SON DAKİKA

“İlkemiz önce ülkemiz”

Türkiye Kamu-Sen İl Temsilcisi ve Türk Büro-Sen Antalya Şube Başkanı Hasan Yılmaz Danabaşoğulları, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü münasebetiyle yapmış olduğu basın açıklaması.

 “İlkemiz önce ülkemiz” parolasıyla, devletimizin birliği ve bütünlüğü; milletimizin kardeşlik, huzur ve mutluluğunu daim kılmak için “Türkiye sevdamız, ekmek için kavgamız” diyerek kamu görevlilerimizin hak ve menfaatlerinin korunması ve geliştirilmesi amacındayız.  

Başta memurlarımız olmak üzere bu ülkenin işçileri, işsizleri, emeklileri, yoksulları, kadınları ve gençleri için mücadele vermekteyiz. Türk milleti olarak barış içinde, özgürce yaşamak için, demokrasi için, ekmek için, daha güzel bir dünyada, insan onuruna yaraşır bir hayat için bu birlikteliği oluşturduk. En temel insani ve demokratik haklarımız için, sosyal adalet ve eşitlik için eylemler gerçekleştiriyoruz. Türkiye Kamu-Sen olarak mücadelemizin, Devletimizin kuruluş felsefesine uygun bir biçimde, muasır medeniyet seviyesine ulaşmak için olduğunu özellikle vurgulamak isteriz.  

Bizler, emeğin en yüce değer, ekmek kavgasının kutsal olduğuna inanır, alın terini akıtıp, evine ekmek götürme telaşında olan çalışanlarımızın, hak ettiği saygıyı görmesi ve emeğinin karşılığını alması için mücadele yürütürüz.  Bu doğrultuda sesimizin daha gür çıkması, sorunlarımızın gündeme getirilmesi ve çözüm yollarının bulunması konusunda 1 Mayıs’ın bizler için taşıdığı anlam ve değer son derece büyüktür. 

Ülkenin toplam gelirinden herkesin adil miktarda pay alamaması gelir dağılımının bozulmasına, haksızlığa ve yersiz zenginleşmeye neden olmaktadır. Haksız kazanç ve yersiz zenginleşmenin sonucunda; açlık ve yoksulluk tehlikesiyle baş başa kalan ve çalıştığı halde geçimini sağlayamayan bir toplum ortaya çıkar. Hiçbirimiz çalıştığı, çabaladığı halde yoksul olmak istemeyiz. Kimsenin emeğinin heba olmasına göz yumamayız. 

Bu noktada ortak çıkarlarımızı korumak için bir araya gelerek, güç birliği yapmamız zorunlu hale gelir. Biz; sendikacılığı maaş pazarlığından çok, kamu çalışanlarının bütün haklarının korunup geliştirilmesi için daha geniş yelpazede mücadele etmenin bir aracı olarak görüyoruz. 1 Mayıs’ın emeğinden başka sermayesi olmayan çalışan, işsiz, yoksul, esnaf ve ev hanımlarının seslerini yükselttiği ve güç birliği yaptığı gün olması gerektiğine inanıyoruz. 

Ülkemizi gerginliğe sürükleyerek, memurun, işçinin, emeklinin sorunlarını hasıraltı etme,  gündemi saptırma amacı güdenler, çalışanlara ve sendikacılığa en büyük darbeyi vurmaktadır. 1 Mayıs’ı devletle hesaplaşmaya çevirmek, çalışanların örgütlü mücadelesini zayıflatarak, küresel saldırılar karşısında bizleri çaresiz bırakmak isteyenler bulunmaktadır. Gündemi çalışan sorunlarından saptırıp, bölücülüğün mihmandarlığını yapmaya soyunanlar vardır. Türkiye Kamu-Sen olarak 1 Mayıs’ın bölücülerin ve devletimizle hesaplaşma hayalinde olanların çirkin emellerine alet olmasına müsaade etmeyeceğiz.   

1 Mayıs, bir hesaplaşma günü değil, çalışanların sorunlarının gündeme taşındığı ve çözümlerin arandığı gün olmalıdır. 1 Mayıs’ın, gerginliklerin yaşandığı bir gün olmaktan çıkarılıp, adına yakışır bir bayram havası içinde kutlanan, daha uzun bir zamana yayılan, tüm çalışanların sorunlarının gündeme taşındığı ve çözüme kavuşturulduğu bir süreç olmasını arzu etmekteyiz. Ancak bu şekilde 1 Mayıs tüm çalışanlar açısından daha anlamlı hale gelebilir, tüm sendikalar asgari müştereklerde, fikir birliği sağlayabilir.

