SON DAKİKA

Kanat olarak gitti, golcü olarak döndü

Geride bıraktığımız yaz transfer sezonunda rekor bir bonservis bedeli ile ünlü Türk iş adamı Acun Ilıcalı'nın sahibi olduğu Hull City'e transfer olmasına karşın burada yaşadığı sakatlıklarla İngiliz ekibinin kadrosunda yer bulmakta zorlanan Doğukan Sinik, eski performansına yeniden kavuşabilmek için Antalyaspor'a dönmüştü. 

Kanat oyuncusu olmasına karşın skora katkı yapmakta bugüne kadar oldukça zorlanan Doğukan Sinik, geride bıraktığımız tüm sezonda attığı gol sayısını, Antalyaspor'a transfer olduğu ve yine büyük bir bölümünü sakat olarak geçirdiği ikinci devre henüz tamamlanmadan yakaladı. 

21/22 sezonunda Antalyaspor forması ile çıktığı 32 maçta 3 gol atıp takım arkadaşlarının attığı 7 golün hazırlayıcı olan genç futbolcu, Antalyaspor'daki ikinci döneminde bu gol sayısına sadece 8 maçta ulaştı. 

Kırmızı beyazlı forma altındaki ikinci döneminin ilk maçında Giresunspor karşısında takımını öne geçiren golü atan Doğukan, Alanyaspor karşısında da takımının ilk golü kaydetmişti. Cuma akşamı oynanan Karagümrük maçında da takımının galibiyet golünü atan Doğukan Sinik, bir gol daha bulması halinde kariyerinin en çok gol attığı sezonunu yaşayacak.

*Salih Özgünsür


Kaynak : Salih ÖZGÜNSÜR
Ekleme Tarihi : 2023.04.30 14:10:21
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Elmalı'da mera alanına yapılmak istenen GES (1)

Bu konu ile ilgili çok önemli bir gelişme mevcut. Toros Gazetesi'nde bu gelişmeyi haberleştirdik, yarın haber sitemizde de paylaşacağız. Ama gelinen nokta da Elmalılı vatandaşların konuya duyarsızlığı bir başka haber nedeni olacak gibi.

