SON DAKİKA

logo

Burdur’da kafası asansöre sıkışan kadın feci şekilde can verdi

Burdur’da iki katlı müstakil binanın asansörüne kafası sıkışan yaşlı kadın olay yerinde hayatını kaybetti.
Olay, saat 10.00 sıralarında Şirinevler Mahallesi Atilla Caddesi üzerinde bulunan 2 katlı müstakil binada meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, ayağındaki kırık sebebiyle hastanede tedavi gören Melek Çardak (76), tedavisinin ardından torunuyla birlikte hastaneden çıkıp evine geldi. Eve geldiklerinde torunu tarafından tekerlekli sandalye ile evin dışına sonradan yapılan asansöre bindirilen Çardak, asansörün hareket etmesiyle birlikte dengesini kaybederek tekerlekli sandalyeden asansörün içine devrildi. Kabin ile duvar arasında boşluk bulunan asansörün içine kafası sıkışan Çakar’ın çığlıklarını duyan torunu hemen asansörü durdurup 112 Acil Çağrı Merkezine ihbarda bulundu.
İhbar üzerine bölgeye itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen itfaiye ekiplerinin çalışması sonrasında Melek Çardak’ın vücudu asansöre sıkışmış vaziyette bulundu. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrollerde Çardak’ın hayatını kaybettiği belirlendi.
Olay yeri ekipleri ve savcı tarafından yapılan incelemelerin ardından Melek Çardak’ın cenazesi otopsi yapılmak üzere Burdur Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.06.09 17:13:06
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Elmalı’da harabe binalar emniyet tarafından takipte

El­ma­lı İlçe Em­ni­yet Mü­dür­lü­ğü ta­ra­fın­dan polis so­rum­lu­luk ala­nın­da­ki ha­ra­be ve kul­lanılma­yan bi­nalar tek tek be­lir­le­ni­yor. Sa­hi­bi olan ha­ra­be ve kul­la­nıl­ma­yan bi­na­la­rın sa­hip­le­ri­ne ula­şıl­ma­ya ça­lı­şı­lır­ken, ula­şı­lan­lar­dan ev­le­ri­ni sağ­la­ma alıp kapı ve pen­ce­re­le­ri­ni sağ­lam­laş­tır­ma­la­rı ve içe­ri­ye gi­ri­şi ön­le­ne­me­le­ri is­te­ni­yor. Sa­hip­siz ve adeta yı­kıl­mak üzere olan bi­na­lar ise be­le­di­ye­ye bil­di­re­rek bun­la­rın yı­kıl­ma­sı talep edi­li­yor.

İlçe Em­ni­yet Mü­dür­lü­ğü ta­ra­fın­dan ka­pı­sı ve pen­ce­re­si ol­ma­yan ya da sa­hip­le­ri ta­ra­fın­dan kul­la­nıl­ma­yan ha­re­be­ye dön­müş bi­na­la­rın bazı genç­ler ta­ra­fın­dan top­lan­ma me­ka­nı ola­rak kul­lan­ma­la­rı­nın tes­pit edil­me­si üze­ri­ne ha­re­ke­te ge­çil­di. Ha­ra­be ev­ler­de bi­ra­ra­ya gelen genç­le­rin si­ga­ra, içki iç­tik­le­ri göz­le­nir­ken, ev­le­rin daha başka kötü amaç­lar­la kul­la­nıl­ma­ma­sı için ça­lış­ma baş­la­tıl­dı. Ça­lış­ma­lar kap­sa­mın­da ilçe mer­ke­zin­de bu­lu­nan ha­ra­be ve kul­la­nıl­ma­yan evler tek tek be­lir­len­di. Ça­lış­ma­la­rın ikin­ci aşa­ma­sın­da bu ev­le­rin sa­hip­le­ri­ne ula­şıl­dı ve ha­ra­be ha­li­ne dönen ev­le­ri­nin özel­lik­le kapı ve pen­ce­re­le­ri­nin sağ­lam­laş­tı­ra­rak içe­ri­ye gi­ri­şi­nin ön­len­me­si için ge­rek­li ta­di­lat­la­rın ya­pıl­ma­sı is­ten­di. Sa­hip­le­ri­ne ula­şı­la­ma­yan ha­ra­be evler ise be­le­di­ye­ye bil­di­ri­le­rek yı­kıl­ma­la­rı talep edil­di.
Ya­pı­lan ça­lış­ma­la­rın özel­lik­le genç­le­rin kötü alış­kan­lık­lar ka­zan­ma­ma­la­rı açı­sın­dan ol­duk­ça önem­li ol­du­ğu kay­de­di­lir­ken, va­tan­daş­lar­da bu­ko­nu­da ge­re­ken has­sa­si­ye­ti gös­te­re­cek­le­ri­ni be­lirt­ti­ler

