SON DAKİKA

logo

Tur otobüsünde korkutan yangın

Antalya’nın Serik ilçesinde turistleri taşıyan tur otobüsünde yangın çıktı. Gökyüzünü dumanların kapladığı yangın söndürülürken, araçtaki turistler başka bir otobüse nakledildi.
Olay, Serik ilçesi D-400 karayolu üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, yabancı uyruklu turistlerin bulundu..

Antalya’nın Serik ilçesinde turistleri taşıyan tur otobüsünde yangın çıktı. Gökyüzünü dumanların kapladığı yangın söndürülürken, araçtaki turistler başka bir otobüse nakledildi.
Olay, Serik ilçesi D-400 karayolu üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, yabancı uyruklu turistlerin bulunduğu otobüs seyir halindeyken motor kısmından dumanlar yükselmeye başladı. Sürücü durumu fark ederek otobüsü yolun kenarına park etti. Gökyüzünü dumanlar kaplayan yangına çevredeki vatandaşlar, iş yerindeki hortumlar ve yangın tüpleriyle müdahale ettiler. İhbar üzerine olay yerine sevk edilen Antalya Büyükşehir Belediyesi Serik İtfaiye Birimi ekipleri, kısa sürede yangını söndürdü. Araçtaki turistler ise bir başka otobüse transfer edildi.
Yangına ilk müdahaleyi yaptığını belirten Hasan Basri Köleoğlu, "İçeride oturuyorduk. Bir anda etrafı duman sardı. Şoför otobüsü park etti çalışır vaziyette. Hemen hortum çektik söndürmek için, yolcuların dışarı çıkmasına yardımcı olduk. Sonra otobüs motor kısmından alev aldı. Yangın tüpüyle alevlere müdahale ettik. Yolcularda herhangi bir panik olmadı. Güvenli bir yere geçmelerini sağladık" şeklinde konuştu.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.06.07 14:58:17
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Sabahları artan baş ağrısı beyin tümörü belirtisi

Beyin tümörünün en önemli ve en sık görülen belirtisinin “sabahları artan baş ağrısı” olduğuna dikkat çeken Beyin ve Sinir Cerrahı Dr. Mansur Mammadov, her hastalıkta olduğu gibi, beyin tümörlerinde de erken teşhisin hayat kurtarıcı bir rol oynadığını söyledi.
Acıbadem Adana Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Mansur Mammadov, beyin tümörlerinin, beyin cerrahisinde (Nöroşirürji) önemli bir hastalık grubunu oluşturduğunu belirterek, “Beyin dokusundan kaynaklanan tümörlere birincil (primer) beyin tümörü denilir. İkincil (sekonder) beyin tümörü ise beyin dışı bir kanserin beyne yayılması ile oluşur. Genel olarak beyin tümörlerini malign (kötü huylu) ve benign (iyi huylu) olarak sınıflandırabiliriz” dedi.
Santral sinir sisteminin, özellikle de beynin, çok sıkı korunan kapalı bir kutunun (kafatası) içinde olduğundan basınç değişikliklerine çok hassas olduğuna değinen Dr. Mammadov, bu nedenle kanser hücresi içermemelerine rağmen bazı iyi huylu tümörlerin de önemli yapılara baskı yaparak hayati tehlikeye neden olabileceğini dile getirdi.