    “Burası şirket tek başına geldi, buraya kondu diye gösterilmiş değil.Yani şirket keyfinden buraya oturmadı” diyor şirket yöneticilerinden İbrahim Erder. 
    Bu cümleden çıkardığım sonuç şu: 
    Antalya’dan birileri ölmüşlerinin hayrına Elmalı’daki mera alanını Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ( TMSF) tarafından atanan  yönetimce idare edilen Erciyes Anadolu Holding’e bağlı, projenin sahibi Gün Güneş Enerjisi Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş’ye önermiş.
    Projenin adı Akseki Büyükalan 1 Güneş Enerjisi Santrali  (GES) (23,4 MW) projesi. Eğer proje adına bakıp, bu projenin Akseki’de yapıldığını sanıyorsanız yanılırsınız. 
    Proje, Elmalı’ya yapılacak tabii ki Elmalı kamuoyu bilinçlenip bu konuya sahip çıkmazlarsa, cesaretle konunun üzerine giden ve
    “Biz GES’e karşı değiliz. Gelin mera alanının bir bölümüne yapacağınız bu projenizi, hem Elmalı’ya daha yakın, hem de orman ve tarım alanı vasfını taşımayan bir başka yerde yapalım” diyen Ak Parti Elmalı İlçe Başkanı Mustafa Başkaya’nın, 
    “Elmalı’da sebze ve meyva  üretimi artıyor. Hal ihtiyacı büyüyor. Büyükşehir modern ve büyük bir hal yapmak için yer bulamıyor. Buraya hal yapmak istedik Tarım Bakanlığı “mera” diye vermedi, havaalanı yapılsın dedik olmadı, daha önce sera projesi için başvuruldu, yine verilmemişti. Bu arazi Elmalı’ya lazım” diyen Ziraat Odası Başkanı Salih Kurubaş’ın,
    “Elmalı’da ilk defa iktidarıyla, muhalefetiyle kolkola girdik, omuz omuza verdik mera alanına GES’in kurulmaması için mücadele edeceğiz diyen CHP Elmalı İlçe Başkanı Şakir Aydın’ın
    arkasında durmazlarsa.
*****
    Projenin adı değişmedi, yeri değişti.
    Her ne kadar şirket yetkililerinin Akseki’de yapılacak projenin de bir bölümünün mera alanı içinde kaldığını ama diğer bölümün şahıslara ait olması nedeniyle mahkemelik olmasından dolayı Akseki’den vazgeçildiğini açıklasalarda,  belirlenen bir sürede projenin hayata geçmesi gerektiğinden rotanın Elmalı’ya çevrildiğini konuşmalardan anlıyoruz.
    Ama GES yapılmak istenen yer mera alanı olunca konu medyaya yansıdı, az da olsa bir kamuoyu oluştu ve Ak Parti Elmalı İlçe Başkanı Mustafa Başkaya’nın gazetemize yaptığı özel açıklamada, “Mera alanında yapılmak istenen GES’e karşıyız. Konuyu Antalya ve Ankara’ya ileteceğiz” açıklamasıyla birlikte sanıldı ki, mera’ya GES’ten vazgeçildi.
    Halbuki biz sürecin devam ettiğini, Ankara bazında girişimlerin sürdüğünü ve yakın bir zamanda daha önce pandemi nedeniyle iptal edilen halkı bilgilendirme toplantısının yakın bir zamanda yapılacağını biliyorduk.
    Tahmin ettiğimiz gibi o toplantı çok az bir katılımla dün yapıldı ve toplantı sonucunda çıkan sonuç, toplantıya katılan çok az katılımcının tamamının bu projeye karşı oldukları.
******
    Bu tür projelerin adı halkı bilgilendirmek. Peki halk nasıl bilgilenecek ? Gazetelerde ilan yayınlatılması, belediye hoparlörlerinden duyuruların yapılması.
    Elmalı’da günlük çıkan bir gazete olmasına karşın sözkonusu proje konusunda halkın bilgilendirileceği toplantı duyurusunun Türkiye genelinde yayınlanan ama bırakın Elmalı’yı Antalya’da kaç adet satıldığını cidden merak ettiğim bir gazete ile yine Antalya’da yayınlanan ama Elmalı’da ulaşmayan yerel bir gazetede yayınlatılması elbette toplantıya vatandaş düzeyinde katılımın bana göre az olmasının en önemli nedenidir.
*******
    Eğer mera alanına GES yapılırsa, bu Ak Parti hükümetinin elinde patlar, sandıkta da sonucunu görürler. 
    Mera alanına GES yapıldıktan sonra sonucun sandıkta görülmesinin Elmalı’ya  ve Elmalılılara bir faydası olmaz. 
    Ne demiş atalarımız : “Geçti Bor’un pazarı sür eşeğini Niğde’ye.”
    Bu nedenle uyanık olmakta, tepkiyi sürekli ortaya koymakta ve 7’sinden 77’sine herkesin bu davaya sahip çıkmasına gerek vardır.
    Toros Gazetesi olarak biz bu konuyu kamuoyunun gündeminde tutmakta ve oluşacak kamuoyu baskısının daha da artmasında üzerimize düşeni yapmakta kararlıyız.
    Proje için yanılmıyorsam 9 kurumdan oluşan bir komisyonun 9’unun da ortak karar vermesi lazım. Eğer Elmalı bu konuda bir ve diri olursa 9 kurumdan bırakın 1’ini, 9’unun da “hayır” diyeceğine inanıyorum.
    Ama konuya önce Elmalı halkı sahip çıkmalı.Eğer, Elmalı sessiz kalırsa bugün mera, yarın daha başka yerlerde elden çıkar gider.
*******
    İYİ Partili Elmalı Belediye Başkanı Halil Öztürk’ün neden sessiz kaldığını da merak ediyorum.
    Evet GES’in mera’ya kurulup-kurulmaması ile ilgili Öztürk’ün ve  yönetimindeki belediyenin bir yaptırımı yok. Ama yine de karşı olduğunu belediyenin sosyal medya hesaplarından  ya da fahri basın danışmanı aracılığıyla Elmalı kamuoyu ile paylaşabilirdi.
    Kamuoyu oluşmasında belediye başkanlarının rolünün büyük olduğu unutulmamalı.  *ERKİN ÖZGÜNSÜR

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2020.07.07 16:54:08
Son Düzenlenme Tarihi :





Deri kanserindeki artış alarm veriyor

Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, cilt kanserine yakalananların sayısındaki artışa dikkat çekerek, Antalya’da haftada artık 4-5 vaka gördüklerini söyledi. Prof. Dr. Ömer Özkan ise güneşin etkisine ve bağışıklık sistemindeki değişikliklere dikkat çekti.
Akdeniz Üniversitesi’..

Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, cilt kanserine yakalananların sayısındaki artışa dikkat çekerek, Antalya’da haftada artık 4-5 vaka gördüklerini söyledi. Prof. Dr. Ömer Özkan ise güneşin etkisine ve bağışıklık sistemindeki değişikliklere dikkat çekti.
Akdeniz Üniversitesi’nde Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan’ın katılımıyla alanında uzman hekimlerin ve asistan hekimlerin katıldığı melanoma bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda Tıp Fakültesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan, "BRAF+Adjuvan Melanom Tedavisinde Plastik Cerrahinin Rolü: Cerrahi Yaklaşımın Tedavideki ve Eksizyon Kriterleri" başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.

Deri kanseri sıklığı arttı
Toplantıda Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan’ın yaptığı tespit dikkat çekti. Cilt kanseri sayısındaki artışa dikkat çeken Prof. Dr. Özkan, “Özellikle Antalya genelinde ben asistanken hafta bir görürken veya hiç görmezken bu vakaları şu an haftada 4-5 görüyoruz. Bunu merak ediyorum, bence deri kanseri (melanom) artışları incelenmeli" ifadelerini kullandı.

İlk şüpheli güneş etkisi
Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan ise artışta güneşin etkisine dikkat çekti. Prof. Dr. Özkan, “Bunda ozon tabakasının incelmesi ile insanların güneşten gelen UV ışınlarından daha fazla etkilendiği düşünülmektedir. Güneş ışığına maruz kalma deri kanseri oluşumunda en önemli sebeplerdendir. Yine bu nedenle deri kanseri en sık olarak baş, boyun, kollar gibi en fazla güneş gören bölgelerde gelişir. Açık tenliler, kolay çillenme olanlar, çok fazla sayıda nevüsü (beni) olanlar, nevüs boyut ve şeklinde değişiklik olanlar, ailesinde deri kanseri bulunanlar, çok fazla güneş ışığına maruz kalanlar,
iyileşmeyen yarası olan hastalar, radyoaktif ışın tedavisi alanlar daha çok risk taşımaktadır” dedi.

"İmmün sistemi değişmesi etkili olabilir"
Ancak vücutta güneş olmayan birçok yerde de melanomun göründüğünü söyleyen Prof. Dr. Ömer Özkan, “Bu tespit de güneşe bağlamaktan ziyade daha çok immün (bağışıklık) sistemiyle ilgili bir şey gibi geliyor. Yediğimiz, içtiğimiz, yaşantımız immün sistemimizi etkiliyor. Artışta insanların immün sistemindeki değişiklik de etkili olabilir. Bildiğimiz mikrobiyal bir hastalık değil ama bakteri, virüs gibi anında kendisini değiştirebiliyor bence” ifadelerini kullandı.

Ciltteki değişikliğe dikkat
Deri kanserlerinin çok geniş bir spektrumda karşımıza çıkabildiklerini söyleyen Özkan, “Vücutta oluşan farklı lezyonlardan da kanser açısından şüphelenilmesi gerekmektedir. Bunlar pembe renkli küçük bir kitle şeklinde veya çukur şeklinde, beyaz renkli, üzeri pullu veya kabuklu biçimde, iyileşmeyen yara biçiminde de ortaya çıkabilmektedirler. Deride sonradan oluşan bu tür farklı lezyonların değerlendirilmesi gerekir. Daha önceden var olan bir nevüste ise sonradan ortaya çıkan büyüme, asimetri, kenar düzensizliği, renginde, kıllanmasında farklılık, kanama ve kaşıntı, kızarıklık ve kabuklanma dikkatten kaçmamalı ve kanserleşme açısından değerlendirilmelidir. Bu değişikliklerin olması benlerin cerrahi olarak çıkarılıp patolojide incelenmesi için sebep olarak kabul edilir” ifadelerini kullandı.

