SON DAKİKA

MAKÜ mezuniyet töreninde depremde hayatını kaybeden öğrenciler unutulmadı

Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi mezuniyet töreninde depremde öğrenciler depremde kaybettikleri arkadaşlarını unutmadı. Hazırlanan esprili pankartlar dikkat çekti.
Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi öğrencileri MAKÜ Spor Toto Stadyumunda düzenlenen törende mezuniyet heyecanı yaşadı. Yaklaşık 11 bin öğrencinin mezuniyet heyecanı yaşadığı töreni öğrenci velileri büyük bir ilgi ile takip etti. Geçiş töreninde öğrenciler 6 Şubat depreminde kaybettikleri arkadaşlarını unutmayıp fotoğraflarını taşıdılar. Hayatlarını kaybeden öğrencilerin isimleri kürsüden okunduğu esnada töreni izlemeye gelen veliler ve öğrenciler duygu dolu anlar yaşadı.

Hazırlanan pankartlar dikkat çekti
Mezun olan öğrencilerin geçiş töreninde bölümleriyle ilgili hazırladığı esprili pankartlar renkli görüntüler oluşturdu. Hazırladıkları pankartlarda hayal güçlerini konuşturan öğrenciler töreni izleyen velilerin yüzlerinde tebessüm oluşturdu.
Törenin ardından büyük bir mutlulukla keplerini havaya fırlatan öğrenciler DJ performansı eşliğinde doyasıya eğlenerek mezuniyetlerini kutladılar
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.06.24 17:05:10
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






ANSİAD’ın 7. Olağan Toplantısı’nın konuğu TAİDER oldu

ANSİAD’ın 7. Olağan Toplantısı’nda ‘Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma Deneyimleri’ konuşuldu. Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD), 2023 Faaliyet Dönemi 7. Olağan Toplantısı 25 Nisan Salı günü Akra Otel’de gerçekleşti. 

‘Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma Deneyimleri’ temasıyla düzenlenen ve toplantı başkanlığını Koltucks Mobilya Ltd. Şti. ‘nin sahibi, ANSİAD Üyesi Derya DALMAZ’ın yaptığı toplantının konukları CRYOCAN Yönetim Kurulu Başkanı, Önceki Dönem TAİDER Yönetim Kurulu Başkanı Tekin URHAN; Batı Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Üyesi, TAİDER Üyesi Feyyaz ÜNAL ile Şentaş Tarım Ürünleri Kalite ve Kurumsal İşler Müdürü ve Yönetim Temsilcisi, TAİDER Üyesi Temel Aycan ŞEN oldu. 

Toplantının açılışını yapan ANSİAD Üyesi ve toplantı başkanı Derya DALMAZ, “Ülke olarak her gün yeni bir gündeme uyanıyoruz ama hiçbir gündemin 6 Şubat’ta Kahramanmaraş merkezli gerçekleşen iki büyük depremi unutturmasına izin vermememiz gerekiyor. Önümüzdeki günlerde çok heyecanlı bir seçime gidiyoruz. Burada da sizlerin sağ duyunuzu kullanmanızı ve vatandaşlık görevinizi yerine getirmenizi rica ediyorum. Son olarak, her zaman sağ duyulu davrandıkları için ANSİAD Üyesi olmaktan gurur duyuyorum ve başkanımız nezdinde herkesi tebrik ediyorum” dedi.  

Aile şirketlerinde kurumsallaşmanın önemine dikkat çeken TAİDER Önceki Dönem Başkanı Tekin URHAN, “Aile şirketi demek oy haklarının en az %25’i aileye ait olan şirket demektir. Konu aslında tamamen hissedarlıkla bağlantılıdır. Diğer bir değişle hissedarlık kavramı şirketin kime ait olduğunu belirleyen bir kavramdır. Bir yönetim biçimi değildir” dedi. Aile şirketlerinin özelliklerinden bahseden URHAN, “Aile şirketlerinde hisselerin büyük çoğunluğu aileye ait olması nedeniyle genel kurulda seçme kontrolü hissedar aile üyelerinin elindedir. Hissedar aile üyeleri stratejik kararlar konusunda merkez merci olmakla birlikte şirkette genelde farklı nesiller birlikte çalışmaktadır.” dedi.  

