SON DAKİKA

logo

Yumurta dondurma yöntemi, ileri yaşta anne olma imkanı sunuyor

Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Şafak Olgan, günümüzde kadınların eğitim ve kariyer planları nedeniyle ileri yaşta evlendiği için bebek sahibi olmayı ertelediğini belirterek, bu noktada yumurta dondurma işleminin kişinin doğurganlığının korunmasına önemli bir katkı verdiğini ..

Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Şafak Olgan, günümüzde kadınların eğitim ve kariyer planları nedeniyle ileri yaşta evlendiği için bebek sahibi olmayı ertelediğini belirterek, bu noktada yumurta dondurma işleminin kişinin doğurganlığının korunmasına önemli bir katkı verdiğini belirtti.
Memorial Sağlık Grubu Antalya Hastanesi’nden Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Şafak Olgan; yumurta dondurma, gebelikte yaşın önemi ve sigaranın bu sürece etkileri hakkında bilgilendirmelerde bulundu.
Olgan, günümüzde çocuk sahibi olamayan çiftlerin sıklığında bir artış olduğuna değindi ve çiftlerin evlendikten sonra belli bir süre korunmasız cinsel ilişkide bulunduktan ve ancak bu süre sonunda gebelik olmadığında hekime başvurduğunu dile getirdi.
Geçmiş dönemde çocuk sahibi olmada güçlük çeken kişilerin oranının 10 hastadan 1 iken, günümüzde neredeyse her 6 çiftten 1’e düştüğünü ifade eden Olgan, “Artık eskisi kadar doğal beslenmiyoruz, fast food hayatımıza girdi. Hareketsiz yaşantı gittikçe arttı ve obezite önemli bir problem haline geldi. Bunlara bir de kötü alışkanlıklar da eklenince hem yumurta hem de sperm kalitesinin bozulması söz konusu oldu. Yumurta ve sperm hücreleri normalde üreme hücreleridir. Yani çocuk sahibi olmak için sağlıklı bir yumurta ve sağlıklı bir sperme ihtiyaç vardır. Dolayısıyla kalitesi bozulmuş bir yumurta ve spermden bebek olma şansının azaldığını söyleyebiliriz” diye konuştu.
Gebelikte yaşın önemli olduğuna değinen Olgan, günümüzde çiftlerin 20’li yaşlarda evlenmediğini, evlenenlerin de çocuk sahibi olmayı düşünmediklerine dikkat çekti.

"Kadınların üreme potansiyeli yaşla azalıyor"
Gebeliğin 40’lı yaşlara kadar ertelendiğini dile getiren Olgan, “Son yıllarda kadının toplum içerisindeki rolünün artması, kariyer planları, eğitim faaliyetlerine daha önem vermesi gibi durumlar, evlilik ve çocuk sahibi olma planını ertelemektedir. Ancak şöyle bir durum söz konusudur. Kadınlarda üreme hücreleri yani yumurtalar daha anne karnında bebekken ve bir sefere mahsus oluşuyor ve yaşla birlikte kademeli olarak da azalıyor. Yani bir kadın 30 yaşında iken yumurta hücresi de 30, 40 yaşında iken yumurta hücresi de aynı yaş oluyor. Bu azalmayı mevcut teknolojiyle engelleme olasılığımız olmadığı gibi yumurta sayısını arttırma şansımız da yok. İleri yaşta çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin bu durumdan dolayı gebe kalma şansı da azalıyor. Bir de genetik olarak problemli yumurtaların sıklığı artarken, bir yandan da eldeki yumurta sayısı azalıyor. O yüzden kadınlar için yaş göz ardı edilmemesi gereken önemli bir faktör” dedi.

"Ülkemizde başarıyla uygulanıyor"
Evli olmayan bekar kişilerin doğurganlık potansiyelinin günümüz teknolojisiyle korunabileceğini ifade eden Şafak Olgan, “Yumurta dondurma işlemi ilk olarak bekar bir hastada 1986 yılında Avustralya’da yapıldı. Sonrasında 2000’li yıllarda teknolojinin ilerlemesiyle vitrikasyon denilen daha güncel, daha başarılı yaklaşımlar kullanılmaya başlandı. 2010’dan sonra Avrupa’da, Amerika’da yaygın olarak bu işlemler başarıyla uygulandı ve bu tedaviler deneysellikten çıktı. Türkiye’de de 2014 yılından itibaren bu tedavi başarıyla yapılıyor. Ülkemiz dünya standartlarında üremeye yardımcı tedaviler açısından çok başarılı bir noktadadır” ifadelerine yer verdi.
Olgan, 2014 yılından bu yana yumurta dondurma işleminin Türkiye’de yasal olarak uygulandığını bildirdi.

