SON DAKİKA

Yumurta dondurma yöntemi, ileri yaşta anne olma imkanı sunuyor

Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Şafak Olgan, günümüzde kadınların eğitim ve kariyer planları nedeniyle ileri yaşta evlendiği için bebek sahibi olmayı ertelediğini belirterek, bu noktada yumurta dondurma işleminin kişinin doğurganlığının korunmasına önemli bir katkı verdiğini ..

Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Şafak Olgan, günümüzde kadınların eğitim ve kariyer planları nedeniyle ileri yaşta evlendiği için bebek sahibi olmayı ertelediğini belirterek, bu noktada yumurta dondurma işleminin kişinin doğurganlığının korunmasına önemli bir katkı verdiğini belirtti.
Memorial Sağlık Grubu Antalya Hastanesi’nden Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Şafak Olgan; yumurta dondurma, gebelikte yaşın önemi ve sigaranın bu sürece etkileri hakkında bilgilendirmelerde bulundu.
Olgan, günümüzde çocuk sahibi olamayan çiftlerin sıklığında bir artış olduğuna değindi ve çiftlerin evlendikten sonra belli bir süre korunmasız cinsel ilişkide bulunduktan ve ancak bu süre sonunda gebelik olmadığında hekime başvurduğunu dile getirdi.
Geçmiş dönemde çocuk sahibi olmada güçlük çeken kişilerin oranının 10 hastadan 1 iken, günümüzde neredeyse her 6 çiftten 1’e düştüğünü ifade eden Olgan, “Artık eskisi kadar doğal beslenmiyoruz, fast food hayatımıza girdi. Hareketsiz yaşantı gittikçe arttı ve obezite önemli bir problem haline geldi. Bunlara bir de kötü alışkanlıklar da eklenince hem yumurta hem de sperm kalitesinin bozulması söz konusu oldu. Yumurta ve sperm hücreleri normalde üreme hücreleridir. Yani çocuk sahibi olmak için sağlıklı bir yumurta ve sağlıklı bir sperme ihtiyaç vardır. Dolayısıyla kalitesi bozulmuş bir yumurta ve spermden bebek olma şansının azaldığını söyleyebiliriz” diye konuştu.
Gebelikte yaşın önemli olduğuna değinen Olgan, günümüzde çiftlerin 20’li yaşlarda evlenmediğini, evlenenlerin de çocuk sahibi olmayı düşünmediklerine dikkat çekti.

"Kadınların üreme potansiyeli yaşla azalıyor"
Gebeliğin 40’lı yaşlara kadar ertelendiğini dile getiren Olgan, “Son yıllarda kadının toplum içerisindeki rolünün artması, kariyer planları, eğitim faaliyetlerine daha önem vermesi gibi durumlar, evlilik ve çocuk sahibi olma planını ertelemektedir. Ancak şöyle bir durum söz konusudur. Kadınlarda üreme hücreleri yani yumurtalar daha anne karnında bebekken ve bir sefere mahsus oluşuyor ve yaşla birlikte kademeli olarak da azalıyor. Yani bir kadın 30 yaşında iken yumurta hücresi de 30, 40 yaşında iken yumurta hücresi de aynı yaş oluyor. Bu azalmayı mevcut teknolojiyle engelleme olasılığımız olmadığı gibi yumurta sayısını arttırma şansımız da yok. İleri yaşta çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin bu durumdan dolayı gebe kalma şansı da azalıyor. Bir de genetik olarak problemli yumurtaların sıklığı artarken, bir yandan da eldeki yumurta sayısı azalıyor. O yüzden kadınlar için yaş göz ardı edilmemesi gereken önemli bir faktör” dedi.

"Ülkemizde başarıyla uygulanıyor"
Evli olmayan bekar kişilerin doğurganlık potansiyelinin günümüz teknolojisiyle korunabileceğini ifade eden Şafak Olgan, “Yumurta dondurma işlemi ilk olarak bekar bir hastada 1986 yılında Avustralya’da yapıldı. Sonrasında 2000’li yıllarda teknolojinin ilerlemesiyle vitrikasyon denilen daha güncel, daha başarılı yaklaşımlar kullanılmaya başlandı. 2010’dan sonra Avrupa’da, Amerika’da yaygın olarak bu işlemler başarıyla uygulandı ve bu tedaviler deneysellikten çıktı. Türkiye’de de 2014 yılından itibaren bu tedavi başarıyla yapılıyor. Ülkemiz dünya standartlarında üremeye yardımcı tedaviler açısından çok başarılı bir noktadadır” ifadelerine yer verdi.
Olgan, 2014 yılından bu yana yumurta dondurma işleminin Türkiye’de yasal olarak uygulandığını bildirdi.

