SON DAKİKA
header-ad

Adrasan Tekne Turları Günübirlik Tatilcilerin Vazgeçilmezi Oldu!

Antalya'nın güney sahilinde yer alan Adrasan, doğal güzellikleri ve eşsiz koylarıyla günübirlik tatilcilerin ilgisini çeken popüler bir turistik beldedir. Son dönemde Adrasan tekne turları, bölgeye gelen ziyaretçilerin vazgeçilmezi haline geldi. Tekne turlarında sunulan yüzme, gezinti, deniz keyfi ve teknede balık tutma gibi etkinliklerin yanı sıra cazip fiyatları da yerli vatandaşları kendine çekiyor.

Adrasan'ın büyüleyici koyları, turkuaz renkteki denizi ve doğal güzellikleri, ziyaretçilere unutulmaz anlar yaşatıyor. Tekne turları, bu eşsiz koyları keşfetmek ve berrak sularında yüzmek isteyenler için mükemmel bir seçenek sunuyor. Tekneyle yapılan gezintilerde ise muhteşem manzaralar eşliğinde huzur dolu anlar yaşanıyor.

Tatilcilerin en çok tercih ettiği aktivitelerden biri olan deniz keyfi, Adrasan tekne turlarının olmazsa olmazlarından biridir. Sıcak yaz günlerinde serin sulara dalma imkanı sunan turlar, aynı zamanda güneşlenmek ve kumsalın tadını çıkarmak isteyenler için de harika bir seçenektir.

Tekne turlarının bir diğer ilgi çekici özelliği ise balık tutma imkanı sunmasıdır. Deneyimli rehberler eşliğinde teknede balık keyfi yaşamak, doğanın içinde keyifli bir vakit geçirmek isteyen tatilciler için idealdir.

Bununla birlikte, Adrasan tekne turlarının cazip fiyatları, yerli turistlerin bu eşsiz deneyimi kaçırmak istememesinde etkili oluyor. Eğlenceli ve unutulmaz anlar yaşatan turlar, tatilcilerin bütçesine de hitap ederek herkesin bu güzellikleri keşfetmesine olanak tanıyor.

Adrasan'da düzenlenen tekne turları, muhteşem koylarda yüzme, teknede gezinti ve balık keyfini bir araya getiren unutulmaz deneyimler sunuyor. Cazip fiyatlarıyla da yerli turistlerin tercihi haline gelen bu turlar, Adrasan'a gelen herkesi büyülüyor. -ABDÜLTALİP GÜNGÖR

Kaynak : Abdültalip GÜNGÖR
Ekleme Tarihi : 2023.07.21 12:17:08
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Burdur Valisi Türker: "Su zengini bir ülke değiliz, bu yüzden sulak alanlarımızı korumamız gerekiyor"

