SON DAKİKA
header-ad

Vatandaşın ambulans isyanı

Döşemealtı'nda ikindi saatlerinde meydana gelen trafik kazasında ağır yaralı genci hastaneye yetiştirmek için çağrılan ambulansın dakikalarca gelmemesi vatandaşın tepkisine neden oldu

    Döşemealtı'nda ikindi saatlerinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan gence müdahale edilmesi için çağrılan ambulansın geç gelmesi vatandaşların tepkisine neden oldu. Atatürk Caddesi'nde meydana gelen kazada motorsikleti kullanan bir genç ağır yaralandı, arkasında bulunan genç ise kazayı hafif sıyrıkla atlattı. Dakikalarca ambulansın gelmemesi vatandaşı isyan ettirirken, caddenin o bölümü de uzun süre trafiğe kapalı kaldı. Kaza yerine ambulansın gelmesiyle beraber yaralı genç en yakın hastaneye götürüldü. * Haber Merkezi


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.06.11 18:06:56
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Uzmanından sınav stresini yok eden doğru beslenmenin altın kuralları

Alanya Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Birol Saygı, sınav öncesi doğru beslenme konusunda önemli bilgiler aktardı.
Alanya Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Birol Saygı, sınav öncesi doğru beslenme konusunda önemli bilgiler a..

Alanya Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Birol Saygı, sınav öncesi doğru beslenme konusunda önemli bilgiler aktardı.
Alanya Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Birol Saygı, sınav öncesi doğru beslenme konusunda önemli bilgiler aktardı. Hem sağlıklı yaşam tarzı elde edilmesine hem de sınav öncesi öğrenciye faydı sağlayacak sağlıklı beslenme ipuçları hakkında bilgiler veren, Prof. Dr. Birol Saygı, "Sınav döneminde sağlıklı bir yaşam tarzı elde etmenize ve bunu sürdürmenize yardımcı olacak ipuçları şunlardır; bazen bir bölümü daha bitirmek için bir öğünü atlamak isteyebilirsiniz, ancak açlık belirtilerinizi görmezden gelmek ve bir öğünü atlamak sizi yalnızca geriletecektir. Beyninizin glikoza ihtiyacı vardır. Ancak şekerden elde edilen ve glikoz seviyenizi zirveye çıkarabilen ve sonra aniden düşen şekerden bahsetmiyoruz. Karmaşık karbonhidratlardan alabileceğiniz sürekli bir glikoz iletiminden bahsediyoruz. Sürekli bir glikoz kaynağı, sık sık aç hissetmeden odaklanmanıza yardımcı olacaktır" ifadelerine yer verdi.

“Beyni besleyen yiyecekler tüketin”
Sınav sırasında beyni besleyecek yiyeceklerin çok önemli olduğuna vurgu yapan Üyesi Prof. Dr. Birol Saygı; sebzeler ve baklagiller/fasulye, meyve, tahıl (tahıl gıdaları) ekseriyetle kepekli ve/veya yüksek tahıl çeşitleri, yağsız et ve et alternatifleri ile süt, yoğurt, peynir (ekseriyetle yağı azaltılmış) yiyeceklerin tüketilmesi gerektiğine dikkat çekti.

“Kahvaltınızı mutlaka yapın”
Metabolizmanın sağlıklı çalışması bakımından kahvaltı yapılmasının doğru bir önemli olduğu söyleyen Prof. Dr. Saygı, “Metabolizmanızı başlatmak için kahvaltı yapınız, öğle yemeği yerken etrafta dolaşınız ve gerininiz, akşam yemeğinden önce biraz egzersiz yapınız. Öğünlerinize mutlaka şunlara yer verin; yarım tabak dolusu sebze, tabak karbonhidrat ve tabak protein. Sizi tok ve odaklanmış tutmak için öğünlerinize dahil edebileceğiniz bazı yiyecek örneklerimiz var. Bu önerilere göre hareket etmek çok sağlıklı olacaktır. Tam tahıllı ekmek, bulgur gibi tam tahıllar gibi Patates ve kabak gibi karbonhidrat porsiyonunuzun bir parçası olarak nişastalı sebzeleri de ekleyebilirsiniz. Protein açısından zengin Tavuk, hindi, balık ve yağsız kırmızı et gibi yağsız etler (az yağlı etler) tüketmelisiniz. Her tür sebze yani nişastalı olmayan sebzelerden daha fazlasını seçiniz” dedi.