Yumurta dondurma işleminin yapıldığı kişiler
Her hastaya yumurta dondurma işleminin yapılmadığını işaret eden Olgan, "En önemli faktörlerden bir tanesi kanser hastalarıdır. Genç yaşta kadınlarımız kanser olabiliyor. Kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi, radyoterapi gibi ilaçlar kanser hücrelerini öldürürken yumurtalık dokusuna da zarar veriyor. Bu nedenle kadının üreme potansiyeli azalıyor. Meme kanseri gibi toplumda çok sık karşılaşılan kansere yakalanmış genç kadınlar eğer primer hekimleri tarafından yardımcı üreme tedavisiyle ilgilenen bir merkeze yönlendirilirse, bu hastaların kanser tedavisi başlamadan yumurtaları dondurabilir. Bu sayede de bebek hayalleri için gelecekleri garantiye alınmış olunur. Kanser tedavisinden sonra tedavi gören kadın çocuk sahibi olmak istediğinde halihazırdaki dondurulmuş yumurtaları kullanılabilir. Kanser hastaları dışında ailesinde anne, teyze, kız kardeşte eğer erken menopoz öyküsü varsa bu da o kişiyi riskli gruba sokar. Bu grup hastalarda da yumurta dondurma tedavisi yapılabilir. Ayrıca her iki yumurtalığında kist olan ve cerrahi operasyonla alınması gereken hastalarda, operasyon esnasında yumurta gücü ciddi derecede azalacağından, cerrahi öncesinde yumurta dondurma işlemi büyük avantaj sağlamaktadır. Ancak tüm bunların dışında yumurta dondurma işleminin yapılması gereken diğer bir grup da yumurta gücü azalmış hastalardır” dedi.

"Yumurta rezervinin azaldığı nasıl anlaşılır"
Bir kadının yumurta rezervinin azalıp azalmadığını nasıl anlayacağı hakkında da bilgiler veren Olgan, "Ultrasonografi yapıldığında yumurtalıklar içerisindeki yumurta sayımını hekimler yapabilir veya hormon tahlilleri istenebilir. Kadınların yumurta gücü azaldığı zaman adet düzenlerinde bir sıklaşma olur. Kişi 28-30 gün arasında düzenli olarak adet görüyorsa bu kademeli olarak 27 ,26, 25, 24’e doğru kısalır. Dolayısıyla adetlerin başlangıç aralıklarında bir kısalma olması, yumurta gücünün azalması olarak yorumlanabilir” bilgisini verdi.

"Yumurta dondurma süreci"
Yumurta dondurma tedavisinin süreci hakkında bilgiler veren Olgan, “Yumurta dondurma tedavisi tüp bebek tedavisinden farklı değildir ve benzer uygulamalar yapılır. Hastalara adet döneminde kan tahlilleri yaptırılır. Ultrasonografi kontrolleriyle yumurtalıkların içerisindeki yumurta sayımları yapılır ve enjeksiyonlara başlanır. İnsülin iğnesine benzer çok küçük, hastaların kendilerinin de yapabildiği 8-10 günlük bir iğne tedavisi uygulanır. Yumurta kesecikleri büyüyünceye kadar bu işlem sürer ve ardından ameliyathane ortamında maske anestezi ile çok basit cerrahi bir işlem uygulanır. Vajinal yoldan bir iğne aracılığıyla o su keseciklerini çekilir ve sıvılar içerisindeki yumurtalar ayrıştırılır ardından embriyologlar tarafından yüksek teknoloji cihazlarla dondurma işlemi sağlıklı yumurtalar için gerçekleştirilir” dedi.

"Yaş ne kadar gençse yumurta o kadar sağlıklı"
Yumurtanın kalitesi ve sayısının yaştan etkilendiğinin altını çizen Olgan, yaş ne kadar gençse yumurtaların sağlıklı olma olasılığının o kadar yüksek olduğuna ve ayrıca dondurulan yumurta sayısının da önemli bir faktör olduğuna dikkat çekti.
35 yaşın altındaki hastalarda 8 ile 10 yumurta elde etmenin makul oranlarda gebelik sağlayacağını vurgulayan Olgan, “Ancak yaş ilerledikçe elde edilecek yumurta sayısının artması gerekecektir” dedi.

