SON DAKİKA
header-ad

17. Uluslararası Kemer Paris 2 Batığı Dalış Etkinliği düzenlendi

Akdeniz Üniversitesi (AÜ) ve Kemer Belediyesi tarafından 17. Uluslararası Kemer Paris 2 Batığı Dalış Etkinliği düzenlendi. Paris 2 batığına dalış yapan Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, “Kahramanları yabancı filmlerde aramayalım. Kendi gerçek kahramanlarımızın filmlerini izleyelim, artık filmleri yapılsın” dedi.
AÜ Sağlık, Kültür ve Spor Dairesi Başkanlığı Sualtı Sporları Topluluğu ve Kemer Belediyesi tarafından 17. Uluslararası Kemer Paris 2 Batığı Dalış Etkinliği düzenlendi. Akdeniz Üniversitesi Sualtı Topluluğu üyeleri, ilk olarak dünya askeri tarihinde ilk defa bir uçak gemisi batıran Topçu Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul Aker’i mezarı başında andı. Kabir ziyareti sırasında Mustafa Ertuğrul Aker ve silah arkadaşlarının kimlikleri, savalar sırasındaki başarıları anlatılarak saygı duruşu bulunulup İstiklal Marşı okundu.

Sualtı fotoğraf gösterimi
Kemer Belediyesi Kültür Salonu’nda yapılan etkinliğin ikinci gününde Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu ve Sualtı Topluluğu Başkanı Onur Huş topluluk ve faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Konuşmaların ardından Sualtı Fotoğrafçısı Adnan Büyük’ün “Çanakkale Savaşı’nın Canlı Tanıkları, Batıklar” isimli sualtı fotoğraflarının gösterimi yapıldı ve belgesel yapımcısı Savaş Karakaş’ın çektiği ve topluluğun ilk etkinliği olan “I. Mustafa Ertuğrul Aker Anısına Uluslararası Paris II Batığı Dalışı”nın video gösterimi sunuldu.

Dev Türk bayrağı açıldı
Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, siperlerin bulunduğu yerde o zorlu koşullarda Paris II ve Alexandra gemilerinin nasıl batırıldığı, esir alınan Fransız askerlerine yapılan insanlık muameleleri hakkında bilgiler verdi. Yine aynı bölgede bulunan ve o dönemde askerlerimizin barındığı mağara da ziyaret edildi. Etkinliğin üçüncü gününde Kemer Limanı’nda Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu’nun liderliğinde gerçekleşen dalış etkinliğinde ise Paris II Batığı’nın üzerinde dev bir Türk bayrağı açıldı. Bayrak açıldığı sırada Sahil Güvenlik botunun yaptığı gösteri de dikkat çekti. Bayrak töreninden sonra batığa dalış gerçekleşti.
Etkinlikleri 17 yıldır sürdürmenin gururunu yaşadıklarını anlatan Prof. Dr. Gökoğlu, bu etkinliklerin gençlerin tarihimizi tanıması için önemli olduğunu vurguladı. Gökoğlu, “Kahramanları yabancı filmlerde aramayalım. Kendi gerçek kahramanlarımızın filmleri yapılsın, artık kendi kahramanlarımızın filmlerini izleyelim” diye konuştu.

Kaynak : İHA
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.05.03 15:39:20
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Uludağ Enerji’nin ‘Hatay Yaşam ve Gelişim Kampüsü’ hizmete açıldı

Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkileyen depremlerin ardından bölgeye entegre olarak, destek ve yardımlarını aralıksız sürdüren Uludağ Enerji, depremin sosyal etkilerini hafifleterek günlük hayata adaptasyonu desteklemek için Hatay’da hazırlanan "Yaşam ve Gelişim Kampüsü Projesini hizmete açtı. Bursa Uludağ Üniversitesi ile Panoffect’in destek sağlayacağı ve 2 yıl sürecek projeden, 40 binden fazla kişinin yararlanması planlanıyor. Proje alanının yer aldığı kampüste sanat, oyun ve meslek atölyeleri ile psikolojik danışmanlık hizmetinin yer alacağı 9 konteyner bulunuyor.
Uludağ Enerji’nin “Yaşam ve Gelişim Kampüsü” Projesi’yle, depremzedelere sosyal, duygusal ve psikolojik danışmanlık hizmetleri verilmesi hedeflenirken; depremzedelerin bütçelerine katkı sağlayacak mesleki gelişimlerinin desteklenmesi de amaçlanıyor. Oluşturulan kampüsle; okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocukların keyifli vakit geçirebilecekleri şekilde dizayn edilen oyun atölyesinde düzenlenecek etkinliklerle çocukların sosyal, duygusal, bilişsel ve fiziksel gelişimlerine katkıda bulunulması hedefleniyor. Şirket aynı zamanda çocuk ve gençlerin müzik, dans, tiyatro ve resim okulu olarak kurgulanan sanat atölyeleriyle ilgilenmelerini ve yeteneklerini geliştirmelerini sağlamayı hedefliyor. Antakya Halk Eğitim Merkezi ve TOÇEV ile iş birliği yapılarak kurgulanan kadınlara yönelik meslek atölyelerinde ise deprem sonrası ailesini kaybeden ya da farklı sebeplerle çalışmak zorunda olacak bireylere meslek edindirmek, mesleki becerilerini geliştirmek isteyenler içinse istihdam edilebilirliğini artırmak için eğitimler düzenleniyor. Katılımcılar, eğitimler sonunda istihdama yönlendirme ve üretilen ürünlerden gelir elde etme konusunda da desteklenecek.

“Bölgeye uzun vadede destek olacağız”
Projeyle ilgili açıklamalarda bulunan Uludağ Enerji CEO’su İsmail Ergüneş, “Şirket olarak ilk günden itibaren deprem bölgesinde bulunmaya ve insanların yaralarını sarmaya çaba gösterdik. Arama kurtarma ekibimiz depremlerin ilk saatlerinde arama kurtarma çalışmalarına destek için Bursa’dan afet bölgesine giderek çalışmalara katıldı. Kesinti yaşanan yerlerde şebekenin tekrar ayağa kaldırılması için görevli arkadaşlarımız bölgeye intikal ettiler ve gerekli onarım işlemlerini gerçekleştirdiler. Temel ihtiyaçların karşılanması adına yardım tırlarımızı da depremzedelere ulaştırdık. Acil ihtiyaçların giderilmesinden sonra ise bölgede kalıcı bir proje geliştirmek adına Yaşam ve Gelişim Kampüsü projemizi devreye aldık. Bu projemiz sadece bir başlangıç değil, aynı zamanda bölge için sürdürülebilir bir çalışma modelini de temsil ediyor. 2 yıl sürecek olan projemizden 40 bin kişinin yararlanmasını planlıyoruz. Projenin gerçekleşmesine katkı sağlayan Bursa Uludağ Üniversitesi ve Panoffect şirketine teşekkür etmek istiyorum” ifadelerini kullandı.
Uludağ Enerji’yle proje çerçevesinde yaptıkları iş birliğine de değinen Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, “Yaşam ve Gelişim Kampüsü Projesi’nin açılışıyla birlikte, üniversitemiz olarak sadece eğitimde değil, toplumun her alanında var olduğumuzu ve katkı sağlamaya hazır olduğumuzu bir kez daha gösteriyoruz. Toplumun ihtiyaçlarına duyarlılıkla yaklaşan ve onların hayatlarında pozitif izler bırakmayı hedefleyen bir üniversite olarak bu projeye destek vermekten mutluluk duyuyoruz. Alanında uzman hocalarımızla her detayında yer aldığımız bu projeye sürdürülebilir bir katkı sağlamayı hedefliyoruz. İlgili atölyelerde, üniversite öğrencilerimizin uzmanlığı ve sevgi dolu rehberliğiyle çocuklarımızın hayal güçlerini beslemek ve yeteneklerini keşfetmelerine destek olmayı hedefliyoruz” dedi.
Projenin bir diğer partneri olan Panoffect CEO’su Salih Subaşı ise, “Panoffect olarak, böylesine anlamlı bir projenin destekçileri arasında yer alıyor olmaktan büyük gurur duyuyoruz. Bu projenin temelinde yatan sevgi ve dayanışma unsurları, bizim için çok değerli. Deprem felaketinden etkilenen çocuk, genç ve yetişkinlerin sosyal hayata uyumlarını hızlandırmak amacıyla kurulan ve destekçileri arasında yer aldığımız kampüsün açılışını gerçekleştirdik. Depremin yaralarını birlikte sarmak için çalışmaya, yardımlaşmaya ve birlikte olmaya devam ediyoruz” şeklinde konuştu.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.07.31 19:08:36
Son Düzenlenme Tarihi :