Yumurta dondurma işleminin yapıldığı kişiler
Her hastaya yumurta dondurma işleminin yapılmadığını işaret eden Olgan, "En önemli faktörlerden bir tanesi kanser hastalarıdır. Genç yaşta kadınlarımız kanser olabiliyor. Kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi, radyoterapi gibi ilaçlar kanser hücrelerini öldürürken yumurtalık dokusuna da zarar veriyor. Bu nedenle kadının üreme potansiyeli azalıyor. Meme kanseri gibi toplumda çok sık karşılaşılan kansere yakalanmış genç kadınlar eğer primer hekimleri tarafından yardımcı üreme tedavisiyle ilgilenen bir merkeze yönlendirilirse, bu hastaların kanser tedavisi başlamadan yumurtaları dondurabilir. Bu sayede de bebek hayalleri için gelecekleri garantiye alınmış olunur. Kanser tedavisinden sonra tedavi gören kadın çocuk sahibi olmak istediğinde halihazırdaki dondurulmuş yumurtaları kullanılabilir. Kanser hastaları dışında ailesinde anne, teyze, kız kardeşte eğer erken menopoz öyküsü varsa bu da o kişiyi riskli gruba sokar. Bu grup hastalarda da yumurta dondurma tedavisi yapılabilir. Ayrıca her iki yumurtalığında kist olan ve cerrahi operasyonla alınması gereken hastalarda, operasyon esnasında yumurta gücü ciddi derecede azalacağından, cerrahi öncesinde yumurta dondurma işlemi büyük avantaj sağlamaktadır. Ancak tüm bunların dışında yumurta dondurma işleminin yapılması gereken diğer bir grup da yumurta gücü azalmış hastalardır” dedi.

"Yumurta rezervinin azaldığı nasıl anlaşılır"
Bir kadının yumurta rezervinin azalıp azalmadığını nasıl anlayacağı hakkında da bilgiler veren Olgan, "Ultrasonografi yapıldığında yumurtalıklar içerisindeki yumurta sayımını hekimler yapabilir veya hormon tahlilleri istenebilir. Kadınların yumurta gücü azaldığı zaman adet düzenlerinde bir sıklaşma olur. Kişi 28-30 gün arasında düzenli olarak adet görüyorsa bu kademeli olarak 27 ,26, 25, 24’e doğru kısalır. Dolayısıyla adetlerin başlangıç aralıklarında bir kısalma olması, yumurta gücünün azalması olarak yorumlanabilir” bilgisini verdi.

"Yumurta dondurma süreci"
Yumurta dondurma tedavisinin süreci hakkında bilgiler veren Olgan, “Yumurta dondurma tedavisi tüp bebek tedavisinden farklı değildir ve benzer uygulamalar yapılır. Hastalara adet döneminde kan tahlilleri yaptırılır. Ultrasonografi kontrolleriyle yumurtalıkların içerisindeki yumurta sayımları yapılır ve enjeksiyonlara başlanır. İnsülin iğnesine benzer çok küçük, hastaların kendilerinin de yapabildiği 8-10 günlük bir iğne tedavisi uygulanır. Yumurta kesecikleri büyüyünceye kadar bu işlem sürer ve ardından ameliyathane ortamında maske anestezi ile çok basit cerrahi bir işlem uygulanır. Vajinal yoldan bir iğne aracılığıyla o su keseciklerini çekilir ve sıvılar içerisindeki yumurtalar ayrıştırılır ardından embriyologlar tarafından yüksek teknoloji cihazlarla dondurma işlemi sağlıklı yumurtalar için gerçekleştirilir” dedi.

"Yaş ne kadar gençse yumurta o kadar sağlıklı"
Yumurtanın kalitesi ve sayısının yaştan etkilendiğinin altını çizen Olgan, yaş ne kadar gençse yumurtaların sağlıklı olma olasılığının o kadar yüksek olduğuna ve ayrıca dondurulan yumurta sayısının da önemli bir faktör olduğuna dikkat çekti.
35 yaşın altındaki hastalarda 8 ile 10 yumurta elde etmenin makul oranlarda gebelik sağlayacağını vurgulayan Olgan, “Ancak yaş ilerledikçe elde edilecek yumurta sayısının artması gerekecektir” dedi.