"Tedavide yaşın önemi"
Yumurta dondurma işleminin tüp bebek tedavisine göre avantajından bahseden Olgan, “Tabii farklı hastalar için farklı faydaları olabilir. 36 yaşında bir kadının yumurta gücünde azlık saptandıysa, hasta eğer bir sene içinde evlenecekse, evlendikten sonra klasik tüp bebek tedavisi belki bu hastaya daha faydalı olabilir. Ancak gelecek öngörülemez olduğu için planda bir evlilik yoksa bu hastaya yumurta dondurma tedavisi yapılması çok daha uygun olacaktır. Aynı hasta 3 ila 5 sene içinde evlenmez ise 40’lı yaşlarını aşmış olacak ve 36 yaşında faydalı olabilecek olan tüp bebek tedavisinin başarısı da 40’lı yaşlarında ciddi oranda düşmüş olacaktır. Bu durumda da yumurta dondurmanın avantajı ortaya çıkar. Dolayısıyla burada tedaviye başlama yaşı hem yumurta dondurma açısından hem de klasik tüp bebek tedavileri açısından çok önemli bir faktör” ifadelerine yer verdi.

"2-3 ay önce sigara bırakılmalı"
Yumurta dondurma tedavisi öncesi ve sırasında dikkat edilmesi gerekenleri sıralayan Şafak Olgan, “Üreme hücreleri genel sağlık durumunu yansıtır. Yani bir kişi beslenmesi ve genel sağlık durumu üreme hücrelerinde yani kadının yumurtasına ve erkeğin sperminin fonksiyonuna etki eder. Bu nedenle sağlıklı beslenme çok önemlidir. Yine önemli faktörlerden bir tanesi sigara ve alkol tüketimidir. Sigara ve alkol tüketiminin özellikle bu tarz tedavilere başlanılmadan neredeyse 2- 3 ay öncesinde bırakılması gerekir” dedi.

"Sigara içen kadınların yumurta gücü hızlı tükeniyor"
Sigara konusuna ayrı bir parantez açan Olgan, “Sigaranın iki önemli etkisi var. Sigara içen kadınların yumurta gücü daha hızlı tükeniyor. Örnek verilecek olursa Türkiye’deki menopoz ortalaması 49 yaştır Avrupa’da ise 51’dir. Sigara içen bir kadının normal yaş ortalamasının birkaç sene altında adetten kesilme riski olur. Dolayısıyla sigara içmek kadınların çok kıymetli olan yumurtalık bankalarının erken tükenmesine neden oluyor. Sigaranın ikinci etkisi de anlık olarak yumurtalara zarar veriyor olmasıdır. Dolayısıyla yumurta gücünü azaltmasının yanı sıra tedavide toplanan yumurtaların kalitesini de bozabiliyor. Özellikle bu tarz yumurta dondurma işlemleri öncesi ve hatta kendi kendine çocuk sahibi olmak için planlama yapan çiftlerin hem erkek hem kadının sigarayı bırakması gerekiyor” dedi.

"Sınırsız değil"
Kadınların gebelikte yaşı önemsemesi gerektiğinin altını çizen Olgan, “Son dönemlerde 30’lu yaşlarda kadınlar üreme potansiyellerinin sınırsız olduğunu düşünüyor ve kariyere bağlı olarak çocuk istemlerini öteliyor ya da uygun adayı bulamadıkları için bekar kalmayı tercih ediyorlar. Bu nedenle çocuk sahibi olmayı 40’lı yaşlara doğru tercih ediyorlar. Abla veya anneleri 40’lı yaşında çocuk sahibi olduysa buna da güvenerek kendilerinin de ileri yaşta gebe kalabileceğini düşünüyorlar. Ancak maalesef yumurta sayısı kişiye özel olduğu için yaş yine en önemli faktör olarak karşımıza çıkıyor. Kişinin yakınları şanslı olmuş olsa da yaş ilerledikçe kadının doğurganlığı ciddi oranda azalıyor ve yaşa bağlı problemlerde her zaman tüp bebek tedavisi başarılı olamıyor. Bu nedenle çocuk istemi 38, 39 yaşların sonrasına bırakılmamaya çalışılmalıdır. Özellikle riskli hastalar, ailesinde erken menopoz öyküsü olan, daha öncesinden yumurtalık cerrahisi geçirmiş olan kadınlar veyahut da hekimleri tarafından halihazırda yumurta gücünün düşük olduğu belirtilmiş hastalar bu konuyu çok daha fazla önemsemeli. Özellikle bekar hastalar için yumurta dondurma işleminin de bir seçenek olduğu bilinmeli ve unutulmamalı” diye konuştu.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.07.23 10:45:11
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Kadın Çiftçiler Yarışıyor Finali'nde birinci Finike'den, ikinci Elmalı'dan

