Babasını çöp evde ölüme terk edilmiş halde buldu
Muğla’dan Adana’ya ailesini ziyarete gelen bir kişi, annesinin terk ettiği Alzheimer hastası babasını çöp evde buldu. Yaşlı adam ambulansla hastaneye kaldırılırken, çöp evdeki manzara ise görenlerin içini parçaladı.
Fotoğrafçı Mehmet (58) ve ev hanımı Songül (48) Kapılı çifti 35 sene önce evlendi. Çiftin bu evlilikten 4 çocukları dünyaya geldi. Çift, merkez Çukurova ilçesine bağlı Belediye Evleri Mahallesi’nde otururken, çocuklarından 3’ü evlenip evden ayrıldı. Çiftin Özgür (29) isimli çocukları da çalışmak için Muğla’nın Bodrum ilçesine gitti. Ancak 4 sene önce Mehmet Kapılı rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı ve yaşlı adama Alzheimer teşhisi konuldu. Bu süreçte iddiaya göre Songül Kapılı eşiyle hiç ilgilenmedi ve yaşlı adamı evde bırakarak sürekli dışarı çıktı. Ancak Özgür Kapılı, annesiyle ne zaman görüşse babasının durumunun iyi olduğunu duydu, ancak çalıştığı için 6 aydır bir türlü ailesinin yanına gelemedi.
Geçtiğimiz aylarda ise anne Songül Kapılı, yatağa bağımlı hala gelen eşiyle ilgilenmeyi iyice kesti ve evi terk etti. Bu süreçte ise ev adeta çöp eve döndü. Komşular ise çiftin oğulları Özgür Kapılı’yı arayarak, "Annen babanla ilgilenmiyor. Baban çok kötü durumda. Evinizden de çok kötü kokular geliyor" dedi. Fakat kız kardeşleri ve annesiyle görüşen Özgür Kapılı babasının hep iyi olduğunu duydu.
Eve geldi, şok oldu
Ancak sürekli aklı babasında olan genç adam, son olarak bir komşusunun kendisini tekrar araması üzerine iş yerinden izin alarak sabah saatlerinde ailesinin evine geldi. Kapıyı çalan adam kimsenin açmaması üzerine annesini aradı. Annesinin de telefonlara cevap vermemesi üzerine Özgür Kapılı, durumu polise haber verdi. Polis eşliğinde kapıyı kırarak içeri giren genç, karşılaştığı manzara karşısında hayatının şokunu yaşadı. Yatağa bağımlı babasının saç ve sakallarının uzadığını, zayıflayarak bir deri bir kemik kaldığını ve evin çöp evden farksız halde olduğunu gören genç, annesini defalarca kez aradı ancak yine cevap alamadı. Kapılı, önce amcasına daha sonra da ambulansa haber verdi. Kısa sürede olay yerine gelen ekipler yaşlı adama ilk müdahaleyi yatağında yaparak ambulansla hastaneye kaldırdı. Evin içerisinde ise yaşlı adamın kirli bezleriyle aynı odada kaldığı, içeride sigara izmaritlerinin olduğu, çöplerin evde biriktiği, buzdolabındaki yemeklerin de artık küflenerek kurtlandığı, mutfak ve diğer odalarda sinek ve böceklerin yuva yaptığı görüldü.
“Yazıklar olsun”
İhlas Haber Ajansı’na konuşan Özgür Kapılı, annesine sitem ederek, “Ben çalıştığım süreçte annemin babama bakmadığı haberleri kulağıma geliyordu. Babamın iyi olup olmadığını gözümle görmek için sabah eve geldim. Eve geldiğimde kapı kilitliydi. Kapıyı kırarak içeri girdim ve babamı yatakta uzanırken o halde gördüm. Yazıklar olsun. Bir insan eşini bu halde bırakıp gidemez. Babama meyve suyu verdiğimde nasıl çırpınarak içtiğini size anlatamam. Anneme ulaşamıyoruz” ifadelerini kullandı.
