SON DAKİKA

logo

ÖZEL EĞİTİM KURUMLARI DESTEK BEKLİYOR

ATSO 48. Grup Eğitim Faaliyetleri Komitesi, özel okul öğrencilerinin ailelerine verilen devlet desteğinin geri getirilmesi talebinde bulundu.

ATSO 48. Grup Eğitim Faaliyetleri Meslek Komite toplantısı, ATSO Yönetim Kurulu Üyesi Murat Totoş, Antalya Özel Okullar Birliği Başkanı Mehmet Koçaş, Başkan Yardımcısı Hamdi Özcan, KURSDER Başkanı Ali Uğur, Komite Başkanı Ertürk Karaman ve komite üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda, devlet destekleri, özel okul ücretleri ile eğitim kurumlarındaki kira artış oranları, sektördeki elektrik ve su faturalarına indirim yapılması gibi konular görüşülerek, ATSO aracılığıyla ilgili platformlarda lobi oluşturulması konuları görüşüldü.

DEVLET DESTEĞİ GERİ GELSİN

Sektörün taleplerini ve toplantı sonunda hazırlanan raporu değerlendiren ATSO Başkanı Ali Bahar, özel okullarda eğitim gören öğrencilerin ailelerine verilen devlet desteğinin 2019’da kaldırıldığını belirtip, “Bu nedenle özel öğretim kurumlarına kayıt yaptıran öğrenci sayısı her geçen yıl azalmaktadır. Sektörün içinde bulunduğu zorlukların aşılabilmesi için özel eğitim kurumlarının her kademesinde çocuk okutan ailelere eğitim desteği verilmelidir” dedi. Çalışan ücretlerinin yüksek enflasyon nedeniyle eridiğine de dikkat çeken Bahar, “Yüksek enflasyon nedeniyle çalışanların geçim koşullarının bozulduğunu biliyoruz. Eğitim desteği sadece özel eğitim kurumları ile sınırlı tutulmamalı, Antalya gibi yoğun göç alan, yüksek kira artışlarının olduğu illerde, özellikle düşük ücretli çalışanlara kira ve çocuk eğitim desteği gibi yardımlar hızla hayata geçirilmelidir. Enerji maliyetlerindeki artış, enflasyon sarmalı içerisinde zor durumda olan eğitim kurumlarımızı daha da zora sokmuştur. Eğitim kurumlarımızın kısmen rahatlamaları için faaliyet alanları itibariyle elektrik, su, doğal gaz gibi faturalarında indirim yapılması elzemdir” şeklinde konuştu.

EĞİTİM GİDERLERİNE ESNEKLİK GÖSTERİLSİN

Aile desteği sisteminin 2 yıldır uygulanmamasının sektörü ekonomik anlamda zorladığını kaydeden ATSO 48. Grup Eğitim Faaliyetleri Komitesi Başkanı Erkan Ertürk Karaman, özel eğitim kurumlarının 2023-2024 eğitim ve öğretim dönemini görebilmesi için eğitim desteğinin hayati öneme sahip olduğunu vurguladı. Karaman; “Eğitim kurumlarının okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve liselerini ayakta tutabilmek için ailelere verilen eğitim desteği uygulamasının yeniden hayata geçirilmesini talep ediyoruz. Devletimiz tarafından alınan bu kuralın tam manasıyla uygulanması ya da bir yılda asgari ücrete yapılacak artış oranı doğrultusunda eğitim ücretlerine yıl içerisinde ek artış yapılabilmesinin yasallaştırılmasını ya da giderlerimizde aynı esnekliğin gösterilmesini istiyoruz” dedi. İstihdam yaratma konusunda Milli Eğitim’e büyük bir yarar sağladıklarını dile getiren Karaman sözlerini şöyle sürdürdü; “Okullarımızda öğrencilerimize en iyi eğitimi vermek adına alanında uzman iyi öğretmenlerle çalışmak, okul içinde güvenliğin ve hijyen koşullarının sağlanması için en iyi personeli çalıştırmak suretiyle istihdam yaratma arzusunda olan sektör mensuplarının en önemli gider kalemlerinden olan personel giderlerinde, maaş yanında SGK işveren primi gibi kalemler de bulunuyor, bu sebeple sigorta primi ve vergiler konusunda destek ve indirim sağlanmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

EĞİTİMDE KDV YÜZDE 1 OLSUN

Eğitim kurumlarında fiyat artışına etki eden sorunlara dikkati çeken Karaman, “Kurumlarımız KDV’yi üstlenmek zorunda kalıyor. Birçok üründe de KDV’nin yüzde 1’e düşmesi ile mahsup imkanı kalmayan kurumlarımız ciddi anlamda KDV yükü altına girdi. Özellikle okul öncesi eğitimde okullaşmanın artması için bu kurumların ayakta kalması gerekiyor ve KDV yükü kurumları zorladığı için sektördeki KDV oranı yüzde 8‘den yüzde 1’e düşürülmeli” diye konuştu. -HABER MERKEZİ


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.04.12 13:03:49
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Tarihi binanın Hollandalı sahibi öldü, mahalle muhtarı gördüklerine inanmakta zorlandı

Antalya’da Hollandalı sahibinin ölümünün ardından madde bağımlısı kişiler tarafından mesken edilen 3 katlı binada bulunan tüm eşyalar talan edildi. Hollandalı ev sahibinin hatıralarının yere saçıldığı binaya giren mahalle muhtarı ise gördüklerine inanmakta zorlandı. Yaşananlara isyan eden Muhtar H..