Antalya Büyükşehir Belediyesi ve İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından kadın çiftçilerin bilgi birikimine katkı sağlamak amacıyla gerçekleştirilen ‘Kadın Çiftçiler Yarışıyor 3’incü Bilgi ve Kültür Yarışması’nı Finike’den Asiye Akkaya kazandı. Toprağın Kraliçesi Asiye Akkaya 14 bin TL’lik ödülünde sahibi olurken, Elmalı'dan Ayşe Çoban ise ikinci oldu.

    Antalya Büyükşehir Belediyesi ve İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından kadın çiftçilerin bilgi birikimine katkı sağlamak amacıyla gerçekleştirilen ‘Kadın Çiftçiler Yarışıyor 3’incü Bilgi ve Kültür Yarışması’nı Finike’den Asiye Akkaya kazandı. Toprağın Kraliçesi Asiye Akkaya 14 bin TL’lik ödülünde sahibi olurken, Elmalı'dan Ayşe Çoban ise ikinci oldu.

     Kadın çiftçilerin bir araya gelerek sosyalleşmelerinin yanında bilgi birikimine katkı sağlamak aynı zamanda günlük iş tempolarından farklı bir ortamda sosyal bir aktivite ile buluşturmak amacıyla 14 Ağustos’ta Gündoğmuş'ta başlayan Kadın Çiftçiler Bilgi ve Kültür Yarışmasına 18 ilçeden 128 kadın çiftçi katıldı. Yarışmada toprağın sultanları ilk olarak bulundukları ilçenin birincisi olmak için ter döktü. 18 ilçe birincisi kadın çiftçi, önce yarı finale ardından büyük finalde yarışmaya hak kazandı. 8 finalist Atatürk Kültür Merkezi(AKM) Aspendos Salonu’ndaki finalde birincilik için kıyasıya mücadele etti. Yarışmayı, AK Parti Antalya Milletvekili İbrahim Aydın, Kemal Çelik, Antalya Valisi Münir Karaloğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel,Muratpaşa Kaymakamı Sedat Sırrı Arısoy,  İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Mustafa Özen, Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp ve çok sayıda çiftçi ve yarışmacı aileleri izledi.

Kaptanoğlun’dan moral konuşması

    Geçen yılın Kadın Çiftçiler Şampiyonu Güler Kaptanoğlu yarışma öncesi kısa bir konuşma yaparak, kadın yarışmacılara adeta moral verdi.  “Biz kadınlara bu şansı verdiği için belediye başkanımız Menderes Türel’e, İl müdürümüze teşekkür ederim.  Biz toprakta yoğrulduk. Çocuklarımızı toprakta büyüttük ve okuttuk. Ben polis olmayı çok istedim. Ama olamadım. Ancak üç çocuğumda polis oldu. Onlar yurdun dört bir tarafında vatan bekliyor gurur duyuyorum. Biz sizlerin sayesinde toprağın sultanı olduk. Bizi değerli hissettirdiğiniz için teşekkür ediyorum. Ayrıca bu yarışma sayesinde özgüven kazandım ve Gazipaşa’da oturduğum Doğancan mahallesinden muhtar aday adayı oldum. Bu yarışma bana çok şey kattı. Bu yüzden yarışmacılara başarı diliyorum hak eden kazansın” dedi.