“Babam hastalanınca annem onu bıraktı”
Annesinin eskiden babasına aşık olduğunu söyleyen Kapılı, “Annem benim numaramı ve babamın akrabalarının numaralarını hepsini engellemiş. Bu kadın önceden babama çok aşıktı. ‘Mehmet’im, Mehmet’im’ diyerek peşinde dolaşırdı, ağlardı. Babam hastalanınca ve para kazanamayınca onu bu hale getirdi. O kadın babamı ölüme terk etti. Maalesef ki o kadın annem oluyor. Kız kardeşlerim de bu olaya müdahale etmemişler. Babam da kızlarına çok severdi” dedi.
“Merhamet etmeyene ben de merhamet etmem"
En son 6 ay önce Adana’ya geldiğini ve babasının durumunun daha iyi olduğunu, evinde bu durumda olmadığını belirten Kapılı, “Evin durumuna çok şaşırdım. Çünkü 6 ay önce böyle değildi. Biz gittikten sonra annem evi terk etmiş. Dolapların hepsini karıştırdım. Hiçbir eşyası yok. Dün gece de evde olduğunu sanmıyorum. Tahminimce annem günde bir öğün yemek ve bir bardak su verip kendisi dışarıda geziyor. Ben bu şekilde düşünüyorum. Anneme şunu söylemek istiyorum. Benim annem öldü. Onun helvasını kavuracağım ve o ölmeden herkese dağıtacağım. Bu da benim sözüm olsun. Merhamet etmeyen insana ben de merhamet etmem. Bu saatten sonra kendisini tanımıyorum kesinlikle” ifadelerini kullandı.
Yaşlı adamın hastanede tedavisi sürerken, durumunun iyiye gittiği öğrenildi.
Fotoğrafçı Mehmet (58) ve ev hanımı Songül (48) Kapılı çifti 35 sene önce evlendi. Çiftin bu evlilikten 4 çocukları dünyaya geldi. Çift, merkez Çukurova ilçesine bağlı Belediye Evleri Mahallesi’nde otururken, çocuklarından 3’ü evlenip evden ayrıldı. Çiftin Özgür (29) isimli çocukları da çalışmak için Muğla’nın Bodrum ilçesine gitti. Ancak 4 sene önce Mehmet Kapılı rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldı ve yaşlı adama Alzheimer teşhisi konuldu. Bu süreçte iddiaya göre Songül Kapılı eşiyle hiç ilgilenmedi ve yaşlı adamı evde bırakarak sürekli dışarı çıktı. Ancak Özgür Kapılı, annesiyle ne zaman görüşse babasının durumunun iyi olduğunu duydu, ancak çalıştığı için 6 aydır bir türlü ailesinin yanına gelemedi.
Geçtiğimiz aylarda ise anne Songül Kapılı, yatağa bağımlı hala gelen eşiyle ilgilenmeyi iyice kesti ve evi terk etti. Bu süreçte ise ev adeta çöp eve döndü. Komşular ise çiftin oğulları Özgür Kapılı’yı arayarak, "Annen babanla ilgilenmiyor. Baban çok kötü durumda. Evinizden de çok kötü kokular geliyor" dedi. Fakat kız kardeşleri ve annesiyle görüşen Özgür Kapılı babasının hep iyi olduğunu duydu.
Eve geldi, şok oldu
Ancak sürekli aklı babasında olan genç adam, son olarak bir komşusunun kendisini tekrar araması üzerine iş yerinden izin alarak sabah saatlerinde ailesinin evine geldi. Kapıyı çalan adam kimsenin açmaması üzerine annesini aradı. Annesinin de telefonlara cevap vermemesi üzerine Özgür Kapılı, durumu polise haber verdi. Polis eşliğinde kapıyı kırarak içeri giren genç, karşılaştığı manzara karşısında hayatının şokunu yaşadı. Yatağa bağımlı babasının saç ve sakallarının uzadığını, zayıflayarak bir deri bir kemik kaldığını ve evin çöp evden farksız halde olduğunu gören genç, annesini defalarca kez aradı ancak yine cevap alamadı. Kapılı, önce amcasına daha sonra da ambulansa haber verdi. Kısa sürede olay yerine gelen ekipler yaşlı adama ilk müdahaleyi yatağında yaparak ambulansla hastaneye kaldırdı. Evin içerisinde ise yaşlı adamın kirli bezleriyle aynı odada kaldığı, içeride sigara izmaritlerinin olduğu, çöplerin evde biriktiği, buzdolabındaki yemeklerin de artık küflenerek kurtlandığı, mutfak ve diğer odalarda sinek ve böceklerin yuva yaptığı görüldü.