Bununla birlikte son yıllarda yaşanan ekonomik gelişmeler ve uygulanan istihdam politikaları çalışma hayatının mevcut sorunlarının giderek derinleşmesine neden olmaktadır. Güvencesiz ve esnek çalışma yaygınlaşmakta, yaklaşık her iki çalışandan biri, sosyal güvenceden ve sosyal korumadan faydalanamadan, kayıt dışı olarak istihdam edilmektedir. İş kazaları ve meslek hastalıkları her geçen gün artmakta, memur ve emekli maaşları hayat pahalılığına yenik düşmektedir. Her ne kadar sorunların çözümü için bir takım adımlar atılmış olsa da özellikle memurlarımız temel konularda kalıcı çözümler beklemektedir. 

Bilhassa pandemi ile birlikte bütün dünyada artan enflasyon gerçeğiyle yüz yüze kalmış bulunmaktayız. Memur ve emeklilerimizin maaşları, hayat pahalılığı karşısında sürekli erimekte, alım gücü düşmektedir. Uzun zamandan beri memur ve emeklilerimize hedeflenen enflasyon rakamlarına göre zam yapılmakta ama hedefler tutmadığı için yıl içinde memur maaşları enflasyon karşısında erimektedir. Dönem sonlarında ödenen enflasyon farklarıyla geriye dönük olarak telafi sağlanmakta bu da maaşların enflasyon karşısında sürekli erimesi sonucunu doğurmaktadır. En düşük dereceli memur maaşı asgari ücret düzeyine kadar gerilemiş, yoksulluk sınırı ortalama memur maaşının 3 katına ulaşmıştır. Bu gerçekler ışığında enflasyon farkının maaşlara aylık olarak yansıtılması ve kamu çalışanlarımıza seyyanen ek zam yapılarak kayıplarının karşılanması zorunlu hale gelmiştir. 

Yakın bir zamanda yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri nedeniyle siyasi partiler ve adaylar çeşitli toplum kesimleri için vaatlerde bulunmakta, hükümetimiz toplumun geniş kesimlerine yönelik birtakım teşvik, iyileştirme ve zam kararları almaktadır. Bu süreçte gözardı edilen kesim, sayıları aileleriyle birlikte 25 milyonu bulan memur ve emeklilerimiz olmuştur. Asgari ücretli, işçi, çiftçi, dar ve sabit gelirli, esnaf, şirket sahibi ve iş dünyasına ilişkin müjdeler verilirken memurlarımız da ek zam müjdesi beklemektedir.    

“İnsan onuruna yaraşır iş” herkesin hakkıdır. İstihdamın korunması, geliştirilmesi ve işsizliğin önlenmesi, güvenli bir gelecek, huzurlu bir toplum oluşturulmasının olmazsa olmazıdır. Türkiye Kamu-Sen olarak 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Gününde insan onuruna yaraşır bir yaşam, adil bir gelir dağılımı, güvenceli bir çalışma hayatı istiyoruz.

Esnek, güvencesiz, sözleşmeli personel istihdamına ve asıl işin taşeronlara yaptırılmasına karşıyız. Sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesi, yüz binlerce çalışanımızın beklentilerinin karşılanması bakımından olumlu bir gelişme olarak Türkiye Kamu-Sen’in yıllardır dile getirdiği güvenceli istihdam konusunda ne denli haklı olduğunun yetkililerimiz nezdinde de kabul edilmesi anlamına gelmektedir. Ancak sözleşmeli personel istihdamına son verilmemiş olması, aynı yanlışta ısrar edilmesi, önümüzdeki dönemde de sorunların katlanarak gündeme geleceğini göstermektedir. Bu nedenle sözleşmeli ve güvencesiz istihdamın kamu personel rejiminden tamamen çıkarılması en doğru yaklaşım olacaktır.  

