SON DAKİKA

Yumurta dondurma yöntemi, ileri yaşta anne olma imkanı sunuyor

Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Şafak Olgan, günümüzde kadınların eğitim ve kariyer planları nedeniyle ileri yaşta evlendiği için bebek sahibi olmayı ertelediğini belirterek, bu noktada yumurta dondurma işleminin kişinin doğurganlığının korunmasına önemli bir katkı verdiğini ..

Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Şafak Olgan, günümüzde kadınların eğitim ve kariyer planları nedeniyle ileri yaşta evlendiği için bebek sahibi olmayı ertelediğini belirterek, bu noktada yumurta dondurma işleminin kişinin doğurganlığının korunmasına önemli bir katkı verdiğini belirtti.
Memorial Sağlık Grubu Antalya Hastanesi’nden Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Şafak Olgan; yumurta dondurma, gebelikte yaşın önemi ve sigaranın bu sürece etkileri hakkında bilgilendirmelerde bulundu.
Olgan, günümüzde çocuk sahibi olamayan çiftlerin sıklığında bir artış olduğuna değindi ve çiftlerin evlendikten sonra belli bir süre korunmasız cinsel ilişkide bulunduktan ve ancak bu süre sonunda gebelik olmadığında hekime başvurduğunu dile getirdi.
Geçmiş dönemde çocuk sahibi olmada güçlük çeken kişilerin oranının 10 hastadan 1 iken, günümüzde neredeyse her 6 çiftten 1’e düştüğünü ifade eden Olgan, “Artık eskisi kadar doğal beslenmiyoruz, fast food hayatımıza girdi. Hareketsiz yaşantı gittikçe arttı ve obezite önemli bir problem haline geldi. Bunlara bir de kötü alışkanlıklar da eklenince hem yumurta hem de sperm kalitesinin bozulması söz konusu oldu. Yumurta ve sperm hücreleri normalde üreme hücreleridir. Yani çocuk sahibi olmak için sağlıklı bir yumurta ve sağlıklı bir sperme ihtiyaç vardır. Dolayısıyla kalitesi bozulmuş bir yumurta ve spermden bebek olma şansının azaldığını söyleyebiliriz” diye konuştu.
Gebelikte yaşın önemli olduğuna değinen Olgan, günümüzde çiftlerin 20’li yaşlarda evlenmediğini, evlenenlerin de çocuk sahibi olmayı düşünmediklerine dikkat çekti.

"Kadınların üreme potansiyeli yaşla azalıyor"
Gebeliğin 40’lı yaşlara kadar ertelendiğini dile getiren Olgan, “Son yıllarda kadının toplum içerisindeki rolünün artması, kariyer planları, eğitim faaliyetlerine daha önem vermesi gibi durumlar, evlilik ve çocuk sahibi olma planını ertelemektedir. Ancak şöyle bir durum söz konusudur. Kadınlarda üreme hücreleri yani yumurtalar daha anne karnında bebekken ve bir sefere mahsus oluşuyor ve yaşla birlikte kademeli olarak da azalıyor. Yani bir kadın 30 yaşında iken yumurta hücresi de 30, 40 yaşında iken yumurta hücresi de aynı yaş oluyor. Bu azalmayı mevcut teknolojiyle engelleme olasılığımız olmadığı gibi yumurta sayısını arttırma şansımız da yok. İleri yaşta çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin bu durumdan dolayı gebe kalma şansı da azalıyor. Bir de genetik olarak problemli yumurtaların sıklığı artarken, bir yandan da eldeki yumurta sayısı azalıyor. O yüzden kadınlar için yaş göz ardı edilmemesi gereken önemli bir faktör” dedi.