“Yazıklar olsun”
İhlas Haber Ajansı’na konuşan Özgür Kapılı, annesine sitem ederek, “Ben çalıştığım süreçte annemin babama bakmadığı haberleri kulağıma geliyordu. Babamın iyi olup olmadığını gözümle görmek için sabah eve geldim. Eve geldiğimde kapı kilitliydi. Kapıyı kırarak içeri girdim ve babamı yatakta uzanırken o halde gördüm. Yazıklar olsun. Bir insan eşini bu halde bırakıp gidemez. Babama meyve suyu verdiğimde nasıl çırpınarak içtiğini size anlatamam. Anneme ulaşamıyoruz” ifadelerini kullandı.
“Babam hastalanınca annem onu bıraktı”
Annesinin eskiden babasına aşık olduğunu söyleyen Kapılı, “Annem benim numaramı ve babamın akrabalarının numaralarını hepsini engellemiş. Bu kadın önceden babama çok aşıktı. ‘Mehmet’im, Mehmet’im’ diyerek peşinde dolaşırdı, ağlardı. Babam hastalanınca ve para kazanamayınca onu bu hale getirdi. O kadın babamı ölüme terk etti. Maalesef ki o kadın annem oluyor. Kız kardeşlerim de bu olaya müdahale etmemişler. Babam da kızlarına çok severdi” dedi.
“Merhamet etmeyene ben de merhamet etmem"
En son 6 ay önce Adana’ya geldiğini ve babasının durumunun daha iyi olduğunu, evinde bu durumda olmadığını belirten Kapılı, “Evin durumuna çok şaşırdım. Çünkü 6 ay önce böyle değildi. Biz gittikten sonra annem evi terk etmiş. Dolapların hepsini karıştırdım. Hiçbir eşyası yok. Dün gece de evde olduğunu sanmıyorum. Tahminimce annem günde bir öğün yemek ve bir bardak su verip kendisi dışarıda geziyor. Ben bu şekilde düşünüyorum. Anneme şunu söylemek istiyorum. Benim annem öldü. Onun helvasını kavuracağım ve o ölmeden herkese dağıtacağım. Bu da benim sözüm olsun. Merhamet etmeyen insana ben de merhamet etmem. Bu saatten sonra kendisini tanımıyorum kesinlikle” ifadelerini kullandı.
Yaşlı adamın hastanede tedavisi sürerken, durumunun iyiye gittiği öğrenildi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.08.02 10:29:08
Son Düzenlenme Tarihi :
Akdeniz Üniversitesi ailesi bayramlaştı
Akdeniz Üniversitesi’nde bayramlaşma töreni gerçekleştirildi. Bayramda deprem bölgesindekileri unutmamak gerektiğini söyleyen Rektör Özkan, “Özellikle öğrencilerimize yalnız olmadıklarını hissettirelim” çağrısında bulundu.
Akdeniz Üniversitesi bayramlaşma töreni Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan’ın katılımıyla Atatürk Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.
Törene Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Murat Turhan, Dr. Cengiz Toker, Genel Sekreter Ali Evren İmre, fakülte dekanları, enstitü ve meslek yüksekokulu müdürleri ile çok sayıda akademik ve idari personel katıldı.
Sözlerine akademik ve idari personelin Ramazan Bayramını kutlayarak başlayan Rektör Özkan, pandeminin ardından deprem felaketiyle son iki yılda hep zor süreçlerde bayramlaştıklarını söyledi. Depremin üzerinden iki ay geçtiğini ancak acıların hala taze olduğunu belirten Rektör Özkan “Ateş en çok düştüğü yeri yakar elbet ancak Akdeniz Üniversitesi ailesi olarak biz de pırıl pırıl 20 öğrencimizi kaybetmenin acısını yüreğimizde yaşıyoruz. Yine personellerimizin yakınlarından yaşadığımız kayıplar oldu. Buradan tekrar yaşamını kaybeden öğrencilerimize Allah’tan rahmet, ailelerine, arkadaşlarımıza başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Onlar her zaman Akdeniz Üniversitesi ailemizin bir parçası olacaklar” dedi.