Çiftçiliğin modası geçmez
    Antalya Valisi Münir Karaloğlu, yaptığı konuşmada, “Çiftçiliğin hiçbir zaman modası geçmez. Bugünün de dününde yarınında en önemli mesleği çiftçilik. Tohumla toprak, tarımla insan birbirine çok yakışıyor. Antalya bugün var olan tarımsal potansiyelinin çok daha fazlasını yapacak kapasiteye sahip. Büyükşehir Belediyemiz tarımla ilgili önemli projeler gerçekleştiriyor. Sulama suyu, enerji üretimi, zararlıyla mücadele, faydalı böcek gibi gerçekten çiftçinin yanında oluyor. Başkanımıza ve ekibini çiftçiye verdiği destek için kutluyorum. Bu yarışmalara katılan bütün yarışmacılarımızı bütün kadın çiftçilerimizi kutluyor ve tebrik ediyorum” dedi.
Tarımın Kraliçelerini tebrik ediyorum
    Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’de bu yıl üçüncüsü düzenlenen yarışmaya 18 ilçeden 128 kadın çiftçinin katıldığını belirterek, “Öncelikle geçen yılın birincisi Güler hanımın muhtar adaylığını tebrik ediyorum. Başaracağına da inanıyorum. Ayrıca bu ilgi için toprağın sultanlarını, tarımın kraliçelerini tebrik ediyorum. Tarımsal üretimde emeği geçen, hatta tarımın asıl yükünü çeken eli nasırlı kadınlarımız aynı zamanda çocuklarının bakımından, ev işlerine kadar birçok sorumluluğu da yerine getirme çabası verirken kendilerine zaman bile ayıramıyor. İşte bizler de bu yarışma vesilesi ile kadın çiftçilerimizi bir araya getirerek sosyalleşmelerinin yanında bilgi birikimlerine de katkı sağlamayı hedefledik. Bunu da hep birlikte başardığımıza inanıyorum. Sofraya oturduğumuzda yediğimiz ekmekten, yemeğe kadar her aşamada kadın çiftçilerimizin emeği, alın teri ve hakkı vardır.  Bu emek ve hakkı ödeyebilmemiz mümkün değildir. Bu yarışmaya katılan kıymetli hanım kardeşlerimin nezdinde Antalya’nın seralarında,  tarlalarında,  güneşin altında çalışan tüm kadın çiftçilerimize teşekkür ediyorum” dedi.

4 yılda 261 milyonluk yatırım

Antalya’nın tarım kenti olduğunu anlatan Başkan Türel, “Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak turizm ve tarım şehri olan Antalya’mız için, tarımsal hizmetlerin öncelikli görev kapsamında ele alınmasını benimsedik ve 4,5 yılda tarıma her alandadestek verdik.

    Bu çerçevede tarımsal üretim için mutlak gerekli olan sulama, mezbaha, soğuk hava deposu gibi altyapı tesisleri ile toptancı hal yatırımlarına öncelik verdik. 2014 yılından bugüne kadar tarımsal üretime katkı sağlamak için yaptığımız çalışmalar içerisinde en önemlilerinden bir tanesi çiftçilerimize sulamada kullandığı elektriği ücretsiz vermektir. Döşemealtı İlçemizde 2 megawat kurulu gücünde Güneş Enerjisi Santrali kurularak elektrik üretimine başladık. Üretilen bu elektrik ile ilk defa 2017 yılında 39 Sulama Kooperatifine üye 7500 çiftçi ailemizin sulamada kullandığı elektriği bu santralden karşıladık. Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak kontrollü sulama suyu kullanımı için basınçlı sulama sistemlerini devreye soktuk. 2014 yılından bugüne kadar Antalya tarımı için toplam 261 milyon 545 Bin TL tutarında yatırım yaparak tarımın bir endüstriyel üretim modeline dönüşmesine ciddi katkı sağladık” şeklinde konuştu.

Birincilik Finike’ye, İkincilik Elmalı'ya
    Konuşmaların ardından yarışmaya geçildi. Elmalı’dan Ayşe Çoban, Finike’den Asiye Akkaya, Gazipaşa’dan Ayşe Ergün, İbradı’dan Mürsel Taner, Konyaaltı’dan Emine Özcan, Korkuteli’denÜmmüşen Bozkurt, Kumluca’dan İmran Gün ve Muratpaşa’dan Melek Çoban’ın yarışması büyük bir heyecanla izlendi. Büyük çekişmeye sahne olan yarışma sonunda 14 bin TL’lik birincilik ödülünü Finike’den Asiye Akkaya alırken, 9 bin TL’lik ikicilik ödülünü Elmalı’dan Ayşe Çoban, 7 bin 500 TL’lik üçüncülük ödülünü Kumluca’dan İmran Gün kazandı. Dereceye giremeyen yarışmacılara da 1000 TL mansiyon ödülü verildi.

