SON DAKİKA
header-ad

Mavi Kelebekler Avrupa’da yarı finalde

Konyaaltı Belediyesi Kadın Hentbol Takımı, EHF Avrupa Kupası çeyrek finalinde karşılaştığı İzmir Büyükşehir Belediyesi'ni her iki maçta da mağlup ederek tarihinde ilk kez yer aldığı Avrupa sahnesindeyarı finale yükseldi.

Antalya'yı Avrupa’da temsil eden tek takım olan Konyaaltı Belediye Spor Kulübü Kadın Hentbol Takımı, başarı grafiğini her geçen gün yükseltiyor. EHF Avrupa Kupası'nda zirveyi hedefleyen Mavi Kelebekler, namağlup unvanıyla geldiği çeyrek finalde,bir diğer Türk takımı olan İzmir ekibini her iki maçta mağlup ederek yarı finale yükseldi. Antalya’daki ilk maçta rakibini 11 sayı farkla mağlup ederek adeta gövde gösterisi yapan Maviler, İzmir’de oynanan ikinci maçı da 33-36 kazanarak namağlup unvanını korudu.

DEPREM FELAKETİ UNUTULMADI

İzmir Celal Atik Spor Salonu’nda oynanan karşılaşma dolu tribünler önünde oynandı. Her iki takım da geçtiğimiz haftalarda yaşanan deprem felaketinde yaşamını yitiren yurttaşları unutmadı. Ev sahibi İzmir BBSK’lı oyuncular sahaya ‘’Yaralarımızı birlikte saracağız’’ yazılı pankart ile çıkarken, Konyaaltı Belediye SK oyuncuları ise ‘’Güzel günler göreceğiz çocuklar’’ yazılı pankart ile seremonideki yerini aldı. İlk maçta aldığı 11 sayılık galibiyetin rahatlığıyla kontrollü bir oyun ortaya koyan Mavi Kelebekler, ilk yarısını 18-20 önde kapattığı karşılaşmayı 33-36 önde tamamlayarak Avrupa kupalarında yarı finale adını yazdıran taraf oldu.

YARI FİNALDE SLOVAK RAKİP

Bütün ülkeyi yasa boğan deprem felaketiniunutmanın mümkün olmadığını ifade eden Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen, ‘’Takımımız böyle bir zamanda tarih yazarak bizlere biraz olsun moral verdi. Kendilerini kutluyorum. İnşallah yarı finaldeki rakiplerini de saf dışı bırakarak ilk kez katıldığımız Avrupa kupalarında final heyecanını bizlere yaşatacaklar’’ dedi.Yarı finalde Slovakya’nın MKS IUVENTA Michalovce takımıyla eşleşen Konyaaltı, ilk maçı 18 Mart tarihinde kendi evinde oynayacak. Yarı final rövanş karşılaşması ise 25 Mart’ta Slovakya’da yapılacak.


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.03.06 14:40:12
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Yüzyılın konut projesine başvuralar kimlik numarasının son hanesine göre başladı !

Yüzyılın Konut Projesi’nde başvuruların bugün itibarı ile başladığını hatırlatan Altın Emlak Global Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Özelmacıklı “Vatandaşlarımız e-Devlet üzerinden veya Ziraat Bankası, Halkbank ve Emlak Katılım şubeleri aracılığıyla kampanyaya başvurabilirler" dedi.


“Ev Sahibi Türkiye” sloganı ile 81 ilde inşa edilecek olan 500 bin konut için başvurular bugün alınmaya başladı. Başvurular yetkili banka şubeleri ya da e-Devlet üzerinden olmak üzere iki şekilde yapılabilecek. Sadece e-Devlet başvurularında sistemsel yoğunluğu azaltmak için ilk 5 gün başvurular kimlik numarasının son hanesine göre alınacak. E-Devlet üzerinden yapılacak başvurular 18 Aralık 2025’te sona ererken, banka şubelerinden yapılacak başvurularda ise başvurular 19 Aralık 2025 tarihinde sona erecek.