"Tedavide yaşın önemi"
Yumurta dondurma işleminin tüp bebek tedavisine göre avantajından bahseden Olgan, “Tabii farklı hastalar için farklı faydaları olabilir. 36 yaşında bir kadının yumurta gücünde azlık saptandıysa, hasta eğer bir sene içinde evlenecekse, evlendikten sonra klasik tüp bebek tedavisi belki bu hastaya daha faydalı olabilir. Ancak gelecek öngörülemez olduğu için planda bir evlilik yoksa bu hastaya yumurta dondurma tedavisi yapılması çok daha uygun olacaktır. Aynı hasta 3 ila 5 sene içinde evlenmez ise 40’lı yaşlarını aşmış olacak ve 36 yaşında faydalı olabilecek olan tüp bebek tedavisinin başarısı da 40’lı yaşlarında ciddi oranda düşmüş olacaktır. Bu durumda da yumurta dondurmanın avantajı ortaya çıkar. Dolayısıyla burada tedaviye başlama yaşı hem yumurta dondurma açısından hem de klasik tüp bebek tedavileri açısından çok önemli bir faktör” ifadelerine yer verdi.

"2-3 ay önce sigara bırakılmalı"
Yumurta dondurma tedavisi öncesi ve sırasında dikkat edilmesi gerekenleri sıralayan Şafak Olgan, “Üreme hücreleri genel sağlık durumunu yansıtır. Yani bir kişi beslenmesi ve genel sağlık durumu üreme hücrelerinde yani kadının yumurtasına ve erkeğin sperminin fonksiyonuna etki eder. Bu nedenle sağlıklı beslenme çok önemlidir. Yine önemli faktörlerden bir tanesi sigara ve alkol tüketimidir. Sigara ve alkol tüketiminin özellikle bu tarz tedavilere başlanılmadan neredeyse 2- 3 ay öncesinde bırakılması gerekir” dedi.

"Sigara içen kadınların yumurta gücü hızlı tükeniyor"
Sigara konusuna ayrı bir parantez açan Olgan, “Sigaranın iki önemli etkisi var. Sigara içen kadınların yumurta gücü daha hızlı tükeniyor. Örnek verilecek olursa Türkiye’deki menopoz ortalaması 49 yaştır Avrupa’da ise 51’dir. Sigara içen bir kadının normal yaş ortalamasının birkaç sene altında adetten kesilme riski olur. Dolayısıyla sigara içmek kadınların çok kıymetli olan yumurtalık bankalarının erken tükenmesine neden oluyor. Sigaranın ikinci etkisi de anlık olarak yumurtalara zarar veriyor olmasıdır. Dolayısıyla yumurta gücünü azaltmasının yanı sıra tedavide toplanan yumurtaların kalitesini de bozabiliyor. Özellikle bu tarz yumurta dondurma işlemleri öncesi ve hatta kendi kendine çocuk sahibi olmak için planlama yapan çiftlerin hem erkek hem kadının sigarayı bırakması gerekiyor” dedi.

"Sınırsız değil"
Kadınların gebelikte yaşı önemsemesi gerektiğinin altını çizen Olgan, “Son dönemlerde 30’lu yaşlarda kadınlar üreme potansiyellerinin sınırsız olduğunu düşünüyor ve kariyere bağlı olarak çocuk istemlerini öteliyor ya da uygun adayı bulamadıkları için bekar kalmayı tercih ediyorlar. Bu nedenle çocuk sahibi olmayı 40’lı yaşlara doğru tercih ediyorlar. Abla veya anneleri 40’lı yaşında çocuk sahibi olduysa buna da güvenerek kendilerinin de ileri yaşta gebe kalabileceğini düşünüyorlar. Ancak maalesef yumurta sayısı kişiye özel olduğu için yaş yine en önemli faktör olarak karşımıza çıkıyor. Kişinin yakınları şanslı olmuş olsa da yaş ilerledikçe kadının doğurganlığı ciddi oranda azalıyor ve yaşa bağlı problemlerde her zaman tüp bebek tedavisi başarılı olamıyor. Bu nedenle çocuk istemi 38, 39 yaşların sonrasına bırakılmamaya çalışılmalıdır. Özellikle riskli hastalar, ailesinde erken menopoz öyküsü olan, daha öncesinden yumurtalık cerrahisi geçirmiş olan kadınlar veyahut da hekimleri tarafından halihazırda yumurta gücünün düşük olduğu belirtilmiş hastalar bu konuyu çok daha fazla önemsemeli. Özellikle bekar hastalar için yumurta dondurma işleminin de bir seçenek olduğu bilinmeli ve unutulmamalı” diye konuştu.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.07.23 10:45:11
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Muratpaşa’nın mahalle iftarları devam ediyor

Muratpaşa Belediyesi’nin Yeşilbahçe ve Şirinyalı mahallelerinde düzenlendiği iftara yaklaşık 2 bin 500 kişi katıldı.

