SON DAKİKA

Otomobil sürücüsünün çarpıp kaçtığı motosiklet sürücüsü yaralandı

Antalya’nın Manavgat ilçesinde motosiklete çarpan otomobil kaçtı. Motosiklet sürücüsü yaralandı.
Kaza, Manavgat Çevreyolu, Zübeyde Hanım Caddesi kavşağında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre; Soner Ateş’in kullandığı 07 BAU 179 plakalı motosiklete plakası ve sürücüsü belirlenemeyen kırmızı renkli bir otomobil çarptıktan sonra durmayacak yoluna devam etti.
Çarpmanın şiddetiyle devrilen motosikletin altında kalan, kolundan ve ayağından yaralanan motosiklet sürücüsü 112 sağlık ekibinin olay yerindeki müdahalesinin ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı. Polis ekiplerinin olayla ilgili incelemesi devam ediyor.

Kaynak : İHA
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.04.08 11:59:58
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






ATAY USLU: ANTALYA’YI SEVİYORUZ

İki dönemdir Antalya Milletvekili olan Atay Uslu Ak Parti Milletvekili adayı olarak doğru adımlarla yola devam dedi.  
Meclisteki ve Antalya’daki yoğun çalışma temposunu bir an bile azaltmayan Atay Uslu aday tanıtım programı ile yeni dönemin çalışmalarını başlattıklarını anlatarak duygularını ifade etti: “Bu şehrin her bir insanına hizmet etmek için yola çıktık. Bu şehrin her karışına,  her bir canlısına hizmet etmek derdindeyiz.  Görevimizin, sorumluluğumuzun farkındayız.  Seveceğiz, sevdireceğiz, sevileceğiz; Sevgi ile gece gündüz çalışarak görevimizi yapacağız. Antalya’yı seviyoruz. Havasını, suyunu, toprağını, denizini, doğasını, tarımını turizmini tarihini kültürünü, yaylasını sahilini velhasıl Dünyanın en güzel şehirlerinden olan Antalya’yı seviyoruz.  En önemlisi insanını seviyoruz. Antalyaya ve Antalyalıya hizmet etmek büyük bir onurdur.”

ATAY USLU
Antalya-Kaş’lı  bir esnafın ( Fırıncı’nın) ilk evladı olarak dünyaya geldi. İlk, Orta ve Lise eğitimini Finike’de tamamladı.
Üniversite eğitimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünde çok iyi derece ile tamamladı.
1991-1999 yılları arasında Finike ve Kumluca’da tarım ve gıda sektöründe faaliyet gösteren aile işletmesi içinde yönetici olarak çalıştı.
2000 yılında Kaymakam olarak Mülki İdare Amirliği mesleğine başladı.
Kamu yönetiminin yeniden yapılanması, AB fonları ve afet yönetimi, göç ve uyum politikaları, mülteci hukuku konularında lisansüstü ve akademik çalışmalarda bulundu.
1 yıl süreyle İngiltere Leicester Üniversitesi’nde eğitim aldı ve İngiltere İdari Sistemi İncelemesinde bulundu.
Isparta Eğirdir, Kütahya Gediz Kaymakam Vekilliği; Isparta Yenişarbademli, Ağrı Taşlıçay, Antalya İbradı Kaymakamlığı ve Van Vali Yardımcılığı görevlerinde bulundu.
2011 yılında Van Vali Yardımcısı iken yaşanan deprem felaketi sonrası Deprem Koordinasyon Merkezi Yöneticiliğini yürüttü. Deprem sonrası arama-kurtarma, beslenme, tahliye, geçici barınma,  psiko-sosyal destek, 25 bin kalıcı konutun inşası, Yeni Van’ın kurulması çalışmalarında görev aldı.
2013 yılında İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü Uyum ve İletişim Dairesi (Kurucu) Başkanı olarak atandı.
İkamet ve vize rejimleri ile uluslararası koruma mevzuatı çalışmaları içinde bulundu. Düzenli göçmenlerin, mülteci ve sığınmacıların uyumları,  gönüllü dönüşleri, üçüncü ülkelere yerleşmeleri konularında görev aldı, proje ve politika oluşturma çalışmalarında bulundu.  Türkiye’nin Kuzey Suriye’de ve sınır bölgesinde göç ve sığınma konusundaki çalışmalarında görev aldı. 
Uluslararası koruma arayanların, sığınmacı ve göçmenlerin hak ve yükümlülükleri ve uyumu konusunda bilgi sunmak üzere Çok Dilli Yabancılar İletişim Merkezinin (YİMER-157)  kuruluş çalışmalarını koordine etti.
1 Kasım 2015 ve 18 Haziran 2018 Genel Seçimlerinde 26. ve 27. Dönem Antalya Milletvekili seçildi.
2016 –2017 tarihleri arasında Genel Merkez Tanıtım ve Medya Başkan Yardımcılığı ile Sosyal Politikalar Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu.
2018-2023 tarihleri arasında Genel Merkez İnsan Hakları Başkan Yardımcılığı ve Bilgi ve İletişim Teknolojileri Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu.
26 ve 27. Dönem süresince TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu altında kurulan Göç ve Uyum Alt Komisyonu Başkanı olarak görev yaptı. Komisyon Başkanı olarak Mülteciler, Sığınmacılar ve Geçici Koruma Statüsünde bulunan Suriyeliler konusunda geniş kapsamlı “Göç ve Uyum Raporu” ile “Düzensiz Göç İle Mücadele Raporunu” hazırlama ve yayınlama çalışmalarını koordine etti.  
2018 yasama yılının başından itibaren TBMM Akdeniz Parlamenter Asamblesi (Akdeniz-PA) Başkanlığı görevini devam ettirmekte.
İngilizce biliyor.
Seyhan Hanım ile evli.
Fatıma Sezen, Zeynep Hilal ve Ayşe Ezgi’nin Babası.

