
Hidrasyonu Destekler: Domates suyu, su içeriği yüksek olan bir içecektir. İyi bir hidrasyon kaynağı olarak vücuttaki su dengesini korumaya yardımcı olur.
Göz Sağlığını Korur: Domates suyu, A vitamini, lutein ve zeaksantin gibi besin maddelerini içerir. Bu besinler, göz sağlığını korumada önemli bir rol oynar. A vitamini gece körlüğünü önlerken, lutein ve zeaksantin yaşa bağlı makula dejenerasyonu gibi göz hastalıklarının riskini azaltır.
Cilt Sağlığını Destekler: Domates suyu, içerdiği C vitamini ve likopen sayesinde cilt sağlığını destekler. C vitamini, kollajen üretimini artırırken, likopen cildi serbest radikallere karşı korur ve yaşlanma belirtilerini azaltır.
Bağışıklık Sistemini Güçlendirir: Domates suyu, C vitamini ve diğer besinlerle bağışıklık sistemini güçlendirir. Bağışıklık sistemini destekleyerek hastalıklara karşı vücudu korur. Sonuç olarak, domates suyu antioksidanlarla dolu, kalp sağlığını destekleyen, sindirimi düzenleyen, cilt ve göz sağlığını koruyan, bağışıklık sistemini güçlendiren ve birçok önemli besin içeren bir içecektir.
Domates Bir Günde Ne Kadar Tüketilmelidir?
Domates tüketimi, genel olarak sağlıklı bir beslenme programının bir parçası olarak önerilir. Ne kadar domates tüketilebileceği bireysel tercihlere ve sağlık durumuna bağlı olarak değişebilir. Ancak genel olarak, günlük olarak 1-2 porsiyon (yaklaşık 1-2 büyük domates veya 10-12 kiraz domates) tüketmek tavsiye edilir.
Domatesin Yan Etkileri Nelerdir?
Domatesler, düşük kalorili ve besin açısından zengin bir sebzedir. İçerdikleri likopen, C vitamini, A vitamini, potasyum ve diğer besin maddeleri ile sağlık açısından birçok fayda sunar. Bununla birlikte, domateslerin asidik özellikleri nedeniyle bazı kişilerde mide rahatsızlığına veya reflüye neden olabilir. Bu durumda, bireysel toleransınıza göre domates tüketiminizi ayarlamanız önemlidir. Ayrıca, domates ürünleri de (domates sosu, domates suyu, konserveler vb.) günlük domates alımınızı artırmanın başka bir yoludur. Ancak, özellikle domates sosu gibi işlenmiş ürünlerdeki tuz, şeker ve diğer katkı maddelerine dikkat etmek önemlidir.
Domates Cilt Sağlığını Nasıl Destekler?
Domates, cilt sağlığına birkaç şekilde katkıda bulunur. İçerdiği C vitamini, antioksidanlar ve likopen, ciltteki serbest radikallerle savaşarak hücre hasarını azaltabilir ve yaşlanma belirtilerini azaltabilir. Ayrıca, domatesin içerdiği su cildi nemlendirir ve parlaklık sağlar. Domates suyunu cilt bakımında kullanmak da yaygın bir uygulamadır.
Domates Suyu Günlük Su İhtiyacını Karşılar mı?
Domates suyu, su içeriği yüksek olan bir içecektir ve vücudun günlük su ihtiyacının bir kısmını karşılayabilir. Ancak tam anlamıyla günlük su ihtiyacını karşılamak için sadece domates suyu tüketmek yeterli olmayabilir. Su, vücudun doğru şekilde çalışması için önemlidir ve çeşitli kaynaklardan alınmalıdır. Dolayısıyla, domates suyu tüketirken yeterli miktarda su içmeye de özen göstermek önemlidir.
Domates Suyu Kilo Verdirir mi?
Domates suyu kilo verme sürecinde yardımcı olabilir. İçerdiği düşük kalori ve yüksek su içeriği sayesinde tokluk hissi sağlayabilir ve böylece daha az kalori tüketmenizi sağlayabilir. Ayrıca, domates suyu, lif içeriği sayesinde sindirimi destekler ve kabızlık gibi sorunları önleyebilir. Ancak kilo vermek için sadece domates suyu tüketmek yeterli değildir. Dengeli bir beslenme planı ve egzersiz programıyla birlikte domates suyu tüketimi daha etkili olacaktır.
* Medicalpark Basın

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.06.03 09:48:16
Son Düzenlenme Tarihi :