SON DAKİKA
header-ad

Antalya’da termometreler 41 dereceyi gördü, sıcaktan bunalan deniz koştu

Termometrelerin 41 dereceyi gösterdiği turizm kenti Antalya’da, dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili’nde yoğunluk oluştu. Öğle saatlerinde etkisini iyice artıran kavurucu sıcaklar sebebiyle sokaklar boşalırken sahiller dolup taştı.
9 günlük Kurban Bayramına az bir süre kala turizm kenti Antalya’da yo..

Termometrelerin 41 dereceyi gösterdiği turizm kenti Antalya’da, dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili’nde yoğunluk oluştu. Öğle saatlerinde etkisini iyice artıran kavurucu sıcaklar sebebiyle sokaklar boşalırken sahiller dolup taştı.
9 günlük Kurban Bayramına az bir süre kala turizm kenti Antalya’da yoğunluk oluştu. Hava sıcaklığının termometrelere 41 derece olarak yansıdığı kentte, sıcak havadan bunalanların adresi dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili oldu. Bazı tatilciler Akdeniz’in mavi sularında kulaç attı, bazıları ise şemsiye altında şezlongta dinlenmeyi ve kitap okumayı tercih etti. Sıcağa çıkmak istemeyenler ağaçların gölgeliklerinde, kahvaltı yapıp sohbet etti. Çocuklar ise denizde doyasıya eğlendi Akdeniz’in turkuaz maviliği ve Konyaaltı sahil drone ile de görüntülendi.
Malatya’dan Antalya’ya 9 günlük bayram tatili için gelen Bülent Taşgın, “Bayram dolasıyla geldik. 9 günlük bayram tatili değerlendiriyoruz çocuklarla. Antalya’yı çok seviyorum. Antalya bana göre tatil beldesi olarak dünyanın birincisi. Denize girdim, suyu çok temiz. 9 günlük bayram tatili her zaman yoğunluk oluşturur. Pazartesi gününden sonra daha da kalabalık olmasını bekliyorum ”diye konuştu.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.06.24 14:19:29
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Başkan Çandır: Felakete hazır olmadığımızı gördük

20 Şubat’ta da Hatay’da meydana gelen şiddetli depremlerde yine can kayıplarının olduğunu belirten ATB Başkanı Ali Çandır, “Sözün özü böyle bir felakete hazırlıklı olmadığımızı yaşayarak gördük” dedi.

Antalya Ticaret Borsası (ATB) Şubat Ayı Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında yapıldı. Meclis üyeleri, 6 Şubat’ta merkezi Kahramanmaraş olan ve 10 ilde büyük yıkım ve can kaybına neden olan depremde yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulundu.

 

Yönetimin bir aylık çalışması hakkında meclis üyelerinin bilgilendirildiği Meclis’te, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci, depremde can kayıplarından duyduğu üzüntüyü dile getirirken, “Deprem ülkesi olduğumuz gerçeğinin hiçbir zaman unutulmamasını diliyorum. Herkesin şapkasını önüne koyup düşünmesini tavsiye ediyorum. Yapılarımızı sağlam zeminlerde kurallara uygun olarak inşa etmeli ve her aşamada sıkı denetimler uygulamalıyız” dedi. Ekinci, depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, aileleri, yakınları ve Türk milletine başsağlığı, yaralılara acil şifa dileğinde bulundu.

 

FELAKETE HAZIRLIKLI OLMADIĞIMIZI GÖRDÜK

ATB Başkanı Ali Çandır, depremin etkileri, yardımlar ve alınması gereken önlemlerle ilgili değerlendirmelerde bulundu. “6 Şubat’tan itibaren hepimiz, kelimelerin yetersiz kaldığı, tarifi olmayan üzüntüye ve acıya uğradık. Ülkemizin şiddetli deprem yeri olduğunu çok ağır bir bedelle hatırladık” diye sözlerine başlayan Başkan Çandır, 13 milyondan fazla insanımızı doğrudan ve derinden etkileyen iki şiddetli depremin 10 ilde eşi benzeri olmayan bir yıkıma neden olduğunu belirtti. 20 Şubat’ta da Hatay’da meydana gelen şiddetli depremlerde yine can kayıplarının olduğunu belirten Çandır, “Sözün özü böyle bir felakete hazırlıklı olmadığımızı yaşayarak gördük” dedi.