Sinema yazarı Burçak Evren: "Altın Koza, kendi küllerinden doğan bir festival"

Sinema yazarı Burçak Evren, 30. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali’ni ”Kendi küllerinden doğan bir festival” olarak nitelendirdi.
Burçak Evren, 30. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali ile ilgili yazısında, “Ülkemizde yapılan ulusal film festivallerin ana destekleyicilerine bakıldığında, bunların neredeyse tümüne yakınının yerel yönetimler olduğunu görürüz. Yerel yönetimlerin kültür/sanata bu türden katkıları hiç kimse tarafından yok sayılmayacak kadar büyük bir önem taşır. Ülkemizde, ulusal film festivallerin ilk kez ortaya çıkıp, süreklilik kazanması da bu az sayıdaki yerel yönetimlerin kültür sanata ve de sinemaya önem vermelerinden kaynaklanmaktadır” ifadesini kullandı.
“Ancak yerel yönetimlerin bu alandaki katkıları ne yazık ki hiçbir zaman istenilen ve arzu edilen sayıda olmamıştır” değerlendirmesinde bulunan Evren, şöyle devam etti:
“Birçoğu bu işe girişmiş ancak, ekonomik, vizyon darlığı, kültür sanatı algılama ve de politik nedenlerle pek başarılı olamamışlardır. Bu konuda, özellikle Adana ve Antalya olmak üzere iki kentin yerel yönetimleri hem bu alanın bu coğrafyada öncüleri ve örnekleri olmuş, hem de zaman zaman karşılaştıkları tüm zorluklara rağmen bu etkinliklere devamlılık kazandırmanın üstesinden gelmişlerdir. Adana, ilk festivalini 1969 yılında yapmasına, bir dizi istenmeyen nedenlerden ötürü kimi mecburi aralar vermesine rağmen bu yıl 30’uncu yaşını kutluyor. Yani 54 yıllık bir maziye sahip olup da 30 yaşına basmak, bu coğrafyada sanıldığı gibi kolay bir şey değildir. Kolay olmayan, onca badireler içinde 54 yıla 30 festival sığdırmak, dahası festivalden vazgeçmemek, diretmek, her şeye rağmen, unutmamak, onu yapabilme isteğinden kaynaklanan Sisifosvari bir Çukurova inadını göstererek kendi küllerinden bir çeşit doğma azmidir. Tabi ki Adana’nın inatla Altın Koza’yı sürdürmesi bir rastlantı, ya da kuru bir inat değildir. Yazlık sinema kültürünün bir yaşam biçimine dönüşüp, bu yaşam biçiminden bir çok sinemacının yetiştiği bir kentin ekonomik nedenlerden sinemaya küsmesi asla mümkün olmamıştır. İşte onun içindir ki 54 yıla 30 festival sığdırıp devam ettirmek, devam etmekle de kalmayıp bu coğrafyanın üç büyük festivalinden bir olmak ve o büyüklüğünü her sene kendini yineleyerek değil de yenileyerek ortaya koymak bu festivalin değişmeyen ve kolay kolay değişmesi mümkün olmayan tek özelliğidir.”

“Bir başkadır Adana’da festival keyfi”
Sinema yazarı Burçak Evren, bazı kentlerin onca zenginliğine ve kültürel birikimlerine rağmen film festivallerine pek sevmediğini belirterek, “Ne yapsanız yapın bu tür kentlerde bir festival havası oluşturup onun süreklik kazanmasını sağlayamazsınız. Birkaç kez yapılıp silinip giderler. Ancak kimi kentler festivalleri geniş yapraklı egzotik bitkiler örneği için alıp özümserler. Kendisi gibi yapıp onunla bütünleşirler. Tıpkı Adana’da olduğu gibi. Onun için bir başkadır, Adana’da festival keyfi” ifadelerini kullandı.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.09.24 19:04:30
Son Düzenlenme Tarihi :