SON DAKİKA

Antalya’da araçların plakalarını çalan hırsızlar yakalandı

Antalya’da otomobillerin plakaları ve parçalarını çaldığı iddia eden 2 şüpheli, polis ekiplerince yakalandı. Adliyeye sevk edilen şüpheliler tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık ve Yankesicilik Büro Amirliği ekipleri, Kepez ve Muratpaşa ilçelerinde meydana gelen h..

Antalya’da otomobillerin plakaları ve parçalarını çaldığı iddia eden 2 şüpheli, polis ekiplerince yakalandı. Adliyeye sevk edilen şüpheliler tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık ve Yankesicilik Büro Amirliği ekipleri, Kepez ve Muratpaşa ilçelerinde meydana gelen hırsızlık olayları ile ilgili Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde başlatılan soruşturma çerçevesinde inceleme başlattı.
Güvenlik kameralarını inceleyen ekipler, araçların plaka ve parçalarını çalan şüphelilerin H.K. ve S.K.K. olduğunu tespit etti. Ekipler tarafından yakalanan 2 şüpheli, sevk edildikleri mahkemece tutuklandı.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.06.09 17:07:03
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Sorumluluk almak, kişinin kendine yaptığı en büyük yatırım!

Sorumluluk duygusu, insanın hayata adapte olmasını sağlayan bir duygu. Öyle ki henüz bir yaşından itibaren eğitimle çocuğa kazandırılması gereken bir özellik. Gerek ilişkilerde gerekse mesleki alandaki sorumluluk alabilmenin yaşamda çok önemli olduğuna dikkat çeken Psikiyatr Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sorumluluk alabilme kapasitesinin kişinin gücünü oluşturduğunu ve kişiyi başarıya götürdüğünü söyledi. Tarhan, sorumluluk almanın kişinin kendisine yapmış olduğu en büyük yatırım olduğunu da kaydetti.  

Sorumluluk duygusu insanın hayata adapte olmasını sağlayan bir duygu olarak tanımlanıyor. Küçük yaştan itibaren bir kişinin hayatta yaptığı seçimler, kişiliği oluşturan temel ayaklardan birisidir. Sorumluluğun, yürümeye başladıktan sonra çocuğa öğretilmesi gereken bir eğitim alanı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Hayat yolunda giderken kişi, aldığı sorumluluklarla ya yukarıya doğru ya da ters yönde gidebilir. Kişinin iki sorumluluğu vardır. Bunlar ilişkilerdeki sorumluluğu ve sosyal sorumluluğudur. Bu sorumlulukları ayrı ayrı değerlendirmek gerekir. Kişinin sorumluluk alabilme kapasitesi o kişinin gücünü de oluşturur. Devri yüksek arabalar nasıl hızlı giderse, insanın sorumluluk alma kapasitesi de onu başarıya götürüyor.” dedi.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, çocuklarda sorumsuzluğun hatalı ebeveyn tutumlarından kaynaklandığını belirterek şunları söyledi:  

Sorumluluk alan çocuk kendini değerli hissediyor

“İki yaşına gelmiş bir çocuğun kendi yemeğini yemeyi öğrenmesi onun bir sorumluluğudur. Hoşuna da gider. 2-3 yaşına geldikçe bazı kıyafetlerini kendi giymeye başlar. Ayakkabısını kendi giymeye çalışması önemlidir. Büyüdükçe, 4 yaş civarında, odasını, oyuncaklarını toplayabilmesi gerekir. Sorumluluk alan çocuk kendini değerli hissediyor. Özgüven gelişiyor ve bu tarz çocuklar hayata daha olumlu bakıyor, risk alabiliyor, kendi gemilerinin kaptanı olabiliyor, bireyselleşebiliyorlar. Aksine, sorumluluk almayan, sorumluluk azlığı olan kişiler hep yakınmacıdır. Her şeyi başkasından beklerler. Farkında olmadan diğer insanları kullanırlar.” 

