SON DAKİKA
header-ad

TYT’den çıkan soluğu denizde aldı

Antalya’da ÖSYM tarafından yapılan Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) ilk oturumu tamamlandı. Hava sıcaklığını fırsat bilen üniversite adayları ve aileleri, Konyaaltı sahiline gelerek sınavda yaşadıkları stresi denize girerek attı.
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı ta..

Antalya’da ÖSYM tarafından yapılan Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) ilk oturumu tamamlandı. Hava sıcaklığını fırsat bilen üniversite adayları ve aileleri, Konyaaltı sahiline gelerek sınavda yaşadıkları stresi denize girerek attı.
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı tarafından düzenlenen Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) ilk oturumu olan Temel Yeterlilik Testi (TYT) Antalya’da tamamlandı. Turizm kenti Antalya’da hava sıcaklığının zaman zaman 26 dereceye kadar çıkmasını fırsat bilen veliler ve öğrenciler, sınav saati tamamlanır tamamlanmaz dünyaca ünlü Konyaaltı sahiline akın etti. Öğrenci ve veliler, Konyaaltı sahiline gelerek sınavda yaşadıkları stresi denize girerek attı. Ünlü Sahile gelen vatandaşların daha çok denize girerek Akdeniz’in serin suyunda serinlediği görüldü. Bazı aileler ve öğrenciler ise ağaç altlarında birlikte vakit geçirerek sınav sonrası stres atmaya çalıştı.

"Herkes denize akın etti"
Arkadaşı ile sınav bitimi sahile gelen Mehmet Ali Öztürkçe, ”10 aydır sınava çalışıyorum. Türkçe beklediğim gibi geçmedi ama matematik güzel geçti. Hedefim okul öncesi öğretmenliği kazanmak. Sahile gelmeyi önceden belirlemiştik. Denizi çok sevdiğim için geldim. Sınavdan çıktım burada stres atıyorum. Tramvaylar her günkünden daha kalabalıktı, herkes denize akın etti. Yarınki sınavın cevapları denizde” diye konuştu.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.06.17 19:27:52
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Çocukları Obeziteden Nasıl Koruyabiliriz?

Vücutta aşırı yağ depolanması olarak nitelenebilecek duruma obezite denmektedir.Obezite çocukluk çağının en sık görülen kronik hastalıklardan biri olarak kabul ediliyor. Uzmanlar, ebeveyn ve çocuk etkileşiminin de çocuklardaki obezite üzerinde büyük rolünün olduğunu düşünüyor. İstanbul Okan Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzm. Prof. Alp Gürkan çocukları obeziteden korumanın yollarını açıkladı

Hızlı yaşam koşullarının getirdiği “fast food”lar, televizyon ile başlayan tüm gece atıştırmaları ve yiyecek alışkanlıklarımızda değişiklikle beraber tüm dünyada fazla kiloları da beraberinde getiriyor. Sağlıksız yeme alışkanlığı, kimyasal madde ve hormon içerikli gıdalar, günlük aktivitenin azalması vücutta giderek aşırı miktarda yağ depolanmasına neden oluyor. Özellikle ülkemizde çocukların katlanmak oldukları sınav maratonları, bilgisayar oyunları başında zaman geçirmeleri bu süreci artırıyor. Obez ailelerinin çocuklarının obez olması durumu normalden 2-3 kat daha fazladır. Anne ve babanın her ikisinin obez olması halinde çocuklarında % 80, biri obez ise çocuklarında %40, ikisi normal kilolu ise %10 oranında obez olma riski vardır.

2010 yılında yapılan Sağlık Bakanlığı Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması, 0-5 yaş arası çocuklarda %26,4 oranında; 6-18 yaş arası çocuklarda ise %22,5 oranında kilo sorunu olduğunu ortaya koymaktadır. Yaklaşık her 4 çocuktan birinde kilo problemi bulunmaktadır. Maalesef bu sorun yıllar içinde giderek derinleşmektedir. Beslenme-fizik aktivite bozukluğu dışında nadiren hormonal veya genetik faktörler de söz konusu olabilir. 

“Obezite Psikolojiyi de Olumsuz Etkiliyor”

Obezitenin yaratacağı çok ciddi ve çeşitli fiziksel sağlık sorunları dışında psikolojik rahatsızlıklara da yol açacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Görünüşleri nedeniyle arkadaş ortamından dışlanacaklardır. Buna fiziksel aktivite yetersizliği de eklenince bu kişiler giderek içine kapanırlar ve evden dışarı çıkmak istemezler. Bu da daha fazla psikolojik sorunlara yol açar. Kilolar verildikçe öz güvenleri yeniden artar, toplum yaşamına yeniden katılırlar ve depresyonları sona erer.

Obeziteyi Engellemek İçin Neler Yapılabilir?

Kalori alımının kısıtlanması ve günlük aktivitenin artırılması şeklinde özetlenebilecek yaşam biçiminin değiştirilmesi, obezite tedavisinin temelini oluşturmaktaysa da bunu uygulamak ve kalıcı hale getirmek çok kolay değildir. Her ne olursa olsun tıbbi tedavinin mutlaka endokrin veya metabolizma uzmanı ya da bu konuda deneyimli bir iç hastalıkları hekimi yanında diyetisyen ve psikolog desteğiyle yapılması gerekiyor. Hızlı kilo vermeye neden olan popüler diyet uygulamaları çocuklar için uygun değildir. Büyüme ve gelişmeyi olumsuz etkilerler. Bunun yerine çocuğa doğru beslenme alışkanlıkları edindirmek önemlidir. 