"Ülkemizde başarıyla uygulanıyor"
Evli olmayan bekar kişilerin doğurganlık potansiyelinin günümüz teknolojisiyle korunabileceğini ifade eden Şafak Olgan, “Yumurta dondurma işlemi ilk olarak bekar bir hastada 1986 yılında Avustralya’da yapıldı. Sonrasında 2000’li yıllarda teknolojinin ilerlemesiyle vitrikasyon denilen daha güncel, daha başarılı yaklaşımlar kullanılmaya başlandı. 2010’dan sonra Avrupa’da, Amerika’da yaygın olarak bu işlemler başarıyla uygulandı ve bu tedaviler deneysellikten çıktı. Türkiye’de de 2014 yılından itibaren bu tedavi başarıyla yapılıyor. Ülkemiz dünya standartlarında üremeye yardımcı tedaviler açısından çok başarılı bir noktadadır” ifadelerine yer verdi.
Olgan, 2014 yılından bu yana yumurta dondurma işleminin Türkiye’de yasal olarak uygulandığını bildirdi.

Yumurta dondurma işleminin yapıldığı kişiler
Her hastaya yumurta dondurma işleminin yapılmadığını işaret eden Olgan, "En önemli faktörlerden bir tanesi kanser hastalarıdır. Genç yaşta kadınlarımız kanser olabiliyor. Kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi, radyoterapi gibi ilaçlar kanser hücrelerini öldürürken yumurtalık dokusuna da zarar veriyor. Bu nedenle kadının üreme potansiyeli azalıyor. Meme kanseri gibi toplumda çok sık karşılaşılan kansere yakalanmış genç kadınlar eğer primer hekimleri tarafından yardımcı üreme tedavisiyle ilgilenen bir merkeze yönlendirilirse, bu hastaların kanser tedavisi başlamadan yumurtaları dondurabilir. Bu sayede de bebek hayalleri için gelecekleri garantiye alınmış olunur. Kanser tedavisinden sonra tedavi gören kadın çocuk sahibi olmak istediğinde halihazırdaki dondurulmuş yumurtaları kullanılabilir. Kanser hastaları dışında ailesinde anne, teyze, kız kardeşte eğer erken menopoz öyküsü varsa bu da o kişiyi riskli gruba sokar. Bu grup hastalarda da yumurta dondurma tedavisi yapılabilir. Ayrıca her iki yumurtalığında kist olan ve cerrahi operasyonla alınması gereken hastalarda, operasyon esnasında yumurta gücü ciddi derecede azalacağından, cerrahi öncesinde yumurta dondurma işlemi büyük avantaj sağlamaktadır. Ancak tüm bunların dışında yumurta dondurma işleminin yapılması gereken diğer bir grup da yumurta gücü azalmış hastalardır” dedi.

"Yumurta rezervinin azaldığı nasıl anlaşılır"
Bir kadının yumurta rezervinin azalıp azalmadığını nasıl anlayacağı hakkında da bilgiler veren Olgan, "Ultrasonografi yapıldığında yumurtalıklar içerisindeki yumurta sayımını hekimler yapabilir veya hormon tahlilleri istenebilir. Kadınların yumurta gücü azaldığı zaman adet düzenlerinde bir sıklaşma olur. Kişi 28-30 gün arasında düzenli olarak adet görüyorsa bu kademeli olarak 27 ,26, 25, 24’e doğru kısalır. Dolayısıyla adetlerin başlangıç aralıklarında bir kısalma olması, yumurta gücünün azalması olarak yorumlanabilir” bilgisini verdi.

"Yumurta dondurma süreci"
Yumurta dondurma tedavisinin süreci hakkında bilgiler veren Olgan, “Yumurta dondurma tedavisi tüp bebek tedavisinden farklı değildir ve benzer uygulamalar yapılır. Hastalara adet döneminde kan tahlilleri yaptırılır. Ultrasonografi kontrolleriyle yumurtalıkların içerisindeki yumurta sayımları yapılır ve enjeksiyonlara başlanır. İnsülin iğnesine benzer çok küçük, hastaların kendilerinin de yapabildiği 8-10 günlük bir iğne tedavisi uygulanır. Yumurta kesecikleri büyüyünceye kadar bu işlem sürer ve ardından ameliyathane ortamında maske anestezi ile çok basit cerrahi bir işlem uygulanır. Vajinal yoldan bir iğne aracılığıyla o su keseciklerini çekilir ve sıvılar içerisindeki yumurtalar ayrıştırılır ardından embriyologlar tarafından yüksek teknoloji cihazlarla dondurma işlemi sağlıklı yumurtalar için gerçekleştirilir” dedi.