    Yarışma sonunda dereceye girenler, ödüllerini, AK Parti Antalya Milletvekili Kemal Çelik, Antalya Valisi Münir Karaloğlu ve Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’in elinden aldı.

 


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2018.10.20 22:06:23
Son Düzenlenme Tarihi :





Şimşek: “İftar ve sahurdan sonra diş fırçalamak çok önemli”

Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Dt. Sancar Şimşek, Ramazan ayı boyunca ağız ve diş sağlığının önemine değinerek, iftar ve sahurdan sonra dişlerin mutlaka fırçalanması, ağız kokusunu önlemek için de bol bol su tüketilmesi gerektiğini söyledi.
Ramazan ayında ağız ve diş sağlığının ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Şimşek, Ramazan başlamadan birkaç hafta öncesinden ağız hijyenini sağlamak ve ağız kuruluğunu önleme açısından sigara, çay-kahve ve asitli içeceklerin kullanımını azaltmakta yarar olduğunu vurguladı.
İftardan ve sahurdan sonra dişlerin mutlaka fırçalanması gerektiğini kaydeden Şimşek, “Sindirim sistemimizin başlangıcı olan ağzımız, tüm vücudumuza açılan bir kapıdır ve dış ortama açık olması, besinlerle teması sebebiyle de mikroorganizmaların çoğalabilmesi için oldukça uygun bir ortamı oluşturur. Orucun tutulduğu bu ay boyunca dişler, yeme alışkanlıkları değiştiğinden çürümeye çok meyillidir. Bu yüzden çürüklerin oluşmasını engellemek için sadece dişlerin değil, dilaltı ve diş eti, hatta yanakların iç kısımlarının da iyice temizlenmesi gerekir” dedi.

“Her sahur ve iftar sonrasında diş ve ağız bakımı tam yapılmalıdır”
Ramazan ayında ağız bakımının da saatler düzenlenerek yine benzer şekilde yapılması gerektiğini ifade eden Sancar, "İftar ve sahurdan sonra olmak üzere 2 kez mutlaka dişler fırçalanmalı ve sahur sonrası diş ipi, dil temizliği ve gargara da yapılarak hijyeni sağlanmış bir ağız florasıyla oruca başlamak, uzun süre açlık sebebiyle tükürük akışı azalmış ve bu sebeple asiditesi artmış ağız ortamınızı bakterilere karşı korumanızı sağlayacaktır. Yine uzun süreli açlığa bağlı ağız kokusu da bu ayda oruç tutan bireylerin yaşadığı bir problemdir. Ağız kokusuna sebep olabilecek ağız içi faktörler ve ağız dışı faktörler dışında tuttuğumuz bu fizyolojik ağız kokusu, uzun süre açlık sebebiyle mide ve ağız ortamının susuz kalması ve çok daha asidik bir yapıya geçmesi nedeniyle ortaya çıkmaktadır ve bazı önlemler alınarak azalabilmektedir” diye konuştu.

“Oruçluyken diş tedavisi, hekimin uygunluk vermesiyle mümkündür”
Oruçluyken diş çekimi ve tedavilerinin hekimin uygunluk vermesi ile mümkün olabileceğinin altını çizen Şimşek, şöyle devam etti; "Ramazanda diş tedavisi yapılmaktadır. Fakat genelde hastaların bu işlemleri iftardan sonraya bıraktığını görmekteyiz. Orucun bozulması için mideye bir sıvı gitmesi gerekir. Tedavi sırasında kullanılabilecek ilaçlar, sıvılar da orucun bozulmasına sebebiyet verebilir. Bunun için hekiminiz sizi bilgilendirecektir. Yaptıracağınız uygulama için su veya kan yutulmadığı sürece tedavinizi yaptırabilirsiniz.”
Ramazanda ağız ve diş sağlığı için beslenmeye özen gösterilmesi gerektiğine de dikkat çeken Dr. Dt. Şimşek, “Gün içinde aç kalındığı için sahurda sıvı yemekler tüketmeye özen gösterilmelidir. Meyve ve sebze ağırlıklı beslenmeye gayret gösterin. Çilek, süt ürünleri, yoğurt, peynir gibi gıdalar dişlerinize Ramazan ayında sağlık katacak besinler arasında yer almaktadır” ifadelerini kullandı.

Kaynak : İHA
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.04.07 22:46:34
Son Düzenlenme Tarihi :