SON DAKİKA
header-ad

CHP Antalya Milletvekili’nden TUİK verilerine tepki

Seçim dö­ne­min­den bu yana, enf­las­yon ve zam yağ­mu­ru al­tın­da ezi­len mil­yon­lar­ca memur ve emek­li­nin ku­la­ğı ya­pı­la­cak ücret ar­tış­la­rın­day­ken, TÜİK ta­ra­fın­dan memur zam­mı­nı be­lir­le­yecek olan 6 aylık enf­las­yon ra­kam­la­rı için ge­rek­li olan Ha­zi­ran ayı enf­las­yon oran­la­rı­nın açık­lan­ma­sı­nın ar­dın­dan, TÜİK ve­ri­le­ri­nin ger­çe­ği yan­sıt­ma­dı­ğı id­di­ala­rı ye­ni­den gün­de­me geldi.
CHP An­tal­ya Mil­let­ve­ki­li Mus­ta­fa Erdem, Tür­ki­ye İsta­tis­tik Ku­ru­mu’nun (TÜİK) ya­yın­la­dı­ğı Ha­zi­ran ayı enf­las­yon ve­ri­le­ri­ne ve uzun sü­re­dir Enf­las­yon Madde Se­pe­ti’ni açık­la­ma­ma­sı­na tepki gös­te­re­rek, ko­nu­yu TBMM gün­de­mi­ne ta­şı­dı. 
TÜİK’in Ha­zi­ran 2022’den bu yana açık­la­ma­dı­ğı Enf­las­yon Madde Se­pe­ti ve­ri­le­ri­ne iliş­kin Ha­zi­ne ve Ma­li­ye Ba­ka­nı Meh­met Şim­şek’in ya­nıt­la­ma­sı is­te­miy­le Tür­ki­ye Büyük Mil­let Mec­li­si Baş­kan­lı­ğı­na soru öner­ge­si veren Erdem, “Enf­las­yon Madde Se­pe­ti ve­ri­le­ri de açık­lan­maz­ken TÜİK ve­ri­le­ri­nin gü­ve­ni­lir ol­du­ğu­na dair su­na­bi­le­ce­ği­niz kanıt var mı?” diye sordu.
Ko­nu­ya iliş­kin açık­la­ma­da bu­lu­na­rak Enf­las­yon Madde Se­pe­ti Ve­ri­le­ri’nin öne­mi­ne dik­kat çeken CHP Mil­let­ve­ki­li Mus­ta­fa Erdem, “TÜİK (Tür­ki­ye İsta­tis­tik Ku­ru­mu) ta­ra­fın­dan 2022 Ha­zi­ran ayın­dan iti­ba­ren “Enf­las­yon Madde Se­pe­ti Ve­ri­le­ri” açık­lan­ma­mak­ta, do­la­yı­sıy­la alım gü­cü­ne yan­sı­ma­nın resmi ola­rak açık­lan­ma­ma­sı be­lir­siz­li­ğe sebep ol­mak­ta­dır.” dedi.
An­ka­ra 6. İdare Mah­ke­me­si 31 Mart 2023 tarih, 2022/2383 esas ve 2023/700 sa­yı­lı ka­ra­rın­da DİSK (Tür­ki­ye Dev­rim­ci İşçi Sen­di­ka­la­rı Kon­fe­de­ras­yo­nu) ta­ra­fın­dan is­te­nen bil­gi­le­rin TÜİK ta­ra­fın­dan elde edi­len ve ön­ce­ki yıl­lar­da da kurum ta­ra­fın­dan ya­yım­lan­mış olan is­ta­tis­tik­sel ve­ri­le­re iliş­kin ol­du­ğu ve bu bil­gi­nin ku­ru­mun gö­re­vi ge­re­ği elin­de bu­lun­ma­sı ge­re­ken bil­gi­ler­den ol­du­ğu ge­rek­çe­siy­le bilgi edin­me ta­le­bi­nin red­di­nin hu­kuk­suz ol­du­ğu­na ve dava ko­nu­su ret iş­le­mi­nin ip­ta­li­ne karar ver­miş­ti.
