SON DAKİKA

Başkan Esen: "Toplumumuzun değerlerine sahip çıkmaya devam edeceğiz"

Abdal Musa Anma Etkinlikleri için Elmalı’nın Tekke Köyü’ne giden Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen, vatandaşlar ile sohbet ettikten sonra Abdal Musa Türbesi’ni ziyaret etti.
Elmalı’nın Tekke Köyü’nde düzenlenen 18. Uluslararası 39. Ulusal Abdal Musa Anma Etkinlikleri ‘ne katılan Konyaaltı ..

Abdal Musa Anma Etkinlikleri için Elmalı’nın Tekke Köyü’ne giden Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen, vatandaşlar ile sohbet ettikten sonra Abdal Musa Türbesi’ni ziyaret etti.
Elmalı’nın Tekke Köyü’nde düzenlenen 18. Uluslararası 39. Ulusal Abdal Musa Anma Etkinlikleri ‘ne katılan Konyaaltı Belediye Başkanı Semih Esen, etkinlik alanında bulunan stantları tek tek ziyaret ederek vatandaşlarla sohbet etti. Konyaaltı Belediyesi’nin de stant açtığı etkinlikte alışveriş yapmayı ihmal etmeyen Esen, daha sonra beraberindeki heyetle birlikte Abdal Musa Türbesi’ni ziyaret etti.

“Kadim maneviyat”
Abdal Musa’nın, Horasan’dan Anadolu’ya uzanan kadim bir maneviyatı temsil ettiğini belirten Başkan Esen, “Bize düşen bu maneviyatı anlamak, yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmaktır. Her yıl binlerce yurttaşımız Tekke Köyü’ne gelerek Abdal Musa’yı anıyor ve dayanışma kültürünün örneğini sergiliyor. Toplumumuzun bu değerlerine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Asırlar önce Anadolu’ya gelen ve hoşgörüsü ile günümüzde bile insanları birleştiren Abdal Musa’ya şükranlarımı sunuyorum” şeklinde konuştu.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.06.25 14:33:21
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Sıtmaya dikkat, ölüme sebep olabilir

Antalya Gazipaşa İlçe Sağlık Müdürü Çelik, “Türkiye, anofel cinsi sivrisineklerin bulunması ve subtropikal iklim bölgesinde yer alması nedeniyle sıtma açısından risk altındadır” dedi.
Sıtmanın ölümle sonuçlanan bir hastalık olduğunu ifade eden Gazipaşa İlçe Sağlık Müdürü Dr. Eşşe Çelik, sıtmanın, enfekte dişi anofel sivrisineklerinin ısırıkları yoluyla insanlara yayılan plasmodium parazitlerinin neden olduğu akut ateşli bir hastalık olduğunu hatırlattı. Önlenebilir ve tedavi edilebilir olan bu hastalık, düşük ve orta gelirli ülkelerde özellikle sahra altı Afrika’da ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak kabul edildiğini söyleyen Çelik, "2021 yılında yaklaşık 247 milyon yeni sıtma vakası görülmüş, bu enfeksiyon nedeniyle 619 bin ölüm meydana gelmiştir. Tüm sıtma vakalarının ve buna bağlı ölümlerin tahminen yüzde 95’i Afrika’da görülmektedir. Sıtma gribe benzer belirtilere yol açan ateşli, akut bir hastalıktır. Belirtiler, hastalık taşıyan sivrisinek ısırığından 7 ila 15 gün sonra ortaya çıkmakla beraber, daha uzun sürede ortaya çıkması da mümkündür. İlk belirtileri ateş, baş ağrısı, üşüme ve kusmadır. Hastalığın, sıtma olarak tanımlanabilmesi zor olabilir. Özellikle p. falciparum türü sıtma 24 saat içinde tedavi edilmezse, hastalığın şiddetlenmesine ve hatta ölüme neden olabilir. Sıtmanın erken teşhis edilmesi ve tedavisi ölümlerin önüne geçer” diye konuştu.

Hastalık ağır seyredebilir
“Bazı hastalarda sıtma daha ağır seyredebilir” diyerek açıklamasını sürdüren Çelik, “Bebekler ve 5 yaş altındaki çocuklar, hamile kadınlar ve HIV/AIDS’li hastalar özellikle risk altındadır. Risk altındaki diğer gruplar ise, Burkina Faso, Kamerun, Gana ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti gibi sıtmanın sık görüldüğü Afrika ülkelerine, iş veya gezme gidenler ve koruyucu tedavi almayan kişilerdir. Dünya Sağlık Örgütü sıtmanın yaygın olduğu bölgelere seyahat etmeden önce koruyucu ilaç tedavisi alınmasını, bu bölgelerde uyurken cibinlik ve akşam karanlığından sonra sivrisinek kovucu kullanılmasını, kol ve bacakları örtecek şekilde uzun koruyucu kıyafetler giyilmesini ve pencerelere sineklik takılmasını önermektedir” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye iklim gereği risk altında
Gazipaşa İlçe Sağlık Müdürü Dr. Eşşe Çelik, “Bakanlığımız tarafından yürütülen başarılı çalışmalar sonucunda Türkiye’de yerli sıtma vakası görülmemektedir. Fakat iklim değişikliği, vektör yaşam alanlarındaki değişiklikler, büyük nüfus hareketleri, düzensiz göçmenler, sıtmanın endemik olduğu ülkelere seyahat edenlerin ve buralardan gelenlerin sayısının artması nedeniyle ülkemizde yurt dışı kaynaklı sıtma vakaları görülmektedir. Türkiye, anofel cinsi sivrisineklerin bulunması ve subtropikal iklim bölgesinde yer alması nedeniyle sıtma açısından risk altındadır. Bu nedenle Sıtma Eliminasyon Programı çerçevesinde Bakanlığımız faaliyetleri devam etmektedir. Sıtma sürveyansı vaka takipleri yapılmakta, en kısa sürede tanı koyulması ve tedavilerin uygulanması sağlanmaktadır. Sıtma tedavisinde kullanılan ilaçlar Sağlık Bakanlığı tarafından temin edilerek hastalara ücretsiz olarak verilmektedir. Ülkemizde korunma sıtma ilaçları Bakanlığımızın Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü’ne bağlı Seyahat Sağlığı Merkezlerinden ücretsiz olarak temin edilebilmektedir” şeklinde konuştu.

