Konyaatı Belediye Başkanı Esen’e onur ödülü
Korkuteli ilçesinde düzenlenen Ubuntu etkinliklerinde, Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen’e onur ödülü verildi.
Ubuntu gönüllüleri tarafından geleneksel hale getirilen ve bu yıl altıncısı düzenlenen Ubuntu etkinlikleri ilçedeki bir mantar evinde gerçekleştirildi. Ubuntu Yayınevi yazarların..
Korkuteli ilçesinde düzenlenen Ubuntu etkinliklerinde, Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen’e onur ödülü verildi.
Ubuntu gönüllüleri tarafından geleneksel hale getirilen ve bu yıl altıncısı düzenlenen Ubuntu etkinlikleri ilçedeki bir mantar evinde gerçekleştirildi. Ubuntu Yayınevi yazarlarının okur buluşmalarıyla başlayan etkinlik, söyleşilerle devam etti. Farklı müzik gruplarının da sahne aldığı etkinliğe Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen de katıldı. Ubuntu gönüllüleri tarafından her yıl bir kişiye verilen Ubuntu Onur Ödülü bu yıl Başkan Esen’e verildi. Bu ödülü almanın kendisine bambaşka bir ağırlık yüklediğini ifade eden Esen, ‘’Umarım buna layık olurum. Beni bu ödüle layık gören bütün dostlara teşekkür ediyorum’’ dedi.
"Layık olmaya çalışacağım"
Ödül töreninden sonra konuşmasına devam eden Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen, Ankara’da, üniversite yıllarında karşılaştığı zorluklardan söz etti. Yaşadığı zorluklar sürecinde sorguladığı şeylerin yanıtını Ubuntu felsefesinde bulduğunu ifade eden Esen, bu topluluğa bu sebeple kendini çok yakın hissettiğini söyledi. Dünyanın daha adil ve eşit bir yer olması için olanın olmayana vermesi gerektiği düşüncesiyle yaşadığını aktaran Başkan Esen, ‘’İnanıyorum ki dünya bir gün bu duruma gelecektir. İnşallah bir gün insanlar, sadece kendisini kurtarmanın yetmediğini, başka insanları da kurtarması gerektiğini fark eder. Umarım yaşarken bunu görürüz. Çocuklarımıza böyle bir dünya kalsın istiyorum.’’ Dedi.
"Ubutnu Türkiye’ye kalsın"
7-8 yıl önce bir yola çıktıklarını ve bir sosyal proje hayata geçirmeye çalıştıklarını belirten Mantar Evi işletmecisi İsmail Gülel ise, Ubuntu felsefesini bütün Türkiye’ye yaymak istediklerini aktardı. Ubuntu etkinliklerinin bu yıl altıncısını düzenlediklerinin altını çizen Gülel, ‘’Bu yılki onur ödülümüzü Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen’e vermeye karar verdik. Özellikle son 2 yıldır Ubuntu felsefesine hiçbir karşılık beklemeden verdiği desteklerden dolayı bu ödülü veriyoruz. Semih Başkanımızın yolu ve bahtı açık olsun. Kendisine çok teşekkür ediyoruz’’ dedi. Başkan Esen etkinlik sonunda Ubuntu Salonu’nda bulunan anı defterini doldurdu.
Ubuntu gönüllüleri tarafından geleneksel hale getirilen ve bu yıl altıncısı düzenlenen Ubuntu etkinlikleri ilçedeki bir mantar evinde gerçekleştirildi. Ubuntu Yayınevi yazarlarının okur buluşmalarıyla başlayan etkinlik, söyleşilerle devam etti. Farklı müzik gruplarının da sahne aldığı etkinliğe Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen de katıldı. Ubuntu gönüllüleri tarafından her yıl bir kişiye verilen Ubuntu Onur Ödülü bu yıl Başkan Esen’e verildi. Bu ödülü almanın kendisine bambaşka bir ağırlık yüklediğini ifade eden Esen, ‘’Umarım buna layık olurum. Beni bu ödüle layık gören bütün dostlara teşekkür ediyorum’’ dedi.
"Layık olmaya çalışacağım"
Ödül töreninden sonra konuşmasına devam eden Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen, Ankara’da, üniversite yıllarında karşılaştığı zorluklardan söz etti. Yaşadığı zorluklar sürecinde sorguladığı şeylerin yanıtını Ubuntu felsefesinde bulduğunu ifade eden Esen, bu topluluğa bu sebeple kendini çok yakın hissettiğini söyledi. Dünyanın daha adil ve eşit bir yer olması için olanın olmayana vermesi gerektiği düşüncesiyle yaşadığını aktaran Başkan Esen, ‘’İnanıyorum ki dünya bir gün bu duruma gelecektir. İnşallah bir gün insanlar, sadece kendisini kurtarmanın yetmediğini, başka insanları da kurtarması gerektiğini fark eder. Umarım yaşarken bunu görürüz. Çocuklarımıza böyle bir dünya kalsın istiyorum.’’ Dedi.