İklim değişikliği nedeniyle kuraklıkla boğuşan Burdur ve Antalya’da bulunan göllerin kurtarılması ve rehabilitasyonu için düzenlenen Yönetim Planı Hazırlama Projesi Çalıştayı Burdur’da düzenlendi. Çalıştayda konuşan Vali Türker Öksüz, Türkiye’nin taraf olduğu Ramsar Sözleşmesi’yle ulusal ve uluslararası koruma altına alınmış 14 adet Ramsar alanı olduğunu, 59 ulusal, 32 mahalli öneme haiz sulak alan olmak üzere 105 sulak alanının da tescillendiğini ve tescillenmeye de devam ettiğini söyledi.
DKMP 6. Bölge Müdürlüğü’nün sekreteryasını yürüttüğü Burdur Gölü, Yarışlı Gölü, Yazır Gölü, Gölhisar Gölü, Çorak Göl ve Antalya Avlan Gölü Yönetim Planı Çalıştayı Burdur’da gerçekleştirildi. İki gün sürecek olan çalıştayın ilk gününde proje hakkında bilgilendirme sunumları yapıldı. Peyzaj Yüksek Mimar Seda Yıldız’ın koordinatör olarak görev aldığı projede Prof. Dr. Selami Selvi, Prof. Dr. Hasan Genç, Prof. Dr. İskender Gülle, Doç. Dr. Şehnaz Şener, Doç. Dr. Erhan Şener ve Furkan Sebil Çelik proje ekibi olarak görev alıyor. Yapılacak olan bu plan Türkiye’de yapılan diğer planlardan farklı olarak restorasyon ve rehabilitasyon önerileri de içerecek.
Projenin yapılma gerekçesi; Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşam Ortamlarının Korunması (BERN) Sözleşmesi ile Rio’da imzalanan Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi ve 1994 yılında taraf olduğumuz RAMSAR sözleşmesi ile Avrupa Birliği Habitat ve Kuş Direktiflerinden kaynaklanan uluslararası yükümlülükler olarak gösteriliyor. Türkiye’deki 14 Ramsar alanından biri de Burdur Gölü. Burdur Gölü ve göller yöresinde bulunan diğer göllerin iklim değişikliği ve kuraklık nedeniyle su hacminin büyük bir kısmını kaybetmesinden dolayı yapılacak bu proje ile rehabilite edilerek kurtarılması planlanıyor.
Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan çalıştay; Doğa Koruma ve Milli Parklar Bölge Müdürü Mahmut Temel’in konuşmasıyla devam etti. Vali Öksüz’ün yaptığı konuşmanın ardından sulak alanlar tanıtım videosu ve sunumlar gösterildi. Sunumun ardından, hatıra fotoğrafının çekilmesi ile çalıştayın açılış töreni sona erdi.
Çalıştayda yaptığı konuşmada, "Küresel ölçekte yaşanan iklim krizi; sulak alanların, suyun önemini, korunmasının ne kadar kıymetli olduğunu göstermektedir" diyen Vali Türker Öksüz, “Tarih boyunca akarsular, göller, bunların kıyıları, sulak alanlar, kenarlarında yaşayan insanlar tabii ki suyun getirdiği imkanlarla birlikte büyük medeniyetler kurmuşlar ve bu büyük medeniyetleri de her zaman ayakta tutmayı da başarmışlardır ve sulak alanları biz ekosistemlerin en başında gelen unsurlardan biri olarak kabul ediyoruz. Ama hepimiz biliyoruz, hepimiz yaşıyoruz aslında yoğun sanayileşme, kentleşme ve son yıllarda etkisini daha fazla gösteren iklim değişikliği artık sulak alanları ciddi şekilde tehdit ediyor. Bu nedenle tabii her zaman sulak alanları korumak zordur ama geldiğimiz noktada sulak alanları korumak daha da zor hale gelmiştir. Ne yaparsak yapalım, sulak alanları korumamız ülkemizin geleceği için, topraklarımızın geleceği için, ülkemizde yaşayan insanların geleceği için çok önemli bir nokta olarak karşımıza çıkmaya başladı. Son yıllarda tabii bilinç düzeyinde de bir değişme var, yani şunu kastediyorum; artık eskiden sulak alanların korunması konusunda çok da duyarlı olmayan toplumlar, ülkeler ve insanlar artık son yıllarda suyun ne kadar kıymetli olduğunu farkına varmış gözüküyor. Onun için sulak alanların korunmasındaki gayretlerin çabaların daha fazla arttığını söyleyebiliriz” açıklamasında bulundu.

“Su zengini bir ülke değiliz, bu yüzden sulak alanlarımızı korumamız gerekiyor”
Ayrıca konuşmasında Türkiye’nin birçok farklı yerinde sulak alanın bulunduğunu fakat buna rağmen su zengini bir ülke olmadığımızı dile getiren Vali Öksüz, “Şimdi hep dile getirilir, Türkiye’de tabii ciddi sulak alanlar var ama biz su zengini bir ülke olmadığımızı hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla biz çok su fakiri de değiliz ama suyu mutlaka tasarruflu kullanmamız gereken bir ülkeyiz. Bir yandan da çok farklı karakterlerde sulak alanlarımız var dolayısıyla hepsinin korunması için de ayrı yöntemler geliştirilmesi, ayrı yönetim mekanizmalarının oluşturulmasını gerektiği de ortaya çıkıyor. Taraf olduğumuz Ramsar Sözleşmesi’yle ulusal ve uluslararası koruma altına alınmış 14 adet Ramsar alanımızın olduğunu, 59 ulusal, 32 mahalli öneme haiz sulak alan olmak üzere, 105 sulak alanımızın da tescillendiğini ve tescillenmeye de devam ettiğini bu vesileyle ifade etmek istiyorum” dedi.

