SON DAKİKA

logo

Tur otobüsünde korkutan yangın

Antalya’nın Serik ilçesinde turistleri taşıyan tur otobüsünde yangın çıktı. Gökyüzünü dumanların kapladığı yangın söndürülürken, araçtaki turistler başka bir otobüse nakledildi.
Olay, Serik ilçesi D-400 karayolu üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, yabancı uyruklu turistlerin bulundu..

Antalya’nın Serik ilçesinde turistleri taşıyan tur otobüsünde yangın çıktı. Gökyüzünü dumanların kapladığı yangın söndürülürken, araçtaki turistler başka bir otobüse nakledildi.
Olay, Serik ilçesi D-400 karayolu üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, yabancı uyruklu turistlerin bulunduğu otobüs seyir halindeyken motor kısmından dumanlar yükselmeye başladı. Sürücü durumu fark ederek otobüsü yolun kenarına park etti. Gökyüzünü dumanlar kaplayan yangına çevredeki vatandaşlar, iş yerindeki hortumlar ve yangın tüpleriyle müdahale ettiler. İhbar üzerine olay yerine sevk edilen Antalya Büyükşehir Belediyesi Serik İtfaiye Birimi ekipleri, kısa sürede yangını söndürdü. Araçtaki turistler ise bir başka otobüse transfer edildi.
Yangına ilk müdahaleyi yaptığını belirten Hasan Basri Köleoğlu, "İçeride oturuyorduk. Bir anda etrafı duman sardı. Şoför otobüsü park etti çalışır vaziyette. Hemen hortum çektik söndürmek için, yolcuların dışarı çıkmasına yardımcı olduk. Sonra otobüs motor kısmından alev aldı. Yangın tüpüyle alevlere müdahale ettik. Yolcularda herhangi bir panik olmadı. Güvenli bir yere geçmelerini sağladık" şeklinde konuştu.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.06.07 14:58:17
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Define avcıları tarihi eser bulamayınca taklit eser üretiyorlar

Uluslararası Strateji Kalkındırma Araştırma Derneği (USKAD) Genel Başkanı ve Koruma ve Restorasyon Uzmanı Cemil Karabayram, tarihi eser kaçakçılığını vatana büyük bir ihanet olarak değerlendirdiğini söyledi.
Türkiye ve komşu ülkelerde antik çağlar boyunca yaşamış medeniyetlerin bıraktığı kültürel mirasa ait eserlerden bazılarının özellikle Osmanlı Devleti’nin son döneminden itibaren değişik suç işleme teknikleri kullanılmak suretiyle çalınarak yurt dışına kaçırıldığını söyleyen USKAD Genel Başkanı ve Koruma ve Restorasyon Uzmanı Cemil Karabayram, “Ekonomik yönden ticari bir mal olarak kabul edilen kültür varlıkları; tarihi ve kültürel mekânlardan, sit alanlarından, ören yerlerinden, müzelerden, dinsel yapılardan, arkeolojik kazı alanlarından, koleksiyonculardan ve müzayede salonlarından çalınmış ve yurt dışına kaçırılmıştır” dedi.

