SON DAKİKA

Kombi davası Gazipaşa Belediyesi lehine sonuçlandı

Gazipaşa Belediyesi Gazipaşalıların Kombi davası olarak bildikleri yargılamada kararın belediye lehine çıktığını ve 17 milyon liranın Belediye kasasında kaldığını açıklandı.

Yapılan açıklamada, “İlçemizde yaklaşık 30 yıldır devam eden Kombi davası ile ilgili önemli bir gelişme yaşandı. 

Hepimizin bildiği üzere, 31.05.2022 tarihinde karara bağlanan bir dosyaya, süresinde itiraz ettiğimiz halde itirazımız süresinde yapılmadığı gerekçesiyle mahkeme tarafından dikkate alınmamıştı. Davanın karşı tarafın lehine sonuçlanmasının ardından, İstinaf Mahkemesine başvuruda bulunmuştuk. Davacı taraf ise istinaf sonucunu beklemeden belediyemize icra takibi başlatmıştı. 

24 Kasım 2022’de,  gelen avukatlar aracılığı ile belediyemize haciz işlemi uygulanmış, kamu hizmetine tahsislidir kararı olduğu halde araçlarımıza yakalama kararı koydurmuşlardı. Haciz olayının hemen ardından olayı gerçek yönüyle kamuoyuna aktarmıştık. 

O gün, Hiçbir mal varlığı bulunmayan bir davacıya, henüz davası kesinleşmemiş bir dosya için ödeme yapmanın risk taşıdığını söylemiştik. Dava kesinleşip davacının lehine sonuçlanır ise ödemeyi yapabilecek güçte olduğumuzu ve Gazipaşa’mızın çıkarlarını düşünerek hareket ettiğimizi belirtmiştik.
Bugün, İstinaf mahkemesinin dava ile ilgili aldığı karar elimize ulaştı. 

Mahkeme sonucuna göre; Konya 6. Asliye Mahkemesi’nin 31.05.2022 tarih ve 2020/74 Esas-2022/198 Karar sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verildi.

Gazipaşa Belediyesi lehine verilen kararla, yaklaşık 17 Milyon TL’miz  Gazipaşa’mıza kaldı. Bu kararın Gazipaşa’mıza hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum.
Daha önceki basın açıklamamızda “ Yılmıyoruz, yıpranmıyoruz, eğilip bükülmüyoruz.” demiştik. 

Yine aynı düşüncelerle; Gazipaşa’mızın ve 55 bin vatandaşımızın hakkını, her zaman sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz. “

* HABER MERKEZİ


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.04.08 11:35:51
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap







Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2019.02.07 15:23:52
Son Düzenlenme Tarihi :





‘Coğrafi işaret’ almak ÖNEMLİ ama kolay. ‘Coğrafi İşaret’ alınan ürünü arttırmak, paketlemek, tanıtmak ve pazarlamak zor.

ATSO Başkanı Davut Çetin ile ATB Başkanı Ali Çandır’ın önem verdiği konulardan biri Antalya’nın geleneksel ürünlerine ‘coğrafi işaret” almak. COĞRAFİ İŞARET; kısaca belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından kökenin bulunduğu yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş ürünü gösteren işaret. Nitekim bugüne kadar Antalya’nın ‘Alanya Avokadosu’, ‘Alanya Gülüklü Çorba’, ‘Alanya Yenidünya’, ‘Antalya Bergamut Kabuğu Reçeli’, ‘Antalya Kabak Tatlısı’, ‘Antalya Serpme Börek’, ‘ Antalya Piyazı’ ‘ Antalya Tavşan Yüreği Zeytini’, ‘ Antalya Turunç Kabuğu Reçeli’, ‘Döşemealtı El Halısı’, ‘Finike Portakalı’, ‘Korkuteli Karyağdı Armudu’ ve ‘ Manavgat Altın Susamı’ coğrafi işaretine kavuştu.

Ama artık bu konunun belediyelere bırakılmasının zamanı geldi. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası ve Antalya Ticaret Borsası bu işin yolunu açtı, yolculuk bundan sonra belediyelerle devam etmeli.
Kaldı ki; YÖREX basın toplantısında ATB Başkanı Ali Çandır konuşmasının bir bölümünde “Coğrafi işaretli ürünlerde kalite sorunu yaşanmıyor. Kaliteden ziyade miktar sorunu var. Üreticinin birlikte örgütlenerek ürünün etrafında ortak paketleme, ortak pazarlama, tanıtımı alışkanlık haline getirmemiz gerekiyor” derken, bence de kapı kapı dolaşılıp ‘coğrafi işaret’ belgesini dağıtıncaya kadar, ATSO, ATB hatta AESOB coğrafi işaret kazanan ya da kazanacak olan bazı ürünler üzerinde yoğunlaşmalı, o ürünlerin sadece Türkiye pazarına değil, dünya pazarına sunulması konusunda fikir üretmekten daha da öteye giderek üretimin arttırılmasına yönelik maddi açıdan bile gerekeni yapması gerekir,diye düşünüyorum.
Son haftalarda, özellikle belediyelerin girişimleriyle özellikle kadın üreticilerin örgütlendiği bir gerçek. Ama aynı şeyi paketleme, pazarlama ve tanıtım konusunda söylemek ise zor. İşte bu noktada ATSO, ATB ve AESOB devreye girmeli, hiç olmazsa birkaç ürünü tanıtımıyla, pazarlamasıyla ve özellikle de üretimiyle de ön plana çıkarmalı.
Ali Çandır başkan yine konuşmasının bir bölümünde “Fransa’nın Rokfor peynirinin başardığını Akseki’nin Çimi peyniri, Elmalı’nın Söğle peyniri de başarsın istiyoruz” derken, ben de o zaman Çimi ya da Söğle peynirinden işe başlanamaz mı ?  diye soruyorum..
Elbette bu yazıyı kaleme almadan Elmalı Belediyesi Kültür Müdürü Durmuş Altan’ın bilgisine başvurdum. Şunları paylaşmak isterim.
1- Söğle peynirinin ortalama yıllık üretimi 1-1,5 ton.
2- Özelliği  keselere basıldıktan sonra, katılaşan peynirler rende ile parçalanır, elle ufalanır ve tuzlanır. 4-5 yaşında yeni kesilmiş bir keçinin derisinin içine sıkı bir şekilde tepilir, çuvaldızla dikilir. En üstte tuz bırakılır, bozulmaması için. Antik dönemden kalma kuyularda 4 ay süresince bekletilir. Ve daha sonra da kuyulardan çıkartılıp satışa sunulur.
3- Geçen yılki üretilen Söğe Peynirinin kilosu 100 liradaydı. Birkaç yıl önce 30 lira dolaylarında olduğunu özellikle hatırlatmak isterim. Şunuda ayrıca vurgulamak isterim ki, geçen yılın Söğle Peyniri yerinde 1 ay içinde satıldı. Yani kısa sürede YOK satıyor. 
4- Antalya’da bazı yerlerde Söğle Peyniri adı altında 50 liradan satılan peynir çakma, yani gerçek Söğle Peyniri değil.
5- Keçi sütü işin özü. Yayla önemli. Keçi sayısı ve iklim üretimle doğrudan ilgili. Yani üretim öncesinde keçi sayısının arttırılması lazım. 
Sonuç olarak; ‘Coğrafi işaret’ almak ÖNEMLİ ama kolay. ‘Coğrafi İşaret’ alınan ürünü arttırmak, paketlemek, tanıtmak ve pazarlamak zor.  * Erkin ÖZGÜNSÜR

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2021.10.15 09:01:10
Son Düzenlenme Tarihi :