Antalya’da Hollandalı sahibinin ölümünün ardından madde bağımlısı kişiler tarafından mesken edilen 3 katlı binada bulunan tüm eşyalar talan edildi. Hollandalı ev sahibinin hatıralarının yere saçıldığı binaya giren mahalle muhtarı ise gördüklerine inanmakta zorlandı. Yaşananlara isyan eden Muhtar Halil Ay, "O kadar kötü bir durumdaki içim acıdı, ben bu evin eski halini biliyorum. Evi tarumar etmişler, ev kimsesiz kaldı" sözleri ile gördüklerini anlattı.
Muratpaşa ilçesi Haşim İşcan Mahallesi 1301 sokak üzerinde bulunan 3 katlı tarihi binanın sahibi Hendrik Wansink bir süre önce hayatını kaybetti. Hollandalı adamın hayatını kaybetmesinin ardından tarihi bina adeta sahipsiz kaldı. Mahalle muhtarının kapısına kilit alarak koruduğu binanın duvarından aşarak içeri giren madde bağımlısı kişiler, binayı adeta kendilerine mesken haline getirdi. Binada bulunan tüm eşyaların etrafa saçıldığı, yerlerde onlarca çöp biriktiği görüldü. Binanın hemen yanında bulunan başka bir metruk bina ise kısa bir süre önce çıkan yangında yanarak kullanılamaz hale geldi. Yanan binanın içerisinde tonlarca çöp biriktiği görüldü.

Muhtarı Halil Ay gördüklerine inanmakta zorlandı
Vatandaşlardan gelen şikayet üzerine kilitlediği binaya giren Mahalle Muhtarı Halil Ay ise gördüklerine inanmakta zorlandı. Polis ekipleri eşliğinde girilen binada içeride madde bağımlısı kişilerin olduğu görüldü. Polis ekipleri tarafından binadan çıkarılan şahıslar, ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü. Odalarda yapılan incelemede tüm eşyaların etrafa saçıldığı ve binanın içerisinin adeta savaş meydanını aratmadığı görüldü.

"O kadar kötü bir durumdaki içim acıdı"
Haşim İşcan Mahalle Muhtarı Halil Ay, “Ne yazık ki bu metruk evler bizim hemen hemen her sokağımızda var. Burası 2.5 yıldır böyle duruyor. Bu evin yanındaki 2 evde metruk, orada yaşayanlar buraya da gelmiş. Bu ev çok güzeldi, Hollandalı sahibi öldükten sonra madde bağımlıları buraya gelmiş. O kadar kötü bir durumdaki içim acıdı, ben bu evin eski halini biliyorum. Evi tarumar etmişler, ev kimsesiz kaldı. Biz birilerini gönderiyoruz birileri geliyor. Vatandaşlarımız bizi arayarak neden bir şey yapmıyorsunuz diyor. Ama bu sadece benim yapabileceğim bir şey değil. Yetkililerimiz gerekeni yapacaktır ama hızlandırılması lazım. İlla burada yangın mı çıkması gerekir, birisi mi ölmesi gerekir. Biz mahallemizde çok metruk ev yangını gördük. Bir an önce burası sağlam hale gelsin, kim sahiplenecekse sahiplensin. Burası milli servet, çok büyük tehlike var. Birisi zarar görmeden buraların yapılması lazım. Buralar Antalya’nın gözbebeğidir. Bu evlerin bu kadar sahipsiz olması içler acısıdır. Ben görevimi en iyi şekilde yapıyorum benim de içim acıyor” dedi.

"Çatıdan giriyorlar, Hollandalı sahibi öldüğü için gelen giden yok"
Mahallede oturan Nermin Tekin ise yaşanılanlardan dolayı rahatsız olduğunu belirterek, “Her şeyden önce çöplerden rahatsızlık duyuyorum. Yıkık evler her an başımıza bir şey düşebilir, burada ne kendimizi ne de araçlarımızı koruyabiliriz. Çatıdan giriyorlar, Hollandalı sahibi öldüğü için gelen giden yok. Ev param parça olmuş, hiçbir önlem alınmıyor. Bu ev o kadar güzeldi ki pırıl pırıldı, geldiği son durum çok kötü. İlla burada birisi mi ölmelidir. Madde bağımlısı kişilerin yeri olmuş, evin bu hale gelmesine inanamıyorum. Ben karşıda oturuyorum, gözetleniyoruz. Başımıza bir şey gelir diye korkuyoruz” sözlerine yer verdi.