Anne baba çocuğa hem sorumluluk vermez hem de yakınır 

Sorumsuzluğun çoğunun çocuk küçük yaştayken yapılan ebeveyn tutumu hatalarından kaynaklandığını söyleyen Tarhan, “Mesela çocuk elini yıkayacak, anne, ‘sen yıkayamazsın, gel ben yıkayayım senin elini’ diyor. Anne, çocuk hata yapar, üstünü başını su yapar diye düşünüyor. Oysa böyle durumlarda anne, ‘şu anda iyi yıkayamıyorsun ama sonradan bunu yaparsın’ tarzında çocuğa cesaret vermeli. Yemekten sonra sofrayı toplarken kendi tabağını götürmesine fırsat vermeli. Çocuk böyle sorumluluklar vererek büyütüldüğü zaman, sorumluluk duygusu gelişir. Anne baba çocuğa hem sorumluluk vermez hem de yakınır; ‘bu çocuk tembel oldu hiçbir şey yapamıyor’ der. Hâlbuki biz farkında olmadan şikâyet ettiğimiz şeye kendimiz sebebiyet veriyoruz. ‘Aman üzülmesin, zarar görmesin’ gibi duygularla yufka yürekli davranarak çocuğa sorumluluk vermedikçe onu tembelleştiriyoruz ve o çocuk hayatta zorlanıyor. Küçük yaştaki sorumluluklar küçük oluyor ama yaş ilerledikçe daha büyük sorun oluyor. Sorumluluk almayan çocukta, özgüven düşük oluyor. Çünkü okuldaki diğer arkadaşlarının yapabildiği bir şeyi o yapamıyor. Bunlar tutum, eğitim hatalarıdır.” dedi. 

Bireysel sorumluluk kadar, mesleki sorumluluk da önemli 

Sorumluluk almamanın mesleki alanda da sorunlara yol açtığını belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “İş yerinde sorumluluk duygusu yüksek bireyler vardır. Bütün işler onda birikir. ‘O iyi yapıyor ona ver’ denir. Sorumluluktan kaçan kişiler ise tembel tembel oturur, işini yapmaz. Aslında bunları ayırt edebilmek yöneticilik becerisidir. Sorumsuz bir insan, konfor alanında kalıp hayatını rahat geçirebiliyorsa, bu tutum onu avantajlı hale getiriyorsa, burada bir adaletsizlik vardır. Bireysel sorumluluk kadar mesleki sorumluluk da önemlidir. Kişi gittiği yerde görevinin gereğini yapmıyorsa, hep işi başkalarına havale ediyorsa bu davranışının doğal sonucunu yaşaması gerekiyor.” dedi. Tarhan, “Sorumsuz kişiler iş odaklı değillerdir, patronu mutlu etmeye çalışırlar. Burada sorumluluk bilinci olan ile olmayanın ayırt edilmesi de yönetici basiretidir. Sorumsuz kişinin yanına kar kalmamalıdır.” dedi.

Lise çağı çok geç… 

Lise çağına gelmiş bir çocuk için, “odası darmadağın” diye şikâyet etmenin yersiz olduğunu ifade eden Tarhan, “Artık çok geç… Çocuklar yürümeye başladıktan sonra ilk sorumluluk alacağı şey döke saça da olsa yemeği kendisi yemesini sağlamaktır. Odasını toplamasını, eşyaları yerine koymasını, evcil hayvan varsa ona yardımcı olmasını öğretmek çok önemlidir. Ebeveynler, daha küçük yaşta odasını toplamayı, okul çantasını hazırlamayı birlikte yapıp, daha sonra ona yaptırıp yanında gözlemci olarak bulunmalı. Çocuk güzel şeyler yaptığı zaman, ebeveyn takdir ve övgüyle yaklaşırsa çocuk bir şeyler yapar. Annenin babanın övgüsü, çocuklara en büyük sembolik ödüllerdir ve onlara bir hediye almaktan daha etkilidir.” dedi. 

