SON DAKİKA

logo

Diş sağlığında inovatif yaklaşım: Emax diş tedavisi

Mersin’de faaliyet gösteren Özel Akdeniz Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi hekimlerinden Dt. Dinçer Özel, emax diş tedavisi konusundaki deneyimini hastalarına sunmaya hazırlanıyor.
Hem estetik hem de işlevsel açıdan üstün sonuçlar vaat eden emax diş tedavisinde, litiyum disilikat seramik kullanıldığını söyleyen Özel, "Bu seramik, üstün mekanik özellikleri, yüksek estetik performansı ve biyouyumluluk nedeniyle dental restorasyonlar için tercih edilen bir malzemedir. Emax restorasyonlar, yüksek mukavemeti ve mükemmel ışık geçirgenliği nedeniyle doğal diş görünümüne çok yakın bir estetik sağlar" dedi.
"Emax, doğal dişlerin görünümünü ve hissini taklit ederken, olağanüstü bir dayanıklılık sunuyor" diyen Dt. Özel. "Hastalarımıza en iyi ve en etkili tedaviyi sunmayı amaçlıyoruz ve emax diş tedavisi bu vizyonumuza tamamen uyuyor" ifadelerini kullandı.
Emax diş tedavisinin, yüksek mukavemeti sayesinde özellikle ön dişlerde ve tek diş kronlarında tercih edildiğini kaydeden Özel, şu bilgileri verdi; "Tedavi süreci, dişin ölçüsünün alınmasını, restorasyonun laboratuvarda hazırlanmasını ve son olarak restorasyonun diş üzerine yapıştırılmasını içerir. Merkezimiz, emax diş tedavisini uygulamak için gerekli eğitim ve donanıma sahip. Bu durum, hastalarına daha geniş bir tedavi yelpazesi sunabilme yeteneklerini genişletiyor ve merkezi Akdeniz bölgesindeki en yenilikçi diş sağlığı tesislerinden biri haline getiriyor."
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.05.21 12:11:17
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Bu belirtiler varsa sizde eksik olabilir!