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2020.02.01 09:38:05
Son Düzenlenme Tarihi :





Define avcıları tarihi eser bulamayınca taklit eser üretiyorlar

Uluslararası Strateji Kalkındırma Araştırma Derneği (USKAD) Genel Başkanı ve Koruma ve Restorasyon Uzmanı Cemil Karabayram, tarihi eser kaçakçılığını vatana büyük bir ihanet olarak değerlendirdiğini söyledi.
Türkiye ve komşu ülkelerde antik çağlar boyunca yaşamış medeniyetlerin bıraktığı kültürel mirasa ait eserlerden bazılarının özellikle Osmanlı Devleti’nin son döneminden itibaren değişik suç işleme teknikleri kullanılmak suretiyle çalınarak yurt dışına kaçırıldığını söyleyen USKAD Genel Başkanı ve Koruma ve Restorasyon Uzmanı Cemil Karabayram, “Ekonomik yönden ticari bir mal olarak kabul edilen kültür varlıkları; tarihi ve kültürel mekânlardan, sit alanlarından, ören yerlerinden, müzelerden, dinsel yapılardan, arkeolojik kazı alanlarından, koleksiyonculardan ve müzayede salonlarından çalınmış ve yurt dışına kaçırılmıştır” dedi.

Tarihi eser kaçakçılığı vatana ihanettir
Eser kaçakçılığının vatana ihanet olduğuna dikkat çeken Karabayram, “Eserini satan vatanını satar” açıklamalarının bazı çevrelerce ağır ve abartılı olarak görülse de, bu ifadelerle anlatmak istediklerini ve kaçakçılık faaliyetlerinin nelere sebep olduğunu şu şekilde açıkladı:
“Tarihi eser kaçakçılığını iki sınıfa ayırarak değerlendirebiliriz. Bunlar, meraklı define avcıları ve bu faaliyetleri ticaret amaçlı yapan ve terör örgütleri ile bağlantılı gruplardır. Define meraklısı bilinçsiz grupların faaliyetleri sonucunda yıllardır birçok arkeolojik alan ve eser büyük tahribatlara uğratılmaktadır. Bunun yanı sıra özellikle bilinçli ticari faaliyet amacıyla yapılan tarihi eser kaçakçılığının ülkenin güvenliğine, birlik ve bütünlüğüne olumsuz anlamda tesir edebilecek birçok sonuçları ortaya çıkardığı görülmektedir. Yakın tarihlerdeki coğrafi komşularımızdan birisi olan ABD’nin operasyonunda Irak’ta İslami döneme ait eşsiz eserler ve müzeler tarumar edilip terör örgütleri tarafından yağmalanmıştır. Bu durum öyle bir boyuta ulaştı ki, özellikle terör örgütleri yağmaladıkları tarihi eserleri ticari bir hamle olarak kullandı ve elde edilen gelirler özellikle ülkemize karşı ekonomik ve silah gücü olarak kullanıldı. Şunu açıkça söyleyebiliriz ki terör örgütleri tarihi eser kaçakçılığından önemli ölçüde beslenmektedir. Yine son yıllarda Suriye’de yaşanan iç savaş/karışıklık neticesinde Suriye kültür varlıklarının birbirleri ile savaşan gruplar tarafından yağmalandığı, yaşanan siyasi otorite boşluğu, savaş ve kargaşa ortamının Suriye topraklarında kültür varlığı yağmasına yol açarak eserlerin birçoğunun tahribatı kalanların ise çalıntı ve ticari faaliyetler sonucu terör örgütlerine ekonomik katkı sağlamasına sebep olduğu görülmüştür.”

