SON DAKİKA
header-ad

Elmalılı minikler, Antalyaspor’un “kapak fotoğrafı” oldu

Elmalı’nın Yuva köyündeki minik öğrenciler ile Antalyaspor arasında son iki senede duygusal bir bağ oluşmaya başladı. Antalya’ya 130 kilometre uzaklıktaki Elmalı’nın Yuva İlkokulu’nda okuyan minik öğrenciler, okul müdürleri Hüseyin Tekeli ve öğretmen Seçkin Erol sayesinde Antalyaspor ile tanışmıştı. İlk günlerde çeşitli kırtasiye malzemeleri ve polarlar ile minik çocukların kalplerine giren Antalyaspor’da, basın sözcüsü Adnan Başkan, minik öğrencilerin Passolig ücretlerini karşılayarak yaklaşık 50 öğrenciyi maçta misafir etmişti.

    Bu organizasyon geleneksel hale gelirken, son olarak 11 Mart’ta Kayserispor ile oynanan Spor Toto Süper Lig karşılaşmasında Yuva İlkokulu’undan minik misafirler maçta Antalyaspor’un misafiri olmuştu. Maç öncesinde Yuva İlkokulu’ndan gelen öğrenciler, Hasan Subaşı Tesisleri’nde depremzede arkadaşlarını ziyaret etmiş, sonrasında ise stada geçerek kırmızı beyazlıların 4-0 kazandığı maçı izlemişlerdi. 
    Antalyaspor’un sosyal medya ekibi de, bu bağı kuvvetlendirecek bir işe imza attı. Yuva İlkokulu’ndan gelen minik öğrencilerin, Antalyaspor teknik direktörü Nuri Şahin ile çektirdikleri hatıra fotoğrafını hem Facebook’ta hem de Twitter’da kapak fotoğrafı yaparak gönüllerde taht kurdu.

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.04.01 18:50:25
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Gazipaşa’da Akdeniz meyve sineği ile mücadele başlatıldı

Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından, Akdeniz Meyve Sineği Mücadelesi (AMS) Ulusal Eylem Planı çerçevesinde narenciye bahçelerinde mücadele çalışmaları başlatıldı.
Antalya İl Tarım Orman Müdürlüğü personelleri tarafından ilçede çiftçilerin korkulu rüyası olan..

Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından, Akdeniz Meyve Sineği Mücadelesi (AMS) Ulusal Eylem Planı çerçevesinde narenciye bahçelerinde mücadele çalışmaları başlatıldı.
Antalya İl Tarım Orman Müdürlüğü personelleri tarafından ilçede çiftçilerin korkulu rüyası olan ve portakal, avokado, kiraz ve nar bahçelerinde meyveleri kurtlandırarak büyük oranda zarar veren Akdeniz Meyve Sineği ile bilgilendirme toplantısı yapıldı. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleriyle birlikte arazide periyodik kontrollerini tamamlayan İl Tarım Orman Müdürlüğü, üreticileri bilgilendirerek Akdeniz Meyve Sineği ile mücadelede mevcut durum değerlendirmesi yaptı. Teknik ekipler Gazipaşa’daki belirledikleri mahallelerde bahçelere tuzaklar astı. Tuzak yöntemi ile yapılan mücadelede zararlı popülasyonlar incelenerek sorunların ortadan kaldırılması ve oluşabilecek verim kayıplarının da önüne geçilmesi hedefleniyor.

"12 mahallede istasyon kurduk"
Akdeniz sineği ile mücadele konusunda çok hassas davrandıklarını ifade eden Gazipaşa İlçe Tarım ve Orman Müdürü Nazan Durak Özçelik, "İlçemizdeki narenciye bahçelerinde kimyasal kullanmadan, biyoteknik mücadele için seferberlik başlattık. Popülasyon artışı ekonomik zarar eşiği seviyesine gelmeden üreticilerimizi toplu mücadele için bilgilendiriyoruz. Şu an 12 farklı mahallemizde istasyonumuz var. Dört ürün (portakal, avokado, kiraz ve nar) için bahçelere tuzak astık" dedi.
Akdeniz meyve sineğinin üreticilerimizin bir yıllık emeklerini birkaç gün içinde yok edebilecek bir zararlı olduğuna dikkat çeken Özçelik, "Daha toplanmadan zararlı nedeniyle bahçede dökülen, tüketime uygun olmaması nedeniyle ağaçlarda kalan veya çöpe ayrılan onlarca ton narenciyede önemli bir kayıp oluşturuyor. Bizim için önemli olan kaliteli ve kalıntı olmayan ürün çıktısı sağlamak. Bu yüzden hem üretici hem de ülkemiz ekonomisi açısından Akdeniz Meyve Sineği ile mücadele noktasında çok hassas davranıyoruz. Bu yıl mücadele için popülasyon düşük kaldı bu sebeple üreticilerimize ilaçlama tavsiye etmedik” şeklinde konuştu.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.09.12 18:49:23
Son Düzenlenme Tarihi :