"Yaş ne kadar gençse yumurta o kadar sağlıklı"
Yumurtanın kalitesi ve sayısının yaştan etkilendiğinin altını çizen Olgan, yaş ne kadar gençse yumurtaların sağlıklı olma olasılığının o kadar yüksek olduğuna ve ayrıca dondurulan yumurta sayısının da önemli bir faktör olduğuna dikkat çekti.
35 yaşın altındaki hastalarda 8 ile 10 yumurta elde etmenin makul oranlarda gebelik sağlayacağını vurgulayan Olgan, “Ancak yaş ilerledikçe elde edilecek yumurta sayısının artması gerekecektir” dedi.

"Tedavide yaşın önemi"
Yumurta dondurma işleminin tüp bebek tedavisine göre avantajından bahseden Olgan, “Tabii farklı hastalar için farklı faydaları olabilir. 36 yaşında bir kadının yumurta gücünde azlık saptandıysa, hasta eğer bir sene içinde evlenecekse, evlendikten sonra klasik tüp bebek tedavisi belki bu hastaya daha faydalı olabilir. Ancak gelecek öngörülemez olduğu için planda bir evlilik yoksa bu hastaya yumurta dondurma tedavisi yapılması çok daha uygun olacaktır. Aynı hasta 3 ila 5 sene içinde evlenmez ise 40’lı yaşlarını aşmış olacak ve 36 yaşında faydalı olabilecek olan tüp bebek tedavisinin başarısı da 40’lı yaşlarında ciddi oranda düşmüş olacaktır. Bu durumda da yumurta dondurmanın avantajı ortaya çıkar. Dolayısıyla burada tedaviye başlama yaşı hem yumurta dondurma açısından hem de klasik tüp bebek tedavileri açısından çok önemli bir faktör” ifadelerine yer verdi.

"2-3 ay önce sigara bırakılmalı"
Yumurta dondurma tedavisi öncesi ve sırasında dikkat edilmesi gerekenleri sıralayan Şafak Olgan, “Üreme hücreleri genel sağlık durumunu yansıtır. Yani bir kişi beslenmesi ve genel sağlık durumu üreme hücrelerinde yani kadının yumurtasına ve erkeğin sperminin fonksiyonuna etki eder. Bu nedenle sağlıklı beslenme çok önemlidir. Yine önemli faktörlerden bir tanesi sigara ve alkol tüketimidir. Sigara ve alkol tüketiminin özellikle bu tarz tedavilere başlanılmadan neredeyse 2- 3 ay öncesinde bırakılması gerekir” dedi.

"Sigara içen kadınların yumurta gücü hızlı tükeniyor"
Sigara konusuna ayrı bir parantez açan Olgan, “Sigaranın iki önemli etkisi var. Sigara içen kadınların yumurta gücü daha hızlı tükeniyor. Örnek verilecek olursa Türkiye’deki menopoz ortalaması 49 yaştır Avrupa’da ise 51’dir. Sigara içen bir kadının normal yaş ortalamasının birkaç sene altında adetten kesilme riski olur. Dolayısıyla sigara içmek kadınların çok kıymetli olan yumurtalık bankalarının erken tükenmesine neden oluyor. Sigaranın ikinci etkisi de anlık olarak yumurtalara zarar veriyor olmasıdır. Dolayısıyla yumurta gücünü azaltmasının yanı sıra tedavide toplanan yumurtaların kalitesini de bozabiliyor. Özellikle bu tarz yumurta dondurma işlemleri öncesi ve hatta kendi kendine çocuk sahibi olmak için planlama yapan çiftlerin hem erkek hem kadının sigarayı bırakması gerekiyor” dedi.