Soru öner­ge­si ile bu ko­nu­yu gün­de­me ge­ti­ren CHP’li Mus­ta­fa Erdem, “Yargı ka­ra­rı­na rağ­men; çe­şit­li temel gıda mad­de­le­ri ile ürün­le­rin or­ta­la­ma fi­yat­la­rı­nın dö­nem­sel ola­rak kar­şı­laş­tı­rıl­ma­sı­na imkân veren madde fiyat lis­te­si­nin (enf­las­yon se­pe­ti­nin) TÜİK'e göre "yan­lış an­la­şıl­ma ve ya­nıl­tı­cı de­ğer­len­dir­me­le­re se­be­bi­yet verme" ge­rek­çe­siy­le halen açık­lan­ma­ma­sı, enf­las­yon ve­ri­le­ri­ni daha da şa­ibe­li hale ge­tir­mek­te” di­ye­rek TÜİK ta­ra­fın­dan bu ka­ra­ra uyul­ma­ma­sı­nın suç ol­du­ğu­nu be­lirt­ti.
5 Tem­muz’da açık­la­nan TÜİK Ha­zi­ran ayı enf­las­yon ra­kam­la­rı ve 6 aylık enf­las­yon ora­nı­na göre be­lir­le­necek olan memur ma­aş­la­rı hak­kın­da ko­nu­şan CHP An­tal­ya Mil­let­ve­ki­li Mus­ta­fa Erdem, “TÜİK’in açık­la­dı­ğı aylık yüzde 3.92, yıl­lık yüzde 38.21 enf­las­yon oranı, saray ta­li­mat­lı komik ra­kam­lar­dan iba­ret! AKP ik­ti­da­rı­nın kötü eko­no­mi yö­ne­ti­mi­ni giz­le­me­ye ve memur ve emek­li­ye ve­ri­lecek zam­la­rın gas­pı­na yö­ne­lik ola­rak ha­zır­lan­mış TÜİK ve­ri­le­ri­ni kabul et­mi­yo­ruz.” dedi.
Memur maaş zam­la­rı­nı de­ğer­len­di­ren Erdem; “CHP ola­rak bizim öne­ri­miz, memur ma­aş­la­rı­nın 2012’de ol­du­ğu gibi gün­cel as­ga­ri üc­re­tin 2,5 ka­tı­na göre he­sap­lan­ma­sı­dır. Seçim va­at­le­ri­miz­den biri ola­rak as­ga­ri ücret öne­ri­miz ise 15 bin tl iken, en düşük memur maaşı buna göre 37500 TL ol­ma­lı­dır. Diz­gin­le­ne­me­yen enf­las­yon kar­şı­sın­da ol­ma­sı ge­re­ken budur. 