Halk arasında magnezyum eksikliği olarak bilinen hipomagnezemi, sıklıkla gözden kaçan bir sağlık sorun olarak biliyor. 
Sağlıklı beslenen çoğu insanın magnezyum eksikliği yaşadığının tahmin edildiğini ve yapılan çalışmalara göre bireylerin yüzde 75'inde önerilen alım miktarlarının karşılanmadığını söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, “Magnezyum eksikliği, çoğu zaman vücuttaki magnezyum seviyeleri oldukça düşük olana kadar kendini göstermediği için çok zor teşhis edilebilir. Magnezyum eksikliğinin nedenleri değişebilir. Yetersiz ve dengesiz beslenmek önemli bir unsur olmakla birlikte bazı hastalıklar nedeniyle de vücuttan magnezyum atımı ve magnezyum kaybı gerçekleşebilir. Magnezyum kaybıyla ilişkili sağlık sorunları arasında diyabet, zayıf emilim, kronik ishal, çölyak hastalığı ve kemik sendromu yer alıyor” dedi. 
Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enes Murat Atasoyu, magnezyum eksikliğinin 7 önemli belirtisini paylaştı:
1. KAS AĞRILARI VE KRAMPLAR
Ağrı, titreme veya kas krampları magnezyum eksikliğinin önemli belirtilerinden biri. Eksiklik, nöbetlere veya konvülsiyonlara da neden olabilir. Kullanılan magnezyum takviyeleri, yetersiz bireylerde kas seğirmelerini ve krampları hafifletebilirken, magnezyum takviyelerinin yaşlı erişkinlerde kas krampları için daha az etkili bir tedavi olabileceği bildiriliyor. 
İstemsiz kas seğirmelerinin stres veya çok fazla kafein tüketmek gibi başka birçok nedeni de olabilir. Ayrıca bazı ilaçların yan etkisi, nöromiyotoni veya motor nöron hastalığı gibi nörolojik hastalıklar belirti olarak baş gösterebilir. Ara sıra seğirmeler normal olsa da belirtiler devam ederse doktora başvurulmalı.
2- RUHSAL BOZUKLUKLAR
Zihinsel bozukluklar magnezyum eksikliğinin bir başka olası sonucudur. Bunlar zihinsel uyuşma veya duygu eksikliği ile karakterize olan ilgisizliği de içeriyor. Buna ek olarak, yapılan bazı çalışmalar düşük magnezyum düzeylerinin artmış depresyon riski ile ilişkili olduğunu kanıtlıyor. Yapılan çalışmalar magnezyum takviyelerinin anksiyete bozuklukları olan kişilerde etkili olduğunu gösteriyor.
3. OSTEOPOROZ
Osteoporoz, zayıf kemikler ve artmış kemik kırığı riski ile karakterize bir hastalık. Osteoporoz riski çeşitli faktörlerden etkilenir. Bunlar yaşlılık, egzersiz eksikliği ve D ve K vitaminlerinden eksiklik olarak sıralanabilir. Magnezyum eksikliği osteoporoz için bir risk faktörüdür. Eksiklik kemikleri doğrudan zayıflatabilir, ancak aynı zamanda kemiklerin ana yapı taşı olan kalsiyumunun da kan seviyelerini düşürebiliyor.
4. YORGUNLUK VE KAS ZAYIFLIĞI
Fiziksel veya zihinsel yorgunluk ya da halsizlik ile karakterize edilen bir durum olan yorgunluk, magnezyum eksikliğinin bir başka belirtisi. Herkes zaman zaman yorulabilir. Bu tipik olarak, sadece dinlenmeniz gerektiği anlamına gelir. Bununla birlikte, şiddetli veya kalıcı yorgunluk bir sağlık sorununun işareti olabilir. Yorgunluk spesifik olmayan bir semptom olduğu için, başka semptomlar eşlik etmedikçe sebebini tanımlamak imkansızdır.
Magnezyum eksikliğinin başka bir önemli işareti de miyastenia ismiyle de bilinen kas zayıflığıdır. Bilim insanları, zayıflığın, magnezyum eksikliğiyle ilişkili bir durum olan kas hücrelerindeki potasyum kaybından kaynaklandığına inanıyorlar. Bu nedenle, magnezyum eksikliği yorgunluğun veya zayıflığın olası nedenlerinden biridir.
5. YÜKSEK TANSİYON
Yapılan çalışmalar, magnezyum eksikliğinin kan basıncını artırabileceğini ve kalp hastalığı için güçlü bir risk faktörü olan yüksek tansiyonu artırabildiğini gösteriyor. Araştırmalarda düşük magnezyum seviyelerinin veya magnezyumdan yetersiz ve dengesiz beslenmenin kan basıncını artırabileceğini düşündürüyor. 
Bazı incelemeler, magnezyum takviyelerinin, özellikle yüksek tansiyonu olan yetişkinlerde kan basıncını düşürebileceği sonucuna varıyor. Özetlemek gerekirse magnezyum eksikliği kan basıncını, bu da kalp hastalığı riskini artırabilir.
6. ASTIM
Magnezyum eksikliği ciddi astımı olan hastalarda görülebilir. Ek olarak, astımı olan bireylerde magnezyum seviyeleri sağlıklı insanlardan daha düşük olma eğilimindedir. Bilim insanları, magnezyum eksikliği olduğu durumlarda akciğerlerin solunum yollarını kaplayan kaslarında kalsiyum birikmesine neden olabileceğini öne sürüyor. Bu da solunum yollarını daraltır ve nefes almayı zorlaştırır.
7. DÜZENSİZ KALP ATIŞI
Magnezyum eksikliğinin en ciddi belirtileri arasında kalp aritmisi veya düzensiz kalp atışı bulunuyor. Aritmi semptomları çoğu durumda hafiftir. Genellikle hiçbir semptomu yoktur. Bununla birlikte, bazı insanlarda, kalp atışları arasında duraklamalar olan kalp çarpıntısına neden olabilir. Magnezyum takviyeleri bazı aritmi hastalarında semptomları azaltabilir.
YETERLİ MAGNEZYUM NASIL ALINIR ?
Magnezyum açısından en zengin kaynaklar tohumlar ve fındıklardır ancak tam tahıllar, fasulye ve yeşil yapraklı sebzelerdir. 100 gram bademde 270 mg, kabak çekirdeğinde 262 mg, bitter çikolatada 176 mg, yer fıstığında 168 mg, patlamış mısırda 151 mg magnezyum bulunuyor. Bir avuç (28.4 gram) badem, günlük magnezyum alım miktarının yüzde 18'ini sağlıyor. 
Diğer büyük kaynaklar arasında keten tohumu, ayçiçeği tohumu, chia tohumu, kakao, kahve, kaju fıstığı, fındık ve yulaf bulunuyor. Düzenli olarak fındık, tohum, tahıl veya fasulye gibi bol miktarda magnezyum açısından zengin bütün yiyecekler yemeye özen gösterilmeli.
Bu gıdalar diğer sağlıklı besin maddelerinden de yüksektir. Bu besinleri diyete eklemek yalnızca magnezyum eksikliği riskinizi azaltmakla kalmaz, öte yandan genel sağlığı da artırabilir.

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.08.01 10:31:32
Son Düzenlenme Tarihi :





Çocukları Obeziteden Nasıl Koruyabiliriz?