-HABER MERKEZİ

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.04.11 11:54:17
Son Düzenlenme Tarihi :





Epilepsi cerrahisi ile nöbetlere son

Beyin Sinir ve Omurilik Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Mahmut Akyüz, hastaların hayat konforunu olumsuz yönde etkileyen epilepside ilaç tedavisinin bazen fayda sağlayamadığını belirterek, "Epilepsi cerrahisi, geçirilen nöbetlerin şiddetini ve sayısını durdurmak veya azaltmak için yapılan bir beyi..

Beyin Sinir ve Omurilik Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Mahmut Akyüz, hastaların hayat konforunu olumsuz yönde etkileyen epilepside ilaç tedavisinin bazen fayda sağlayamadığını belirterek, "Epilepsi cerrahisi, geçirilen nöbetlerin şiddetini ve sayısını durdurmak veya azaltmak için yapılan bir beyin ameliyatıdır" dedi.
Memorial Antalya Hastanesi Beyin Sinir ve Omurilik Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Mahmut Akyüz, epilepsi cerrahisi hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. Akyüz, beyindeki anormal elektrik aktivitesi sonucu gelişen nörolojik bir hastalık olan epilepsinin nöbetler şeklinde meydana geldiğini söyledi.
Normalde, beyin belirli bir düzende sürekli olarak küçük elektriksel uyarılar üretirken, epilepsi nöbetinde genellikle elektriksel işleyişindeki geçici bir değişikliklerin ani davranış bozukluğu olarak ortaya çıkabildiğini dile getiren Akyüz, 1 yıl ilaç tedavisinden fayda göremeyen hastalarda epilepsi cerrahisinin yüzde yüze yakın iyileşme ile yüz güldürebildiğini kaydetti.

"Cerrahi tedaviye geçilebiliyor"
Epilepsi bir yere uzun süre dalma, geçici kafa karışıklığı, kolların ve bacakların kontrol edilemeyen sarsıntı hareketleri, vücudun sertleşmesi, bilinç veya farkındalık kaybı, solunum problemleri, bağırsak veya mesane kontrolünün kaybı ve belirgin bir sebep olmaksızın aniden düşme gibi belirtilerle ortaya çıkabildiğini aktaran Akyüz, "Hastaların hayat konforunu olumsuz yönde etkileyen epilepside ilaç tedavisi bazen fayda sağlamamaktadır. Epilepsi cerrahisi, geçirilen nöbetlerin şiddetini ve sayısını durdurmak veya azaltmak için yapılan bir beyin ameliyatıdır. Epilepsinin ilk tedavisi ilaçla tedavidir. Eğer epilepsi dirençli hale gelirse yani ilaçla tedavi edildiği halde iyileşme görülmezse monoterapi ve politerapiye geçilir. En az 1 yıllık çoklu ilaç tedavisine rağmen nöbetler durdurulamazsa cerrahi tedavi söz konusu olabiliyor" ifadelerine yer verdi.

