SON DAKİKA
header-ad

İklim değişikliği, Antalya’da kuraklığın etkilerini şiddetlendiriyor

Türkiye’nin güney kıyısında yer alan Antalya, güzel plajları, büyüleyici manzaraları ve ılıman iklimi ile tanınan popüler bir turizm merkezidir. Ancak son yıllarda bölge, yerel nüfus ve tarım için önemli sorunlara neden olan şiddetli bir kuraklıkla karşı karşıya kalmaktadır.

    Kuraklık, uzun süreli anormal derecede düşük yağış olduğunda meydana gelen doğal bir olgudur. Antalya’da bölge, 2018’den bu yana kuraklık yaşıyor ve yağış seviyeleri ortalamanın önemli ölçüde altında. Bu, yerel rezervuarların ve akiferlerin tehlikeli derecede azalmasıyla bir su krizine yol açtı.

    Kuraklığın etkileri çok geniş kapsamlı olmuştur. Ekinlerini yetiştirmek için sulamaya bağımlı olan çiftçiler ağır darbe aldı. Sınırlı su kaynakları nedeniyle ekinlerini küçültmek, hatta tamamen terk etmek zorunda kaldılar. Bu, hem yerel hem de ulusal ekonomileri etkileyen gıda fiyatlarında artışa yol açmıştır.

    Su sıkıntısı Antalya ekonomisine önemli katkı sağlayan turizm sektörünü de etkiledi. Plajların ve yüzme havuzlarının kurumasıyla turistlerin bölgeyi ziyaret etme olasılığı azalıyor ve bu da otellerin, restoranların ve turizmle ilgili diğer işletmelerin gelirlerinin düşmesine neden oluyor.

    Kuraklığın yerel çevre için de ciddi sonuçları oldu. Su eksikliği, yerel ekosistemi korumak için gerekli olan bitki örtüsünün azalmasına neden oldu. Birçok hayvanın yeterli su ve yiyecek bulmakta zorlanmasıyla yaban hayatı da etkilendi.

    Türk hükümeti, su kullanımına ilişkin kısıtlamalar ve su altyapısına yapılan yatırımların artırılması da dahil olmak üzere bir dizi tedbir uygulayarak kuraklığa yanıt verdi. Ancak, iklim değişikliği ve sürdürülemez su yönetimi uygulamaları gibi sorunun temel nedenlerini ele almak için daha fazlasının yapılması gerekiyor.

    İklim değişikliği, Antalya’da ve dünyanın diğer bölgelerinde kuraklığın etkilerini şiddetlendiriyor. Artan küresel sıcaklıklar ve yağış modellerindeki değişiklikler, kuraklıkları daha sık ve şiddetli hale getiriyor. Bu nedenle, sera gazı emisyonlarını azaltmak ve iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak için harekete geçmek elzemdir.

    Sonuç olarak, Antalya’daki kuraklık acil müdahale gerektiren ciddi bir sorundur. Durum yerel nüfusu, tarımı, turizm endüstrisini ve çevreyi etkiliyor. İklim değişikliği ve sürdürülemez su yönetimi uygulamaları da dahil olmak üzere sorunun temel nedenlerinin ele alınması, bölgenin geleceği için çok önemlidir. Sürdürülebilir çözümler geliştirmek ve Antalya’nın doğal kaynaklarını gelecek nesiller için korumak için hükümet ve yerel toplulukların birlikte çalışması esastır. * Haber Merkezi

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.04.22 09:36:00
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Sağlık turizmi geliri yıllık 10 milyar doların üstüne çıktı

Antalya, TEMET Türkiye European Medical Tourism zirvesine ev sahipliği yaptı. Zirvenin açılış konuşmasını gerçekleştiren Uluslararası Antalya Sağlık Turizmi ve Eğitim Derneği (UASTED) ve TEMED düzenleme Başkanı Dr. Mehmet Kanpolat, "Türkiye’nin sağlık turizminde coğrafi olarak çok büyük bir avantajı var. 2-3 saat mesafede 1,5-2 milyar nüfusa hitap ediyoruz. Sağlık turizmi geliri yıllık 10 milyar doların üzerine çıktı” dedi.
Zirveye; Almanya, İran, Azerbaycan, Zanzibar, Kenya, Romanya, Rusya, Burkinafaso, Demokratik Kongo, Nijer, Hollanda, İtalya, İsveç, Gürcistan, Tanzanya ve Türkiye’den, Sağlık Bakanlığı yetkilileri, sivil toplum kuruluşları, sağlık turizmi aracı kurumları, hastane yöneticileri, doktorlar ve turizm sektöründen yetkililer katıldı.
Zirve, Ticaret Bakanlığının teşviki ile yapıldı. Ticaret Bakanlığı Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdür Yardımcısı Ali Alperen Kaçar da katılımcılar arasındaydı. Kaçar, Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda, Hizmet İhracatçıları Birliği tarafından oluşturulan “Heal in Türkiye” sağlık hizmeti ihracatıyla ilgili bilgi verdi. Ticaret Bakanlığı, sağlık turizmine ’Komplikasyon ve Seyahat Sağlık Sigortası’yla, sağlık turistlerine de “Sağlık Vizesi” ayrıcalığıyla destekliyor.