Çocuğun diyetinde şu değişiklikler yapılabilir:

  • Beyaz ekmek, makarna pilav veya patates gibi glisemik indeksi yüksek gıdalar yerine tahıllı ekmek, bulgur tüketilmesi,
  • Ara öğünlerde paketli işlenmiş gıdaların yerine meyve ve sebzelerin konulması, 
  • Gazlı ve şekerli içecekler yerine ayran, süt ve kefir içilmesi, 
  • “Fast Food” gıdalar yerine evde sağlıklı yöntemlerle hazırlanmış gıdalar tüketilmesi, 
  • Gidilecek yerlere mümkünse yayan veya bisikletle gidilmesi, 
  • Düzenli olarak yapılacak spor aktivitelerine yönlendirilmesi uygun olacaktır.

 Bunun dışında televizyon, bilgisayar veya telefonla geçirdiği vakte çocuğu da ikna ederek sınır konması yerinde olur. Burada ebeveynlerin çocuğa rol model olması çok önemlidir. Yiyecek tüketim alışkanlıklarına ebeveynlerin de uyması fiziksel aktivitelerini fazlalaştırmaları, günlük yürüyüşler, asansör yerine merdivenin kullanılması çocuğun bu alışkanlığını edinmesini kolaylaştıracaktır. 

Bir diğer dikkat edilmesi geren konu da uyku düzeninin sağlanmasıdır. Uyku süresinin yeterli ve zamanında olması hormonal dengeyi sağlayacağı gibi, açlık hissini de azaltacaktır. Günde 8-10 saat uyumak ve en geç gece 11’de uykuya gitmek çocuklar için en sağlıklı olanıdır. 

En önemli nokta; obezite oluşmadan önce çocuğa sağlıklı beslenme ve egzersiz alışkanlıklarının kazandırılmasıdır. Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz alışkanlığının ve bilincinin kazanılması özellikle çocukluk döneminde mümkündür. 


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.03.07 07:56:52
Son Düzenlenme Tarihi :





Sıcak hava sosyal ilişkileri olumsuz etkileyebiliyor

Havanın güneşli veya kapalı olması psikolojiyi etkiliyor. Sıcak havaların; isteksizlik, aşırı yorgunluk hissi, tahammülsüzlük veya çabuk öfkelenme gibi problemlere sebep olabildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu Tezel, “Sıcaklar ve nem kişinin hem uyku kalitesini hem de uyku süresini olumsuz etkiliyor. Bunaltıcı sıcakların etkisiyle uykusuzluk, kişinin gün içerisindeki işlerde de veriminin düşmesine ve dikkat sorunları yaşamasına yol açabiliyor. Üst üste yaşanan uyku düzensizlikleri kişinin yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürüyor. Kişi günlük yaşamında uykusuzluğun etkisiyle dünün yorgunluğunu ertesi güne taşıyor ve daha sabırsız, daha isteksiz oluyor. Bu kendimizi ve çevremizi etkileyen, sosyal yaşamımızdaki ilişkilerimize yansıyan bir sorun” açıklamasında bulundu.

Kişinin yemek hazırlamaya üşenerek sağlıksız gıdalara yönelmesinin veya aşırı sıcaklar sebebiyle iştahsız olmasının yaşam kalitesini düşüren etkenlerden olduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nden Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu Tezel, “Aşırı sıcak havalar kişide çarpıntı, nefes darlığı, bayılma hissi, bunalma veya panik hali yaratabilir. Sıcak havaya maruz kalan panik bozukluğu olan hastalar deneyimledikleri bu durumu yanlış yorumlayabilir, rahatsızlıklarından dolayı bu durumu yaşadıklarını düşünüp olumsuz etkilenebilirler. Eğer çevrenizde bu sorunu yaşayanlar varsa empati çerçevesinde açıklama yapabilir ve yaşadığı sıkıntının herkesin yaşayabileceği normal bir durum olduğunu anlatabilirsiniz” dedi. 

Sıcak hava depresyonu tetikliyor

Birçok bilimsel araştırmaya göre aşırı sıcak havaların depresyonu tetikleyebildiğini paylaşan Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu Tezel, “Kötü ve rahatsız hissedildiğinde veya baş edilemeyen durumlarda uzman desteği almaktan kaçınılmamalı. Psikiyatrik tedavi sürecinde kullanılan birtakım ilaçlar bazen dolaylı olarak aşırı sıcaklarda kişiyi olumsuz etkileyebilir. Ya da kişi kendini daha iyi hissetmek için bilinçsizce ilacı veya tedavi yöntemini değiştirmeye kalkabilir. Bu yanlış davranışlar yerine akla takılan bütün soru işaretleri için mutlaka bir doktora danışılmalı” şeklinde konuştu.

Bu durumun geçici olduğu unutulmamalı

Bu dönemde aşırı sıcağa maruz kalmaktan kaçınmanın, düzenli uyumaya ve bol sıvı tüketimine özen göstermenin, iş yerinde, evde veya sosyal ortamlarda daha fazla empati ile ilişkilerin sürdürülmesine dikkat etmenin psikolojik sağlık için çok önemli olduğunu vurgulayan Uzman Psikolog Ezgi Dokuzlu, “Sıcak ve bunaltıcı hava sebebiyle; daha gergin daha tahammülsüz ve daha huzursuz hissedebiliriz ama sağlımız için yapmamız gereken, bu duyguların geçici olduğunu bilerek yaşadığımız sıkıntının herkesi olumsuz etkilediğini unutmadan birbirimize karşı daha anlayışlı olmak” diye konuştu.



Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2024.07.01 10:15:07
Son Düzenlenme Tarihi :