SON DAKİKA

logo

Aile Kavgalarının Vahim Sonuçları: Aile İçi Şiddetin Önlenmesi İçin Neler Yapılmalı?

Son günlerde Antalya'da yaşanan korkunç olaylar, aile trajedileriyle sonuçlanan kavgalar ve tartışmalar kamuoyunun dikkatini çekti. Bu başlıklar, aile içi şiddetin vahim sonuçlarına dikkat çekmekte ve toplumun bu konuda farkındalığının artması gerektiğini göstermekte.

Bir olayda, boşanma aşamasındaki bir kocanın av tüfeğiyle eşini öldürdüğü duyuruldu! Bu tür şiddet eylemleri aile içi çatışmaların ne kadar tehlikeli boyutlara ulaşabileceğini göstermekte. Benzer şekilde, bir başka olayda, Konya'da başlayan bir karı-koca kavgasının Antalya'da bir trafik kazasıyla sonuçlandığı haberlere söz konusu oldu. Bu olaylar, aile içi şiddetin sonucunda hayatların kaybedilmesiyle de sonuçlanan trajedilere dikkat çekiyor.

Aile içi şiddet, toplumun bir parçası olan herkesi etkileyen bir sorundur. Bu nedenle, bu tür olayların önlenmesi için çeşitli önlemler alınması gerekiyor. İlk olarak, aile içi şiddetin önlenmesi için farkındalık ve eğitim çalışmalarının yapılması büyük önem taşıyor. Uzmanlar "Toplumun her kesimi, aile içi şiddetin kabul edilemez olduğu ve bunun toplumsal bir sorun olduğu konusunda bilinçlendirilmelidir" diyor.

Ayrıca, aile içi şiddetin önlenmesinde hukuki mekanizmaların etkin bir şekilde kullanılması da en önemli etkenler arasında. Vatandaşlar, "Şiddet mağdurlarına destek sağlayacak hukuki ve sosyal yardım sistemleri kurulmalı ve bu sistemlere erişim kolaylaştırılmalı. Mağdurların şiddetin olduğu bir ortamdan uzaklaştırılması ve güvende hissetmeleri için gerekli önlemler alınmalı." diyerek tavsiyelerde bulunuyorlar.

Ayrıca, erken müdahale ve önleyici tedbirlerin alınması da büyük önem taşıyor. Aile içindeki gerginliklerin ve çatışmaların zamanında tespit edilmesi, ailelerin danışmanlık ve destek hizmetlerine yönlendirilmesi önemli. Aile içi iletişim becerilerini geliştirmek ve çatışma çözme yöntemleri konusunda eğitimler düzenlemek, ailelerin şiddet döngüsünden çıkmasına yardımcı oluyor.

Sonuç olarak, aile içi şiddetin vahim sonuçlarına dikkat çeken olaylar, toplumun bu konuda daha duyarlı olması gerektiğini göstermekte. Farkındalık, eğitim, hukuki destek ve erken müdahale gibi önlemlerle aile içi şiddetin önüne geçilebilir. İnsanlar, "Toplum olarak, aileler arasında sağlıklı ve şiddetsiz ilişkilerin teşvik edilmesi için çaba sarf etmeliyiz." diyor.


-ABDÜLTALİP GÜNGÖR

Kaynak : Abdültalip GÜNGÖR
Ekleme Tarihi : 2023.06.15 17:13:50
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Besihanede çıkan yangın ekipler tarafından bürümeden söndürüldü

Isparta Yalvaç’ta besihanede çıkan yangın, itfaiye ekipleri tarafından büyümeden söndürüldü.
Isparta’nın Yalvaç ilçesi Yağcılar köyünde Mustafa Kılınç’a ait açık besihanede henüz belirlenemeyen bir sebeple yangın çıktı. Yangını fark eden köy sakinleri durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi. İhbarla birlikte bölgeye sağlık, itfaiye ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin müdahalesinin ardından yangın büyümeden söndürüldü. Çıkan yangında şans eseri yaralanan olmazken, besihanede bulunan römorkta maddi hasar meydana geldi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.07.07 14:09:41
Son Düzenlenme Tarihi :