 

KÖTÜ MÜHENDİSLİK VE MÜTEAHHİTLİK ÖLDÜRDÜ

Depremin değil, kötü mühendislik ve müteahhitliğin öldürdüğü bir afeti yaşadığımızı ifade eden Çandır, şunları söyledi:

 

Yaşadığımız yıkım ve kayıplarımız o kadar büyük ki “bu bize ders olsun” sözü çok yetersiz ve yersiz kalmıştır. Bunun yerine “deprem öldürmez, kötü mühendislik ve kötü müteahhitlik öldürür” tespiti acı bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır. Kaybettiğimiz canlarımız, yerine konulamaz kayıplarımızdır. Allah’tan rahmet diliyorum. Acılı ailelerine ve milletimize baş sağlığı diliyorum. Allah, yaralılarımıza şifalar versin. Tarifsiz acılar yaşayan kardeşlerimizin acılarını tüm kalbimizle paylaşıyoruz. Şimdi dayanışma zamanı, bu zor günleri dayanışma ile atlatacağız. Hep birlikte yaralarımızı sarmaya odaklanmalıyız. Deprem sabahından itibaren Antalya’mız, bir taraftan bölgeye insani yardım ve uzman ekiplerini gönderirken diğer taraftan da sonraki adımlar için destek faaliyetlerine bir bütün olarak başlamıştır. Kentimiz, bölgeden tahliye edilen afetzede kardeşlerimize en fazla kucak açan kent olmuştur.”

 

BİRLİKTE HAREKET ETTİK

Merkezi ve yerel yönetimler, sivil inisiyatif kurumları ile yardım seferberliğinin başlatıldığını belirten Çandır, yardımların yerine sağlıklı bir şekilde ulaşmasında koordinasyonun önemine dikkat çekti. Çandır, yardımların koordinasyonunu sağlamak için yapılan toplantılara katılarak görüş ve önerilerini dile getirdiklerini anlattı.

 

Eskiden olduğu gibi, ‘farklılıklarımız zenginliğimizdir’ ve “birlikte hareket etmek çözüm getirir” tespitlerinin hayata geçirilebileceğini söyleyen Ali Çandır, “Ortak amacımız ve paydamız bu büyük felaketi birlikte aşmaya çalışmaktır. Felaketin ilk anlarından itibaren Antalya’mızın tüm kurum ve kuruluşları bir bütün olarak var gücüyle hem kentimizde hem de felaket bölgesinde seferber olmuşlardır. Bu seferberlikte öne çıkan ve borsamıza düşen faaliyetleri yerine getirdik ve getirmeye devam edeceğiz.

Bu kapsamda felaketzede kardeşlerimizin neye ihtiyaçları olduğu bilgisine göre Antalya’daki oda ve borsalar olarak başlattığımız ve Antalya Ticaret ve Sanayi Odamız koordinasyonunda organize ettiğimiz ayni yardım kampanyasına üyelerimiz ve hemşerilerimiz olağanüstü yakınlık göstermişlerdir. Toplanan yardımlar afetin ilk anından itibaren bölgeye ulaştırılmıştır. Üyelerimize, hemşerilerimize ve Antalya iş dünyamıza duyarlılığından dolayı teşekkür ediyorum” diye konuştu.

 

BORSA OLARAK ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPACAĞIZ

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından, bir ay süreli bir maddi yardım kampanyası başlatıldığını anımsatan Başkan Çandır, iş dünyasını ve tüm hayırseverleri kampanyaya destek olmaya davet etti. TOBB’un deprem bölgesine kalıcı konut yapımıyla ilgili de kampanya başlattığını anımsatan Çandır, “Borsa olarak kurumsal açıdan kalıcı konut seferberliğinde de üzerimize düşeni yapacağız. Detayları önümüzdeki günlerde açıklanacak olan kampanyaya üyelerimizi ve kentimiz iş dünyasını destek olmaya davet ediyoruz. Gün bölgedeki insanımızın yanında olma ve yaralarımızı birlikte sarma günüdür. Allah bize bir daha böyle acılar yaşatmasın. Dualarımızın kabulü için bizlerin de azimle, bilgiyle ve doğru biçimde çalışmamız gerektiği gerçeğini hiç aklımızdan çıkarmamalıyız” dedi.