"Sınırsız değil"
Kadınların gebelikte yaşı önemsemesi gerektiğinin altını çizen Olgan, “Son dönemlerde 30’lu yaşlarda kadınlar üreme potansiyellerinin sınırsız olduğunu düşünüyor ve kariyere bağlı olarak çocuk istemlerini öteliyor ya da uygun adayı bulamadıkları için bekar kalmayı tercih ediyorlar. Bu nedenle çocuk sahibi olmayı 40’lı yaşlara doğru tercih ediyorlar. Abla veya anneleri 40’lı yaşında çocuk sahibi olduysa buna da güvenerek kendilerinin de ileri yaşta gebe kalabileceğini düşünüyorlar. Ancak maalesef yumurta sayısı kişiye özel olduğu için yaş yine en önemli faktör olarak karşımıza çıkıyor. Kişinin yakınları şanslı olmuş olsa da yaş ilerledikçe kadının doğurganlığı ciddi oranda azalıyor ve yaşa bağlı problemlerde her zaman tüp bebek tedavisi başarılı olamıyor. Bu nedenle çocuk istemi 38, 39 yaşların sonrasına bırakılmamaya çalışılmalıdır. Özellikle riskli hastalar, ailesinde erken menopoz öyküsü olan, daha öncesinden yumurtalık cerrahisi geçirmiş olan kadınlar veyahut da hekimleri tarafından halihazırda yumurta gücünün düşük olduğu belirtilmiş hastalar bu konuyu çok daha fazla önemsemeli. Özellikle bekar hastalar için yumurta dondurma işleminin de bir seçenek olduğu bilinmeli ve unutulmamalı” diye konuştu.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.07.23 10:45:11
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Başkan Buluntu: “Başımıza kalkılan yardımları tümüyle iade etmeye hazırız”

Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KMTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Buluntu, “Her şeyden önce bir Kahramanmaraşlı olarak kahraman şehrimizin her bir ferdi adına belirtmek isterim ki; Kahramanmaraş iş dünyası, yapılan maddi ve manevi yardımların tümünü başımıza kalkanlara iade etmeye hazırdır” dedi.

KMTSO Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Buluntu, 14 Mayıs’ta gerçekleştirilen Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri sonrası özellikle sosyal medya platformları üzerinden depremzedelere ilişkin hakaret içerikli paylaşım yapanlara yönelik basın açıklaması gerçekleştirdi. 6 Şubat depremlerinin simgesi haline gelen Ebrar Siteleri’nde düzenlenen basın açıklamasına katılım yoğun oldu. Sözlerine ‘Asrın Felaketi’ olarak adlandırılan 6 Şubat depremlerinde şehit olanlara Allah’tan rahmet, yaralılara ise acil şifalar dileyerek başlayan KMTSO Başkanı Buluntu, seçimler sonrası depremzede vatandaşlara yönelik yapılan beddua ve hakaretleri sert sözlerle eleştirerek, “Bizim kızgınlığımız, dünyada eşi benzeri yaşanmamış bir felaket sonrası yapılan insani yardımların siyasete malzeme edilerek, depremzedelerimizi incitmesidir” şeklinde konuştu.