“Teşhisi çok kolay ve hızlı konuluyor”
Beyin tümörü belirtilerinin kafa içi basıncının artması ile seyrettiğini ifade eden Dr. Mammadov, en sık görülen belirtileri “Özellikle sabahları artan baş ağrısı , hareket ve mimiklerde yavaşlama, bulantı ve ani kusmalar, epileptik nöbetler, kişilik değişiklikleri, hatırlama bozuklukları, yazı yazma gibi bazı özelliklerde aksamalar, çift görme, bulanık görme, denge ve yürüme bozuklukları, kollarda ve bacaklarda hissizlik, karıncalanma veya güç kaybı, erken puberte, el ve ayaklarda büyüme, adet bozuklukları, kortizol yetmezliği veya fazlalığı gibi hormonal bozukluklar ve buna bağlı belirtiler” olarak sıraladı.
Günümüzde beyin tümörü teşhisinin çok kolay ve çabuk konulduğu bilgisini veren Dr. Mammadov, belirti gösteren kişilerde hastalık öyküsünün alınması, genel veya nörolojik muayene yapılmasının teşhiste oldukça önemli olduğuna vurgu yaptı. Beyin tomografisi (BT) ve beyin manyetik rezonans görüntüleme (MRG) gibi test yöntemleri ile beyin tümörü yerleşimi, cinsi, hakkında ve büyüklüğü hakkında kısa sürede bilgi alınabileceğini sözlerine ekledi.
Beyin tümörlerinin tedavisinin, tümörün büyüklüğü, tipi ve yayılımı gibi faktörlere bağlı olduğunun altını çizen Dr. Mammadov cerrahi, kemoterapi ve radyoterapinin temel tedavi yöntemlerinden olduğunu söyledi.

“Nöronavigasyon ile kitlenin sınırları kesin olarak belirleniyor”
Cerrahi müdahalenin, tümörün çıkarılmasına veya azaltılması için yapıldığını belirten Dr. Mammadov, “Bu yöntemde maksat, beyin dokusuna hasar vermeden tümörün çıkarılmasıdır. İyi huylu tümörlerde tümörün tamamı çıkarılarak yüzde yüz başarı sağlanmaktadır. Tümörün tamamı çıkarılmaya çalışılır, bunun için mikro cerrahi teknik, endoskopi, haritalama, uyanık cerrahi, navigasyon gibi cerrahiye destek teknolojik yöntemler tümörün yeri ve konumuna göre ek olarak kullanılmaktadır” diye konuştu.
Adana Acıbadem Hastanesi’nde kendilerinin de tümör ameliyatları ve endoskopik tümör ameliyatlarını nöronavigasyon yardımıyla yaptıklarını kaydeden Dr. Mammadov, nöronavigasyon ile operasyon sırasında kitle sınırlarının net bir şekilde belirlendiğini ve tümörün tamamının çıkarılmasına imkan sağladığını dile getirdi.
Mammadov nöronavigasyon tekniğinin faydalarını ise “daha küçük ve iyi merkezli bir kemik pencere açılması, daha az kan kullanılması, ameliyatın daha kısa sürede yapılması, yaranın daha hızlı iyileşmesi, hastanede yatış süresinin kısalması, gündelik hayata daha hızlı dönülmesi” olarak sıraladı.

“Hastanın ertelemeden doktora başvurması gerekir”
Dr. Mammadov, endoskopik yöntemlerin kafatası açılmadan beyin tümörü ya da uygun hastalarda çok küçük açıklıklardan endoskopik ventriküliçi tümör ameliyatları yapılmasına yardımcı olduğunu, cerrahi müdahale sonrasında, dokuların patolojik analizinin yapılarak ek tedaviye gerek olup olmadığına karar verildiğini anlattı.
Yüksek enerjili ışınlar kullanılarak kanser hücrelerinin öldürülmesi için kullanılan bir tedavi yöntemi olan radyoterapinin, tümörün küçültülmesi veya çıkarılmasından sonra kullanıldığını belirtti. Kemoterapinin ise, kanser hücrelerinin büyümesini engellemek için kullanılan bir tedavi yöntemi olduğunu ve genellikle radyoterapi ile birlikte kullanıldığını ifade etti.
Hayati tehlikesi olan her hastalıkta olduğu gibi, beyin tümörlerinde de erken teşhisin hayat kurtarıcı bir rol oynadığının altını çizen Dr. Mammadov hastanın kendisinde görülen değişiklikleri iyi gözlemlemesi, fark etmesi ve hiç beklemeden, ertelemeden doktora başvurmasını tavsiye etti.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.06.12 18:44:41
Son Düzenlenme Tarihi :





Sanıklar tahliye edildi, depremde ailesini kaybeden avukat enkaza karanfil bıraktı