 

DEPREM BÖLGESİNDE TARIM DESTEKLENMELİ

Başkan Ali Çandır, deprem bölgesinin tarım varlığıyla ilgili de bilgi verirken, yapılması gerekenleri söyledi. Ülkede bitkisel üretim değerinin yüzde 20’si, işlenen tarım alanlarının yüzde 14’ü, büyükbaş hayvan varlığının yüzde 12’si, küçükbaş hayvan varlığının yüzde 16’sını deprem bölgesindeki illerin oluşturduğunu söyleyen Çandır, “Rakamlardan da anlaşılacağı gibi bölge hem tarımsal üretim hem hayvancılıkta ülkemiz tarımı için önemli bir konumdadır” dedi.

 

Depremden hasar gören köylerde genel hayatı etkileyen yardım ve faaliyetlere ek olarak tarım ve hayvancılığın devamlılığı için 2023-2024 yıllarını kapsayacak şekilde, doğrudan gelir desteği, girdi, enerji, sulama, alet-ekipman ve mekanizasyon destekleri sunulması, iki yılı kapsayan BAĞ-KUR ve sigorta primlerinin kamu tarafından üstlenilmesi ve bankalara olan borçların silinmesini öneren Çandır, “Tarım alanları imara kesinlikle açılmamalıdır. Kalkınmayı hızlandıracak krediler ve hibeler sunulmalıdır. Kamu eliyle ortak ihtiyaca cevap verecek projeler uygulanmalıdır” dedi.

 

YEREL YÖNETİMLER DESTEKLENMELİ

Antalya’nın en çok depremzede ağırlayan kentlerin başında geldiğini söyleyen Çandır, resmi kayıtlara göre Antalya’ya yaklaşık olarak 150 bin depremzede geldiğini, oteller, öğrenci yurtları, misafirhanelerin depremzedelerin kullanımına sunulduğunu belirtti. Çandır, sayısını bilemediğimiz kadar depremzedenin de kendi imkanlarıyla Antalya’ya gelerek yakınlarının yanında ya da yine kendi imkanlarıyla şehirde kaldığını kaydetti.

 

Depremzedelerin günlük iaşeleri ve ihtiyaçlarının sürdürülebilir şekilde karşılanması için yerel yönetimlere hazine, bütçe ya da İller Bankası gibi kamu kurumlarından ilave maddi destek sağlanması gerektiğini kaydeden Başkan Çandır, şunları söyledi:

 

“Başta kentimiz olmak üzere pek çok kentte depremzede kardeşlerimize yardımcı olmak ve acılarını paylaşmak çabası hat safhadadır. İnsanlar ve kurumlar destek olmaya ve görev almaya çabalıyorlar. Ancak belirtmek gerekir ki yüzbinlerin ve milyonların günlük iaşeleri ve ihtiyaçları sürdürülebilir şekilde karşılanmalıdır. Bu konuda en büyük yük doğal olarak yerel yönetimlerin üzerindedir. İvedilikle ve yeterlilikle başta deprem bölgesindeki yerel yönetimlerimiz olmak üzere depremzede ağırlayan tüm yerel yönetimlere hiçbir ayırım yapmaksızın hazine, bütçe ya da İller Bankası gibi kamu kurumlarından ilave maddi destek sağlanmalıdır. Bu kapsamdaki kaynak aktarımlarının kamu ile sürekli paylaşılması şarttır. Bu paylaşım hepimize ilave motivasyon sağlayacaktır. Hangi kaynaktan ne kadar kaynak nereye aktarıldı bilmek hepimize şevk verecektir. Bakın sizinle bir örnek paylaşayım; 2021 yılında Almanya’da bir sel felaketi oldu ve 186 kişi hayatını kaybetti. Olayı hatırlarsınız. Alman Hükümeti, birkaç gün içinde ‘federal bütçeden ve eyaletlerin bütçelerinden acil ihtiyaçlar için 35 milyar Avro aktardık’ dedi. Eminim bizim hazinemizin de bütçemizin de acil ihtiyaçlar için böyle bir gücü vardır.”