"Unutmayalım unutturmayalım"
Deprem acısının hala çok taze olduğunu ve konunun gündemden düşürülmemesi gerektiğinin altını çizen Rektör Özkan, “Deprem bir bölgede olsa da acısı tüm Türkiye’ye düştü. Yaşanan bu büyük felakete Hatay ve Kahramanmaraş’a giderek ben de bizzat yerinde tanık oldum. Çok sayıda can kaybı, ailesini, eşini dostunu yitirenler, tanık olduğumuz her bir hikâye bizi derinden yaraladı. Yaşamın bir bavula sığdığını gördük. Bu büyük felaketin üzerinden iki buçuk ay geçti. Ancak acılar hala çok taze. Bizlere düşen ise bu konuyu gündemimizden düşürmemek ve mümkün olduğunca yardımlarımıza devam etmek. Bugünlerde gündem seçim dolayısıyla çok hareketli. Yardımlaşmaya her zamankinden daha çok ihtiyaç var” dedi.
"Öğrenciler için özel hassasiyet"
Böyle zamanlarda eski bayramların o sıcak hissinin tam hissedilemediğini ancak böyle dönemlerde millet olarak birlik ve beraberliğin öneminin daha da arttığını belirten Rektör Özkan, Bayramların omuz omuza verme, tek yürek olma, kardeşlik duygularını yenileme, kırgınlıkları onarma gibi duygu ve değerleri yaşatmak ve geleceğe taşımak için bir fırsat olması gerektiğini ifade etti. Bayramda özellikle öğrencilerin de unutulmaması gerektiğini söyleyen Rektör Özkan, “Bu zorlu süreçte ayrı kalmak zorunda kaldığımız öğrencilerimize de yanlarında olduğumuzu göstermeliyiz. Onların ne kadar önemli, değerli olduğunu hissettirmeliyiz. Yüz yüze eğitime katılamayan, özellikle de deprem bölgesinde yaşayan öğrencilerimizin yaşamlarına dokunmak için elimizden geleni yapmalıyız. Çünkü onlar için bayram çok daha buruk ve zorlu geçecek. Ailesini, evini, çocukluğunun geçtiği mahalleyi, tüm anılarını kaybedenler var. Bayramda onlara bu yokluğu unutturamayız belki ama en azından yanlarında olduğumuzu, acısını paylaştığımızı hissettirebiliriz. Bayram vesilesiyle kendi ailelerimiz ve akrabalarımızın yanında, öğrencilerimizin de gönüllerini almayı lütfen ihmal etmeyelim. Fark ettiğiniz, size ulaşan öğrenci ihtiyaçları için lütfen bizimle iletişim kurmakta imtina etmeyin” diye konuştu.
“Bayramları çocuklarımıza miras bırakalım"
Deprem ve iklim krizi gibi tehlikelere karşı bilimin ışığında hazırlıklı olmanın önemine dikkat çeken Rektör Özkan “Maalesef ülke olarak deprem kuşağındayız bundan kaçışımız yok. Ancak mümkün olduğunca hasarlarını en aza indirmek için gerekli çalışmaları yapmak bizim elimizde. Sadece deprem de değil biliyorsunuz iklim krizi ile karşı karşıyayız. İklim değişikliği, yağış azlığı, kuraklık gibi pek çok etkiyi yaşamaya başladık. Önümüzde belki çok daha kötü senaryolar var. Bu sebeple bilim insanı olarak üzerimize büyük sorumluluk düştüğüne inanıyorum. Gelecekte çocuklarımızın da bizim çocukluğumuzda yaşadığımız bayramları yaşamasını istiyorsak hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız” şeklinde konuştu.
Kaynak : İHA
Akdeniz Üniversitesi bayramlaşma töreni Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan’ın katılımıyla Atatürk Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.
Törene Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Murat Turhan, Dr. Cengiz Toker, Genel Sekreter Ali Evren İmre, fakülte dekanları, enstitü ve meslek yüksekokulu müdürleri ile çok sayıda akademik ve idari personel katıldı.