Ticaret Bakanlığından sağlık turizmine "Heal in Türkiye" desteği
Kaçar, yabancı katılımcılara internet üzerinden sağlık turizmine destek vermek için kurulan "Heal in Türkiye" portalını anlattı. Türkiye’nin sağlık turizminin markası ve sloganı olarak da kullanılan "Heal in Türkiye" çağrı merkezi üzerinden yabancı hastalar şikayet ve önerilerini iletebilecek. Site, hastaların güvenliği açısından büyük önem taşıyor. Hastalar, böylece illegal ve merdiven altı işletmelerden korunmuş olacak. Heal in Türkiye’nin bir akreditasyon markası olmasıyla sigortaların da Türkiye’deki tedavi masraflarını karşılaması sağlanacak. Sigortalar, bu portal üzerinden verilen sağlık hizmetinin kaliteli olduğunu görecek. Ticaret Bakanlığı aynı zamanda dünyada örneği olmayan komplikasyon sigortasını da destek çerçevesine aldı. Hastada bir komplikasyon olması ihtimaline karşı sigorta yapılması durumunda yüzde 70 oranında destek sağlanacak. Başka ülkede bu sigorta olmadığı için Türkiye’ye avantaj da sağlayacak. Antalya, İzmir, Elazığ Turizm Dernekleri iş birliğiyle kurulan TEMET’in, Antalya, Selectum Family Resort’da düzenlediği zirvede, Birleşik Arap Emirlikleri ve Orta Doğu Ülkelerinden de katılımcılarda yer aldı.

"Termal kaynakları kullanamıyoruz"
Zirvenin açılış konuşmasını, Uluslararası Antalya Sağlık Turizmi ve Eğitim Derneği (UASTED) ve TEMED düzenleme Başkanı Dr. Mehmet Kanpolat yaptı. Kanpolat, Türkiye’nin şifalı sularının ülkemizi liderliğe taşıdığını söyledi. Kanpolat, sağlık turizminin ekonomiye olan katkısını anlatırken eldeki termal kaynakların yeteri kadar değerlendirilmediğini öne sürdü. Şifalı suların önemine değinen Dr. Mehmet Kanpolat, “Termal turizmde altyapı bakımından Avrupa’da birinci dünyada ikinciyiz. Kaynaklardan faydalanma olarak baktığımızda ise ilk 10’un içerisinde yokuz. Termal turizme medikal turizm kadar ağırlık vermek zorundayız. Türkiye’nin sağlık turizminde coğrafi olarak çok büyük bir avantajı var. 2-3 saat mesafede 1,5-2 milyar nüfusa hitap ediyoruz. Sağlık turizmi geliri yıllık 10 milyar doların üzerine çıktı” diye konuştu.

"Dünya Türkiye’nin sağlık altyapısının ne kadar güçlü olduğunu gördü"
Kanpolat, sağlık turizminin, medikal turizm, termal turizm ve engelli turizmi olarak üç başlıkta toplandığını anlattı. Kanpolat, termal turizmdeki zenginliğe rağmen, Türkiye’de medikal turizmin konuşulduğunu, zirve sayesinde de Türkiye’nin gücünü dünyanın gördüğünü dile getirip şunları söyledi:
“Türkiye’nin sağlık altyapısı, sadece estetik, saç ve diş hekimi değil; dünyada sağlık altyapısı güçlü olan ilk üç ülkeden birisiyiz. Biz sadece saçı, dişi ve estetiği hak etmiyoruz. Organ hâkli, onkoloji tedavileri gibi belli başlı tedavileri biz ülkemizde yapıyoruz. Türkiye’nin küçük estetik ameliyatlar ile anılmasını hak etmiyoruz. Pandemi öncesine kadar işimiz çok zordu, pandemide çok büyük avantajımız oldu. Dünya Türkiye’nin sağlık altyapısının ne kadar güçlü olduğunu gördü. Gerçekten bizim şu anda işimiz daha kolay, herkes altyapımızın ne kadar güçlü olduğunu gördü.”