“Atıştırmalık yiyecekler önemli”
Alanya Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Birol Saygı, toplum dilinde atıştırmalık olarak nitelendirilen yiyeceklerin tüketilmesinin önemli olduğuna vurgu yaptı. “Sağlıklı öğünler ve atıştırmalıklar, beyin fonksiyonunu destekleyen, yavaş ve sürekli glikoz salınımı sağlayan ve bağırsak mikrobiyomunuzu ve bağırsak-beyin ekseninizi destekleyen dirençli nişasta açısından zengin besinlerle doludur. Güne mahallede, sahilde veya yerel parkınızın çevresinde tempolu bir yürüyüşle başlayın” diyen Prof. Dr. Saygı, şu ifadelerle bilgilendirmelerine devam etti:
“Stresli ve/veya endişeli hissettiğimizde, cips, şeker veya kurabiye gibi tatlı veya tuzlu bir şeye ihtiyacımız olduğunu hissedebiliriz. Yüksek miktarda şeker ve tuz yemek, yalnızca boş kalori sağlamakla kalmaz (besleyici kalori içermez), aynı zamanda kısa süre sonra kendinizi acıkmış hissetmenize de neden olur. Kan şekerinizi ve enerji seviyenizi sabit tutmak için bir şeyler atıştırmak için çalışma molaları planlayınız. Karbonhidratlar beyninizin tercih ettiği enerji kaynağıdır, ancak karbonhidratın kalitesi önemlidir. Kalıcı enerji için tam tahıllar, meyveler ve sebzeler gibi lif içeren atıştırmalıklar yiyiniz. Bu hem daha uzun süre tok kalmanızı sağlayacaktır. Meşgul olduğunuzda, mutfakta sakladığınız yiyecekleri almak kolaydır. Bu nedenle besleyici ve kullanışlı yiyecekleri mutfakta bulundurun. Bunlara taze meyveler, çiğ sebzeler, kabuklu kuruyemişler, peynir, yoğurt, az şekerli, yüksek lifli kahvaltılık tahıllar, patlamış mısır (yağlı değil) ve konserve ton balığı dahildir. Öğünleriniz 4 veya daha fazla saat arayla olduğunda bir atıştırmalık ekleyiniz.”

Aşırı kafein tüketimine dikkat
Gün içinde alınması gereken kafein miktarının sınırlanması gerektiğini söyleyen Saygı, yoğun kafein alımının vücutta gerginlik ve endişe gibi hislere neden olabileceğini söyledi. Bu neden daha az kafein tüketilmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Saygı, “Bir yığın çalışma notunu bitirmek için kafein mi arıyorsunuz? Kafein size kısa bir süre için enerji artışı sağlarken, daha sonra gergin ve/veya endişeli hissetmenize neden olabilir. Ayrıca, vücudunuzun ne kadar kafeini tolere edebileceğine bağlı olarak, mide rahatsızlığı ve uykusuzluk yaşayabilirsiniz. Kafein tüketmeyi seçerseniz, gün içinde alımınızı sınırlayınız. Bunun yerine su, maden suyu, bitki çayları veya kafeinsiz kahveyi seçiniz. Sınavdan önce yeterince dinlenmek istediğinizi ve yüksek miktarda kafein alımının sınavdan önceki gece uyuyamamanızın nedeni olabileceğini unutmayınız” diye konuştu.