Yüzyılın Konut Projesi’nde başvuruların bugün itibarı ile başladığını hatırlatan Altın Emlak Global Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Özelmacıklı “Vatandaşlarımız e-Devlet üzerinden veya Ziraat Bankası, Halkbank ve Emlak Katılım şubeleri aracılığıyla kampanyaya başvurabilirler. Sadece e-Devlet üzerinden yapılacak başvurularda sistemsel yoğunluğu azaltmak için yalnızca kampanyanın ilk 5 gününde; T.C. Kimlik Numarası’nın (TCKN) son rakamına göre başvuru alınacak. 10 Kasım’da TCKN’nin son rakamı ‘0’ olan, 11 Kasım’da son rakamı ‘2’, 12 Kasım’da son rakamı ‘4’, 13 Kasım’da son rakamı ‘6’, 14 Kasım’da ise TCKN’nin son rakamı ‘8’ olan vatandaşların başvuruları alınacak. 15 Kasım itibarıyla da kimlik numarasına bakılmaksızın tüm vatandaşlar başvuru yapabilecek. Yetkili banka şubelerine yapılacak başvurularda ise kimlik numarası şartı aranmayacak. Başvuru bedeli olarak da 5.000 TL alınacak. Şehit Aileleri, Terör, Harp ve Vazife Malulleri’ne ait başvuru işlemleri, başvuru bedeli alınmaksızın sadece Banka Şubelerinden yapılacak” dedi.

Sadece Başvuru Yapmak Yeterli Değil
Konuya ilişkin çok önemli hatırlatmalarda da bulunan Özelmacıklı “e-Devlet üzerinden yapılan başvurularında yetkili bankalar, başvuru sahibi adına hesap açarak hesap numarasını SMS ile bildirecekler. 5.000 TL başvuru ücreti yalnızca bu hesaba yatırılacak. Başvuru yapan vatandaşlarımız sistemin verdiği IBAN’a, EFT/havale/ATM yoluyla mutlaka ödemelerini yapmalılar. Süresinde ödeme yapılmazsa ise başvuruları iptal olur. Kurada hak sahibi olamayanlar başvuru bedellerini, kura çekiliş tarihinden itibaren 5 (beş) iş günü sonrasında başvuru yapılan Bankanın Şubeleri ve ATM’lerinden geri alabilecekler” diye konuştu.

Başvuru Öncesi İkamet Şartına Dikkat Edilmeli
Bakanlık tarafından paylaşılan başvuru bilgilendirme formunun incelenmesini de tavsiye eden Özelmacıklı “Öncelikle şu ifade edelim ki başvuru sırasında konut tipi ayrımı olmayacak, proje bazında başvuru yapılacak. Başvuru sahiplerinin, proje hangi yerleşim biriminde ise (il merkezi, ilçe veya belde) o bölgede adrese dayalı kayıt sistemine göre en az 1 yıldır ikamet etmesi şarttır. Bulunduğu ilçede proje yoksa, aynı il merkezindeki projelere başvuru yapılabilmektedir; ayrıca büyükşehirlerde belirlenen merkez ilçelerde oturanlar, il merkezindeki projelere başvuru yapabilecek. Emekli ve deprem bölgesindeki proejeler başvuru yapacak olan vatandaşlarımız ayrıca nüfusa kayıtlı oldukları ilden de başvuruda bulunabilirler. Son bir yıl içerisinde ikametgâhını değiştiren kişiler, önceki ikamet adreslerinin bulunduğu il/ilçe/belde bölgesine başvuruda bulunabilecekler” ifadelerini kullandı.