 

BÖLGENİN ÜRETİM GÜCÜ AYAKTA TUTULMALI

Depremden etkilenen illerin boşaltılmaması gerektiğini vurgulayan Başkan Çandır, gerek tarım gerekse sanayide ekonomik potansiyeli yüksek olan bölgenin üretim gücünün ayakta tutulması gerektiğini ifade etti. Çandır, şu değerlendirme bulundu:

 

“Nüfusu 13.5 milyon olan deprem bölgesinde, bu nüfusun yaklaşık üçte birinin, büyük ölçüde kalıcı olarak diğer illere dağılması bekleniyor. Gerek tarım gerekse sanayide ekonomik potansiyeli yüksek olan bölgenin üretim gücü ayakta tutulmalıdır. Bölgede güvenli yaşam alanları oluşturulmalı, zemini sağlam tüm yerleşim yerlerine yaygınlaştırılmış konteyner kentler ve kalıcı konutlar inşa edilmeli, insanlarımız yaşadıkları yerlerden koparılmamalıdır. Yerleşik hafızayı unutmalarına yol açılmamalıdır. Kentlerimiz, tarihi ve medeniyet zenginliği itibariyle kadim kentlerdir. Hiçbirinin yalnızlaştırılmasına ve yabancılaştırılmasına izin verilmemelidir.”

 

KAMU ÖNCÜ OLMALI, HERKES HAZIRLIĞINI YAPMALI

Artık deprem ve benzeri doğa olaylarını aklımızdan ve faaliyetlerimizden çıkarmamamız gerektiğini vurgulayan Çandır, bunun hayati bir zorunluluk haline getirilmesi gerektiğini söyledi. Kamudan şirketlere toplumun her kesiminin afet hazırlığını yapması gerektiğini kaydeden Çandır, “Kamu yönetimi, bu konuda tavizsiz düzenlemeler ve benzeri çalışmalar yapmalıdır. Bizler de doğal afetlere her an hazırlıklı olma konusunda yeni bir tutum sahibi olmalıyız. Aileden ve evimizden başlayan sokağımızdan mahallemize genişleyen bir kapsamla mutlaka afet anlarında yapmamız gerekenlerle ilgili bir afet eylem planına ve hareket kabiliyetine sahip olmalıyız. Şirketlerimiz de bu kapsamdaki acil eylem planlarına sahip olmalı ve bir afet anında hepimiz görevlerimizi eksiksiz uygulayabiliyor olmalıyız. Bunun için yerel yönetimler hepimize yol gösterici olmalı ve kolaylaştırıcı adımlar atmalıdır” dedi.

 

Merkezi ve yerel yönetimlerin etkili ve gerçekçi düzenlemeleri ile toplumun duyarlılığını artırması, herkesin birbirini olumlu yönde etkilemesi ve motive etmesini isteyen Çandır, “Yani afete duyarlılığı, yeni bir insani itibar kaynağı olarak kabullenmeliyiz. Afete hazırlıklı olma konusunun bizler için en canlı göstergesi, hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olarak ezberimize almamızdır. Bunu başarabilirsek ancak o zaman bu tür afetlerdeki kayıplarımızı en aza indirmemiz mümkün olacak ve birbirimize çok daha etkili destek olabileceğiz diye düşünmekteyim” diye konuştu.         

 

ANTALYA’DAKİ BİNALARIN DURUMU DEĞERLENDİRİLMELİ

Her ne kadar 2.derece deprem bölgesi olsa da Antalya’da özellikle şehir merkezinde ömrünü tamamlamış binaların tedirginlik yarattığını belirten Başkan Ali Çandır, “Antalya’daki binaların depreme dayanıklılık durumu değerlendirilmeli,  olası bir depremde can kaybı olmadan afeti atlatmamız sağlanmalıdır. Bu konuda hazırlanacak Deprem Master Planı yol göstericimiz olacaktır” dedi.

 

GEREKLİ ADIMLAR ATILMALI

Yaşanan deprem felaketinin unutulmayacağını söylerken, “Şubat ayı, hepimiz için tarifi imkansız acılarla tarihteki yerini alıyor. Bu yaşadıklarımızı unutmayacağız. Allah, bir daha böylesi acıları milletimize yaşatmasın inşallah. Fakat biz de artık gerekli adımları zamanında ve doğru bir biçimde atmayı öğrenmeliyiz ve bu konuda çalışmalıyız” dedi.