"Günde 1,5 litre su içmeliyiz"
Gastronomi ve Mutfak Sanatları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Birol Saygı, öğrencilere son olarak günde 1,5 litre suç içmelerini önerdi. Düzenli su içilmesinin beyni nemlendirdiğini aktaran Saygı, “Günde en az 1,5 litre su içmeliyiz, ancak çoğu zaman özellikle meşgul olduğumuz zamanlarda su içmeyi unutuyoruz. Susuzluk üzerimize sinsice yaklaşabilir ve susuzluktan dolayı başımız dönebilir ve hatta baş ağrıları yaşayabiliriz. Bir su şişesi taşımak, muhtemelen gün boyunca su şişesini doldurma ihtiyacı hissedeceğiniz için su içmeyi hatırlatabilir. Sade su tipik olarak vücudunuzun sulu kalmasının en iyi yolu olsa da sıvı alımınızı artırmak için aşağıdaki seçenekleri göz önünde bulundurunuz. Soyunuza taze kesilmiş meyveler, sebzeler veya otlar ekleyiniz. Örneğin salatalık, portakal, limon, nane yaprakları ekleyin. Narenciye (limon, portakal, greyfurt) ile tatlandırılmış saf, şekersiz demlenmiş buzlu çayı deneyin. Meyve ve sebzeler su ile doludur ve sıvı alımını artırmanıza yardımcı olabilirler. Bunlar kavun, salatalık, narenciye, kereviz içerir. Meşgul olduğumuzda uykuya öncelik vermek zordur, ancak yeterince uyumamak sizi sinirli yapabilir çünkü elinizden gelenin en iyisini hissetmiyorsunuz. Uyku kalitesi ve miktarı sınav haftasında ve tüm akademik yıl boyunca önemlidir. Her gece 7-9 saatten az uyumak sizi daha az uyanık ve zayıflamış bir bağışıklık sistemi riski altında bırakabilir” sözlerine yer verdi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.06.05 15:59:22
Son Düzenlenme Tarihi :





İNFLUENZANIN BAŞLICA 10 BELİRTİSİNE DİKKAT!

İnfluenza kış mevsiminde kendini sıkça gösteriyor. Zaman içinde influenzaya sebep olan influenza A ve B türlerinde meydana gelen yapısal değişikliklerden dolayı, her yıl insan vücudu yeni bir virüsle karşılaşıyormuş gibi tekrar gribe yakalanabiliyor.

 İnfluenza virüsleri, insanlarda ve hayvanlarda bulaşıcı hastalıklara neden olabiliyor. Sebep olduğu grip hastalığı ile hem mevsimsel salgınlara hem de pandemilere yol açabiliyor. İnfluenzanın önemli bir solunum yolu enfeksiyonu olduğunun unutulmaması gerekiyor. Memorial Antalya Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. İsmail Önder Uysal, influenza hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı.

 

Kapalı alanlarda kolayca yayılıyor

İnfluenza hastaların hapşırma, öksürme, hatta konuşması sırasında saçılan damlacıklarda bulunan virüslerin diğer kişilerin solunum yollarına tutunması ile bulaşmaya neden olur. Bu virüsler özellikle düşük ısı ve nemde yaşamlarını sürdürebildiklerinden dolayı daha çok Aralık ve Nisan ayları arasında enfeksiyonlar görülmektedir. Enfeksiyonun yayılımından sorumlu damlacıklar havada birkaç saat kalabilir. Bundan dolayı özellikle okul, yurt, iş yeri gibi kapalı alanlarda ve toplu taşımalarda gribin yayılımı daha kolay olmaktadır. Hasta kişilerin virüsü kapı kolu, telefon, klavye gibi yerlere bulaştırması veya tokalaşma ile buradan insanların virüsü alarak elini ağzına, gözüne, burnuna temas etmesi sonucu virüs kolaylıkla yayılabilmektedir.  

 

İnfluenza belirtileri şu şekildedir;

  1. 1-4 günlük kuluçka döneminden sonra diğer belirtilerle aynı anda başlayan yüksek ateş (38-41°C) 
  2. Üşüme
  3. Titreme
  4. Baş ağrısI
  5. Kas-eklem ağrıları
  6. Halsizlik
  7. Yorgunluk
  8. Boğaz ağrısı
  9. Kuru öksürük
  10. Burun akıntısı 

Yaşamı tehdit edebiliyor

Çoğu kişi herhangi bir tıbbi tedaviye gerek kalmadan kendiliğinden 1 hafta içinde iyileşir. Ancak 2 yaşın altındaki bebeklerde ve 65 yaşın üzerinde kronik kalp, akciğer, böbrek, karaciğer, diyabet veya bağışıklık yetmezliği olanlarda enfeksiyon akciğerlere inebilir ve bronşit, zatürre gibi alt solunum yolu enfeksiyonlarına dönebilir. Bu gibi durumlarda bulaşıcılık daha ağır seyredebilir ve hatta yaşamı tehdit edebilir.