Tarihi eser kaçakçılığı vatana ihanettir
Eser kaçakçılığının vatana ihanet olduğuna dikkat çeken Karabayram, “Eserini satan vatanını satar” açıklamalarının bazı çevrelerce ağır ve abartılı olarak görülse de, bu ifadelerle anlatmak istediklerini ve kaçakçılık faaliyetlerinin nelere sebep olduğunu şu şekilde açıkladı:
“Tarihi eser kaçakçılığını iki sınıfa ayırarak değerlendirebiliriz. Bunlar, meraklı define avcıları ve bu faaliyetleri ticaret amaçlı yapan ve terör örgütleri ile bağlantılı gruplardır. Define meraklısı bilinçsiz grupların faaliyetleri sonucunda yıllardır birçok arkeolojik alan ve eser büyük tahribatlara uğratılmaktadır. Bunun yanı sıra özellikle bilinçli ticari faaliyet amacıyla yapılan tarihi eser kaçakçılığının ülkenin güvenliğine, birlik ve bütünlüğüne olumsuz anlamda tesir edebilecek birçok sonuçları ortaya çıkardığı görülmektedir. Yakın tarihlerdeki coğrafi komşularımızdan birisi olan ABD’nin operasyonunda Irak’ta İslami döneme ait eşsiz eserler ve müzeler tarumar edilip terör örgütleri tarafından yağmalanmıştır. Bu durum öyle bir boyuta ulaştı ki, özellikle terör örgütleri yağmaladıkları tarihi eserleri ticari bir hamle olarak kullandı ve elde edilen gelirler özellikle ülkemize karşı ekonomik ve silah gücü olarak kullanıldı. Şunu açıkça söyleyebiliriz ki terör örgütleri tarihi eser kaçakçılığından önemli ölçüde beslenmektedir. Yine son yıllarda Suriye’de yaşanan iç savaş/karışıklık neticesinde Suriye kültür varlıklarının birbirleri ile savaşan gruplar tarafından yağmalandığı, yaşanan siyasi otorite boşluğu, savaş ve kargaşa ortamının Suriye topraklarında kültür varlığı yağmasına yol açarak eserlerin birçoğunun tahribatı kalanların ise çalıntı ve ticari faaliyetler sonucu terör örgütlerine ekonomik katkı sağlamasına sebep olduğu görülmüştür.”

"Devletimiz mücadele ediyor"
Türkiye’de kaçakçılık faaliyetlerine bilinçli ya da bilinçsiz şekilde dahil olan herkesin bu yapılan definecilik ve yağmacılığın büyük felaketlere çanak tutmak olacağını bilmesi gerektiğine dikkat çeken Karabayram, "Ülkemizin bu konuda, 1973 yılında yürürlüğe giren 1710 sayılı Eski Eserler Kanunu’ndan itibaren 1983 ve 2004’te kapsamı daha da geliştirilen ve değiştirilen 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu yürürlüğe konularak kültür varlıklarının korunması çalışmaları sürekli olarak devam etmiştir. Özellikle son yıllarda Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy, Kaçakçılıkla Mücadele Daire Başkanlığımız ve Kültür Varlıkları Müzeler Genel Müdürlüğümüzün özverili çalışmaları ve kaçırılan eserlerimizin ülkemize geri kazandırılmasında gösterilen çabalar takdire şayandır. Kültür ve Turizm Bakanlığımızın İç İşleri Bakanlığı ve bağlı polis/jandarma birimleri ile iş birliği içinde planladığı ve sürdürdüğü bu çalışmalar başarılı bir şekilde devam ettiği sürece, bu konuda atılan adımlara vatandaşların da bilinçlendirilmesi ve destek vermesi teşvik edilirse, ülkemizin kanayan yaralarından birisi olan kaçakçılık ve yağmacılık faaliyetlerinin son bulacağını umuyor ve gönülden inanıyorum” dedi.