Kaldı ki, AKP bu dü­zen­le­me­yi ken­di­si­nin be­lir­le­di­ği gün­cel as­ga­ri ücret üze­rin­den bile yapsa, en düşük memur ma­aşı­nın 11402 x 2,5 ’dan 28505 TL ol­ma­sı ge­re­kir. Ama tabi yine yok­sul­luk sı­nı­rı­nın al­tın­da kalır. Gör­dü­ğü­nüz gibi AKP ik­ti­da­rı­nın iş­çi­ye, me­mu­ra, emek­li­ye reva gör­dü­ğü sis­tem bun­dan iba­ret. Amaç va­tan­da­şı yok­sul­luk­ta eşit­le­yip, yan­da­şı zen­gin etmek!” ifa­de­le­ri­ni kul­lan­dı.
CHP An­tal­ya Mil­let­ve­ki­li Mus­ta­fa Erdem’in ya­zı­lı soru öner­ge­sin­de, Bakan Şim­şek’in ya­nıt­la­ma­sı is­te­di­ği so­ru­lar şöyle:
An­ka­ra 6. İdare Mah­ke­me­si 31 Mart 2023 tarih, 2022/2383 esas ve 2023/700 sa­yı­lı ka­ra­rı­na rağ­men, TÜİK ta­ra­fın­dan ıs­rar­la “Enf­las­yon Madde Se­pe­ti” ve­ri­le­ri­nin açık­lan­ma­ma­sı­nın ge­rek­çe­si nedir?
Söz ko­nu­su yargı ka­ra­rı­na uyul­ma­ma­sı­na karşı TÜİK Baş­kan­lı­ğı hak­kın­da her­han­gi bir yap­tı­rım uy­gu­lan­mış mıdır?
Ba­ğım­sız ku­ru­luş­la­ra göre yüzde 8,54 olan Ha­zi­ran 2023 dö­ne­mi­ne ait aylık enf­las­yo­nun, TÜİK ta­ra­fın­dan yüzde 3,92 ola­rak açık­lan­ma­sıy­la, altı aylık enf­las­yon far­kı­nın ma­aş­la­ra daha az yan­sı­ma­sı ve memur ve emek­li ma­aş­la­rı­na ya­pı­la­cak zam mik­ta­rı­nın ol­ma­sı ge­re­ken­den daha düşük uy­gu­lan­ma­sı mı amaç­lan­mak­ta­dır?
Enf­las­yon Araş­tır­ma Grubu’nun (ENAG) Ha­zi­ran 2023 dö­ne­mi­ne ait enf­las­yon oranı yüzde 8.54, yıl­lık enf­las­yon ise yüzde 108.58 iken; Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti va­tan­daş­la­rı her alan­da yük­sek enf­las­yon­la bo­ğu­şur­ken TÜİK ara­da­ki uçu­rum kadar fark­lı ve­ri­le­ri nasıl ve hangi ra­kam­la­ra göre ha­zır­la­mak­ta­dır?
Enf­las­yon Madde Se­pe­ti ve­ri­le­ri de açık­lan­maz­ken TÜİK ve­ri­le­ri­nin gü­ve­ni­lir ol­du­ğu­na dair su­nu­la­bi­lecek olan ka­nıt­lar ne­ler­dir?
TÜİK ta­ra­fın­dan açık­la­nan 2023 Mayıs ayı enf­las­yon ve­ri­le­ri­nin, doğal gaz fi­yat­la­rı için "sıfır fiyat" yön­te­mi­nin uy­gu­lan­ma­sı­nın et­ki­li ol­du­ğu id­di­ala­rı doğru mudur? Bu tür id­di­alar, TÜİK ve­ri­le­ri­nin şa­ibe­li ol­du­ğu­nun gös­ter­ge­si değil midir?
* Haber merkezi