"Hastalar konseyde değerlendiriliyor"
Epilepsi cerrahisi için hastaların beyin, sinir ve omurilik cerrahisi, nöroloji, radyoloji ve nükleer tıp uzmanlarının oluşturduğu bir konseyde değerlendirildiğine değinen Akyüz, "Konseyde hastanın hangi cerrahi tipine uygun olup olmadığı belirlenir. Epilepsi cerrahisinde çoğunlukla 2 farklı yönteme başvurulur. En yaygın olarak gerçekleştirilen rezektif cerrahi yönteminde beynin küçük bir bölümü çıkarılır. Bu ameliyatta genellikle bir tümör beyin hasarının olduğu yer veya malformasyon bölgesiyle, nöbetlerin meydana geldiği beyin bölgesindeki beyin dokuları alınır. Rezektif cerrahi çoğunlukla görsel hafızayı, dil anlama ve duyguları kontrol eden bir alan olan temporal loblardan birinde gerçekleştirilir. En çok fayda görülen rezektif cerrahide başarı oranları yüzde yüzlere kadar çıkabilmektedir. Rezektif cerrahi, uygun olan her hastada ilk tercih edilecek cerrahi yöntemdir. Mezial temporal skleroz (MTS), hipokampus, kortikal displazi, düşük evreli glial tümörler, AVM, damar yumakları epilepsi nöbetlerine neden olabilmektedir. Bu gibi durumlarda rezektif cerrahiye başvurularak beyinde bulunan nöbete yol açan yapılar çıkarılarak iyileşme sağlanması planlanır. Rezektif cerrahi ile çıkarılacak bir tümör yapısı veya odak bulunamazsa palyatif cerrahi adı verilen yöntemlere başvurulur. Vagus sinirine pil takılması, kallozotomi en sık kullanılan palyatif cerrahi türleridir. Kallozotomi ameliyatında beynin her iki yarım küresini birbirine bağlayan korpus kallozumunun birbirinden ayrılması sağlanır. Böylelikle nöbetin bir taraftan diğerine geçişi engellenir ve hastaların nöbet sıklığı azalır. Yüzde yüz bir iyileşme sağlanmasa da nöbet sıklıklarının azalması ile belli oranda bir fayda görülüyor" diye konuştu.

"Dirençli epilepsi tanısı alır almaz hastalar değerlendirilmeli"
Epilepsi cerrahisinin ne kadar süreceği hangi tip ameliyatın uygulandığına göre değiştiğini ifade eden Akyüz, "Örneğin pil takılma ameliyatının süresi ortalama 1 saatken rezektif cerrahi 10 saatlere kadar çıkabilmektedir. Vagus sinirine pil takılması 3 yaşından itibaren uygulanabilmektedir. Diğer cerrahi seçenekleri 18 yaşından itibaren mümkün olduğu kadar erken devrede yapılmalıdır. Çünkü dirençli epilepsilerde nöbet sıklığı IQ gerilemesine neden olmaktadır. Bu da hastaların sosyal yaşantılarında zorluklar yaşamasına yol açmaktadır. Bu nedenle dirençli epilepsi tanısı alır almaz hasta değerlendirilmeli, cerrahi için uygun bir durum söz konusuysa zaman kaybetmeden cerrahiye başvurulmalıdır. Vagus sinirine pil takılması işlemi, cerrahisinde şah damarının hemen arkasında yer alan vagal sinirine elektrot takılmasıdır. Bu elektrot sarmalı skapulanın altında bir bölgeye pil yerleştirilir. Pilden vagus sinirindeki elektrota bir uyaran gider. Böylelikle beyindeki parasempatik aktivite diye adlandırılan bir takım alanlara uyarı gönderilerek nöbetin ortaya çıkış mekanizması baskılanır. Pilin tipine göre uyaran devamlı olarak veya aura denilen dönemde, taşikardi durumlarında hızlı bir şekilde gönderilerek beyindeki nöbet aktivitesi bloke edilir. Bu sayede nöbetin ortaya çıkma sıklığında azalma görülür" açıklamasında bulundu.

"Cerrahinin ardından dikkat edilmesi gerekenler"
Akyüz, epilepsi cerrahisinden sonra dikkat edilmesi gerekenleri ise şöyle sıraladı: "Epilepsi cerrahisi olan hastalar nöbet geçirmeye eğilimli hastalar olarak değerlendirilmelidir. Ateşlenmek bu hasta grubu için tehlikelidir. Bu nedenle ateşli hastalığa yakalanmamaya çalışmak, ateşli hastalık söz konusu olduğunda da zaman geçirmeden tedavi olmak önemlidir. Çok sıcak havalarda, güneş altında bulunulmamalı, güneşin etkili olmadığı zamanlarda dışarı çıkılmalıdır. Rakımı yüksek olan yerlere çıkılmamalıdır. Aşırı aç ve susuz kalınmamalıdır. Radikal diyetler yapılmamalı, düzenli ve dengeli bir beslenme programı uygulanmalıdır".
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.09.25 13:15:35
Son Düzenlenme Tarihi :