Sözlerine akademik ve idari personelin Ramazan Bayramını kutlayarak başlayan Rektör Özkan, pandeminin ardından deprem felaketiyle son iki yılda hep zor süreçlerde bayramlaştıklarını söyledi. Depremin üzerinden iki ay geçtiğini ancak acıların hala taze olduğunu belirten Rektör Özkan “Ateş en çok düştüğü yeri yakar elbet ancak Akdeniz Üniversitesi ailesi olarak biz de pırıl pırıl 20 öğrencimizi kaybetmenin acısını yüreğimizde yaşıyoruz. Yine personellerimizin yakınlarından yaşadığımız kayıplar oldu. Buradan tekrar yaşamını kaybeden öğrencilerimize Allah’tan rahmet, ailelerine, arkadaşlarımıza başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Onlar her zaman Akdeniz Üniversitesi ailemizin bir parçası olacaklar” dedi.
"Unutmayalım unutturmayalım"
Deprem acısının hala çok taze olduğunu ve konunun gündemden düşürülmemesi gerektiğinin altını çizen Rektör Özkan, “Deprem bir bölgede olsa da acısı tüm Türkiye’ye düştü. Yaşanan bu büyük felakete Hatay ve Kahramanmaraş’a giderek ben de bizzat yerinde tanık oldum. Çok sayıda can kaybı, ailesini, eşini dostunu yitirenler, tanık olduğumuz her bir hikâye bizi derinden yaraladı. Yaşamın bir bavula sığdığını gördük. Bu büyük felaketin üzerinden iki buçuk ay geçti. Ancak acılar hala çok taze. Bizlere düşen ise bu konuyu gündemimizden düşürmemek ve mümkün olduğunca yardımlarımıza devam etmek. Bugünlerde gündem seçim dolayısıyla çok hareketli. Yardımlaşmaya her zamankinden daha çok ihtiyaç var” dedi.
"Öğrenciler için özel hassasiyet"
Böyle zamanlarda eski bayramların o sıcak hissinin tam hissedilemediğini ancak böyle dönemlerde millet olarak birlik ve beraberliğin öneminin daha da arttığını belirten Rektör Özkan, Bayramların omuz omuza verme, tek yürek olma, kardeşlik duygularını yenileme, kırgınlıkları onarma gibi duygu ve değerleri yaşatmak ve geleceğe taşımak için bir fırsat olması gerektiğini ifade etti. Bayramda özellikle öğrencilerin de unutulmaması gerektiğini söyleyen Rektör Özkan, “Bu zorlu süreçte ayrı kalmak zorunda kaldığımız öğrencilerimize de yanlarında olduğumuzu göstermeliyiz. Onların ne kadar önemli, değerli olduğunu hissettirmeliyiz. Yüz yüze eğitime katılamayan, özellikle de deprem bölgesinde yaşayan öğrencilerimizin yaşamlarına dokunmak için elimizden geleni yapmalıyız. Çünkü onlar için bayram çok daha buruk ve zorlu geçecek. Ailesini, evini, çocukluğunun geçtiği mahalleyi, tüm anılarını kaybedenler var. Bayramda onlara bu yokluğu unutturamayız belki ama en azından yanlarında olduğumuzu, acısını paylaştığımızı hissettirebiliriz. Bayram vesilesiyle kendi ailelerimiz ve akrabalarımızın yanında, öğrencilerimizin de gönüllerini almayı lütfen ihmal etmeyelim. Fark ettiğiniz, size ulaşan öğrenci ihtiyaçları için lütfen bizimle iletişim kurmakta imtina etmeyin” diye konuştu.
“Bayramları çocuklarımıza miras bırakalım"
Deprem ve iklim krizi gibi tehlikelere karşı bilimin ışığında hazırlıklı olmanın önemine dikkat çeken Rektör Özkan “Maalesef ülke olarak deprem kuşağındayız bundan kaçışımız yok. Ancak mümkün olduğunca hasarlarını en aza indirmek için gerekli çalışmaları yapmak bizim elimizde. Sadece deprem de değil biliyorsunuz iklim krizi ile karşı karşıyayız. İklim değişikliği, yağış azlığı, kuraklık gibi pek çok etkiyi yaşamaya başladık. Önümüzde belki çok daha kötü senaryolar var. Bu sebeple bilim insanı olarak üzerimize büyük sorumluluk düştüğüne inanıyorum. Gelecekte çocuklarımızın da bizim çocukluğumuzda yaşadığımız bayramları yaşamasını istiyorsak hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız” şeklinde konuştu.
Kaynak : İHA