"Merdiven altına denetim şart"
Her sektörde olduğu gibi sağlık turizminde de, istenmeyen durumların ortaya çıkabildiğine de değinen Dr. Mehmet Kanpolat, Sağlık Turizminde de denetimin şart olduğunu belirterek, “Merdiven altı çalışanların çok ciddi zararı var. Rakipleriniz çok küçük bir olayı genel gibi kullanıp zarar veriyorlar. Devletimiz bu kurum ve kişiler ile mücadele etmelidir. Bu işlemlerde geri dönüş zor oluyor. Ruhsatı ve belgesi olmayanların bu işleri yapmaması gerekir. Sağlık turizminde döviz girdisi ülkemiz için çok önemlidir. Bizim burada altyapımız çok iyi; bizim şu anda sadece hastaya ihtiyacımız var. Türkiye’nin coğrafi olarak çok büyük bir avantajı var. 2-3 saat mesafede 1,5-2 milyar nüfusa hitap ediyoruz. Ulaşımın ve teknolojinin bu kadar kolay olduğu yerde gelen hastalar kısa sürede veriye ulaşıyorlar. Türkiye’nin çok ciddi avantajları var. Önceden bizim fuar için ülkemize davet ettiğimiz katılımcılar bizi küçümser gelmezlerdi, ama şu anda Antalya’nın sağlık turizminin yarısı İngiltere’den. Neden? Çünkü daha kaliteli ve daha uygun hizmet veriyoruz. Sağlık turizmi geliri yıllık 10 milyar doların üzerine çıktığını rahatlıklar ifade edebilirim” şeklinde konuştu.


"Türkiye’nin çok iyi potansiyeli var"
Zirveye katılan Zanzibar Sağlık Bakanı Hassan Khamısh Hafıdh da, Türkiye’nin sağlık turizmindeki başarısını değerlendirdi. Zanzibar’lı Sağlık Bakanı, “Ben daha önce de ülkeye gelerek incelemelerde bulundum. Türkiye’de sağlık kuruluşları hepsi çok iyi işler yapıyorlar. Türkiye’nin çok iyi potansiyeli var. Dünyanın her yerinden Antalya’ya bu konuda misafirlerin geldiğini biliyoruz. Kanser ve ortopedi gibi alanlarda Türkiye’ye daha çok talep oluyor. En çok tercih edilen il ise Antalya’dır” ifadelerini kullandı.

"Türkiye teknolojisini çok geliştirdi"
Zirvenin bir diğer önemli konuğu ise, Azerbaycan Kadın Girişimciliğini Geliştirme Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sakina Babayeva oldu. Babayeva, Türkiye’nin sağlık turizmindeki başarısına değinerek şöyle konuştu:
“Türkiye sağlık turizmine yatırımını ilk yapan ülkelerden birisidir. Giderek de bunu genişletiyor. Burada ilim ve tecrübe bir arada birleşti. Türkiye’de ağır ameliyatlar yapılıyor. Türkiye teknolojisini çok geliştirdi. Bu noktada Türkiye komşu ülkelerine göre daha önemlidir. Biz bununla gurur duyuyoruz. Bizim vatandaşlarımız kalp hastalıkları, estetik turizmi ve organ nakilleri için Türkiye’ye geliyor. Asya ülkelerinden gelen kişilerin sayısı yüzde 32’ininzerine çıktı. Türkiye’nin güzel kaplıcaları da var. Bunun için de gelenler var.”

Rakamlarla sağlık turizmi
İzmir Sağlık Turizmi Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Cinel’de, Türkiye’ye 57 ülkeden hastanın geldiğini belirterek, elde edilen verileri şöyle açıkladı:
“Coğrafi konumumuz bizi cazibe merkezine getiriyor. Bizim sağlık turizminde şu andaki konumumuzdan daha yukarıda olmamız lazım. Dünyada global turizm endüstrisi 5 trilyon dolar kadar. Bunun yaklaşık yüzde 20’sini 1 trilyon dolarını sağlık turizmi alıyor. Türkiye’ye baktığımızda medikal turizmden 2022’de 2 milyon turist 2 milyar dolar gelir elde etmişsiz. Tüm sağlık turizmine baktığımızda Türkiye’nin geliri 10 milyar dolardır. Bu da 1 trilyon doların yanında küçük kalıyor. Biz özellikle Ortadoğu’dan ciddi müşteri çekiyoruz. Özellikle şu aralar saç ekimi ve estetik ağırlıklı geliyor. Biz daha çok kalıcı ortopedik ve nakil cerrahiler alanında ülkemizi öne çıkarmak istiyoruz.”

Kaynak : İHA
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.04.29 12:56:43
Son Düzenlenme Tarihi :





Bu sene tamam, seneye?

Kadrosunda önemli sayıda oyuncu eksilen ve bu eksikleri transfer döneminde dolduran Antalyaspor'da, savunma hattının Bünyamin ve Bahadır Öztürk hariç tamamının sözleşmelerinin sene sonunda bitecek olması sebebiyle Antalyaspor, sil baştan savunma hattı kurmak zorunda kalacak.

Kırmızı beyazlı taraftarlar, yüksek yaş ortalamasının yanı sıra sezon sonu Veysel Sarı, Güray Vural ve Ömer Toprak'ın sözleşmelerinin bitecek olması, 35 yaşındaki yeni transfer Naldo'nun da +1 yıl opsiyonu bulunmasına karşın seneye 36 yaşında olacak olması sebebiyle opsiyona sıcak bakılmaması sebebiyle stoper hattına genç bir oyuncu takviyesi yapılması gerektiğini belirttiler. 


Kaynak : Salih ÖZGÜNSÜR
Ekleme Tarihi : 2023.08.22 20:48:17
Son Düzenlenme Tarihi :