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.07.06 13:21:44
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Pandemi, yabancı yatırımcıyı durduramadı

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Davut Çetin, pandemi döneminde de yabancı yatırımcıların Antalya’ya olan ilgisinin devam ettiğini söyledi. Antalya’nın Türkiye’de İstanbul’un ardından en çok yabancı yatırımcıya sahip kent olduğunu ifade eden Başkan Davut Çetin, ATSO olarak 11 Mart tarihinden Mayıs ayı sonuna kadar 55 yeni yabancı ortaklı firma kaydını gerçekleştirdiklerini bildirdi.

    Türkiye’de Covid-19 vakalarının görülmeye başlandığı 11 Mart tarihinden 31 Mayıs’a kadar ATSO’ya kayıtlı yabancı yatırımcı sayına 55 yeni firmanın daha eklendiğini bildiren ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Davut Çetin, “Antalya, yalnızca yabancı turistlerin değil yabancı yatırımcıların da çekim noktası durumunda. ATSO Sicil Müdürlüğü verilerine göre pandemi sürecinin yabancı yatırımcıyı yavaşlattığını ancak durduramadığını görüyoruz. Pandemi sürecinde 55 yeni yabancı ortaklı firma Odamıza kayıt oldu, başka bir ifadeyle yaklaşık her iş gününde 1 yeni kayıt yapmışız. Bu rakam geçen yılın aynı döneminin yaklaşık yarısı olsa da böylesine olağanüstü bir dönemde bile Antalya’nın cazibesinin yabancı yatırımcıyı çekmeye devam ettiğini görmek kentimize duyulan güveni gösteriyor, bizleri mutlu ediyor” dedi.

Yabancı yatırımcı sayısı 4 bini geçti

    Antalya’yı “Türkiye’nin dünyaya açılan penceresi” olarak tanımlayan Davut Çetin, “Yeni kayıtlarla birlikte Antalya Ticaret ve Sanayi Odası üyesi yabancı ortaklı işletme sayısı 4002 oldu. Yani, İstanbul’un ardından 2. sıradayız.

Antalya, ülkemizin tarım ve turizm başkenti. Yat üretiminde dünya markası olmuş bir serbest bölgemiz var. İnşaat sektörü, çevreci duyarlılığa sahip sanayi sektörü müthiş cazibe barındırıyor. Dolayısıyla bu kentin yatırımcıların ilgi odağı olmasını doğal karşılıyoruz” dedi.

Pandemi döneminde 24 ülkeden 55 yeni işletme 21 farklı sektörde faaliyete başladı

Pandemi döneminde açılan firmalar hakkında da bilgiler veren ATSO Başkanı Davut Çetin, “24 farklı ülkeden ortaklığı bulunan 55 yeni işletme pandemi döneminde üyemiz oldu. Bu dönemde Antalya’ya en çok ilgiyi İran, Rus ve Alman ortaklı firmalar gösterdi. Verilerimize göre pandemi sürecinde İran ve Rusya’dan 9 yeni şirket kuruluş kaydı yaptırırken, Almanya’dan 7 firma Antalya’da faaliyete başladı. Bu ülkeleri 4 firma ile Ukrayna, 3’er firma ile Kazakistan ve Hollanda, 2’şer firma ile de Ürdün ve Fransa takip etti. Ayrıca, Kolombiya, Nijerya, Katar, Filistin, ABD, Azerbaycan, Suriye, Pakistan, İsveç, Çin, Irak, İsviçre, Birleşik Arap Emirlikleri, Kırgızistan, Türkmenistan ve İtalya’dan da yeni yatırımcılar kentimizde ticari faaliyetlerini yürütmeye başladılar.

    Pandemi döneminde yapılan yabancı ortaklı yatırımların 21 farklı sektörde gerçekleştiğini görüyoruz. En çok ilgi çeken sektör 6 yeni firma ile tarım sektörü oldu. Tarım sektörünü, destek hizmetleri, inşaat, bilişim, restoran, yiyecek içecek ve eğlence hizmetleri sektörü takip etti. Turizmden, eğitime pek çok alanda Antalya bir çekim merkezi oldu” diye konuştu.

Yılbaşından bu yana Gambiya’dan Peru’ya 43 ülkeden 183 yabancı ortaklı yatırımcı

    Açıklamasında Antalya’nın 2020 yılının ilk 5 aylık dönemine ilişkin yabancı yatırımcı verilerini de paylaşan ATSO Başkanı Davut Çetin, “Antalya, çoğu pandemi krizi ile geçen yılbaşından Mayıs sonuna kadar uzanan dönemde 43 farklı ülkeden 183 yeni yabancı yatırımcıya ev sahipliği yapmaya başladı. Birinci sırada İran ortaklı şirketler var. İlk 5 ayda 35 İran ortaklı firma kuruluşu gerçekleştirilirken, bunu 24 ile Rus, 20 ile Alman ortaklı firmalar takip etti. Üyelerimizin dağılımına baktığımızda Gambiya’dan Peru’ya Nijerya’dan ABD’ye dünyanın dört bir yanından yatırımcıların Antalya’yı tercih ettiklerini görüyoruz. İnanıyorum ki bu ilgi önümüzdeki yıllarda da artarak devam edecektir” dedi.