Bu çerçevede 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde; 

1. Memurlarımıza ek zam ve refah payı verilerek alım güçlerinin yükseltilmesi, 

2. Enflasyon farkının, ortaya çıktığı ay itibarı ile ödenmesi,

3. Sözleşmeli ve güvencesiz çalışmanın bütünüyle kaldırılarak tüm kamu çalışanlarının güvenceli ve kadrolu biçimde istihdam edilmesi,

4. 1. Dereceye gelmiş bütün kamu personelinin ek gösterge rakamlarının 3600’e yükseltilmesi, 

5. Memurlarımıza da dini bayramlarda ikramiye verilmesi, 

6. Tüm ek ödemelerin emekliliğe sayılması ve emeklilikteki ayrımın kalkması,

7. Günün şartlarına uygun olarak sosyal yardımlar, ek ders, nöbet ücreti, fazla mesai gibi ödemelerin artırılması, kira, giyim, yemek yardımı gibi yeni sosyal yardım kalemlerinin oluşturulması, 

8. Yardımcı hizmetler sınıfı personelinin genel idare hizmetleri sınıfına geçirilmesi, 

9. Deprem bölgesinde görev yapan kamu çalışanlarının barınma ihtiyacı başta olmak üzere ekonomik, sosyal ve psikolojik olarak desteklenmesi, 

10. Memur maaş sisteminin sadeleştirilerek tüm memurların yürüttüğü kamu hizmetinin gerektirdiği niteliklere uygun bir maaş almalarının sağlanması, 

11. Kamuda mülakat uygulamasının bir an önce kaldırılarak liyakat ilkesinin tam anlamıyla hayata geçirilmesi, 

12. 4/C’li iken 4/B’ye geçen kamu çalışanlarının eğitim durumlarına uygun kadrolara atamalarının yapılması, 

13. Kamu çalışanlarına şiddetin son bulması için gerekli tedbirlerin alınması, 

14. 4688 sayılı Kanunun revize edilerek toplu sözleşme sisteminin katılımcı ve sonuç alıcı bir hale gelmesi için imza ve itiraz yetkilerinin toplu sözleşmeye katılan tüm konfederasyon ve sendika temsilcileri lehine genişletilmesi, 

15. 657 sayılı Kanunun revize edilerek günün şartlarına uygun hale getirilmesi, kamu görevlilerimizin yetkililerden acil olarak çözülmesini beklediği konuların başında gelmektedir.  

Herkesin; toplumun tüm bireylerinin insan onuruna yaraşır bir hayat sürmesi için çaba sarf etme, ülkemizde adaletin tesis edilmesi için yaşanan olumsuzlukları dile getirme ve daima daha güzeli arama zorunluluğu vardır. Bu davranış, bizim inancımızın da temel bir değeridir. 

İşçisiyle, memuruyla, işsizi ve emeklisiyle hep birlikte büyümesine katkıda bulunduğumuz milli gelirin adilce paylaşılması, sosyal devlet ilkesinin hayata geçirilmesi ancak hak mücadelesine omuz veren bireyler ve kurumların çoğalmasıyla mümkün olacaktır.

Türkiye Kamu-Sen olarak biz, 

• Huzurlu ve insan onuruna yaraşır bir yaşam istiyoruz. 

• Yıllardır haksızlığa uğrayan memurlarımıza, itibarlarının iade edilmesini istiyoruz. 

• Esnek ve güvencesiz istihdam modellerinin kaldırılmasını, tüm kamu görevlilerinin kadrolu, aile birliğinin teminat altına alındığı güvenceli bir istihdam sisteminde tek çatı altına toplanmasını istiyor, Devletin memuruna sıfat olarak harfler ve rakamlar değil, sadece Devletin kadrolu memuru sıfatı yakışır diyoruz.  

• Enflasyon kadar zam çıkmazından kurtulmak istiyoruz.    

• Nimette de külfette de adalet istiyoruz. Büyümeden pay istiyoruz. Adil bir gelir dağılımı istiyoruz.

• Ailesinin insanca yaşamasına yetecek düzeyde ücret alan kamu çalışanı görmek istiyoruz.

• Kamu görevlileri ile birlikte tüm çalışanların örgütlenme, toplu sözleşme ve grev haklarını özgürce kullanabildiği bir ülke istiyoruz.

• Şeffaf ve adil bir yönetim istiyoruz.

• Çalışma barışını sağlamış, yönetime katılma hakkı olan çalışanlar görmek istiyoruz. 

• Geleceğe güvenle bakan, birbirine saygılı, mutlu, müreffeh, muasır medeniyet seviyesinin de üzerine çıkmış bir toplum istiyoruz.