Antalya’da Muratpaşa Belediyesi’nin mahalle iftarları Ramazan’ın 16’ncı gününde Yeşilbahçe ve Şirinyalı mahalleleriyle devam etti. Yeşilbahçe Mahallesi pazar yerinde gerçekleşen iftarda yaklaşık 2 bin 500 kişi dualarla orucunu açtı. 
Muratpaşa Belediyesi’nin iftar için hazırlıkları saatler öncesinden başladı. Pazar yerine önce masa ve sandalyeler getirildi, tek tek yerleştirildi. Sonra masalara örtüleri serildi ve belediyenin aşevinde hazırlanan çorba, kuru fasulye, pilav ve tatlıdan oluşan iftar yemeğinin de getirilmesiyle hazırlıklar tamamlandı. İftar yerinde çocuklar palyaçolar ve masal kahramanlarıyla oyunlar oynayarak ezan saatini beklerken yetişkinler de sıraya girip yemeklerini aldı. Ezanın okunmasıyla birlikte Muratpaşa’nın iftar sofrasında dualarla oruçlar açıldı. İftara Belediye Başkanı Ümit Uysal’ın eşi Ümran Uysal’ın yanı sıra mahalle muhtarları da katıldı. 
Muratpaşa Belediyesi’nin iftarları gelecek hafta, Dutlubahçe, Bayındır,Meltem ve Soğuksu, Sedir, Kızıltoprak, Ermenek mahalleleriyle devam edecek. 

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.04.08 10:32:06
Son Düzenlenme Tarihi :





Subaşı: Faturayı domatese kesemezsiniz !

İYİ Parti Antalya Milletvekili Hasan Subaşı ile beraberindeki İYİ Parti Antalya İl Başkanı Vahdet Afşin Karacan, Hal Derneği Başkanı Hasan Ali Yılmaz, ATSO ve ATB temsilcileri, Serik ile Aksudan gelen çiftçiler Antalya Halinde bir araya geldi.

    Tepkili çiftçiler “geçtiğimiz dönem zararlarını çıkarıyorduk ki ihracatı durdurma kararı çıktı ve bugün domates fiyatı halde 10 TL ye düştü. Depremzedelere yardım için gönderiyoruz yine göndeririz ama pazarlar kaybolduğunda hepimiz mağdur oluyoruz. Neden çiftçiyi görmezden geliyorsunuz?”dedi.

 

    Açıklama yapan Subaşı: “İçinde bulunduğumuz Türkiye’nin en büyük halini inşa eden aynı zamanda bir çiftçi olan hemşeriniz olarak sizi çok iyi anlıyorum, haklısınız bu konuda soru önergesi vererek, Bakanlığı uyararak elimizden gelen desteği vereceğim” dedi.

 

    Antalya Milletvekili Hasan Subaşı, TBMM Başkanlığına verdiği soru önergesinde; “çiftçiler, STK temsilcileri, Odalar ve Hallerin görüşlerine başvurulmadan alınan domates ihracatına getirilen kısıtlama kararı çiftçiye, üreticiye ve ihracatçıya zarar vermiştir” dedi. Subaşı, “Eğer biz ihracata devam etmezsek tüm ülkeler kendilerine alternatif domates alabileceği pazarlar bulur. Buda bizim elimizdeki pazarlarımızı kaybetmemize sebep olur” diye konuştu. Bir çiftçi olarak üreticinin üretmekten hiç çekinmediğini ama en büyük kaygısının pazar kaybetmek olduğunu söyleyen Subaşı tarımı kaybediyoruz, ucuzluk istiyorsak girdi maliyetlerinin düşürülmesi gerekir dedi.

 

    Hasan Subaşı, Tarım-Orman Bakanı Vahit Kirişçi tarafından cevaplandırılması istemi ile TBMM Başkanlığına verdiği soru önergesinde, domates ihracatına getirilen kısıtlamanın, gerekçelerinin tersine yaratacağı işsizlik başta olmak üzere ekonomiye de zarar vereceğini belirterek, şunları dile getirdi:

 

Pazarı kaybederiz, tarım sektörü biter

    “Eğer biz ihracata devam etmezsek tüm ülkeler kendilerine alternatif domates alabileceği pazarlar bulur. Buda bizim elimizdeki pazarlarımızı kaybetmemize sebep olur. Tarım sektörü dönüşü olmayan bir durumla karşı karşıya kalır. Örnek olarak Rusya ile yaşanan uçak krizinde gelen yasaklama ve kotalar Rusya pazarını kaybetmemize sebep olmuştur. Bu yasak 40 günlük bir kayıp değil 40 yıllık pazarlarımızı kaybetmemize sebebiyet verecektir.