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2020.06.05 09:25:32
Son Düzenlenme Tarihi :





ANSİAD’IN KONUĞU GAZETECİ SEDAT ERGİN OLDU

“ANSİAD 2. Olağan Toplantısı”, “Kuralsız ve belirsiz bir dünyada Türkiye dış politikasına nasıl bir yön çizebilir?” başlığıyla, gazeteci ve dış politika yazarı Sedat Ergin’in katılımıyla 27 Ocak 2026 Salı günü Double Treeby Hilton’da gerçekleştirildi. Küresel sistemin çözülmekte olduğu, NATO’nun tarihinin en ciddi krizlerinden birini yaşadığı ve jeopolitik güç merkezinin Asya-Pasifik’e kaydığına dikkat çekilen toplantıda, Türkiye’nin bu yeni düzende nasıl bir strateji izlemesi gerektiği çok boyutlu biçimde ele alındı.

Ergin: “Kurala dayalı Uluslararası düzen çöktü”

Toplantının konuşmacısı Sedat Ergin, konuşmasının başında dünya siyasetinin köklü bir kırılma döneminden geçtiğini vurgulayarak, “İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra inşa edilen ve onlarca yıl boyunca işleyen kurala dayalı uluslararası düzen fiilen sona ermiş durumda. Bugün artık kuralların değil, güç ilişkilerinin belirleyici olduğu bir dünyadayız” ifadelerini kullandı. Ergin, bu sürecin geçici bir kriz değil, uzun vadeli bir dönüşüm olduğuna dikkat çekti. Toplantının zamanlamasına özellikle değinen Ergin, “Bu toplantıyı aralık ayında yapsaydık, bugün konuştuğumuz pek çok başlık eskimiş olacaktı. Son iki ayda yaşanan gelişmeler, dünya siyasetinin çok daha sert ve öngörülemez bir faza geçtiğini gösteriyor” dedi. ABD Başkanı Donald Trump’ın son dönemde Venezuela, Gazze, Suriye ve NATO müttefiklerine yönelik tutumlarının bu kırılmayı hızlandırdığını belirtti. ABD’nin Grönland’a ilişkin söylemlerinin uluslararası sistem açısından son derece çarpıcı olduğunu ifade eden Ergin, “Grönland bir NATO toprağıdır. Ancak bugün bu toprak, NATO’nun dışından değil, bizzat ittifakın en güçlü üyesi tarafından tehdit edilmektedir. NATO tarihinde böyle bir örnek yoktur. Bu tabloyu 10 yıl önce bir film senaryosu olarak dinleseydik kimse ciddiye almazdı. Ama bugün bu senaryo gerçekliğe dönüşmüş durumda” şeklinde konuştu. 

Ergin: “Kuralsızlık, yeni normal haline gelebilir”