"Devletimiz mücadele ediyor"
Türkiye’de kaçakçılık faaliyetlerine bilinçli ya da bilinçsiz şekilde dahil olan herkesin bu yapılan definecilik ve yağmacılığın büyük felaketlere çanak tutmak olacağını bilmesi gerektiğine dikkat çeken Karabayram, "Ülkemizin bu konuda, 1973 yılında yürürlüğe giren 1710 sayılı Eski Eserler Kanunu’ndan itibaren 1983 ve 2004’te kapsamı daha da geliştirilen ve değiştirilen 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu yürürlüğe konularak kültür varlıklarının korunması çalışmaları sürekli olarak devam etmiştir. Özellikle son yıllarda Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy, Kaçakçılıkla Mücadele Daire Başkanlığımız ve Kültür Varlıkları Müzeler Genel Müdürlüğümüzün özverili çalışmaları ve kaçırılan eserlerimizin ülkemize geri kazandırılmasında gösterilen çabalar takdire şayandır. Kültür ve Turizm Bakanlığımızın İç İşleri Bakanlığı ve bağlı polis/jandarma birimleri ile iş birliği içinde planladığı ve sürdürdüğü bu çalışmalar başarılı bir şekilde devam ettiği sürece, bu konuda atılan adımlara vatandaşların da bilinçlendirilmesi ve destek vermesi teşvik edilirse, ülkemizin kanayan yaralarından birisi olan kaçakçılık ve yağmacılık faaliyetlerinin son bulacağını umuyor ve gönülden inanıyorum” dedi.

"Gerçeğini bulamayınca taklidini üretiyorlar"
Definecilerin altın arama maceralarında boşluğa kürek sallayarak olmayacak hayaller peşinde birçok yapıyı tahrip ettiğini dile getiren Karabayram, define merakının kronik bir hastalık olduğunu söyledi. Definecilerin altın bulma arzusunun, kumar oynayanların kazanma arzusuyla aynı olduğunu aktaran Karabayram, define avcılarının kazı başkanlarının düzenlediği panel ve sempozyumları kaçırmadıklarını söyledi. Bu kişilerin panellere katılma nedeninin bilimsel bilgi elde etmek olmadığını dile getiren Karabayram, katılış amaçlarının panelde verileri ve bölgeleri öğrenerek daha rahat kazı yapmak olduğunu kaydetti. Kaçakçıların dolandırıcılık yöntemi olarak gerçek eserleri yağmalama ve ticaretini yapma arzusunun yanında, taş üzerine belirli eskitme teknikleri ile orijinal eserlerin kopyalarını yaparak vatandaşları dolandırdıkları durumlarla da sıklıkla karşılaşıldığını söyleyerek, "Ayrıca, define avcıları define ve tarihi eser bulamadıkları durumlarda da taklit eser üretiyorlar. Bu da bir hastalık biçimidir” ifadelerine yer verdi.
Karabayram, son olarak internet sitelerinde definecilik faaliyetlerini özendiren ve teşvik eden paylaşım alanlarının kısıtlanmasının bu duruma çözüm olabilecek diğer bir husus olduğunu belirterek, internet sitelerinde yer alan detektör ve benzeri makine ve ekipmanların satışına kısıtlanma getirilerek gerekli önlemler alınması gerektiğini sözlerine ekledi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.08.02 11:26:10
Son Düzenlenme Tarihi :