Vücutta aşırı yağ depolanması olarak nitelenebilecek duruma obezite denmektedir.Obezite çocukluk çağının en sık görülen kronik hastalıklardan biri olarak kabul ediliyor. Uzmanlar, ebeveyn ve çocuk etkileşiminin de çocuklardaki obezite üzerinde büyük rolünün olduğunu düşünüyor. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzm. Prof. Alp Gürkan çocukları obeziteden korumanın yollarını açıkladı

Hızlı yaşam koşullarının getirdiği “fast food”lar, televizyon ile başlayan tüm gece atıştırmaları ve yiyecek alışkanlıklarımızda değişiklikle beraber tüm dünyada fazla kiloları da beraberinde getiriyor. Sağlıksız yeme alışkanlığı, kimyasal madde ve hormon içerikli gıdalar, günlük aktivitenin azalması vücutta giderek aşırı miktarda yağ depolanmasına neden oluyor. Özellikle ülkemizde çocukların katlanmak oldukları sınav maratonları, bilgisayar oyunları başında zaman geçirmeleri bu süreci artırıyor. Obez ailelerinin çocuklarının obez olması durumu normalden 2-3 kat daha fazladır. Anne ve babanın her ikisinin obez olması halinde çocuklarında % 80, biri obez ise çocuklarında %40, ikisi normal kilolu ise %10 oranında obez olma riski vardır.

2010 yılında yapılan Sağlık Bakanlığı Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması, 0-5 yaş arası çocuklarda %26,4 oranında; 6-18 yaş arası çocuklarda ise %22,5 oranında kilo sorunu olduğunu ortaya koymaktadır. Yaklaşık her 4 çocuktan birinde kilo problemi bulunmaktadır. Maalesef bu sorun yıllar içinde giderek derinleşmektedir. Beslenme-fizik aktivite bozukluğu dışında nadiren hormonal veya genetik faktörler de söz konusu olabilir. 

“Obezite Psikolojiyi de Olumsuz Etkiliyor”

Obezitenin yaratacağı çok ciddi ve çeşitli fiziksel sağlık sorunları dışında psikolojik rahatsızlıklara da yol açacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Görünüşleri nedeniyle arkadaş ortamından dışlanacaklardır. Buna fiziksel aktivite yetersizliği de eklenince bu kişiler giderek içine kapanırlar ve evden dışarı çıkmak istemezler. Bu da daha fazla psikolojik sorunlara yol açar. Kilolar verildikçe öz güvenleri yeniden artar, toplum yaşamına yeniden katılırlar ve depresyonları sona erer.

Obeziteyi Engellemek İçin Neler Yapılabilir?

Kalori alımının kısıtlanması ve günlük aktivitenin artırılması şeklinde özetlenebilecek yaşam biçiminin değiştirilmesi, obezite tedavisinin temelini oluşturmaktaysa da bunu uygulamak ve kalıcı hale getirmek çok kolay değildir. Her ne olursa olsun tıbbi tedavinin mutlaka endokrin veya metabolizma uzmanı ya da bu konuda deneyimli bir iç hastalıkları hekimi yanında diyetisyen ve psikolog desteğiyle yapılması gerekiyor. Hızlı kilo vermeye neden olan popüler diyet uygulamaları çocuklar için uygun değildir. Büyüme ve gelişmeyi olumsuz etkilerler. Bunun yerine çocuğa doğru beslenme alışkanlıkları edindirmek önemlidir. 

Çocuğun diyetinde şu değişiklikler yapılabilir:

  • Beyaz ekmek, makarna pilav veya patates gibi glisemik indeksi yüksek gıdalar yerine tahıllı ekmek, bulgur tüketilmesi,
  • Ara öğünlerde paketli işlenmiş gıdaların yerine meyve ve sebzelerin konulması, 
  • Gazlı ve şekerli içecekler yerine ayran, süt ve kefir içilmesi, 
  • “Fast Food” gıdalar yerine evde sağlıklı yöntemlerle hazırlanmış gıdalar tüketilmesi, 
  • Gidilecek yerlere mümkünse yayan veya bisikletle gidilmesi, 
  • Düzenli olarak yapılacak spor aktivitelerine yönlendirilmesi uygun olacaktır.

 Bunun dışında televizyon, bilgisayar veya telefonla geçirdiği vakte çocuğu da ikna ederek sınır konması yerinde olur. Burada ebeveynlerin çocuğa rol model olması çok önemlidir. Yiyecek tüketim alışkanlıklarına ebeveynlerin de uyması fiziksel aktivitelerini fazlalaştırmaları, günlük yürüyüşler, asansör yerine merdivenin kullanılması çocuğun bu alışkanlığını edinmesini kolaylaştıracaktır. 

Bir diğer dikkat edilmesi geren konu da uyku düzeninin sağlanmasıdır. Uyku süresinin yeterli ve zamanında olması hormonal dengeyi sağlayacağı gibi, açlık hissini de azaltacaktır. Günde 8-10 saat uyumak ve en geç gece 11’de uykuya gitmek çocuklar için en sağlıklı olanıdır. 

En önemli nokta; obezite oluşmadan önce çocuğa sağlıklı beslenme ve egzersiz alışkanlıklarının kazandırılmasıdır. Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz alışkanlığının ve bilincinin kazanılması özellikle çocukluk döneminde mümkündür. 


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.03.07 07:56:52
Son Düzenlenme Tarihi :