Hisseli Tapusu Olanlarda Değere Bakılacak
Özelmacıklı “Konut başvurusu yapacak kişilerin, kendileri, eşleri veya çocukları adına 24 Ekim 2025 itibarıyla tapuda kayıtlı bir konutu olmaması ve daha önce TOKİ’den konut almamış olması gerekiyor. Konut dışında başka bir gayrimenkule sahip olunabiliyor ancak bu mülklerin toplam belediye rayiç değeri 1 milyon TL’yi geçmemeli ve bunun belgesi sözleşme sırasında belediyeden alınarak teslim edilecek. 10 Kasım 1995’ten sonra doğan genç başvuru sahipleri için ayrıca anne ve babaları üzerine T.C. sınırları dâhilinde 24 Ekim 2025 tarihi itibariyle tapuda kayıtlı bağımsız konutlarının bulunmaması gerekiyor” şeklinde konuştu.

Birden Fazla Başvuru Alınmayacak
Özelmacıklı “Bir hane halkı adına, yani kişinin kendisi ve eşi adına yalnızca bir adet başvuru yapılabilecek. Sehven birden fazla başvuru yapılması durumunda ikinci başvuru yapan eşin başvurusu iptal edilecek. Evlilik tarihi dikkate alınmaksızın, başvuru dönemi sonu itibariyle evli olan eşlerin başvuru şartlarını birlikte taşıması gerekecek. Hak sahibi olup sözleşme imzalayanlar konutlarını devredemeyecek. Konutların, adet, brüt m², net m² ve fiyat bilgileri projenin ihalesi yapıldıktan sonra kesinlik kazanacak. Hak sahiplerine konutlar; %10 peşinat ve 240 ay vade ile satılacaktır. Taksit ödemeleri, sözleşme tarihini takip eden ay itibariyle başlatılacak. Hak sahiplerinin konutlarına ait kalan borç bakiyesi ve aylık taksitler her yılın Ocak ve Temmuz aylarında olmak üzere yılda iki kez, bir önceki 6 aylık dönemdeki Memur Maaş Artış Oranı dikkate alınarak İdarece tespit edilen oranda artırılacak” diyerek sözlerini noktaladı.

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2025.11.10 11:00:28
Son Düzenlenme Tarihi :





Başkan Çandır : Üretici tarım girdilerindeki artışı taşıyacak güçte değil

Antalya Ticaret Borsası (ATB) Mart Ayı Meclis toplantısı, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında yapıldı. Yönetimin bir aylık çalışmasıyla ilgili üyelerin bilgilendirildiği Meclis’te ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, tarım, ekonomi ve bölgesel gelişmelerin ülke ve Antalya’ya etkileriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

SAVAŞ DÜNYAYA DA BEDEL ÖDETİYOR

Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgede çıkan savaştan duyduğu kaygıyı dile getiren Başkan Ali Çandır, savaşın bir an önce sona erdirilmesini diledi. Çandır, “Ortadoğu’da başlatılan emperyalist fırsat savaşının ortaya çıkardığı insani ve çevresel yıkımı kaygıyla izliyoruz. Savaşın bir an önce sona ermesi ve sorunların diplomasiyle çözülmesi en büyük dileğimizdir. Çünkü savaşın bedeli, ekonomik tablolarla değil, insan hayatında ve doğada açtığı derin yaralarla ölçülmektedir. Bu savaş ne İran’ın nükleer güç olmasını engellemeye yöneliktir ne de güvenlik ve özgürlük kaygılarıyla ilgilidir. İran’ın nükleer güç olmaması yönündeki müzakereler anlaşma yoluna girmişken aniden başlatılan saldırılar, esas amacın ne olduğunu bir kez daha ortaya çıkarmıştır. Bir aya yaklaşan savaş, taraflara kaybettirmekle kalmamış aynı zamanda dünyaya da bedel ödetmeye başlamıştır” değerlendirmesinde bulundu.

 “YURTTA SULH, CİHANDA SULH” VURGUSU

Başkan Çandır, savaşa karşı ülkelerin farklı stratejik yaklaşımlar gösterdiğini, belirtirken, Türkiye’nin dengeli duruşunun önemini vurguladı. Çandır, “Kimi ülkeler daha sabırlı ve planlı adımlar atıyor, kimi risk yönetimi ve güç dengesi üzerinden ilerliyor, kimi de mevcut durumu fırsat bilip uzun vadeli nüfuz ve alan hâkimiyeti kurmaya odaklanıyor. Ülkemizin ise dengeli bir duruş sergilediğini görüyoruz. Diplomasiyle yürütülen barış girişimlerinin kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ ilkesinin kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğine inanıyoruz” diye konuştu.