"ANLAYIŞI VE ZİHNİYETİ DEĞİŞTİRMEKTEN BAŞKA ÇARE YOKTUR"

Saadet Partisi Antalya İl Başkanı Ramazan Düzen, Gündemle ilgili açıklamalarda bulundu. Düzen, “Milyonlarca vatandaşımız her gün derinleşen problemlerle karşı karşıya kalırken iktidar partisinin yaptığı gibi tatil amacıyla 1 Ekim tarihini bekleyecek değiliz!” dedi
Saadet Partisi Antalya İl Başkanı Ramazan Düzen, Gündemle ilgili açıklamalarda bulundu.
Düzen, Siyasette konfor arayanlardan hiç olmadık! Siyaseti bugüne kadar para, makam ve şöhret için yapanlardan olmadık, olmaya da asla niyetimiz yok diyerek; “Siyaseti inandığımız değerler çerçevesinde yapma gayreti içindeyiz. Şimdiye kadar milletin derdine derman olmak, ülkemizin problemlerine çözüm üretmek için siyaset yaptık. Bundan sonra da böyle yapmaya devam edeceğiz” diye ifade etti
Düzen, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Milyonlarca vatandaşımız her gün derinleşen problemlerle karşı karşıya kalırken iktidar partisinin yaptığı gibi tatil amacıyla 1 Ekim tarihini bekleyecek değiliz!... 7 bin 500 lira maaşla geçinmeye çalışan yüz binlerce emeklimize; “ne yapalım biraz daha bekleyin de Meclis açılsın, sonra bakarız.” deme lüksümüz yok. Kimsenin de yok. “Geçinemiyorum, ayın sonunu artık getiremiyorum” diye haykıran çiftçimize, üreticimize, işçimize, memurumuza, esnafımıza “yıl sonu gelsin de yeni bir düzenleme yapılır.” demekten de denilmesinden de hayâ ederiz! 
Gün, bugündür! Her ne kadar Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve Meclis aritmetiği muhalefet partilerinin ve TBMM’nin etkinliğini kısıtlamış olsa da; biz üzerimize düşen sorumlulukları hakkıyla yerine getirme gayreti içinde olacağız.”
ANLAYIŞI VE ZİHNİYETİ DEĞİŞTİRMEKTEN BAŞKA ÇARE YOKTUR
Düzen, açıklamasını şöyle devam ettirdi: “Son 5 yıldır hiçbir öngörüsü tutmayan, sürekli olarak öngörülerini revize eden, etmek zorunda kalan iktidar, ekonomide ferahlama için şimdilerde 1,5 yıl sonrasını, yani 2025 yılı ortalarını işaret etmeye başladı. Başkanlık sistemi gelecek ve havalanıp “uçacaktık”; ancak her geçen gün irtifa kaybettik, kaybetmeye de devam ediyoruz. “2023’te şahlanışa geçecektik”; 2023 adeta “ekonomik bunalım” yılı oldu! Geçen hafta da belirttiğimiz gibi milletimiz önünü göremediği bir “belirsizlik ortamı”na sürüklendi. 14 ve 28 Mayıs seçimlerinin ardından “enflasyon canavarı” zapt edilemez hale geldi ve 2,5 ayda milletimizin boynunu büktü, belini doğrultamaz duruma getirdi. Şimdi Yerel Seçimler yaklaşıyor; buradan halkımıza bir uyarıda bulunmak istiyoruz: İktidarın seçim öncesi söyledikleri konusunda dikkatli olun. İkinci kez kanmamanızı salık veririz.
Seçim sonrası yaşananlar ortada. Aslına bakılırsa, şimdi yaşadıklarımız Mart 2024’te yapılacak Mahalli seçimlerinin ardından yaşanacakların sadece kısa bir özeti gibi görünmektedir. Bugün, dünü nasıl arar hale gelmişsek, bu anlayış ve politikalar devam ettiği sürece yarın da bugünleri arar hale gelebiliriz. Sn. Erdoğan çok doğru söylemiştir: “bu kötü gidişata son vermek için” anlayışı ve zihniyeti değiştirmekten başka çare yoktur!