Eğer yasaklama ivedi bir şekilde kaldırılmaz ya da bir düzenleme getirilmezse vasıflı ve vasıfsız binlerce insan işsiz kalacaktır. İşsiz kalan insanların birçoğu deprem bölgesinde zarar görmüş ailelerdir onlarda çok daha zor bir duruma kalacaklardır.

 

Bu kararı kime danıştınız?

    Antalya Milletvekili Hasan Subaşı, ihracata getirilen kısıntının, yanlışlığının kısa sürede etkisini göstermeye başladığını belirterek; “Ülkemizde yaşanan ağır ekonomik kriz, yüksek enflasyon, girdi maliyetlerinin artışı ve desteklerin azalması sebebiyle zor durumda olan çiftçi ve üreticimiz, borçlanarak tarım yapmakta ve ihracat ile elde edeceği kârı dört gözle beklemekte ve hayatta kalma mücadelesi vermektedir.

 

    Paydaşlarla ve STK temsilcileri, Odalar ve Hallerin görüşlerine başvurulmadan alınan domates ihracatına getirilen kısıtlama kararı çiftçiye, üreticiye zarar vermiştir. Bununla da kalmamış, yeni bir işsizler ordusu yaratmıştır” dedi.

 

Faturayı domatese kesemezsiniz!...

    Kısıtlama kararı verilirken, gösterilen gerekçenin ülkedeki hayat pahalılığının neredeyse tek sebebinin domates olduğu imasının da kabul edilemez olduğunu dile getiren Hasan Subaşı, şöyle devam etti:

 

    "Bakanlığın açıklamasında kısıtlamaya gerekçe olarak, ‘Ülkemizde, domates fiyatlarında son günlerde yaşanan anormal fiyat artışları ve 11 ilimizi doğrudan etkileyen deprem afeti nedeniyle gıda arz güvenliği ve fiyat istikrarının sağlanması amacıyla tedbir alınması ihtiyacı doğmuştur’ denirken sanki aylardır süren hayat pahalılığına domates sebep olmuştur. O yüzden kabahati domatese bulup, faturayı domatese kesemezsiniz”

 

Üreticinin tepkisine cevap bile yok

    Antalya ve Kumluca Hallerinde üreticilerin eylemler yaptığını da dile getiren, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) ile Antalya Ticaret Borsası (ATB) kararın yanlış olduğu üzerine açıklamalarda bulunmasına rağmen dikkate alınmadıklarını söyleyerek, Bakan Kirişçi’ye su soruları yöneltti:

 

Bu bilgiler ışığında,

    1-Etki analizi yapılmadan aldığınız kısıtlama kararıyla üreticimiz zarar görmüş, işsizliğe sebebiyet verilmiş, elde ettiğimiz ihracat pazarlarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya gelinmiştir. Bu kararın acilen durdurulması ya da detaylı bir düzenleme getirilmesi gerekmektedir. Bu konuda yürüttüğünüz bir çalışma var mı?

 

    2- Paydaşlarla ve STK temsilcileri, Odalar ve Hallerin görüşlerini dikkate almadan verdiğiniz bu kararın olumsuz etkileri hesaplanmış mıdır?

     

    3-Domatesin kilo maliyeti 12 lira olmuştur, Hallerde geçtiğimiz günlerde 25 liraya satılan domates fiyatı ise bu karar sonrası 10 liraya düşmüş, alışveriş hızı da durma noktasına gelmiştir. Girdi maliyetleri bugün 12 lira iken domatesin fiyatı düşürmek için girdi fiyatlarının düşürülmesi gerekirken bu konuda ne gibi çalışmalar yapılıyor?

 

    4- Pazarlarını kaybeden ihracatçı tekrar Pazar arayışında kalacaktır ve bağlantıları nedeniyle zarara uğrayacaktır? Bu zararların önlenmesi ve telafisi için alınan tedbirler nelerdir?

 

    5- Çiftçi 12 liraya çıkan domates maliyetiyle mücadele ederken maliyetle, ihracatın başlayıp zararını kurtaracağı dönemde bu tür ihracat kısıtlamalarıyla zarara uğrayacağı hesaba katılmıyor mu? Bu karardan süratle dönülmesi düşünülüyor mu?

 


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.03.06 21:10:10
Son Düzenlenme Tarihi :