“Aile şirketleri Türkiye milli gelirinin % 90’ını temsil ediyor”
URHAN, konuşmasına şu şekilde devam etti, “AB raporlarına göre dünyada var olan şirketlerin % 50’si, Amerika’daki şirketlerin % 90’ı, Fortune 500’e göre dünyadaki en büyük ve başarılı şirketlerin % 40’ı aile şirketidir. Aile şirketlerinin ortalama ömrü 25 – 30 yıldır. Türkiye’de aile şirketlerinin ortalama ömrünün ise 25 yıl olduğu belirtilmektedir. Aile şirketleri Türkiye milli gelirinin % 90’ını temsil ediyor. Türkiye’de % 75 - 80 civarında aile şirketi bulunuyor. Bunların % 38’inin birinci, % 47’sinin ikinci, % 13’ünün üçüncü, % 2’sinin dördüncü ve daha sonraki nesillerden aile bireylerine ait olduğu çeşitli kaynaklarda yer alıyor”. 





Aile şirketlerinin güçlü yönlerinden bahseden URHAN, aile şirketleri aile fertleri arasındaki güven sebebiyle hızlı karar verebilme yeteneğine sahip olduğunu söyledi. URHAN, “Aile şirketleri, değişen dünyaya daha hızlı uyum sağlıyor. Markanın itibarini ve ürün kalitesini kendi aile değerleri ve itibarları arasında gördükleri için şirketlerine sıklıkla yatırım yapmaya çalışıyor. 
Elimizdekilerin hepsini şirkete yatırmaya çalışıyoruz çünkü işimizi sürekli daha güçlü hale getirmek istiyoruz. Aile şirketlerinin güçlü yanları olduğu kadar zayıf yanları da var. En temelinde bir kere sürdürülebilirlikte ciddi bir sıkıntı var. İkinci kuşağa geçerken şirket çok ciddi anlamda erozyona uğruyor. Finansal yapı ve iç kontrol ortamının yetersizliği, liderlik ve güçlü insan kaynağına ulaşamama ve elde tutamama, inovasyon rekabeti, aile ve şirket ilişkilerinde çatışmalar, yönetim karmaşıklığı gibi ciddi sıkıntılar var. Bu çatışmaları yönetmekte ne yazık ki güçlü davranamıyoruz” diye konuştu.  

“Kurumsallaşma başlamazsa problemler başlar”
Aile şirketlerinde kurumsallaşmanın önemine dikkat çeken URHAN, kurumsallaşma başlamazsa problemler başlamaya başlar. Kurumsallaşma bir işletmenin faaliyetlerini bireylere bağlı kalmadan sürdürebilmesi için gerekli tüm alt yapıların kurulması anlamına geliyor. Başka önemli bir tanım da kurumsallaşma ailenin ve işletmenin adillik, şeffaflık, hesap verilebilirlik ve sorumluluk ilkelerine bağlı olmasını istiyor. Bir de aile anayasası ile hissedarlık sözleşmesi birbirine karıştırılabiliyor. Aile anayasası niyeti ortaya koyarak kurallar ile birbirimizle olan ilişkilerimizi düzenlememizi sağlıyor. Hissedarlık sözleşmesi ise ortaklıktaki temel kuralları bağlayıcı bir biçimde ortaya koyuyor” diye konuştu. URHAN ayrıca, “Markalaşma ve inovasyonun önem vermediğimiz anda çok büyük firmaların ne yazık ki silinip tarih sahnesine adını yazdırdığını görüyoruz” dedi.  