Sonbaharda kapıyı çalan 5 önemli hastalık

İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Aktaş, sonbaharda sık görülen hastalıkları ve korunma yöntemlerini anlattı.
Sonbaharın gelmesiyle birlikte hava sıcaklıkları yavaş yavaş düşmeye başladı. Bununla beraber ortaya çıkan ani ısı dalgalanmaları ise eğer dikkatli olunmazsa hastalıklara yakalanma riskini oldukça artırıyor. Yapılan klinik çalışmalar bahar aylarında bazı hastalıkların daha fazla yaşandığını gösteriyor. Bunun sebebi ise genellikle başta ani ısı değişimleri olmak üzere yağmur, rüzgar ve polenler gibi faktörlerin vücut direncini düşürmesi şeklinde tanımlanıyor. Medline Adana Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Aktaş, “Bu hastalıklardan korunmak bizim elimizde. Yeter ki hazırlıklı olalım ve gerekli önlemlerimizi alalım” diye konuştu.
Doç. Dr. Aktaş, sonbaharda yakalanma riski yüksek olan 5 hastalığı şu şekilde sıraladı:
1- Üst solunum yolları hastalıkları
Mevsim geçişlerinde yaşanan ısı değişimleri üst solunum yolu enfeksiyonlarına zemin hazırlıyor. Vücudun bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla beraber burun, sinüsler, farenks, larenks veya bronşlar gibi üst solunum yollarını ilgilendiren akut enfeksiyonlar yaygın hale geliyor. Bu enfeksiyonlar ise hafif ateş, öksürük, hapşırma, yorgunluk, burun tıkanıklığı gibi belirtilerle kendini gösteriyor ve genellikle bulaşıcı olduğundan etkileşimin fazla olduğu ortamlarda yakın temastan kaçınmak gerekiyor. Bunun yanı sıra bulunulan ortamı sık sık havalandırmak, C vitamini yönünden iyi beslenmek ve hava sıcaklığının değişkenliğini göz önünde bulunduracak şekilde giyinmek önem kazanıyor.

2- Alerjik rinit
Halk arasında ‘saman nezlesi’ olarak da adlandırılan mevsimsel alerjik rinit, en sık rastlanan alerjik hastalıklardan biri olarak öne çıkıyor. Bahar aylarında özellikle havada uçuşan polenler nedeniyle artış gösteren alerjik rinit, hapşırık, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, burun kaşıntısı, öksürük, geniz akıntısı, koku
almada güçlük, gözlerde kaşıntı, sulanma ve kızarıklık ile kendini belli ediyor. Alerjik belirtilerin kontrolü ise birden fazla tedavi yönteminin birlikte uygulanmasıyla sağlanıyor. Korunmak için ilk ve en önemli adım alerjik rinite neden olan etkenlerden uzak durmak olurken, verilen tedavinin kısaltılmaması gerekiyor.

3- Sindirim sistemi sorunları
Mevsim geçişlerinde reflü, gastrit, peptik ülser gibi mide rahatsızlıklarında gözle görülür bir artış gözleniyor. Nedeni ise bu süreçte nem oranındaki farklılıklar, gün ışığından yararlanılan sürenin azalması ve değişen hava şartlarına vücudun tepki göstermesi oluyor. Daha önceden hafif şikâyetleri olan bireylerde alevlenmeler olabilirken, hiç şikâyeti olmayanlarda da yakınmalar başlayabiliyor. Şişkinlik, geğirme, ağza ekşi su gelmesi, bulantı, kusma ve karnın üst kısmında gece uykudan uyandırabilecek kadar şiddetli hissedilen yanma veya ağrı sık yaşanan belirtiler arasında yer alıyor. Bu sorundan kaçınmak için kızartmalar, yağlı ve baharatlı yiyecekler ile kahve türü ve gazlı içeceklerden uzak durmak gerekirken, öğün atlamayarak sık ama az yemek yemek de önem kazanıyor.

4- Ürtiker (Kurdeşen)
Araştırmalar, her dört kişiden birinin yaşamı boyunca en az bir kez ürtiker (kurdeşen) geçirdiğini gösteriyor. Ürtikere en çok bahar aylarında polenlerin artması sebep oluyor. Deriden kabarık, basmakla solan, etrafı kızarık, sınırları net ve kaşıntılı döküntüler, ürtiker sorununun işaretleri oluyor. Bu döküntüler 24 saat içinde kaybolurken, vücudun başka yerlerinde tekrar çıkıyor. Ancak bu belirtiler hastaları özellikle geceleri daha çok rahatsız ediyor ve yaşam kalitelerini düşürüyor. Ürtikerden korunmak için diğer alerjik hastalıklarda olduğu gibi alerjenlerden kaçınmak alınacak tedbirler arasında ilk sırada geliyor.

5- Depresyon
Havalardaki serinlemeyle beraber açık alanlardan kapalı alanlara geçilmesi ve metabolizmadaki değişimler bireylerde farklı tepkilere yol açabiliyor. Bunlar genellikle şiddetli yorgunluk hissi ve birtakım ruhsal değişimler olarak karşımıza çıkıyor. Bahar yorgunluğunun belirtileri ise halsizlik, yorgunluk, sürekli uyuma isteği ve geçmeyen baş ağrıları oluyor. Bu gibi değişimlerin ardından yaşanması muhtemel bir depresyondan korunmak için mümkün olduğunca doğayla baş başa olacak şekilde açık havada vakit geçirmek, düzenli spor yapmak, sağlıklı beslenmek, uyku düzenine dikkat etmek ve metabolizmanın vitamin-mineral eksikliklerini gidermek gerekiyor.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.10.05 21:09:17
Son Düzenlenme Tarihi : 2023.10.05 21:13:37