Uluslararası ilişkilerde belirsizliğin kısa vadede ortadan kalkmasının mümkün görünmediğini vurgulayan Ergin, “Kurala dayalı düzen çöktü ama yerine neyin geleceğini henüz bilmiyoruz. Bu nedenle dünya, uzun bir süre kuralsızlığın ve belirsizliğin normalleştiği bir dönem yaşayabilir” dedi. Bu sürecin birkaç yıl değil, “On yıllarca sürebilecek bir türbülans” olabileceğini ifade etti. Küresel ekonomik ve jeopolitik gücün hızla yer değiştirdiğine dikkat çeken Ergin, “Bugün dünya ekonomik üretiminin yaklaşık yarısı Asya-Pasifik bölgesinde gerçekleşiyor. 21. yüzyılın ana rekabet sahnesi artık Avrupa değil, Asya’dır” değerlendirmesinde bulundu. Çin’in dünya ekonomisindeki yükselişinin ABD’nin tüm dış politika ve güvenlik stratejilerini yeniden şekillendirdiğini vurguladı. ABD ile Avrupa arasındaki ilişkilerin tarihsel bir aşınma sürecine girdiğini belirten Ergin, “Yaklaşık 70 yıldır Batı dünyasının omurgasını oluşturan transatlantik güvenlik bağı ciddi biçimde zayıflıyor. Bu, Avrupa için de son derece sarsıcı bir gelişmedir. Avrupa Birliği’nin 200 milyar avroluk SAFE savunma programı, bu arayışın somut bir göstergesidir” dedi. 

Ergin: “Avrupa’nın Türkiye’yi dışarıda bırakma lüksü yok”

Türkiye’nin stratejik rolüne dikkat çeken Ergin, “Eğer ABD NATO’dan çekilir ya da yükümlülüklerini azaltırsa, ittifak içindeki en büyük askeri kapasite Türkiye’ye aittir. Türkiye, Avrupa güvenliği açısından vazgeçilmez bir ülkedir” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin bu belirsizlik ortamında “çok boyutlu, gerçekçi ve askeri-diplomatik kapasitesini birlikte kullanan bir dış politika izlemek zorunda olduğunu ”vurgulayan Ergin, yeni dönemin bekleyerek değil, strateji üreterek yönetilmesi gerektiğini söyledi. Ergin, Avrupa’nın güvenlik mimarisini yeniden tasarladığı bir dönemde Türkiye’nin askeri kapasitesinin kritik önem taşıdığına dikkat çekerek, “Sürekli krizlerin içinde pişmiş, sahada deneyim kazanmış, teşrif edilmiş bir ordudan söz ediyoruz. Türkiye’nin askeri kapasitesi, bugün Avrupa ordularının büyük bölümünden ileri bir noktadadır. Amerika’nın olmadığı bir tabloda Türkiye, Avrupa güvenliği açısından vazgeçilmez bir aktör haline geliyor. Böyle bir dönemde Avrupa’nın Türkiye’yi yanına almamak gibi bir lüksü olabilir mi?” sorusunu yöneltti. Avrupalı siyasetçilerin son dönemdeki açıklamalarına da dikkat çeken Ergin, “Avrupa Komisyonu yetkililerinin, Alman ve Finlandiyalı bakanların son açıklamalarını yan yana koyduğunuzda ortak bir anlam çıkıyor: Avrupalılar Türkiye’ye artık yeni bir gözle bakıyor. Savunma alanında Türkiye ile artan iş birliğinin önemi, bugün Avrupalı karar alıcılar tarafından açıkça teslim ediliyor. Bir yandan Avrupa, Türkiye’nin askeri kapasitesinden nasıl yararlanırım arayışı içinde; diğer yandan Yunanistan ve Güney Kıbrıs vetoları nedeniyle Türkiye bu fonların dışında tutuluyor. Eğer Avrupa Birliği Türkiye ile gerçek bir iş birliği istiyorsa, bu yapısal engelleri aşmak zorundadır.” ifadelerini kullandı.

Ergin: “30 yıllık metinle 2025 ticaretini yönetiyoruz”

Türkiye–AB ilişkilerinin ekonomik boyutuna değinen Ergin, Gümrük Birliği’nin güncellenememesini sert sözlerle eleştirdi: “1996’da yürürlüğe giren, 1995 koşullarında müzakere edilmiş bir Gümrük Birliği ile 2025’in dünya ticaretini yönetmeye çalışıyoruz. Dünya değişti, ticaret kuralları değişti ama siyasi irade hâlâ yok. Üstelik bu müzakereleri başlatacak bir siyasi irade dahi ortaya konulamıyor” dedi.