 

Meclis’te üyeler, sektörlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.02.22 20:21:37
Son Düzenlenme Tarihi :





En hızlı iş bulan bölüm mezunu: “Dil ve konuşma terapisi”

Tür­ki­ye İsta­tis­tik Ku­ru­mu’nun (TÜİK) açık­la­dı­ğı “Yük­se­köğ­re­nim İstih­dam Gös­ter­ge­le­ri” ra­po­ru­na göre, li­sans me­zun­la­rı­nın me­zu­ni­yet­le­ri son­ra­sı ilk iş bulma süre or­ta­la­ma­sı­nın en kısa ol­du­ğu bö­lüm­ler ara­sın­da dil ve ko­nuş­ma te­ra­pi­si ilk sı­ra­da yer aldı. 
İlk iş bulma sü­re­si­nin en kısa ol­du­ğu li­sans bö­lü­mü 2,4 ay ile dil ve ko­nuş­ma te­ra­pi­si olur­ken, onu 4 ay ile özel eği­tim öğ­ret­men­li­ği, 4,2 ay ile tıp, 6 ay ile ec­za­cı­lık ve 6.8 ay ile ebe­lik takip etti.
Bu du­ru­mu de­ğer­len­di­ren İstin­ye Üni­ver­si­te­si (İSÜ) Sağ­lık Bi­lim­le­ri Fa­kül­te­si Dil ve Ko­nuş­ma Te­ra­pi­si Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Cey­lan, şu açık­la­ma­lar­da bu­lun­du:
“Dil ve ko­nuş­ma bo­zuk­luk­la­rı ala­nın­da te­ra­pi mes­le­ği ka­nun­la yasal ze­min­de sağ­lık mes­lek men­su­bu ola­rak ta­nım­lan­mış­tır. Ka­nu­ni dü­zen­le­me ar­dın­dan ül­ke­miz­de ilk ola­rak 2012 yı­lın­da açı­lan bu li­sans prog­ram­la­rın­dan mezun olan­lar Dil ve Ko­nuş­ma Te­ra­pis­ti (DKT) un­va­nı al­ma­ya hak ka­za­nı­yor.
Dil ve Ko­nuş­ma Te­ra­pis­ti; ses bo­zuk­luk­la­rı, yutma bo­zuk­luk­la­rı, dil bo­zuk­luk­la­rı, afazi, ge­cik­miş ko­nuş­ma, motor ko­nuş­ma bo­zuk­luk­la­rı, ke­ke­me­lik, hızlı bozuk ko­nuş­ma, ses­le­tim so­run­la­rı, dudak damak ya­rı­ğı gibi prob­lem­le­re da­ya­lı dil ve ko­nuş­ma prob­lem­le­ri olan bi­rey­le­re; tanı/de­ğer­len­dir­me, te­ra­pi, da­nış­man­lık hiz­me­ti ver­mek, fark­lı ne­den­ler­le olu­şan ye­ter­siz ile­ti­şi­me bağlı prob­lem­le­rin en­gel­len­me­si veya en aza in­di­ril­me­si­ni amaç­la­yan mes­lek grubu ola­rak ta­nım­la­na­bi­lir.” dedi.
“Bölüm me­zun­la­rı­nın bi­rey­sel hem ku­rum­sal ça­lış­ma ola­nak­la­rı ol­duk­ça fazla”
İSÜ Dr. Öğr. Üyesi Cey­lan, bu bölüm me­zun­la­rı­nın iş ola­nak­la­rıy­la il­gi­li ise şu bil­gi­le­ri verdi: “TÜİK Yük­se­köğ­re­tim İstih­dam Gös­ter­ge­le­ri 2022 ra­po­ru­na göre, li­sans me­zun­la­rı­nın is­tih­dam oranı 2021 yı­lın­da yüzde 71,1 iken 2022 yı­lın­da yüzde 71,7 ola­rak artış gös­ter­di­ği ve ilk iş bulma sü­re­si­nin en kısa ol­du­ğu li­sans bö­lü­mü 2-4 ay ile ‘dil ve ko­nuş­ma te­ra­pi­si’ bölüm me­zun­la­rı­nın ol­du­ğu gö­rü­lü­yor.”  
 * İSÜ Basın

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.07.27 16:08:45
Son Düzenlenme Tarihi :