Kişiliği değil, çabaları övelim

Çocuğun kişiliğinin değil, yaptığı iyi davranışların ve çabalarının övülmesi gerektiğini belirten Tarhan, “İyi davranışları översek, çocuğun o davranış dokuları gelişir ve daha çok yapmaya çalışır. Kişiliğini översek, ‘ben nasılsa değerli birisiyim’ der ve sorumluluktan kaçar. Onun için eleştirirken de yanlış davranışlarını eleştirelim, kişiliğini eleştirmeyelim. Çocuğa örnek olmak da önemlidir. Bir anne baba evde sorumlulukları paylaşıyorsa çocuk onu gözlemler. Çocuklar söyleneni değil de daha çok hal ve davranışları modelliyor. Çeşitli fırsatlar verilip o fırsatın sonucunda çocuğun seçimine saygı duyulmalı. Mesela, paylaşmak istemediği bir oyuncağı varsa anne baba çocuğun hakkına saygı göstermeli. ‘Çocuğum, bu oyuncak senin, oyuncağını paylaşmama hakkın var ama sen paylaşırsan da o arkadaşını mutlu edersin, o da sana başka oyuncağını verebilir’ tarzında büyük insan gibi konuşup, anlatmak ancak büyük insan davranışı beklememek gerekiyor.” dedi. 

 

Ağır disiplin boyun eğmeyi öğretiyor

Katı kuralları olan veya ağır disiplin olan ailelerde çocuğun sorumluluk almayı öğreniyor gibi göründüğünü, fakat aslında sorumluluk almayı değil, boyun eğmeyi öğrendiğini kaydeden Tarhan, “O çocuk korkuyla itaat ediyor ve ergenlikten sonra tam tersini yapabiliyor. Hâlbuki sorumluluk dışsal motivasyonla değil, içsel motivasyonla, kendiliğinden olmalı. Bunun için de yaptığı işin önemini anlaması, zihnini anlamlandırması lazım. ‘Şunun için bunu yapıyorum. Bu, bunun için önemli’ diye yaptığı sorumluluğu gerekçeleriyle birlikte bilirse, çocuk içsel motivasyon kazanıyor. Yönetimlerde en çok rastladığımız şey dışsal motivasyondur.   Hep böyle söyleyerek iş yaptırırsınız insanlara, kendiliğinden harekete geçmezler. Böyle insanların yönetimi çok zordur. Tembeldirler, üşengeçtirler, mesela iş kazalarının çoğunluğu bu kişiler yüzünden olur. İşi ihmal ediyor, yangın çıkıyor. Yolda bir çukur bırakıveriyor, trafik kazası oluyor. Onun için kişinin sıfır hata ihtimalini düşünerek, mesleki sorumluluk ile hareket etmesi gerekiyor. İşyerinde de kalite yönetiminde en önemli şey, kişilerdeki sorumluluk ile ilgili bir bilgilendirmenin doğru yapılması, ikincisi takip sisteminin olmasıdır. Bunun için devamlı geri bildirim sistemi vardır.” diye konuştu. 

Geri bildirim içsel motivasyonu geliştirir

Tarhan, ailede çocuğa doğru şekilde geri bildirim verilmesinin önemine ilişkin şunları söyledi: “Örneğin çocuğa sofrayı toplama görevi verdiniz, ancak çocuk bunu yapmadı. Burada sofrayı toplarken çocuğa, ‘Niye toplamadın, orada tembel tembel oturuyorsun, ben burada çalışıyorum’ demek yerine ‘sofrayı toplarken bana yardım etmediğini gördüm, bunun nedenini anlamak isterim. Bak sofrayı toplarken ben yoruldum, yorulduğum zaman da seninle oynamaya vakit bulamayabilirim’ derse, çocuk hem yaptığı işin sonucunun kendisine de dokunacağını öğrenmiş olur, hem de bu olumsuz sonuç ile yüzleşmiş olur. ‘Neden’ diye sorulduğu zaman, gerekçeleri ile birlikte nedenini anlatmak, anlamlandırmak için çocukta içsel motivasyon gelişir. Anne babanın böyle durumlarda çocuğa uygun bir dil ile bunu hatırlatabilmesi önemlidir.” 

Sorumluluk almak kişinin kendisine yapmış olduğu en büyük yatırımdır 

Sorumluluk duygusu olan kişiler, gittikleri her yerde kolay uyum sağlarlar, kendileri ile daha barışık olurlar ve sorumluğu bir yük olarak görmezler diyen Tarhan, “Sorumluluk almak kişinin kendisine yapmış olduğu en büyük yatırımdır. Çocuk sorumluluk almayı değil de suçlamayı öğrendiyse dersi zayıf olduğu zaman hocayı suçlar. Suçlama doğu toplumlarında çok yaygın maalesef, yani öz bilinç, öz eleştiri yerine dış nedene bağlama, kendini suçlama yerine başkasını suçlama sık görülüyor. Çocuklara sorumluluk öğretmek için, kendi davranışının doğal sonucunu yaşatmak daha önemlidir. Bir şey yapmadığı zaman, doğal sonucunu yaşasın, onu devamlı anne baba telafi etmesin. Bedel ödesin, bir şeyi kırsın, bozsun, oyuncağını kaybetsin ama bunun sonucunda oradaki küçük bir kayıp, ileride daha büyük kayıpları da önlemiş oluyor.” dedi. 