“Şirketimizde Anayasa yok ancak anayasaya giden yolda başka çözümler ürettik”
İş hayatındaki tecrübelerinden örnekler vererek aile şirketlerinin gelişim ve kurumsallaşma sürecinden bahseden Batı Anadolu Yatırım Yönetim Kurulu Üyesi, TAİDER Üyesi Feyyaz ÜNAL, “Şirketimizin, 55 yıllık bir hikayesi var ve 4500 ortakla kuruldu. Çok ortaklı bir şirket. Her zaman profesyoneldi. Anayasa yok ancak anayasaya giden yolda başka bir çözüm bulduk. Kurumsallaşma için bir proje düzenledik ve altı ay içinde önce içeride çalışanların % 25’i ile teke tek mülakatlar gerçekleştirdik. Dışarıdaki paydaşlar, tedarikçiler ve bayiler sektördeki diğer firmalarla teke tek mülakatlarla bir de bunu rakamsal ve finansal analizlerle destekleyip şirketin son 10 yılda nereden nereye geldiğini eksikleri ve fırsatlarının ne olduğunu, geliştirmeye açık alanlarının ne olduğunu tespit ettiğimiz bir çalışma sürdürdük. Bunun sonunda kurumsallaşmada bizim şirkette eksik üç ana başlık çıktı.  Bir tanesi bilgi sistemleriydi, bütçe yoktu ve bütçe yaptık. Bir kurumsal kaynak planlama programımız vardı fakat günün koşullarına hizmet etmiyordu onu değiştirdik. PC’lerden thin clientlara döndük bilgi sistemleri masraflarını azalttık. Kamyonların giriş çıkışında plakaları okuyan bir otomasyon sistemi getirdik. Faturalar yığılıyordu, herkes tek tek imza atıyordu onları otomatik imzalı matbaadan çıkar hale getirdik. Yıllar içerisinde buna benzer bilgi sistemleri tarafındaki iyileştirmelerle şirketlerin iç süreçlerini rahatlatmaya ve yöneticilerin daha katma değer ve daha kara dokunacak işler yapmasını sağlamaya çalıştık” şeklinde konuştu.

“Şirketi insanlara değil sisteme bağlı çalışır hale getirdik” 
“Şirketi insanlara değil sisteme bağlı çalışır hale getirdik” diyen ÜNAL, “İşe giriş, mülakat sistemi ve görev tanımlarını baştan aşağı gözden geçirdik. Organizasyon şemasının çizdiğimizle uyguladığımızın birebir örtüşmesini sağladık. Yetki limitlerini gözden geçirdik ve güncelledik. Şirket içinde performans yönetim sistemini kurduk. Eğitim sistemi kurduk ve çalışanlarımızı eğitmeye başladık. O güne kadar yapılmamış bir düzendi. Son olarak da pazarlama tarafında 



yeni ürün geliştirdik, müşterileri dinledik. Müşterilerin istediklerine göre ürünleri revize ettik ve bayi performans geliştirme sistemi kurduk. Bayilerin o güne kadar ki performanslarını finanse olarak inceleyip izleyip onu iyileştirebileceğimiz bilgi sistemleri ile de bağlantılı bir düzenek haline 
getirdik. Bunları niye anlattım? Bunlar şirketin insana değil sisteme bağlı yönetilmesi için yani kurumsallaşması için şirket içindeki eksikliklerdi ve bunları gidermek için zaman içerisinde aşağı yukarı 7 yılımızı harcadık. Şirketi insanlara değil sistemlere bağlı çalışır hale getirmek kurumsallaşma yolunda atılabilecek en doğru adımlardan birisidir” diye konuştu. ÜNAL, Bu 55 yıllık süreçte 4500 kişinin yer aldığı bu hikâyede olumlu olumsuz bir sürü hikaye yaşadık. 4. Nesilim ve her nesil geçişinde ve her neslin yönetimde olduğu dönemde biz birer tane kalp krizi yaşadık” dedi. 

“Liderin ileri görüşlü ve vizyon sahibi olması gerekmektedir”
“Aile şirketlerinde; aile ilişkilerini, iş ilişkilerini, dünyanın zorlukları ve Türkiye’nin bitmeyen zorluklarını ailecek sürdürmenin zorluklarından bahseden Şentaş Tarım Ürünleri Kalite ve Kurumsal İşler Müdürü ve Yönetim Temsilcisi, TAİDER Üyesi Temel Aycan ŞEN, “Dedem, bizlere liderlik, ileri görüşlülük, ufuk ve vizyon sahibi olmanın örneğini vermiştir. Bir aile şirketinin uzun ömürlü olması için böyle bir liderliğe ihtiyaç var ama bu liderlik nesiller arasında zaman içinde değişecektir; ancak her gelen yeni liderin ileri görüşlü ve vizyon sahibi olması gerekmektedir” diye konuştu. 