"Ubutnu Türkiye’ye kalsın"
7-8 yıl önce bir yola çıktıklarını ve bir sosyal proje hayata geçirmeye çalıştıklarını belirten Mantar Evi işletmecisi İsmail Gülel ise, Ubuntu felsefesini bütün Türkiye’ye yaymak istediklerini aktardı. Ubuntu etkinliklerinin bu yıl altıncısını düzenlediklerinin altını çizen Gülel, ‘’Bu yılki onur ödülümüzü Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen’e vermeye karar verdik. Özellikle son 2 yıldır Ubuntu felsefesine hiçbir karşılık beklemeden verdiği desteklerden dolayı bu ödülü veriyoruz. Semih Başkanımızın yolu ve bahtı açık olsun. Kendisine çok teşekkür ediyoruz’’ dedi. Başkan Esen etkinlik sonunda Ubuntu Salonu’nda bulunan anı defterini doldurdu.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.09.02 15:47:26
Son Düzenlenme Tarihi :
Acılı babanın tek umudu depremde kaybolan kızını ve eşini bulmak
Hatay’ın Antakya ilçesinde yaşayan Bulut Özgül, depremde yıkılan 12 katlı ve 250 daireli Rönesans Rezidans’ın enkazından çıkmayan kızı ve eşini bulmaya çalışıyor.
Kahramanmaraş merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerin ardından Hatay’ın Antakya ilçesinde "cennetten bir kare" olarak pazarlanan 12 katlı ve 250 daireli Rönesans Rezidans’ın yıkılmasıyla yüzlerce kişi hayatını kaybetti. Burada kızı ve eşiyle beraber A2 Blok 138 numaralı dairede yaşayan Bulut Özgül, şehir dışında olduğu 6 Şubat günü depreme yakalanmadı. Ancak evde bulunan 16 aylık kızı Esila Özgül, eşi Nagihan Meryam Özgül (32) ve kaynanası enkaz altında kaldı. Arama kurtarma çalışmalarında kaynana Nejla Abı’nın (63) cansız bedenine ulaşılırken, Esila Özgül ve anne Nagihan Meryem Özgül’e ulaşılamadı.
Yaşananları İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine anlatan Bulut Özgül, kızı ve karısını aramak için çalıştıklarını ancak halen bir haber alamadıklarını söyledi. Özgül, depremden 9 saat sonra bölgeye geldiğini ve binanın yıkılmış olduğunu gördüğünü belirterek, “Hemen eşimi ve kızımı aramaya başladım. Enkazların arasına girip kızımın ve eşimin isimlerini haykırmaya başladım. Tam olarak kendimde olmadığım için bir şekilde gene binanın ön tarafına gelmişim. Burada binanın enkazından canlı çıkanlarla görüşmeye başladım. O ara binanın sağ tarafında bulunan petrol bölgesine geçmeye başladım. Petrolün yanında Hatay Rönesans Rezidans’ta kantin ve restoran işletmecisi olan Hülya ablayı gördüm. Kendisi saat 04.50’de enkaz bölgesine geldiğini söyledi. Çünkü kendi yakınları da rezidansta yaşıyordu. Bana ‘Bulut kesinlikle ne ölüler arasında de ne yaşayanlar arasında Nagihan ve Esila yok, eğer görmüş olsaydım, ölü veya diri ben zaten alırdım onları’ dedi” diye konuştu.
“Çıkarılanların ölü ve diri olarak ortalama yüzde 70’ini de gördüm ama eşime ve kızıma rastlamadım”
Madencilerle birlikte tünel açtıklarını ve arama çalışmalarına durmadan devam ettiklerini ifade eden Özgül, “Sığınak dedikleri yere indik. Tabii sığınak diye bir yer yoktu, eksi 2’nci katta otopark vardı. O otoparkta arabaların üstünde toz bile yoktu. Keşke millet eksi 2’nci kata düşseydi, burada 3-4 ay yaşanırdı, temiz su boruları patlamıştı. Burada bulunan arabaların içine de baktık ama kimse yoktu. Enkaz başında Şubat’ın 6’sından 22’sine yani temel kalkana kadar çalıştık. Orada eşim ve kızıma hiçbir şekilde rastlayamadık. Oradan çıkarılanların ölü ve diri olarak ortalama yüzde 70’ini de gördüm gene rastlamadım. Şöyle de bir durum söz konusu, o binada yatak odaları yok. Bir malzeme bulsaydık eğer oradan ilerleyecektik ama A2 Blok’taki yatak odaları ortada yoktu. Tabii enkaz çalışmaları bittikten sonra artık çıkmadığını gördük. Aynı daireden depremin 9’uncu günü kaynanamı çıkardık” açıklamasında bulundu.