 ENERJİDEN TARIMA HERŞEYİ ETKİLEDİ

Savaşın artık siyasi ya da askeri bir mesele olmanın ötesine geçtiğini, enerji piyasalarından ticaret hatlarına, gıda sistemlerinden tarımsal üretime kadar uzanan çok boyutlu bir olumsuz etki alanına sahip olduğuna dikkat çeken Çandır, “Coğrafi konumumuz gereği ülkemiz de bu gelişmelerden doğrudan etkilenmektedir. Tarım, turizm ve ticaret kenti Antalya’mız ise şiddeti hisseden şehirlerin başında gelmektedir” dedi.

 Hürmüz Boğazı çevresindeki risklerin tarım sektörü açısından üç temel gerçeği ortaya koyduğunu kaydeden Çandır, “Birincisi maliyet gerçeğidir. İkincisi tedarik güvenliğidir. Üçüncüsü ise sahip olunan potansiyeldir” dedi.

 ANTALYA KİMYEVİ GÜBRE TÜKETİMİNDE 8. SIRADA

 Enerji fiyatlarındaki artışın mazottan gübreye kadar tüm girdileri doğrudan yükselttiğini, Antalya tarımının bu artışlardan çok fazla etkilendiğini belirten Çandır, şu değerlendirmede bulundu:

“Antalya’dan örnek verecek olursam; 2025 verilerine göre 181 bin tonluk kimyevi gübre tüketimiyle Türkiye’de 8. sıradayız. Fakat birim alanda en yoğun ve nitelikli gübre kullanan illerin başında geliyoruz. Gübre başta olmak üzere mazot ve diğer girdi maliyetlerindeki şiddetli artışlar, zayıflayan rekabet gücümüzü felç etme riski taşımaktadır. Ancak her zaman belirttiğim gibi tarım, yalnızca bir sektör değildir; gıda güvenliğidir, ekonomik dayanıklılıktır, stratejik güçtür. Dolayısıyla tarımsal faaliyetlerle ilgili değer zincirinin mutlaka korunması ve geliştirilmesi hayati bir önem taşımaktadır. Bu kapsamda alınacak kararlar ve uygulamalar sektörümüzün dayanıklılığını artıracaktır. Örneğin ürede gümrük vergisinin sıfırlanması, azotlu gübre ihracatına getirilen kısıtlamalar ve amonyum nitrat satışına izin verilmesi yerinde adımlardır. Bunun yanında finansman imkânlarının güçlendirilmesi ve tarımın stratejik bir alan olarak ele alınması büyük önem taşımaktadır.”

 ÜRETİCİ TARIM GİRDİLERİNDEKİ ARTIŞI TAŞIYACAK GÜÇTE DEĞİL

Türkiye’nin enerji, gübre, zirai ilaç, yem ve diğer temel tarım girdilerinin hammaddelerinde de önemli ölçüde dışa bağımlı olduğunu vurgulayan Başkan Ali Çandır, “Bu durum sektörümüzü kırılgan hale getirmektedir. Yüksek maliyetler altında üretimde kalmaya çalışan üreticimiz, savaşın tetiklediği girdi fiyatlarındaki artışı taşıyacak güçte değildir. Bu nedenle tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için acil ve somut adımlar atılmalıdır. Tarımsal üretimde maliyet baskısını azaltmak için mevcut destekleme anlayışını yeniden değerlendirmek zorundayız” dedi.