Erken teşhisin önemi
Bazal hücreli kanser (BCC), skuamöz hücreli kanser (SCC), malign melanoma (MM) ismiyle üç tipi olduğunu söyleyen Özkan, “BCC; en sık olarak görülen deri kanseri tipidir. İlerlemesi yavaştır, yıllar sürebilir, lokal olarak etrafındaki dokuya yayılır, metastaz yapmaz. SCC; sık rastlanan diğer bir deri kanseri tipidir. Dudaklar, yüz ve kulaklarda sık rastlanır. Hem etrafındaki dokulara doğru lokal olarak ilerleyerek hem de lenf bezleri yolu ile uzak organlara kadar yayılabilir. Erken teşhis önemlidir. Erken teşhis ile tamamen tedavi edilmesi mümkün iken tedavi edilmediğinde hayatı tehdit eder. MM; daha nadir görülen ancak deri kanserleri arasında en tehlikeli tiptir. Erken teşhis çok önemlidir, sadece erken evrede tespit edilirse tam olarak tedavi edilebilir. Bu sebeple vücutta MM şüphesi olan lezyonların gecikmeden biyopsi alınarak değerlendirilmesi önerilmektedir” şeklinde konuştu.

Tedavi yöntemleri
Güncel tedavi seçenekleri arasında cerrahi, kemoterapi, radyoterapi ve immünoterapinin yer aldığını söyleyen Özkan, “Tedavi cerrahi işlemle kanserin vücuttan uzaklaştırılmasıdır. Tedavinin kapsamı kanserin yerine, büyüklüğüne ve başka organlara yayılım olup olmamasına göre değişmektedir. Eğer küçük bir lezyon ise lokal anestezi ile sadece lezyonun çıkarılması yeterlidir. Eğer yayılım varsa daha geniş olarak lezyonun bulunduğu alanın çıkarılması, bazen kalan boşluğu doldurmak için doku nakli yapılması, radyoterapi ya da kemoterapotik ilaçlarla antikanser tedavisi gerekebilmektedir” şeklinde konuştu.
Toplantıda Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Karaca "BRAF+ Adjuvan Melanom Hastalarında Tafinlar+Mekinist Tedavisi" başlıklı, Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Akman "BRAF+ Adjuvan Melanom Tedavisinde Dermatolojinin Rolü: Dermatolojik Muayene ve Ben Taramasının Önemi" başlıklı sunumlar gerçekleştirdi. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Karaca, “Malign melanom ülkemizde ve dünyada görülme insidansı artan kanserler içerisinde yer almakta olup, bu agresif seyirli cilt kanserine erken dönemde yakalanan hastalarda 5 yıllık sağkalım sonuçları oldukça yüz güldürücüdür. O yüzden kişiler ciltlerinde meydana gelen her türlü değişiklikte vakit kaybetmeden dermatoloji ve plastik cerrahi polikliniklerine başvurmaları gerekmektedir. Malign melanom isimli agresif seyirli cilt
kanseri çok hızlı yayılan bir cilt kanseri olmasına rağmen önce 2010 yılında akıllı hedefe yönelik tedavilerin daha sonra 2015 yılında immunoterapi tedavilerinin ortaya çıkmasıyla birlikte bu ilaçlar bu kanser türünde çok aktif bir şekilde kullanılmakta, hastalarımız açısından da yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır” dedi.
Akdeniz Üniversitesi bünyesinde yer alan onkoloji merkezinde Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan’ın kanser tedavisine verdiği önem neticesinde kurulan onkoloji genetik inceleme laboratuvarında malign melanom hastalarının önce genetik olarak ayrıntılı incelemesi yapılıp (NGS yöntemi ile), ardından uygun olan hastalara akıllı hedefe yönelik ilaç ya da immunoterapi ilaçları verildiğini söyleyen Karaca, “Merkezimizde de bu ilaçlar uzun zamandır uygulanmakta olup, yapılan başarılı nakiller ile organ naklinde dünyada sayılı merkezler arasında gösterilen üniversitemiz kanser hücrelerinin ayrıntılı genetik incelenmesine yönelik yapılan yatırımlar ile baş döndürücü gelişmelerin yaşandığı onkoloji alanında da en yeni tedavilerin uygulandığı sayılı merkezler arasında yer edinmiştir” ifadelerini kullandı.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.06.14 10:58:53
Son Düzenlenme Tarihi :