"Başım belaya girmesin diye müdahale de edemiyoruz"
Eve sürekli birilerinin girip çıktığını belirten Lale Saraçoğlugil, “Arabamı çiziyorlar, burada çöpler var. Bütün mahalle mücadele ediyoruz. Başım belaya girmesin diye müdahale de edemiyoruz. Ben 50 yıldır burada yaşıyorum. Biz müdahale ediyoruz ama bir yere kadar müdahale ediyoruz. Benim camım kırılsa çok pahalı” diye konuştu.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.05.17 10:58:19
Son Düzenlenme Tarihi :





Hipertansiyona karşı 7 yaşam tarzı önerisi

    Kan basıncı yüksekliği anlamına gelen hipertansiyon; kalp yetmezliği, kalp krizi, atriyal fibrilasyon gibi bazı ritim bozuklukları, kronik böbrek hastalığı gibi çeşitli rahatsızlıklar için önlenebilir risk faktörlerinin başında geliyor. 
Kişide yüksek kan basıncı gelişimine zemin hazırlayabilecek birçok risk faktörünün bulunduğunu hatırlatan Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ersin Özen, “İlerleyen yaş ve ailede hipertansiyon hastası bulunması hipertansiyon gelişimi için riskli kabul edilen faktörler arasında yer alıyor. Bu durumlar dışında aşırı kilolu, fiziksel aktivite yapmayan ya da tütün kullanan kişiler de hipertansiyon gelişimi açısından riskli kabul edilen grup içerisinde değerlendirilir” açıklamasında bulundu.
Kişide kan basıncının yükselmesine neden olabilecek durumların birincil ve ikincil nedenler olmak üzere 2 grupta incelendiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ersin Özen “Birincil hipertansiyon kişideki yüksek kan basıncının oluşmasına neden olabilecek durumun tespit edilememesi halinde kullanılan bir terimdir. Birincil hipertansiyon klinik olarak zaman içerisinde yavaş yavaş gelişme eğilimindedir. İkincil hipertansiyon ise kişideki yüksek kan basıncının belirli bir sağlık durumunun bir sonucu olarak ortaya çıkması anlamına geliyor. Birincil hipertansiyondan farklı olarak, bir neden sonucunda sekonder olarak gelişen yüksek kan basıncı ani olarak yükselir” açıklamasında bulundu.
Çeşitli rahatsızlıklar ve bazı ilaç veya maddelerin kullanımı sonrasında ikincil hipertansiyonun ortaya çıkabildiğini vurgulayan Dr. Ersin Özen, “Obstrüktif uyku apnesi, böbrek rahatsızlıkları, böbrek üstü bezi tümörleri, tiroit rahatsızlıkları, bebeğin anne karnında olduğu dönemde meydana gelen damar gelişimi ile ilgili anormallikler, doğum kontrol ilaçları, soğuk algınlığının tedavisinde kullanılan ilaçlar ve bazı ağrı kesicilerin kullanımı hipertansiyona sebep olabilir” diye konuştu.
Hipertansiyon belirtileri
Hipertansiyonun genellikle gelişme aşamasındayken sinsi ilerleyen ve kişilerde herhangi bir belirtiye neden olmadan varlığını sürdürebilen bir sağlık sorunu olduğunu dile getiren Dr. Ersin Özen, “Yüksek kan basıncına dair belirtilerin belirgin hale gelmesi bazı kişilerde hipertansiyon gelişiminden yıllar sonra ortaya çıkar. Kişide ciddi bir hipertansiyon varlığına işaret edebilecek birçok belirti ve bulgu var. Bunlar baş ağrısı, nefes darlığı, burun kanaması, kızarma, sersemlik, göğüs ağrısı, görme ile ilgili problemler, idrarda kan varlığı” dedi.
Hipertansiyonun uzun dönem tedavisinde yaşam tarzı değişikliği şart
Rutin fizik muayene esnasında hekim tarafından gerçekleştirilen kan basıncı ölçümlerinin normalden daha yüksek olarak tespit edilmesi ve bu durumun ilerleyen günlerde yapılan ölçümlerde de tespit edilmesi halinde kişide hipertansiyon varlığının ortaya konabildiğini söyleyen Dr. Ersin Özen sonrasında gerekli tedavilerin uygulanmaya başladığını dile getirdi. 
Dr. Ersin Özen, hipertansiyonun uzun dönem yönetimi ve tedavisinde en önemli aşamalardan 7 yaşam tarzı değişikliğini şöyle paylaştı:
• Sağlıklı ve dengeli beslenme
• Düzenli fiziksel aktivite
• Vücut ağırlığının sağlıklı kabul edilen sınırlara çekilmesi
• Aktif ya da pasif olarak tütün dumanına maruz kalınmasının sonlandırılması
• Başarılı stres yönetimi
• Beslenmeyle birlikte alınan tuz miktarının kısıtlanması
• Kafein içeriğine sahip ürünlerin tüketiminin sınırlandırılması
* HABER MERKEZİ

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.07.27 16:13:15
Son Düzenlenme Tarihi :