 TARIMDA ZAMAN KAYBININ TELAFİSİ YOK

Tedarik güvenliğindeki sıkıntıya dikkat çeken Çandır, “Enerji ve lojistikte yaşanan her aksama girdilere erişimi ve mal sevkiyatını zorlaştırmaktadır. Oysaki tarımda zaman kaybının telafisi yoktur. Girdi zamanında gelmezse üretim aksar, verim düşer ve mal sevkiyatı zorlaşır” dedi. Çandır, Avrupa Birliği (AB) için geleceğin üretim ve ticaret politikasının tedarik güvenliği olduğunu işaret ederken, şunları söyledi:

 “AB’nin tedarik zincirlerini güvenilir ortaklar üzerinden yeniden kurma amacına yönelik hazırladığı ‘Made in EU’ düzenlemesinde ülkemizin yer alması önemlidir. Bu konuda büyük bir çaba sarf eden Ticaret Bakanımız Sayın Ömer Bolat başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Ancak diğer taraftan AB dış ticareti ve gümrük tarifelerini standartlarla belirlemeye ve sürdürülebilir üretim kriterlerine uyumu korumaya odaklanan bu temel politikanın potansiyel kadar riskler de barındırdığını unutmamalıyız. En büyük risk, ilave maliyet artışlarıdır. Bunu aşmamızın yolu doğru yatırım hamlelerinden geçmektedir. Yani acilen yapmamız gereken iş ve yatırım ortamını iyileştirmektir. Çünkü ‘Made in EU’ kapsamında olmak ülkemizin üretim ve ihracat kapasitesini geliştirecektir.”

 NAVLUN MALİYETLERİ TİCARETİ ZAYIFLATIR

Bölgesel ticaret akışının zayıfladığı dönemlerde Türkiye’nin güçlü üretim kapasitesiyle mevcut ve yeni pazarlarda öne çıkan bir ülke olduğunu belirten Çandır, “Antalya ise örtüaltı üretim ve ihracat gücüyle böyle dönemlerde önemli roller üstlenmiştir. Ancak artan navlun maliyetleri ihracatta rekabet gücümüzü ciddi şekilde zayıflatmaktadır. Bu alanda maliyetleri dengeleyecek ve ihracatçıyı koruyacak önlemler gecikmeden alınmalıdır. Unutmayalım ki; maliyet yükü hafifletilmeden hiçbir potansiyel, kalıcı kazanca dönüşemez” değerlendirmesinde bulundu.

 TURİZM KAYGISI

Dünya ve Türkiye’de turizm sektöründe savaş kaygısının hakim olduğunu kaydeden Çandır, “Bu kaygıyı gidermek için güven algısını güçlendirecek tanıtım ve stratejiler gecikmeden devreye alınmalıdır” dedi.

 TARIM 25 YILDA 8 KEZ KÜÇÜLDÜ

ATB Başkanı Ali Çandır, 2025 yılı gayri safi yurt içi hasıla verilerini de değerlendirdi. Tarım sektörünün son 25 yılda üçüncü kez yılın tüm çeyreklerinde küçüldüğünü belirten Çandır, “Sektörümüz yılı yüzde 8,8 daralma ile kapatmıştır. Bu tabloyu yalnızca kuraklık ya da don ile açıklamak doğru olmaz. Çünkü tarım, son 25 yılda 8 kez küçülmüş; ortalama her 3 yılda bir daralma yaşamıştır. Bu artık geçici değil, yapısal bir sorundur. Aynı dönemde genel ekonomimiz yıllık ortalama yüzde 4,9 büyürken, tarım yalnızca yüzde 2,5 büyüyebilmiştir. Yani sektör olarak yarı hızda ilerlemişiz. Bu fark, zamanla sektörümüzü zayıflatmış ve atalete sürüklemiştir. Bu tespitlerimizi ve 2025 yılının tarım açısından iyi geçmediğini yıl boyunca rakamlar ve gerçekleşmelerle paylaşmıştım. Sonuç olarak çözüm; tarımı esastan ve kapsayıcı bir yaklaşımla yeniden ele almaktır” diye konuştu.

