SON DAKİKA

logo

Başkan Tütüncü’den Ramazan ayında 200 aileye ziyaret

Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü Ramazan ayı boyunca 200'den fazla aileye konuk oldu, onların iftar ve sahur sofralarına konuk oldu, çaylarını yudumları, onlarla sohbet etti.
Kimi zaman kapılarını tıklayarak evleri ziyaret eden Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, kimi zaman kendisini çağıran aileleri ziyaret etti.
Ramazan ayı boyunca Sivil Toplum Örgütlerinin davetlerine katılan, üyeleriyle birlikte olan Başkan Tütüncü, akşamları da Kepez’lilerle buluştu ve onlarla sohbet etti, sorunlarını dinledi.
Gittiği her yerde sıcak bir ilgi ile karşılanan Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü’nün en büyük özelliği halkla birebir dialog kurması.
* ABDÜLTALİP GÜNGÖR

Kaynak : Abdültalip GÜNGÖR
Ekleme Tarihi : 2023.04.22 09:06:33
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






12 Eylül mağduru o günleri anlattı: "Bizleri cezalandırdılar"

12 Eylül 1980 darbesi birçok insanın hayatını hayatlarını olumsuz yönde etkiledi. Onlardan biri de Kahramanmaraş’ta yaşayan 63 yaşındaki Ahmet Bağcı oldu. Dönemin mağdurları, yaşadıkları acımasız süreci, çektikleri işkence ve zulümleri anlattı.
12 Eylül 1980 tarihinin üzerinden 43 yıl geçmesine rağmen bazı acılar halen ilk günkü gibi duruyor. Darbe yönetiminin o günlerde uyguladığı insanlık dışı muamele ve antidemokratik uygulamaları birçok hayatı olumsuz yönde etkiledi. Askeri yönetimin başa geçmesinin ardından birçok vatandaş işkencelere maruz kalmış, bazıları ise hayatlarının baharında hayatı boyunca unutamayacağı psikolojik travmalar geçirmişti. O dönemde ortaokul yıllarında Ülkü Ocakları’na giren Ahmet Bağcı, İstanbul’da 1980 darbesi öncesinde büyük bir yürüyüş düzenlediklerini ve Kahramanmaraş’tan mehter takımı ile gittiklerini söyledi.

“Arkadaşımızı suçsuz yere idam ettiler”
Askeri darbe öncesinde yaşanan olayları anlatan Ahmet Bağcı, “Dönüşte bizi topladılar. Bana zorla 28 dosya imzalattılar, ben bu 28 dosyanın 8’indan ceza aldım, 20’sinden beraat ettim. Asla eylemlere karıştım diyemem ama yapmadığımız bir sürü dosyayı da işkence ile bize üzerimize yıktılar. Kenan Evren ihtilalinden sonra birçok arkadaşımız şehit oldu. Ahmet Kerse arkadaşımız lise yıllarında sık sık Maraş’a gelir giderdi. Çok yakın tanışırdık ve tekrardan yollarımız Adana Cezaevi’nde kesişti. Ahmet’in adı bir eyleme karışmış ama eylemi gerçekleştiren kendisi değildi. Biliyordu kimin yaptığını ama arkadaşını kıyıp ismini vermiyordu. Sonunda idam kararı çıktı Ahmet’e, dışarıda asıl eylemi yapan kişi idamdan önce bu eylemi ben yaptım diye teslim olduğu halde bu arkadaşımızı bile bile idam ettiler. Yani 12 Eylül zulmünün en bariz örneği Ahmet Kerse’de sembolleşmiştir” dedi.

“Türkiye’yi 50 yıl 100 yıl geriye vurdu bunlar”
Askeri darbenin ülkeyi her anlamda geriye götürdüğünü söyleyen Bağcı, “Çanakkale’den sonra Türk milletinin, Türk gençliğinin katledildiği, yok edildiği en büyük operasyondur 12 Eylül. Yüz binlerce tutuklama bunların birçoğu idam oldu, evlerde, karakollarda işkencelerden ölenlerin hesabı yok. Öyle kıymetli gençlerimiz gitti ki, hesabı kitabı tutulmaz. Yetişmiş Türk gençliğinin Türk kadrolarının yok etmekle Türkiye’yi 50 yıl 100 yıl geriye vurdu bunlar. Bu ihtilalin zararı sadece işkencede şunda bunda değil, ekonomik olarak da yetişmiş insan kadrosu bakımından da bizi 50 yıl geriye vurdular çünkü bunların hepsi istikbalinden oldular” diye konuştu.