Adana’da 6 Şubat’taki depremlerde yıkılan ve 12 kişinin hayatını kaybettiği Mete Apartmanı’nda bütün ailesini kaybeden avukat, enkaz alanına 12 karanfil bıraktı. Müteahhit ve inşaat mühendisinin serbest bırakılmasına tepki gösteren avukat, “Acımız çok büyük. Sorumlular tespit edilip yargılanmalı” dedi.
Kahramanmaraş merkezli depremlerde Adana Çukurova’da 11 bina yıkıldı. Onlardan biri de 13 katlı Mete Apartmanı’ydı. İlk depremde yarısı yıkılan bina ikinci depremde ikiye bölünerek yerle bir oldu ve 12 kişi hayatını kaybetti. Yapılan soruşturmada müteahhit Muzaffer Mete ile inşaat mühendisi Atilla Tuğran tutuklanarak cezaevine gönderildi. Geçtiğimiz günlerde ise 2 şahıs da, yargılandıkları davada hakim karşısına çıktı. Duruşmada müteahhit Muzaffer Mete, üzerine atılı ihmal suçlamasını kabul etmedi, binayı yönetmeliklere uygun inşa ettiğini savundu, ilk depremde hasar olduğunu ancak binanın yıkılmadığını anlattı. İnşaat mühendisi Atilla Tuğran ise bina tamamlandıktan sonra başkaları tarafından kolonlarının kesildiği iddia etti. Ancak yıkılan binanın enkazından alınan örneklerde, depreme dayanıklılık testi olumsuz sonuçlandı. Mahkeme, 2 sanığa ev hapsi vererek tahliye etti, duruşma ise 28 Eylül’e ertelendi.

Ailesini kaybeden avukat enkaz alanına 12 karanfil bırakıldı
Mahkemenin kararının ardından depremde 8.katta oturan annesi Filiz (56), babası Ramazan Çitken (64) ve anneannesi Seher (77) ile dedesi Mehmet Uğurlar’ı (91) kaybeden avukat Meltem Çitken enkaz alanına giderek 12 karanfil bıraktı.
Daha sonra gazetecilere konuşan Meltem Çitken, “Ben burada bütün ailemi kaybettim. Onların yanında başka insanlar da burada hayatını kaybetti. Kolon kesildi iddiaları vardı ancak hiçbiri daha kanıtlanmadı. Bu bina 1975 deprem yönetmeliğini dahi karşılamıyor. Davanın ilk duruşması görüldü ve müteahhit ile inşaat mühendisi serbest bırakıldı. Ben bunu anlamıyorum. Neden böyle bir karar çıktı. Giden canlarımız yerine gelmeyecek ama biz bu işin peşini bırakmayacağız. Sorumluların tespit edilip biran önce yargılanmalarını istiyoruz. Acımız çok büyük” dedi.

Karardan memnun değiliz ve itirazlarımızı sunacağız
Avukat Rafet Gökçe Demirağ ise karardan memnun olmadıklarını belirterek, “Kolon kesildi iddiaları tam kanıtlanmadığı için mahkeme de delil yetersizliğiyle tahliye edildi. Hepimiz için bir sürpriz karar oldu. Bilirkişi raporunda depreme dayanıksız olduğu görülmesine rağmen 2 sanık serbest bırakıldı. Karardan memnun değiliz ve itirazlarımızı sunacağız” ifadelerini kullandı.

Müteahhitin savunması ortaya çıktı
Öte yandan, müteahhit Muzaffer Mete’nin savunmasında, “Biz söz konusu apartmanı yaptığımızda 1975 yılında yürürlükte olan yönetmelik geçerliydi. Biz de bu yönetmelik esaslarına göre apartmanı yaptık. 2000 yılında Adana üçüncü deprem kuşağındaydı, sonrasında ikinci deprem kuşağına, sonrasında ise birinci deprem kuşağına alınmış. Biz apartmanı yaptığımızda Adana’nın deprem kuşağı farklıydı. Ben olayın teknik kısımlarına pek vakıf değilim. Burada bir sorun varsa denetleme yapmayan görevlilerin sorumluluğu vardır ” dediği öğrenildi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.07.29 14:29:05
Son Düzenlenme Tarihi :