 ANTALYA DAHA DİRENÇLİ

2026 yılının Ocak ve Şubat aylarına ilişkin ekonomik verileri değerlendiren Başkan Çandır, Antalya’nın ülke ekonomisine oranla nispi olarak daha dirençli bir görünüm sergilediğini ifade etti. Başkan Çandır, şu bilgileri paylaştı:

 “Çekle işlem hacmindeki artış ülkemiz ortalamasının iki katından fazla artarken, karşılıksız çek hacmindeki artış ülke ortalamasının yarısında kalmıştır. Toplam kredilerde Türkiye’de yüzde 44 artış görülürken Antalya’da yüzde 56, ticari kredilerde yüzde 45’e karşılık yüzde 63 artış yaşanmıştır. Tarımsal kredilerde ise ülke genelinde yüzde 41, kentimizde yüzde 39 artış gerçekleşmiştir. İhracatta ise daha güçlü bir tablo söz konusudur. Türkiye genelinde toplam ihracat yüzde 0,8 daralırken, Antalya’da yüzde 18 artmıştır. Tarımsal ihracatta ise Türkiye yüzde 0,7 gerilerken, kentimiz yüzde 19,4 artış sağlamıştır. Özetle, yılın ilk iki ayında Antalya, ülke ortalamasının üzerinde bir performans ortaya koymuştur. Bu ivmenin gelecek aylarda da korunması için iş dünyası olarak çalışmaya devam edeceğiz.”

 SUYU KORUYAMAZSAK REKABET GÜCÜMÜZ KAYBOLUR

Antalya Ticaret Borsası’nın 2026 yılı temasını ‘su’ olarak belirlediğini anımsatan Başkan Ali Çandır, “Son tarım gündem programımızda da konumuz ‘su’ oldu. Programa konuk olan hocamızın özellikle yer altı kaynaklarını kast ederek çok net bir tespitini sizlerle paylaşmak isterim ‘Bugün kullandığımız su aslında torunlarımızın suyu’. Bu söz tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin doğrudan su yönetimine bağlı hale geldiğinin en çarpıcı halidir. Acilen suyu merkeze alan, verimliliği artıran ve her damlayı koruyan bir üretim anlayışına geçmek zorundayız. Aksi halde yalnızca rekabet gücümüzü değil, geleceğimizi de kaybederiz” diye konuştu.

 Yürürlüğe giren 2026–2035 dönemi Ulusal Su Planı’na da dikkat çeken Başkan Çandır, “Ulusal Su Planı da su meselesinin artık ertelenebilir bir konu olmadığını açıkça ortaya koymuştur. Plan, suyu koruyan, verimli kullanan ve gelecek nesillere aktaran bir üretim anlayışına geçişin yol haritası niteliğindedir. Ancak esas olan bu planı kağıt üzerinde bırakmamak ve sahada uygulayabilmektir” dedi.

 YÖREX HEYECANI BAŞLIYOR

Antalya Ticaret Borsası öncülüğünde TOBB’un desteğiyle 2010 yılında başlatılan Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX ile yerel değerleri ekonomiye kazandırdıklarını anlatan Ali Çandır, “Bu yıl 22–26 Nisan tarihlerinde düzenleyeceğimiz YÖREX’te her zaman olduğu gibi, üreticilerimizi, kooperatiflerimizi, oda ve borsalarımızı, kalkınma ajanslarımızı, zincir marketleri ve e-ticaret platformlarını bir kez daha bir araya getiriyoruz. Ürünlerine katma değer yaratmak ve ekonomiye kazandırmak isteyen herkesi YÖREX’te yer almaya davet ediyoruz. Tüm hemşerilerimizi ve misafirlerimizi 5 gün boyunca 10.00–20.30 saatleri arasında ANFAŞ Fuar Alanı’na bekliyoruz” diye konuştu.

Çandır, üretimin sürdüğü, suyun korunduğu, barışın güçlendiği bir gelecek dileyerek konuşmasını tamamladı.


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2026.03.26 06:42:28
Son Düzenlenme Tarihi :