“Bizim bu işleri başarmamızdaki en önemli noktalardan birisi, ileri görüşlülük ve sürdürebilirliği bir sonraki nesillere en iyi şekilde aktarmaktır” diyen ŞEN, “Eğer yeni nesiller yaptığınız işlerde sizinle aynı heyecanı duymuyorsa ve hevesle arkanızdan gelmiyorsa siz ne kadar iyi bir şey oluşturursanız oluşturun onları bir sonraki nesle aktarmakta sorunlar yaşarsınız. Çocuklarınıza küçük yaştan itibaren yavaş yavaş yaptığınız işin güzel yanlarını anlatmalı ve bu işin faydalarını bu işe dahil olmanın seçeneklerini ve özelliklerini onların akıllarına sokmalısınız.  Sizin lideri olduğunuz ve başarılı olduğunuz şirketi sizin genlerinizi taşıyan liderlik yapmak isteyen bireylere devretmek istiyorsunuz ancak bunu isterken onlara bu işin keyifli yanını göstermezseniz bu konuda başarılı olamazsınız. Genç arkadaşların yeni fikirlerine yaklaşırken dikkat etmek ve onların önünü kesmemek çok önemli. Her beraberlik gibi şirketlerinde bir gün bitebileceğini, birilerinin ayrılmak isteyeceğini birilerinin de ya da üretimin sona ereceğini bilmek ve ona hazırlıklı olmak lazım. Buna göre yedek alternatifler hazırlamak lazım” şeklinde konuştu. 

Konukların sunumlarının ardından interaktif ortamda soru cevap bölümü ile devam eden toplantı ANSİAD Başkanı Akın AKINCI ile Toplantı Başkanı Derya DALMAZ’ın TAİDER Önceki Dönem Başkanı Tekin URHAN’a, TAİDER Üyesi Feyyaz ÜNAL ve TAİDER Üyesi Temel Aycan ŞEN’e plaket takdimi ile sona erdi.

-ansiad bsn.


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.04.27 10:13:54
Son Düzenlenme Tarihi :





Subaşı: Plan iptal edildi Antalya plansız kaldı

1989–1999 Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı ve 27. Dönem Antalya Milletvekili Hasan Subaşı, Yörük Sanayici ve İş İnsanları Derneği (YÖRSİAD) tarafından düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada, Antalya’nın kentleşme sürecinden ulaşıma, siyasetin işleyişinden toplumsal sorunlara kadar birçok başlıkta kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

Subaşı, Türkiye’de siyasetin zamanla çözüm üreten bir mekanizma olmaktan uzaklaşıp, hizmet alanlarını daraltan bir yapıya dönüştüğünü söyledi.

Nazım Plan Girişimi ve 
Kaçırılan Tarihi Fırsat
Antalya’nın ikinci kez büyükşehir statüsü kazandığı 1990’lı yıllarda, kentin tamamını kapsayan bütüncül bir nazım imar planı hazırlamak istediklerini belirten Subaşı, ilçe belediye başkanları ve ilçe başkanlarıyla ortak irade oluşturduklarını ifade etti.
Türkiye’nin önde gelen şehir plancılarıyla çalışıldığını vurgulayan Subaşı, planın seçim süreci ve açılan davalar nedeniyle hayata geçirilemediğini belirtti.

Kırcami Tartışması: “Herkesin 
Haklı Olduğu Bir Alan
Plan sürecinde en çok tartışılan alanlardan birinin Kırcami Bölgesi olduğunu ifade eden Subaşı, bölgede hem tarım topraklarını korumak isteyen çevrelerin hem de yıllardır portakal bahçelerinde üretim yapan vatandaşların haklı gerekçeleri bulunduğunu söyledi.
Kırcami’de tarımsal üretimin zamanla zorlaştığını belirten Subaşı, artan yapılaşma nedeniyle su kaynaklarının azaldığını, güneşlenme koşullarının bozulduğunu ve bölge halkının çocukları için yaşam alanı talep ettiğini dile getirdi.
Bu tür sorunların çatışmayla değil, katılımcı yöntemlerle çözülebileceğini vurgulayan Subaşı, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarıyla forumlar düzenlediklerini, ortak akıl üretmeye çalıştıklarını ifade etti.
“Plan İptal Edildi, 

Antalya Plansız Kaldı”
Nazım planın dava süreçleri sonucunda tamamen iptal edildiğini hatırlatan Subaşı, bu kararın Antalya’yı uzun süre plansız bir kent haline getirdiğini söyledi.
Planın iptaliyle ruhsat süreçlerinin durduğunu, yatırımcıların ve vatandaşların mağdur olduğunu belirten Subaşı, bu durumun seçim sürecini de doğrudan etkilediğini ifade etti.