“Türkçülerin, Turancıların yazgısı bu olmamalıydı”
İnsanlara zulüm yapanların mahkeme kararlarını dinlemeden işkence yaptıklarını ifade eden Bağcı, “Eğer onların başına iş gelmeseydi Türkiye’nin en önemli insanlarıydı ve Türkiye’yi ekonomik olarak, siyaset olarak muhasır medeniyetler seviyesine çıkaracak insanlardı. Bunlar bir garez ile böyle bir nefretle saldırdılar. Mahkeme kararlarını dinlemediler, bir kinle saldırdılar bize. Türkçülerin, Turancıların yazgısı bu olmamalıydı. Ben dünyada hiçbir ülkede o ülkenin milliyetçilerinin Türkiye’deki kadar ezildiğini horlandığına şahit olmadım. O dönemde psikolojini kaybeden, davranış bozukluğu sergileyen günlük hayatını idame ettiremeyen binlerce arkadaşımız tedavi gördü” ifadelerini kullandı.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.09.12 17:55:29
Son Düzenlenme Tarihi :





Antalya, Deniz Şehri Olmasına Rağmen Balık Eti Tüketiminde Sıkıntı Yaşıyor

Antalya, Türkiye'nin güney sahilinde yer alan eşsiz güzelliklere sahip bir deniz şehri. Turkuaz renkteki sularıyla ünlü olan bu kent, pek çok turisti kendine çekiyor. Ancak, Antalya'nın balık eti tüketimi düşük seviyelerde seyretmekte. Bu durum, balık fiyatlarının yüksekliği ve bazı diğer faktörlerin birleşimiyle açıklanabilir.

Deniz kenarında yer almasına rağmen Antalya, balık tüketimi açısından ciddi bir sıkıntı yaşamakta. Yerel halk ve turistler, balık restoranlarında veya marketlerde uygun fiyatlı ve çeşitli balık ürünlerini bulmakta zorlanıyor. Balık fiyatları son yıllarda arttı ve bu da tüketimi olumsuz yönde etkiledi. Ekonomik olarak sıkıntı yaşayan birçok birey, yüksek balık fiyatları nedeniyle bu sağlıklı ve besleyici protein kaynağından uzak durmak zorunda kalıyor.

Bununla birlikte, balık tüketimini etkileyen diğer faktörler de mevcut. Antalya'da yerli balıkçılığın azalması, yerel balık stoğunun azalmasına yol açtı. Uzmanlar Denizlerdeki aşırı avlanma ve çevresel faktörlerin etkisiyle, balıkçılık faaliyetlerinin ve yerli balık çeşitliliğinin azaldığını söylüyor. Bu durum, balık ürünlerinin sınırlı çeşitlilikte ve yüksek fiyatlarda sunulmasına neden oluyor.

Balık tüketiminin düşük olması, sağlık açısından da endişe verici. Balık, omega-3 yağ asitleri, D vitamini ve diğer önemli besin maddeleri açısından zengin bir kaynak. Düşük balık tüketimi, bu değerli besinlerin eksikliğine yol açarak insan sağlığını olumsuz etkileyebilir.

Antalya'da balık tüketimini artırmak için çeşitli önlemler alınması gerekmekte. Öncelikle, yerel balıkçılığın teşvik edilmesi ve sürdürülebilir avcılık yöntemlerinin benimsenmesi önemli. Balıkçılık sektörünün desteklenmesi ve balık stoklarının korunması için gerekli adımlar atılmalı.

Ayrıca, balık fiyatlarının kontrol altına alınması da önemli. Uygun fiyatlı ve kaliteli balık ürünlerinin sunulduğu yerlerin sayısının artırılması, tüketimi teşvik edebilir. Bu noktada, yerel yönetimler, balık pazarları veya satış noktaları gibi alternatif platformlar oluşturarak, daha ekonomik seçenekler sunabilir. -ABDÜLTALİP GÜNGÖR


Kaynak : Abdültalip GÜNGÖR
Ekleme Tarihi : 2023.07.19 18:01:00
Son Düzenlenme Tarihi :