Kaynak : İHA
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.04.29 12:56:15
Son Düzenlenme Tarihi :





Dr. Uçar: “Her 17 çocuktan birinde besin alerjisi var”

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Gamze Uçar, tüm dünyada da alerjik hastalıkların salgın gibi yaşandığını, Türkiye’de de her 17 çocuktan birinin besin alerjisi yaşadığını belirterek, “5 yaşından sonra yapılacak test ile çocukların neye alerjisi olduğu kolaylıkla bulunabiliyor” dedi.
Acıbadem Adana Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Gamze Uçar, modern yaşamın getirdiği çevre kirliliği, daha fazla kimyasal maddeye maruz kalma, aşırı hijyenik ortamlarda yaşama gibi etkenlerin alerjik hastalıkların görülme sıklığını hiç olmadığı kadar artırdığına dikkat çekerek, “Ülkemizde besin alerjisinin görülme sıklığı yüzde 6. Yani her 17 çocuktan biri besin alerjisi yaşıyor. Ayrıca çocukluk çağı astımına yakalanma oranı da yüzde 6-15 arasında. Tüm dünyada da alerjik hastalıkların salgın gibi yaşandığını söylemek mümkün” dedi.
Alerjiyi, vücudun savunma sisteminin, sağlıklı bireylerin reaksiyon vermediği maddelere karşı aşırı reaksiyon vermesi olarak tanımlayan Dr. Uçar, alerjilerin genellikle besin alerjisi, alerjik nezle, ilaç alerjisi başlıklarında toplandığını ifade etti. Kişinin savunma sisteminin, bir alerjenle karşılaştığında ona karşı IgE antikoru üreterek onu hafızasına aldığını belirten Dr. Uçar, “Böylece alerjenle tekrar karşılaştığında onu tanıyor ve hızla reaksiyon veriyor. Bu reaksiyonlar genellikle deride kızarma, kaşıntı, cilt döküntüsü, aksırma, tıksırma, kusma gibi şikayetler olurken bazı alerjiler, ölümcül sonuca yol açabilen anaflaktik şoklara da neden olabiliyor” diye konuştu.

“Saman nezlesi 3-4 ay kadar sürüyor”
Alerjik nezlenin genellikle ağaç, çimen, çalı polenlerine, küf mantarlarına, çeşitli hayvanlara ve ev tozu akarlarına karşı geliştiğinin altını çizen Dr. Uçar, polen nedeniyle oluşan saman nezlesinin 3-4 ay kadar sürdüğünü de söyledi.
Alerjinin nedenleri arasında genetik yatkınlığın yanı sıra her geçen gün artan çevre sorunlarını, hava kirliliğini, iklim değişikliğini, ekolojik ortamın ve hava kalitesinin bozulmasını sayan Dr. Uçar tüm bu etmenlerin alerjen yoğunluğunu artırdığını dile getirdi. Kum fırtınası ve kasırga gibi hava faaliyetleri ile polenlerin uzun mesafelere taşınabildiğini belirtirken astım ve alerjinin, modernleşme ile ilgili olduğu gerçeğini de anımsattı.

“Egzamadan alerjik astıma pek çok türü var”
Alerjinin genetik olarak kendinden sonraki kuşağa aktarılan bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çeken Dr. Uçar, alerjinin yaşamın ilk yıllarında daha çok gıda ve cilt ile ilgili ortaya çıktığını, egzama ya da diğer ismiyle atopik dermatitin ise bebeklikten itibaren büyük sorun oluşturduğunu dile getirdi. Gıda ve beslenmenin, alerjik bebeklerde önemli bir sorun olduğunun altını çizen Dr. Uçar, “Ancak zamanla ve yaşla gıda alerjisinde azalma görülebiliyor. İlkokula doğru solunum yolu alerjileri yani alerjik nezle (rinit), sinüzit ve astım/bronşit ön plana geçiyor. Egzamalıların yaklaşık yüzde 70’i alerjik rinit ve astıma eğilimli oluyor. Tabii bunun tersi de doğru” dedi.

“Kesin tanı alerji testi ile konuluyor”
Çocukların alerjik olup olmadıklarını öğrenmenin eskisine göre daha kolay olduğuna değinen Dr. Uçar, kanda alerji düzeylerinin yüksek olması ve deri testinin, alerji konusunda kesin sonuç verdiğini söyledi. Alerjiden şüphe edilen çocuklarda hangi testlerin uygulanacağına karar verilmesi gerektiğini belirten Dr. Uçar, “Şunu özellikle belirtmek gerekiyor ki her alerjik hastalıkta istenecek testler farklı. Sonucun etkinliği için test yapılan çocuğun 5 yaşından büyük olması da önem taşıyor. Yeni tedavi yöntemleri sayesinde alerjik çocukların ömür boyu ilaç kullanmasına gerek kalmayabiliyor” diye konuştu.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.09.20 21:38:37
Son Düzenlenme Tarihi :