“Sorumluluk almak biraz yüktür, zahmetlidir ama sonuçları güzeldir” diyen Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatr Prof. Dr. Nevzat Tarhan sözlerini şu tavsiyelerle tamamladı:

“Bütün iş, sorumluluk hakkı verilen çocukta, ‘Benim seçim hakkım var, bu ailede ben değerliyim’ duygularını kazandırmaktır. Bu sorumluluğun en büyük özelliği de beceri geliştirmektir. Sorumluluk almak biraz yüktür, zahmetlidir ama sonuçları güzeldir. Bu şuna benzer; ekersiniz, biçersiniz, bu zahmettir ama mahsul zamanı geldiği zaman mahsulünüzü alırsınız. Bütünsel çalışırsınız, notunuzu alırsınız, rahatlarsınız. Hayatta da böyle sorumluluklar var, kişisel gelişimde de böyledir. Bunun için muhakkak fırsatlar oluşturmak gerekiyor. Kişiye hak vereceğiz, seçim hakkı olan kişi gerçekler ile yüzleşecek ve sorumluluk alacak, o sorumluluk alıp başarmanın tadını küçük başarılar ile tadacak. Sorumluluk alıp küçük başarılarda mutlu olan bir çocuk, ileride daha büyük başarılarda sorumluluk da alır. Böyle durumlarda ‘annem babam benim arkamda’ da demesi önemlidir.” -Faselis Bsn.


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.05.14 11:13:01
Son Düzenlenme Tarihi :





Elbistan Belediyesi’nin tekstil fabrikasında ilk üretim yapıldı

Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde, geçtiğimiz günlerde Elbistan Belediyesi tarafından açılan tekstil fabrikasında ilk ürünlerin üretildi.
Tüm hakları Elbistan Belediyesi’ne ait olan markanın logosunu taşıyan tişörtleri giyerek kameraların karşısına geçen Belediye Başkanı Mehmet Gürbüz, kısa sürede fabrika satış mağazası açılacağını söyledi.
Üretilen ilk parti ürünlerin İstanbul ve Bursa gibi illere gönderilmek üzere hazırlandığını belirten Başkan Gürbüz, “Her bahar bir çiçekle başlar. Bu üretim de Elbistan’ı tekstilde dünyanın önemli merkezlerinden biri haline getirecek ilk adım, ilk çiçek olacak” değerlendirmesinde bulundu.
Gürbüz, 3 bin metrekare kapalı alanda kurulan tekstil fabrikasının üretim bantlarında yaklaşık 50 çalışanla birlikte hummalı bir çalışma sürdürüldüğüne işaret etti.
Elbistan Belediyesi’ne ait tekstil fabrikasıyla ‘Üreten Elbistan’ için bir tuğla daha bıraktıklarının altını çizen Başkan Gürbüz, şöyle devam etti:
“Elbistan Belediyesi’nin açmış olduğu tekstil fabrikasında ve kendi markamızla ilk ürünümüzü üretmiş olduk. Şu anda fabrikamızda Türkiye piyasasına sunacağımız ürün sevkiyata hazır ürünler. Yani İstanbul’a, Bursa’ya artık orada vatandaşlarımızın satışına sunulacak olan marka ürünler. İnşallah yakın zamanda hem Türkiye iç piyasasına ciddi bir ürün sunumu gerçekleştireceğiz. Marka ürünlere geçeceğiz. Arkasından da inşallah yakın zamanda ürünlerimizi ihracata da konu edeceğiz. Elbistan üretimiyle gündeme gelsin istiyoruz. Mutluyum kendi markamızla üretmiş olduğumuz tişörtü giydim bugün. Diğer ürünlerimizi de inşallah yakında piyasaya sunacağız.”