“Kızımla eşim hakkında hiçbir bulguya ulaşamadım”
Enkaz çalışmaları bittikten sonra Adana, Mersin, Kayseri gibi yakın şehirlerde kızını ve eşini aradığını söyleyen Özgül, “Hastanelerde resimlere baktım, morgları gezdim, ölülerin çekilmiş fotoğraflarına baktım, yani yapılabilecek her şeyi yaptım ama kızımla eşim hakkında hiçbir bulguya ulaşamadım. Enkaz alanında kızımla, eşimle ilgili hiçbir şey bulamadım zaten. Bir eşyalarını bulsam ‘burada olabilirler’ diyeceğim. Enkaz altında her cenaze çıktığında girip baktım veya bir evrak, bir bulgu bulduğumda neredeyim diye baktım. 10’uncu kattan birini bulduğumuzda ondan aldığımız bilgi ile ‘Tamam daha 10’uncu kattayız’ diyorum ve biraz daha ileriye gitmeye çalışıyorum. Bu arada diğer tarafta da diğer arkadaşlar bakıyorlar. Koordineli bir şekilde işin içine girdik ama ben kendi eşimi ve çocuğumu halen bulamadım. Şu anda yaklaşık 65 gün oldu sanırım, unuttum çünkü” şeklinde konuştu.
“Çocuğumu ve eşimi bu bölgede gördüklerini ve çok tedirgin olduklarını söylediler”
Özgül, kızı ve eşiyle ilgili çalışmalara yılmadan devam ettiğini dile getirerek, “Yapıştırmalar olsun, reklamlar olsun, her türlü yola başvurdum. Kızım ve eşimle alakalı Antalya bölgesinde görüldüğü duyumunu aldım. Tabii bunu söyleyen beni açık numaradan aramadı. Çocuğumu ve eşimi bu bölgede gördüklerini ve çok tedirgin olduklarını söylediler. Tam bir konum istedim ama o ara kapattılar telefonu zaten. Bu aramadan sonra yaşadıklarına olan inancım yüzde 90’a çıktı. Buradan sesleniyorum; ben babasıyım. Deprem esnasında belki aldınız çocuğumu ve kimsesiz olduğunu düşünüyorsunuz. Kızımın babası benim, Esile Özgül benim kızım. Benim canım yanarken ne ona annelik edebilirsiniz, ne babalık ne de ondan size evlat olur” ifadelerine yer verdi.
Özgül arama çalışmalarına kızının ve eşinin ölü veya diri haline ulaşmadan son vermeyeceğini, bulana kadar aramalara devam edeceğini dile getirdi.
Kaynak : İHA
Kahramanmaraş merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerin ardından Hatay’ın Antakya ilçesinde "cennetten bir kare" olarak pazarlanan 12 katlı ve 250 daireli Rönesans Rezidans’ın yıkılmasıyla yüzlerce kişi hayatını kaybetti. Burada kızı ve eşiyle beraber A2 Blok 138 numaralı dairede yaşayan Bulut Özgül, şehir dışında olduğu 6 Şubat günü depreme yakalanmadı. Ancak evde bulunan 16 aylık kızı Esila Özgül, eşi Nagihan Meryam Özgül (32) ve kaynanası enkaz altında kaldı. Arama kurtarma çalışmalarında kaynana Nejla Abı’nın (63) cansız bedenine ulaşılırken, Esila Özgül ve anne Nagihan Meryem Özgül’e ulaşılamadı.