"Gerçeğini bulamayınca taklidini üretiyorlar"
Definecilerin altın arama maceralarında boşluğa kürek sallayarak olmayacak hayaller peşinde birçok yapıyı tahrip ettiğini dile getiren Karabayram, define merakının kronik bir hastalık olduğunu söyledi. Definecilerin altın bulma arzusunun, kumar oynayanların kazanma arzusuyla aynı olduğunu aktaran Karabayram, define avcılarının kazı başkanlarının düzenlediği panel ve sempozyumları kaçırmadıklarını söyledi. Bu kişilerin panellere katılma nedeninin bilimsel bilgi elde etmek olmadığını dile getiren Karabayram, katılış amaçlarının panelde verileri ve bölgeleri öğrenerek daha rahat kazı yapmak olduğunu kaydetti. Kaçakçıların dolandırıcılık yöntemi olarak gerçek eserleri yağmalama ve ticaretini yapma arzusunun yanında, taş üzerine belirli eskitme teknikleri ile orijinal eserlerin kopyalarını yaparak vatandaşları dolandırdıkları durumlarla da sıklıkla karşılaşıldığını söyleyerek, "Ayrıca, define avcıları define ve tarihi eser bulamadıkları durumlarda da taklit eser üretiyorlar. Bu da bir hastalık biçimidir” ifadelerine yer verdi.
Karabayram, son olarak internet sitelerinde definecilik faaliyetlerini özendiren ve teşvik eden paylaşım alanlarının kısıtlanmasının bu duruma çözüm olabilecek diğer bir husus olduğunu belirterek, internet sitelerinde yer alan detektör ve benzeri makine ve ekipmanların satışına kısıtlanma getirilerek gerekli önlemler alınması gerektiğini sözlerine ekledi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.08.02 11:26:10
Son Düzenlenme Tarihi :





Unutulmaya yüz tutan sanatlar Seyhan’da geleceğe aktarılıyor

Asırlar boyunca var olan ancak günümüzde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan meslekler Seyhan Sanat Evi’nde yeniden geleceğe aktarılıyor. Osmanlı döneminde altın çağını yaşayan ancak modern yaşamın getirdiği yenilikler ve kolaylıklar nedeniyle adeta tozlu raflarda yerini alan ahşap oymacılığı, Seyhan Sanat Evi bünyesinde açılan atölyeyle yeni sanatçılar yetiştiriliyor.
Yeşilyurt Çok Amaçlı Tesis içerisinde hizmet veren Sanat Evi bünyesindeki ahşap oymacılığı atölyesinde açılan kurslara Adanalılar yoğun ilgi gösteriyor. Seyhan Belediye Başkanı Akif Kemal Akay’ın da kursiyeri olduğu atölyede, kursiyerler aldıkları eğitimle her biri el emeği sanat eserleri üretiyor. Kursiyerler ürettikleri ürünlerden gelir de elde ederken, atölyenin eğitmeni Ahşap Sanatçısı Serdar Tektaş, ahşap oymacılığının asırlardır var olan ancak kaybolmaya yüz tutmuş bir sanat dalı olduğunu kaydetti.

“İçimizdeki gücü dışımıza aktarma sanatı”
Ahşap oymacılığının Selçuklu’da nam yapmış, Osmanlı’da altın çağını yaşamış günümüzde tozlu raflarda yerini alan bir meslek dalı olduğunu ifade eden Tektaş, “Buradaki insanlar günün stresini atıyor. Bir ölçüde terapi oluyor ve kaliteli bir vakit geçiriyor. Çokça insanların faydalanabileceği bir alan. Diğer mesleklerden ayırt eden kısmı da bu zaten. İstedikleri deseni, motifi, içimizdeki gücü dışımıza aktarma sanatıdır diye adlandırıyoruz. Unutulmaya yüz tutmuş bu sanatı burada Seyhan Sanat Evi’nde icra etmemizde imkan sağlayan değerli Seyhan Belediye Başkanımız Akif Kemal Akay’a teşekkür ediyoruz” dedi.
Ahşap oymacılığı kursunu “terapi sınıfı” diye adlandıran kursiyer Gamze Özerkan ise “Burayı keşfetmem benim için büyük bir şans. İyi ki burada ahşap oymaya başladım. Ahşap oyma sınıfı gerçekten dış dünyanın kaosundan karmaşasından kurtulmamız için çok güzel bir ortam. Ben buraya terapi sınıfı diyorum. Burada bir aile gibi olduk kursiyer arkadaşlarımızla birlikte” diye konuştu.

Kaynak : İHA
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.04.04 20:38:43
Son Düzenlenme Tarihi :