Başkan Buluntu, konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi: “6 Şubat’ta yaşadığımız büyük felaketler sonrası neye uğradığımızı bilmez halde kendimizi küçük bir kıyametin ortasında bulduk. Felaketin boyutunu, yıkıcı etkisini ve acısını ancak yaşayanın bilebileceği bir ortamda bir yandan yakınlarımızı enkaz altında çıkarmanın mücadelesini verirken bir yandan da olumsuz hava koşullarıyla mücadele ettik. O gün depremi yaşayan herkes zorlu yaşam koşulları içinde bir mücadele verirken güzel ülkemin dört bir yanından gelen yardımlar ile büyük bir dayanışma örneği sergilendi ve bu konuda adeta dünyaya birlik ve beraberlik dersi verdik. Aziz milletimiz, üstüne deprem karanlığı çöken halkımıza adeta yüreğindeki sevgi ile ışık kaynağı oldu. Yeri geldi Van’dan kardeşlerimizin gönderdiği battaniyeler ile ısındık, yeri geldi İzmir’den arabasına ne bulursa doldurup gelen abimizin bisküvisi ile karnımızı doyurduk, yeri geldi Hac parasını bizlere gönderen Hatice annemizin bu davranışı karşısında ağladık, yeri geldi kumbarasındaki tüm parasını hiç düşünmeden iliştirdiği not ile yollayan evlatlarımızın hareketleri karşısında duygulandık.

Lakin bu hafta sonu gerçekleşen 13. Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimlerinden sonra özellikle ilimizin merkez üssü olduğu deprem bölgelerinde yaşayan vatandaşlarımıza yönelik ağza alınmayacak beddualar ve hakaretler edilmiş, bu davranış ve söylemler bölgemizin asil insanlarını derinden yaralamıştır. Elbette bizim sözümüz yaptığı yardımı başa kalkacak kadar basit düşen zihniyetleredir. Yoksa biz biliyoruz ki bu ülkenin milyonlarca yüreği güzel insanı var ve onlar hep bizim yanımızdaydılar ve olmaya da devam edeceklerdir. Bizim kızgınlığımız, dünyada eşi benzeri yaşanmamış bir felaket sonrası yapılan insani yardımların siyasete malzeme edilerek, depremzedelerimizi incitmesidir. İyilik ticaret değildir, yapılan iyiliğe karşılık beklenildiğinde iyilik olmaktan çıkar karşılıklı menfaate döner. Eğer gönderdiğinizi ifade ettiğiniz yardımlardan dolayı kendinizde depremzedelere hakaret etme hakkını bulabiliyorsanız biz size o yardımların daha fazlasını göndermeye hazırız.

Bugüne kadar dil, din, ırk, mezhep, dünya görüşü ayrımı yapmadan yardıma ihtiyacı olan her coğrafyanın yardımına koşan büyük ve güçlü Türkiye Cumhuriyeti Devleti, her zaman olduğu gibi bugünlerde de deprem felaketinden etkilenen milyonlarca vatandaşımızın yaralarına merhem olmuş ve olmaya da devam edecektir. Devlet ve millet dayanışması ile bugünlerin üstesinden de geleceğimizi belirterek sözlerime burada son verirken; karşılıksız yardım gönderen ve her zaman varlıklarını hissettiren tüm yardımseverlere teşekkür ediyor, işleri güçleri fitne fesat olanları da kınayarak kamuoyunu saygıyla selamlıyorum.”
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.05.17 18:42:19
Son Düzenlenme Tarihi :





Tıp Fakültesi’nden 278 öğrenci yemin ederek hekim oldu

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 278 öğrenci yemin ederek hekim oldu. Rektör Özkan, “Nobel alacak hekimler neden Akdenizli olmasın! Kendinize güvenin. Biz size inanıyoruz.” dedi.