Yaşananları İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine anlatan Bulut Özgül, kızı ve karısını aramak için çalıştıklarını ancak halen bir haber alamadıklarını söyledi. Özgül, depremden 9 saat sonra bölgeye geldiğini ve binanın yıkılmış olduğunu gördüğünü belirterek, “Hemen eşimi ve kızımı aramaya başladım. Enkazların arasına girip kızımın ve eşimin isimlerini haykırmaya başladım. Tam olarak kendimde olmadığım için bir şekilde gene binanın ön tarafına gelmişim. Burada binanın enkazından canlı çıkanlarla görüşmeye başladım. O ara binanın sağ tarafında bulunan petrol bölgesine geçmeye başladım. Petrolün yanında Hatay Rönesans Rezidans’ta kantin ve restoran işletmecisi olan Hülya ablayı gördüm. Kendisi saat 04.50’de enkaz bölgesine geldiğini söyledi. Çünkü kendi yakınları da rezidansta yaşıyordu. Bana ‘Bulut kesinlikle ne ölüler arasında de ne yaşayanlar arasında Nagihan ve Esila yok, eğer görmüş olsaydım, ölü veya diri ben zaten alırdım onları’ dedi” diye konuştu.
“Çıkarılanların ölü ve diri olarak ortalama yüzde 70’ini de gördüm ama eşime ve kızıma rastlamadım”
Madencilerle birlikte tünel açtıklarını ve arama çalışmalarına durmadan devam ettiklerini ifade eden Özgül, “Sığınak dedikleri yere indik. Tabii sığınak diye bir yer yoktu, eksi 2’nci katta otopark vardı. O otoparkta arabaların üstünde toz bile yoktu. Keşke millet eksi 2’nci kata düşseydi, burada 3-4 ay yaşanırdı, temiz su boruları patlamıştı. Burada bulunan arabaların içine de baktık ama kimse yoktu. Enkaz başında Şubat’ın 6’sından 22’sine yani temel kalkana kadar çalıştık. Orada eşim ve kızıma hiçbir şekilde rastlayamadık. Oradan çıkarılanların ölü ve diri olarak ortalama yüzde 70’ini de gördüm gene rastlamadım. Şöyle de bir durum söz konusu, o binada yatak odaları yok. Bir malzeme bulsaydık eğer oradan ilerleyecektik ama A2 Blok’taki yatak odaları ortada yoktu. Tabii enkaz çalışmaları bittikten sonra artık çıkmadığını gördük. Aynı daireden depremin 9’uncu günü kaynanamı çıkardık” açıklamasında bulundu.
“Kızımla eşim hakkında hiçbir bulguya ulaşamadım”
Enkaz çalışmaları bittikten sonra Adana, Mersin, Kayseri gibi yakın şehirlerde kızını ve eşini aradığını söyleyen Özgül, “Hastanelerde resimlere baktım, morgları gezdim, ölülerin çekilmiş fotoğraflarına baktım, yani yapılabilecek her şeyi yaptım ama kızımla eşim hakkında hiçbir bulguya ulaşamadım. Enkaz alanında kızımla, eşimle ilgili hiçbir şey bulamadım zaten. Bir eşyalarını bulsam ‘burada olabilirler’ diyeceğim. Enkaz altında her cenaze çıktığında girip baktım veya bir evrak, bir bulgu bulduğumda neredeyim diye baktım. 10’uncu kattan birini bulduğumuzda ondan aldığımız bilgi ile ‘Tamam daha 10’uncu kattayız’ diyorum ve biraz daha ileriye gitmeye çalışıyorum. Bu arada diğer tarafta da diğer arkadaşlar bakıyorlar. Koordineli bir şekilde işin içine girdik ama ben kendi eşimi ve çocuğumu halen bulamadım. Şu anda yaklaşık 65 gün oldu sanırım, unuttum çünkü” şeklinde konuştu.
“Çocuğumu ve eşimi bu bölgede gördüklerini ve çok tedirgin olduklarını söylediler”
Özgül, kızı ve eşiyle ilgili çalışmalara yılmadan devam ettiğini dile getirerek, “Yapıştırmalar olsun, reklamlar olsun, her türlü yola başvurdum. Kızım ve eşimle alakalı Antalya bölgesinde görüldüğü duyumunu aldım. Tabii bunu söyleyen beni açık numaradan aramadı. Çocuğumu ve eşimi bu bölgede gördüklerini ve çok tedirgin olduklarını söylediler. Tam bir konum istedim ama o ara kapattılar telefonu zaten. Bu aramadan sonra yaşadıklarına olan inancım yüzde 90’a çıktı. Buradan sesleniyorum; ben babasıyım. Deprem esnasında belki aldınız çocuğumu ve kimsesiz olduğunu düşünüyorsunuz. Kızımın babası benim, Esile Özgül benim kızım. Benim canım yanarken ne ona annelik edebilirsiniz, ne babalık ne de ondan size evlat olur” ifadelerine yer verdi.
Özgül arama çalışmalarına kızının ve eşinin ölü veya diri haline ulaşmadan son vermeyeceğini, bulana kadar aramalara devam edeceğini dile getirdi.
Kaynak : İHA