Biliyoruz ki, birliğimizi ve beraberliğimizi yenecek hiçbir güç yoktur. Bizler birlik oldukça, hiçbir güç, bizleri yok sayamayacak, haklarımızı geriletemeyecektir. Hak aramak kutsal bir mücadeledir. Bizler bu mücadeleyi yalnızca bir alanda değil; her alanda, her platformda veriyoruz. Türkiye Kamu-Sen çatısı altında oluşan bu birlikteliğin verdiği güç ve mücadele azmimiz sürdükçe bizleri zayıflatmaya, kardeşi kardeşe kırdırmaya çalışanlar asla bu emellerine ulaşamayacaktır.

Türkiye Kamu-Sen’in mücadele ruhu çalışanlarımızı mutlu, Türk milletini ve Türkiye Cumhuriyeti Devletini, bir ve bütün olarak ilelebet payidar kılacaktır. Çalışanlarımız emeğinin, alın terinin ve yüreğinin gücünün farkına vardığında yarınlar daha güzel olacaktır.

Bu duygular içinde “Bir arada kardeşçe, daha çok çalışacağız, daha çok üreteceğiz, haklarımızı elde edebilmek için daha güçlü bir mücadele vereceğiz. Bu birliktelik, bizleri 21. yüzyılı Türk Asrı yapmak noktasındaki hedefimize ulaştıracaktır.” diyor; tüm çalışanlarımızın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutluyoruz.

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.05.01 13:42:56
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Sinan Oğan’dan Kılıçdaroğlu’na seçim sonrası ‘istifa’ sorusu

ATA İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Sinan Oğan, yarın yapılacak Cumhurbaşkanı Seçimi sonrası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kazanması durumunda Millet İttifakı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun istifa edip etmeyeceğini sordu. Oğan, “Madem bu seçim bir referandum, o zaman seçim gecesi de bu seçi..

ATA İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Adayı Sinan Oğan, yarın yapılacak Cumhurbaşkanı Seçimi sonrası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kazanması durumunda Millet İttifakı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun istifa edip etmeyeceğini sordu. Oğan, “Madem bu seçim bir referandum, o zaman seçim gecesi de bu seçimi kaybedenlerin istifa etmesi gerekiyor. Sadece Kılıçdaroğlu değil, Millet İttifafı’nın her bir ferdinin, genel başkanının istifa etmesi gerekiyor. Madem referandum dediniz, hodri meydan o zaman” dedi.
ATA İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı olarak seçimlere katılan ve ikinci tur seçimlerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a destek verdiğini açıklayan Sinan Oğan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile birlikte Antalya Kapalı Yol’da esnaflarla buluştu, ardından Kepez ilçesindeki gençlik ve kadın buluşmasına katıldı. Sinan Oğan, burada seçim sürecini değerlendirerek, kendisine gelen eleştirileri anlattı.

“FETÖ’den çok iyi ders almışlar”
Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turu sonrası ve Cumhur İttifakı’na desteği sonrası bir kitle tarafından linç kampanyası başlatıldığını aktaran Oğan, “Bir kitle var ki; Allah muhafaza. Eşim, kızım, oğlum dahil linçlemede hakarette sınır tanımayanlar, en adi metotlarda bize saldırmaya başladılar. Ben o zaman anladım ki Allah bunların getireceği demokrasiden korusun ülkemizi. FETÖ’den çok iyi ders almışlar. FETÖ vari usullerle olmayan belgeleri oluşturmaya çalışmaktalar. Sayın Aliyev’i dahi bu işin içine katma küstahlığını göstermekten geri durmayanlar, bizim Sayın Cumhurbaşkanımızla pazarlık yaptığımız iftirasını atmaya kadar her türlü iftirada bulundular. Ancak çamur attılar izi kalmadı. Kalmaz. Biz doğru insanlarız, omurgalı insanlarız ve bugün görüyoruz ki doğru yoldayız inşallah” dedi.