İSİMLERİ DEĞİL POLİTİKALARI SİL BAŞTAN DEĞİŞTİRMEK ŞARTTIR
İsimleri değiştirmek değil politikaları sil baştan değiştirmek gerektiğini belirten Düzen, Bu olmadığı takdirde, Ahmet gitmiş Mehmet gelmiş; hiçbir önemi yoktur ve defalarca görülmüştür ki bunun bir faydası olmuyor diye belirterek; “Borç-faiz-borç sarmalından çıkaracak somut adımlar atılmadığı takdirde, dün IMF’den bugün de başkalarından borç dilenmeye devam edilecektir. Sadece borçlu olduğun yer değişir, borçluluk hali ise değişmez. Hem de nesiller boyu devam eder. Adına dün başka bir şey dersin, bugün Kur Korumalı Mevduat dersin; milletin alın terini bir avuç insana faiz olarak aktarırsın. İsminin ne olduğunun önemi mi var? Çiftçimizin toprağa döktüğü alın terinin hakkını birkaç büyük şirkete aktarmaya devam ettiğin sürece; bankanın adı Ziraat olsa ne olur, olmasa ne olur? Asgari ücretli, zamlı maaşını daha eline almadan açlık sınırının altında kalıyorsa; asgari ücret 8500 lira olsa ne olur, 11 bin 400 lira olsa ne olur?”
KİRACILAR İLE EV SAHİPLERİNİ BİRBİRİNE DÜŞMAN EDİYOR
Düzen, açıklamasında şunları konuştu: “Kira fiyatlarına kalıcı çözüm bulmadığın takdirde, sözde %25 sınırı getirerek sadece kiracılar ile ev sahiplerini birbirine düşman etmiş olursun. O kadar. Çiftçiyi, besiciyi, üreticiyi desteklemediğin sürece; yaz günü meyve-sebze fiyatları 30-40 liranın altına düşmez!  Türkiye gibi bir ülkede, “Yaz geldi ama daha bir karpuz alıp da yiyemedik.” diyen binlerce vatandaşımızı, bir dilim karpuza imrenir hale getirmiş olursun.
Bu cümlenin ne kadar ağır olduğunun farkındayım. Evet, bu cümlenin ağırlığı bir iktidarı sarsmaya, kendine getirmeye yeter de artar bile; ama hisler mefluç hale gelmişse yapılacak fazla bir şey yoktur. Bir annenin “Çocuğumu parka götürüyorum, dondurma istiyor alamadan geri dönüyorum.” cümlesi, iktidarda bulunanların uykusunu kaçırtacak ağırlıkta bir cümledir; ama nedense daha fazla, daha derin uyumayı tercih ediyorlar. “Kaç senedir tatile gidemiyoruz” diyen on binlerce ailenin olduğu bir ülkede “Meclis de tatil yapmasın, problemlerimize çözüm üretsin” beklentisi karşısında iktidar blokunun milletvekilleri ne hissediyorlar, ne düşünüyorlar doğrusu merak ediyoruz.”
MECLİS’TE KAÇSANIZ PAZARDA YAKALAYACAĞIZ
Meclis, millet iradesinin tecelligâhıdır. Bu zorlu dönemlerde Meclis’i tatile sokmak kabul edilebilir bir şey değildir diye vurgulayan Düzen, açıklamasını şöyle devam ettirdi: “TBMM tatili bırakıp bir an evvel toplanmalı ve Birinci Meclis ruhuyla çalışmalıdır. Milletimizin gözü üzerinizdedir. Bunca sıkıntıdan gözü açılan milletimizin gözünden kaçamayacaksınız! Milletimiz, kendisini mahkûm ettiğiniz yoksulluğun hesabını gün gelecek soracaktır Bir dönem IMF’nin acı reçeteleri meşhurdu. Şimdi ise AKP’nin acı reçeteleri. IMF ve AKP reçeteleri aynı anlama gelecek şekilde nitelik bakımından özdeşleşti. Bakmayın siz, “IMF’ye olan borcu bitirdik, hatta biz IMF’ye borç veriyoruz” edebiyatı yaptıklarına…