 

İnfluenza ve nezle arasındaki farkları bilmek önemli

Grip (influenza) ve nezle birbiri ile sık karıştırılan iki hastalıktır. Her iki hastalık farklı virüslerle meydana gelmektedir. Nezleye sebep olan birçok farklı virüs bulunmaktadır. Bu yüzden bir kişi yılda birkaç kere nezleye yakalanabilmektedir. Nezlede sadece üst solunum yolları etkilenirken, gripte hem üst solunum yolları hem de akciğerler etkilenebilmektedir. Ayrıca grip nezleye göre bazen çok daha şiddetli seyretmektedir. Aralarındaki en büyük fark influenzada ateşin daha sık, nezlede ise daha seyrek görülmesidir. Ayrıca influenzada genellikle baş ağrısı, halsizlik, yorgunluk, kuru öksürük görülürken nezlede ise burun tıkanıklığı ve hapşırığa daha sık rastlanmaktadır. 

 

Gereksiz yere antibiyotik kullanmayın 

İnfluenza viral bir infeksiyon olduğu için, antibiyotiklerin virüse herhangi bir etkisi olmaz. Gereksiz yere antibiyotiklerin gripte kullanılması sadece bakterilerde direnç gelişmesine ve bakteriyel enfeksiyonlarda tedavinin gecikmesine neden olur. Antibiyotikler sadece, griple beraber başka enfeksiyonlar (zatüre, bronşit, sinüzit) gelişirse doktor önerisi ile kullanılmalıdır. İnfluenza tedavisinde çeşitli antiviral ilaçlar da bulunmaktadır. Bunlar kişilerin yaş grubuna, kronik bir hastalığı bulunup bulunmamasına, enfeksiyonun şiddetine göre doktor önerisi ile kullanılmalıdır. Tedavinin en önemli kısmı bağışıklık sisteminin güçlendirilmesidir.

 

Bağışıklığı güçlendirmek için yapılması gerekenler

  • İstirahat etmek
  • Bol sıvı tüketmek (su, evde hazırlanmış doğal meyve suları, çorbalar, bitki çayları)
  • C ve D vitamini takviyesi yapmak
  • Ateş yüksek ise ateş düşürücü kullanmak 


Pandemi sürecindeki gibi kendinizi koruyun

İnfluenza el teması ile sıklıkla bulaştığından ellerin sık yıkanması ya da el dezenfektanı kullanılması önemlidir. Hasta kişilerle mümkün olduğu kadar el sıkışmamak gerekir. Ayrıca burun akıntısının çok yoğun olduğu dönemde hasta, kalabalık yerlerden uzak kalmalı veya maske takmalıdır. Bunun yanı sıra hasta, hapşırma sırasında mutlaka ağzını ve burnunu kapatarak virüs saçılmasını engellemelidir. Hastanın havlu, bardak gibi kişisel malzemeleri ortak kullanılmamalıdır. Yine kış aylarında kapalı ortamlarda uzun süre kalınmaması da korunmada yararlı olmaktadır. Ayrıca önemli bir korunma yolu aşılanmaktır.

 

İnfluenza aşısı bu risk gruplarına özellikle öneriliyor

  • 50 yaş ve üzeri kişiler
  • 6 ay-59 ay arası sağlıklı tüm çocuklar
  • Gebeler (gebeliğin ilk 3 ayı hariç)
  • Kronik bir hastalığı olanlar (kronik akciğer hastalığı, kalp hastalığı, diyabet, böbrek yetmezliği, hemoglobinopati ve immün yetmezliği olanlar) 
  • Yüksek risk grubundaki kişilerle aynı evde yaşayanlar ve onların bakımından sorumlu kişiler 


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.01.23 09:50:17
Son Düzenlenme Tarihi :