“12 yaşındaki kızım telefonunu, 17 yaşındaki oğlum sosyal medya hesaplarını kapattı”
Yapılan linç girişimlerinin eşinin psikolojisini bozduğunu ifade eden Oğan, “Eşimin bu süreçte en iyi siz anlarsınız. Psikolojisi bozuldu. O kadar çok küstahça hakaretlerde bulundular ki; 12 yaşındaki kızım cep telefonunu kapatmak zorunda kaldı. Bir yerlerden buluyorlar ve mesaj atıyorlar. 17 yaşında oğlum bütün sosyal medya hesaplarını kapatmak zorunda kaldı. Nasıl bir küstahlık, nasıl bir aymazlık, alçaklık. Hakarette sınır tanımıyorlar. Beni eleştirebilirsiniz ancak küfür nedir, hakaret nedir, çocukları aileyi bu işin içine katmak nedir. O sebeple biz bir kez daha bu linç kültürünü gördükten sonra doğru karar vermişiz, doğru yerdeyiz” diye konuştu.

“Hodri meydan”
Kemal Kılıçdaroğlu’na istifa konusunda soru yönelten Oğan, “Millet, parlamento seçimlerinde olduğu gibi çoğunluğu Cumhur İttifakı’na verip Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı yeniden seçtiğinde, bu referandumun sonucu Sayın Kılıçdaroğlu için bir kayıp ve istifa olacak mı? Madem bu seçim bir referandum o zaman seçim gecesi de, bu seçimi kaybedenlerin istifa etmesi gerekiyor. Sadece Kılıçdaroğlu değil, Millet İttifafı’nın her bir ferdinin, genel başkanının istifa etmesi gerekiyor. Madem referandum dediniz, hodri meydan o zaman” ifadelerini kullandı.

“Haftalık milliyetçi bunlar”
Oğan, Kemal Kılıçdaroğlu’nun ikinci tur seçimi öncesi birden bire milliyetçi kesildiğini ileri sürerek, “Türkiye’de soykırım var diye suçlayan Canan Kaftancıoğlu, Göktürk bayrağının altında yürüyüş yapıyor. Neredeyse Başbuğ Canan diyecekler. Bunlara mevsimlik milliyetçi diyeceğim ama bir mevsim milliyetçi bile olamaz bunlar. Haftalık milliyetçi bunlar. Onun için bunların milliyetçilikleri de, programları gibi doğru değil. Gittikleri yol gibi doğru değil. Bunların Suriyeli sığınmacıları göndereceğiz tezi de doğru değil. Bütün hepsi Türk milliyetçilerinin oyunu almak içindir” şeklinde konuştu.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.05.27 18:18:44
Son Düzenlenme Tarihi :





ŞEHİTLERİMİZİN KIYMETLİ AİLELERİ BİZLERE EMANET

Gerçekleştirdiği her ilçe ziyaretinde bölgedeki şehit ailelerini ziyaret ederek hatırlarını soran Vali Yazıcı, 2015 yılında Hakkâri Yüksekova’da Piyade Sözleşmeli Er Uğur Yıldız ve 2013 Yılında Diyarbakır’da şehit olan Komando Er Doğan Türk’ün Manavgat’ta yaşayan ailelerini ziyaret etti.

    Vali Ersin Yazıcı, Manavgat’ta Ulualan Halk Plajı ve Mesire Alanı Açılış Töreni, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü Hizmet BinasıAçılış Töreni ve Manavgat Hükümet Konağı Temel Atma Töreni sonrası Manavgat Şelalesi’nde incelemelerde bulundu. Vali Yazıcı,  Manavgat Şelalesi’ndeki incelemelerinin sonrasında ilçede bulunan şehit ailelerini ziyaret etti. Ak Parti Antalya Milletvekilleri İbrahim Aydın, Mustafa Köse, Tuba Vural Çokal ve Manavgat Kaymakamı Dr. Mustafa Yiğit’in eşlik ettiği ziyarette Vali Yazıcı, Şehitlerimize Allah’tan rahmet ailelerine ve yakınlarına başsağlığı dileğinde bulundu.


    Ziyarette şehit yakınlarıyla sohbet edip hatırlarını soran Vali Yazıcı; “Şehit ailelerimiz bizler için çok kıymetli. Ay yıldızlı bayrağımız için, ülkemiz için şehadet şerbeti içen kahramanlarımızın aileleri bize emanet. Milletçe ve Devletçe şehit ailelerimizin ve gazilerimizin her şartta ve daima yanlarındayız. Şehitlerimizi unutmayacağız, unutturmayacağız. Sizlere sabırlar diliyorum. Her türlü sıkıntınızda yanınızdayız.” dedi.

 

 

 


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2021.06.05 06:06:53
Son Düzenlenme Tarihi :