Ergin: “Batı parçalı, Türkiye dengeyi bulmak zorunda”

Avrupa–ABD ilişkilerindeki çözülmenin Türkiye–AB ilişkilerini de etkileyeceğini belirten Ergin, “Tüm güçlüklerine rağmen, önümüzdeki dönemde Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin yeniden tanımlanacağı bir sürece giriyoruz” değerlendirmesinde bulundu. Bu sürecin kısa vadeli olmayacağını vurgulayan Ergin, “Bunlar bir–iki yılda çözülecek meseleler değil. Uzun müzakereler gerektiren, zamana yayılan süreçlerdir. Amerika ayağının zayıfladığı, Avrupa’nın daha bağımsız hareket etmeye çalıştığı parçalı bir Batı görüyoruz. Amerika ile Avrupa arasındaki bu ayrışmada Türkiye tam olarak nerede duracak, dengeyi nasıl kuracak?” diyerek Türkiye’nin konumuna dikkat çekti. Türkiye’nin çok yönlü dış politika arayışının tarihsel köklerine işaret eden Ergin, “Bu yaklaşım yeni değil. 1960’lı yıllardan bu yana Türk dış politikasına yön veren temel felsefe çok yönlülüktür. Batı ile ilişkiler sürerken, Sovyetler Birliği ve Orta Doğu ile ilişkilerin geliştirilmesi de bu anlayışın bir sonucuydu. Belirsizlik dönemlerinde risk dağıtılır. Bu, iş dünyasının da çok iyi bildiği bir kuraldır” diyerek Türkiye için de aynı yaklaşımın geçerli olduğunu söyledi.

Ergin: “Demokrasi ve hukuk boyutu ihmal edilemez”

ABD–Çin rekabetinin orta ölçekli ülkeleri yeni iş birliklerine ittiğini belirten Ergin, “Bugün ‘middle powers’ olarak tanımlanan ülkelerin birbirleriyle daha fazla iş birliği yapma ihtiyacı doğuyor” dedi. Bu kapsamda Kanada Başbakanı’nın Davos konuşmasına atıfta bulunarak, “Amerikan hegemonyasına karşı orta güçlerin yeni ittifaklar kurması çağrısı son derece çarpıcıdır” ifadelerini kullandı. Çok yönlü dış politikanın değerlerden kopmaması gerektiğini vurgulayan Ergin, “Gerçekçilik, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları taahhütlerinden vazgeçmek anlamına gelmemelidir. Avrupa hâlâ bu değerleri kurumsal olarak yaşatan bir kıtadır” edi. 

Konuşmasının son bölümünde ticaret verilerine de değinen Ergin, “İhracatımızın yaklaşık yarısı Avrupa’ya gidiyor. Bu tablo, siyasi dalgalanmalardan görece bağımsız bir istikrar alanı yaratıyor”dedi. Avrupa Birliği ile ticaretin, “Türkiye ekonomisi için önemli bir sigorta ve güvence olduğunu vurguladı. Ergin sözlerini, “Türkiye’nin askeri kapasitesi son derece etkileyici. Ancak tek başına yeterli değildir. Askeri güce, demokrasi ve hukukla desteklenen bir yumuşak güç eklendiğinde Türkiye’nin küresel etkisi katlanarak artacaktır” ifadeleriyle tamamladı.

“ANSİAD 2. Olağan Toplantısı” soru ve cevap kısmından sonra Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Özbek ve Toplantı Başkanı ANSİAD Kurucu Üyesi & Orkun Ozan Medya Hizmetleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Öcal’ın konuk Gazeteci Sedat Ergin’e Antalyalı Seramik Sanatçısı Tufan Dağıstanlı’nın seramik kuşu hediye takdiminin ardından sona erdi.


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2026.01.29 22:42:03
Son Düzenlenme Tarihi : 2026.01.29 22:45:23