Belediye Sarayı ve Kalekapı 
Projesi Neden Yarım Kaldı?
Subaşı, eski otogar alanına yapılması planlanan Büyükşehir Belediye Hizmet Binası ve Kalekapı–Kaleiçi bağlantısını güçlendirecek projelerin de açılan davalar nedeniyle durdurulduğunu anlattı.
Projenin, kente araç trafiği sokmadan yaya erişimini artırmayı hedeflediğini belirten Subaşı, daha sonraki dönemde aynı alanın tamamen ticari kullanıma açıldığını ve belediyenin bu alanı kaybettiğini söyledi.

Anfaş ve Uluslararası 
Kongre Süreci
Konuşmasında Anfaş Fuar Alanı sürecine de değinen Subaşı, Birleşmiş Milletler toplantısı için planlanan büyük salonun finansmanında ciddi sorunlar yaşandığını aktardı.
    Gerekli kaynağın zamanında sağlanmaması halinde Türkiye’nin uluslararası alanda zor durumda kalacağını belirten Subaşı, sürecin dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve iş insanı Sakıp Sabancı’nın desteğiyle tamamlandığını ifade etti.

Lara Falezleri: “Betonlaşma
İddiaları Gerçeği Yansıtmıyor”
Lara falezleriyle ilgili eleştirilere de değinen Subaşı, göreve geldiklerinde bölgede otel projelerinin mevcut planlara göre yasal olduğunu ancak belediye meclisinde kurulan komisyonla falez koruma bandının 35 metreden 60 metreye çıkarıldığını söyledi.
Bu kararın tüm siyasi partilerin oy birliğiyle alındığını vurgulayan Subaşı, bu sayede bazı projelerin engellendiğini ve kamu yararının korunduğunu ifade etti.

Ulaşım ve Trafik: 
“Tek Yönlü Uygulamalar 
ve Toplu Taşıma Şart”
Antalya’da trafik sorununun yolları açmakla çözülemeyeceğini belirten Subaşı, tek yönlü yol uygulamalarının ve toplu taşımanın teşvik edilmesinin en pratik çözümler olduğunu söyledi.
İptal edilen nazım plan sürecinde ulaşım master planının da hazırlandığını hatırlatan Subaşı, bugün bu planlara dair yeterli bilginin belediye arşivlerinde bulunmamasının kendisini üzdüğünü ifade etti.

“Toplu Taşımada Büyük 
Bir Avantaj Kaçırıldı”
Antalya’nın geniş orta refüjlerinin tramvay ve metrobüs hatları için büyük bir avantaj sunduğunu vurgulayan Subaşı, bu alanların alt geçit projeleriyle büyük ölçüde kaybedildiğini söyledi.
Alt geçitlerin yeterince tartışılmadan ve aceleyle yapıldığını dile getiren Subaşı, toplu taşımayı güçlendirecek alternatiflerin yeterince değerlendirilmediğini ifade etti.

Döşemealtı (Kuzeykent) Vurgusu
Döşemealtı’nı “Kuzeykent” olarak tanımlayan Subaşı, Antalya’nın yükünün tek merkezde taşınamayacağını belirtti. Kentin gelişiminin kuzeye doğru yönlendirilmesi gerektiğini savunan Subaşı, şehir merkezi ile Döşemealtı arasında güçlü bir ulaşım ve yaşam aksı kurulmasının önemine dikkat çekti.

Toplumsal Sorunlar ve 
Siyaset Eleştirisi
Konuşmasının son bölümünde Türkiye’de yıllarca çözülemeyen toplumsal sorunlara değinen Subaşı, sağ–sol çatışmaları ve başörtüsü tartışmalarının bilimsel ve sosyolojik yöntemlerle ele alınmadığını söyledi.
“Siyaset her alana etki eder ama biz bilimi, sosyolojiyi ve liyakati yeterince kullanmıyoruz” diyen Subaşı, siyaset kurumunun sorunları çözmek yerine toplumun yıpranmasına yol açtığını ifade etti.

 “Dar Alanda Siyaset” 
Bir Dönemin Özeti
Subaşı, konuşmasını “Dar Alanda Siyaset” kavramının yalnızca kişisel bir anlatı değil, Türkiye’de siyasetin yıllar içinde nasıl daraldığının bir özeti olduğunu vurgulayarak tamamladı.   * Abdültalip GÜNGÖR

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2026.01.15 08:15:40
Son Düzenlenme Tarihi :