"Fabrika satış mağazası açacağız"
‘Elbistan’da kendi markamızla beraber bir mağaza açacağız’ diyen Başkan Gürbüz, “Fabrika satış mağazamız olacak. Üretimden halka direkt vereceğiz. Yani herhangi bir kârlılık gütmeyeceğiz burada. Dolayısıyla vatandaşımız da çok daha ekonomik ürünlerle tanışmış olacak. Esnafımızın talep etmesi halinde esnafımıza da dağıtacağız. Ama fabrika mağazamızı kendi markamızla açacağız, oluşturacağız. Önümüzdeki ay inşallah raf sistemlerini şu anda hazırlıyoruz. Ürün çeşitliliğimizi artırmaya çalışıyoruz. Hem tişört hem kışlık kıyafetler, bahara uygun kıyafetler, belki de yeni tasarımlarla beraber yani birçok ürün yelpazesiyle beraber sunacağız” açıklamasında bulundu.

"Elbistan’ın üretim üssü olmasını istiyoruz"
Elbistan’ın, organize sanayi bölgesinde 6.bölge teşviklerinden yararlanmasıyla birlikte üretim üssüne dönüşmesini amaçladıklarına değinen Başkan Gürbüz, şunları söyledi:
“Fabrikaların sayısı artsın istiyoruz. Dolayısıyla büyük bir iş gücü ve potansiyeli var. Enerjinin başkenti Elbistan. Dolayısıyla tekstilde en önemli iki girdiden bir tanesi enerji, diğeri iş gücüdür. Hem iş gücünün hem de enerjinin olabildiğince ekonomik olarak sunulduğu bir şehir Elbistan. Dolayısıyla yatırımcılarımızı ben davet ediyorum. 6. bölge teşvik çerçevesine girdiği için Bir de deprem nedeniyle çok ciddi yatırımcılarımıza büyük kolaylıklar sağlıyor devletimiz. Bu vesileyle ben Sayın Cumhurbaşkanımıza, Sanayi Bakanımıza, şehrimize göstermiş oldukları yakın ilgi nedeniyle de çok teşekkür ediyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın da liderliğinde önümüzdeki günlerde inşallah bölgemizdeki sanayinin, bacalarının yeniden güçlü bir şekilde aktif bir şekilde tüttüğünü göreceğiz. Bunun müjdesini de buradan vermek istiyorum. Çünkü bizimle çok sayıda yatırımcı görüşme gerçekleştiriyor. Bizler de organize sanayimizin ikinci etabını büyütüyoruz. Yeni organize sanayi bölgesi teklifinde bulunduk. Sanayi Bakanlığı’ndan yakın bir zamanda inşallah onların da dönüşleri olacak. Ve bu güzel müjdeli haberleri hemşehrilerimle paylaşacağım.”

"Bahane üretmiyoruz"
Gürbüz açıklamalarını, “Bahane üreten değil; tribünlerde duran sadece çağrıda bulunan değil bizzat sahada olan, üretimin yükünü omuzlayan hatta şehri sırtlayan bir belediye olmak zorundaydık. Bunu da gerçekleştirmek için inşallah meyvelerini yakında göreceğiz. Yani sadece tekstil olarak düşünmüyoruz ve bizim için bir işaret fişeği. Onun dışında da yeni fabrika haberlerimizi kamuoyuyla yakında paylaşacağım. Var gücümüzle canla başla bir taraftan vatandaşımızın TOKİ’deki ya da kırsal mahallelerimizdeki konakları ve konutlarıyla ilgilenir onları hızlıca yükseltirken diğer taraftan onlara da yeni istihdam sahaları sağlamak, iş gücünü güçlendirmek, kuvvetlendirmek için mücadele içerisindeyiz. Ben elimdeki tüm imkanı, üretime yönlendirdim. Ve bu anlamda seferber olduk. Tüm gençlerimizin, hanım kardeşlerimizin özellikle istihdam sahalarında onlara çok daha geniş yelpazelerde iş imkanları sunmakla ilgili mücadelemiz var. Bu anlamda bizleri yalnız bırakmayan hemşehrilerime dualarını esirgemeyen kardeşlerime ak saçlı büyüklerime çok teşekkür ediyorum” cümleleri ile tamamladı.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.09.12 17:58:55
Son Düzenlenme Tarihi :