Hepsi boş! Hepsi masal! İnanın bu iktidarın reçeteleri, IMF’in reçetelerinden de beter. IMF’den eksiklikleri yok, fazlaları var! Şundan emin olabilirsiniz: IMF gelse, bu kadarını bizden isteyemezdi! İstemesine isterdi de bu kadarı aklına gelmezdi. 
Hep birlikte hatırlayalım; ne vardı IMF reçetelerinde? “Üç şeyi artıracaksın”: Vergileri arttıracaksın, zamları arttıracaksın ve faizi arttıracaksın! Peki seçimden bu yana iktidar ne yapıyor? Durmadan vergileri arttırıyor, zamlar zaten yağmur gibi yağıyor; iğneden ipliğe fiyatı artmayan hiçbir şey kalmadı. Faize gelince; “nas var nass!” diyen arkadaşlar, şimdi yeniden “faiz, dünya gerçeğidir” anlayışına sarıldılar. Tek seferde, Cumhuriyet tarihinin en yüksek faiz artış oranını gerçekleştirdiler. Yine IMF reçetelerinde, “üç şeyi de azaltacaksın” diye yazar ve borçlu ülkeleri rejime sokar. Çalışanın ücretini azaltacaksın, çiftçinin ürününe düşük taban fiyatı uygulayacaksın böylece ucuza kapatacaksın, yani çiftçinin - üreticinin gelirini azaltacaksın ve halkın alım gücünü düşüreceksin. 15 milyondan fazla emekli bugün açlık sınırının altında; 7.500 lira maaşla geçinmek zorunda bırakılan milyonlarca emekli var. Bu açlık da değil artık “hiçlik sınırı!” Ve ilginçtir, bu iktidar emekliye yapılacak artışı yük olarak görüyor. Ancak, iktidar şunu bilmelidir ki, bu ülkenin sırtındaki asıl yük; yanlış politikalarla ülkeyi bir uçurumun kenarına getirmiş ve kendi iş bilmezliğinin faturasını garip gurabaya ödetmek isteyen  iktidarın bizzat kendisidir.  IMF bunlara şapka çıkarmaktadır! Marifet, ne IMF ne de uluslararası tefecilere muhtaç olmadan, “milli görüş” bakış açısıyla fiziki ve beşeri sermaye kaynaklarını çok iyi kullanarak ülkeyi maddi ve manevi yönden kalkındırmaktır. 
Gelin, algıları değil bunları konuşalım; gerçekleri masaya yatırıp, uçurumun kenarına gelmiş ülkemizi birlikte bu çıkmazdan kurtaralım. Milletin derdine derman olacak kanunları, düzenlemeleri hep birlikte hızlı bir şekilde çıkaralım. Gelin, sırf Mart 2024’te birkaç tane daha belediye başkanlığı kazanabilmek için, her geçen gün daha da büyüyen bu ekonomik yangının üstüne benzinle gitmeyelim!
Bilelim ki, Türkiye, artık kesin ve keskin bir yol ayrımındadır: Ya ekonomideki problemler görmezden gelinmeye devam edilecek, ya da bu süreçten ders alınarak köklü yapısal reformlar gerçekleştirilecek. Ya israf ve tüketim ekonomisi devam edecek, ya da üretim ve istihdam ekonomisine bir an evvel geçilecek. Ya yanlış yatırım anlayışıyla kalan son kaynaklarımız da çarçur edilecek, ya da hızlı ve yaygın kalkınma hamleleriyle ülkemiz bir bütün olarak ayağa kaldırılacak. Bu işin ortası yoktur, bu işin lamı cimi de artık kalmamıştır!”
* SP Basın

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.08.10 19:12:06
Son Düzenlenme Tarihi :