"Göllerimize ihanet etmeden gelecek nesillere bırakma mükellefiyetimiz var"
Sulak alanların bizlere gelecek nesillerin emaneti olduğunu söyleyen Vali Öksüz, “Göller yöresinin başkenti deniyor Burdur için, hem Burdur hem bölgemizdeki bütün sulak alanlar ve bu sulak alanların çeşitli faydaları hem ekolojik, ekonomik, kültürel faydalarını hayatımızda hissediyoruz, görüyoruz. Onun için bu yönetim planlarının bizim için çok daha önemli olduğunu ifade etmemiz lazım. Biz aslında bütün tabiat, çevremizdeki her şeyi geçmiş nesillerden emanet aldık ve gelecek nesillere de bu emaneti bozulmadan bu emanete ihanet etmeden aslında gelecek nesillere bırakmak gibi bir mükellefiyetimiz var. Biz de bunun için tüm kurum ve kuruluşlarla birlikte hepimiz ortak bir uzlaşı ile katkı göstererek bu yönetim planı konusunda bir üzerimize düşen görevi, sorumluluğu yerine getirmek mecburiyetindeyiz” dedi.
Programa başta Vali Türker Öksüz olmak üzere, İl Emniyet Müdürü Ümit Bitirik, İl Jandarma Komutanı Jandarma Albay Mustafa Güder, sulak alanların bulunduğu ilçe kaymakamları, belediye başkanları, muhtarlar ve ilgili kurum müdürleri katıldı.
Çalıştay programı yarın Burdur Gölü, Çorak Göl ve Yarışlı Gölü’nün yerinde incelenmesi ile devam edecek.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.08.22 17:57:19
Son Düzenlenme Tarihi :





Elmalı’nın ‘geçmişi’ tehdit altında

Günümüzde betonlaşmanın hızla devam ettiği, apartmanların peşi sıra dizildiği Elmalı merkezden tarihi Ömer Paşa Camii’ne yöneldiğiniz an, bir süre sonra sizi ahşap ve çoğu 100 yıldan fazla bir süredir ayakta olan evler karşılar.

Eğer, Ağalar yokuşunu tırmanırsanız bakımlı konakların eşliğinde yürümeye devam edersiniz. Ama bir başka yokuştan yürüdüğünüz an sizi yine kısmen restore edilmiş, bazıları ise ayakta kalma mücadelesi veren ahşap, Elmalı’nın gerçek mimarisini sergileyen cumbalı ya da cumbasız evler sizi geçmişe götürür.

Karşılaştığınız bazı virane evler, Elmalı’da tarihin birer birer yok olduğunu gözlerinizin önüne sererken, Elmalı’nın ‘geçmişi’ nin tehdit altında, hem de büyük bir tehdit altında olduğunu görürsünüz.

Virane evler Elmalı’ya 
kazandırılmalı
    Tarihi özelliği olsun ya da olmasın virane  ve yıkılmak üzere olan ahşap evler Elmalı’ya kazandırılmalı.
Devletimiz tarafından bu evlerin sahiplerine, bakım ve restorasyon yapmaları şartıyla maddi destek sağlanmalı.
Bu ahşap evlerin turizm amaçlı değerlendirilmesi de mümkün. Devletimiz bu konuda da bir takım teşvikleri sunabilir. *Abdültalip GÜNGÖR

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2026.02.02 07:47:09
Son Düzenlenme Tarihi :