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından 2022-2023 Eğitim Öğretim Yılı Yemin Töreni düzenlendi. Akdeniz Üniversitesi Stadyumu’nda düzenlenen törene Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Murat Turhan, Prof. Dr. Cengiz Toker, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erol Gürpınar, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Yıldıray Çete akademisyenler, öğrenciler ve aileleri katıldı.
HEKİMLİK BİR MESLEK DEĞİL BİR YAŞAM BİÇİMİDİR
50’inci yılını dolduran Tıp Fakültesinden mezun olan 278 hekimi ülkeye kazandırmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyleyen Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Hekimlik mesleğinin kutsal görevini üstlenecek olan yeni nesil doktorlar olarak yemin edeceksiniz ve mesleğe başlayacaksınız. Hipokrat’ın zamanından beri tıp hekimleri, kendini adadıkları mesleğin ilkelerini korumak için yemin ettiler. Sizler de bu iki bin yıllık kadim geleneği devam ettireceksiniz. Şunu unutmayın ki bu yemin, toplumla yapılan bir sözleşme değil, kendi kendinizle yaptığınız bir anlaşmadır. Doğru ve yanlışın belirsizleştiği, birbirine karıştığı zamanlar olacaktır. İşte bugün ettiğiniz yemin meslek hayatınız boyunca sizin pusulanız olacaktır.” dedi. Kendisinin de bu fakülteden, bu üniversiteden mezun olduğunu söyleyen “Güzel ama bir o kadar da zorlu bir mesleğimiz var. Sizler eğitim hayatınız boyunca hep daha fazla çalışan, daha fazla fedakârlık yapan öğrenciler oldunuz. Bugün itibarıyla bunun son bulduğunu ve artık rahata kavuşacağınızı söylemek isterdim ancak ne yazık ki hekimlik mesaisi, emekliliği olmayan ve büyük bir sorumluluk gerektiren meslek. Çünkü aslında hekimlik bir meslek olmanın ötesinde bir yaşam biçimidir.” şeklinde konuştu.
TÜRKİYE’DEKİ TIP FAKÜLTELERİ ARASINDA İLK 10 İÇERİSİNDE YER ALIYORUZ
Hekim adaylarına doğru bir meslek tercihi ve doğru bir üniversite tercihi yaptıklarını söyleyen Rektör Özkan, “Tıp Fakültemizin 50’inci yılını dolduruyoruz. Bu yarım asra Türkiye’de ve dünyada imza attığı ilkleri, sayısız başarıları sığdıran fakültemiz, alanında çığır açmış akademisyenleri, nitelikli mezunları ile büyük bir aileye dönüşmüştür. Bugün bulunduğumuz noktada Türkiye’deki tıp fakülteleri arasında ilk 10 içerisinde yer alan tıp fakültesine ve başta organ nakli olmak üzere her alandaki yetkinliği ile Türkiye’nin referans hastanelerinden birine sahip olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Bu yıl, eğitimi daha kaliteli ve güncel hale getirmek için geçen yıldan bu yana hazırlıklarını yaptığımız iki yenilikçi eğitim modelini daha hayata geçirdik. 2022-2023 eğitim öğretim yılı başında tıp eğitim programının tümünde Ters Yüz Eğitim Modeli ve ikinci dönem itibarıyla da Semptom Temelli Eğitim Modelini hayata geçirdik. Yine bu yıl Mart ayında tıp eğitim programımız Tıp Eğitimi Programlarını Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği tarafından 2023-2029 yılları arasında 3. kez akredite edilerek kalitesini bir kez daha tescillemiş oldu.” ifadelerini kullandı.
NOBEL ALACAK HEKİMLER NEDEN AKDENİZLİ OLMASIN
Velilere ve hocalara teşekkür eden Rektör Özkan, “Akdeniz Tıp Fakültesi olarak verdiğimiz eğitim ile de geleceğin tıbbında söz sahibi olacak genç hekimler yetiştirdiğimize inanıyorum. Her zaman söylediğim gibi Nobel alacak hekimler neden Akdenizli olmasın! Sizler de kendinize güvenin lütfen. Bu yolda liderliği, cesareti, öncü karakteri ile en büyük rol modelimiz olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sizlere verdiği değer ve sorumluluğu da unutmadan ülkemiz ve geleceğimiz için çok çalışmaya devam edin. Dilerim yeni hayatınızda da hep böyle şanslı olursunuz. Hepinizi tekrar yürekten kutluyor ve yeni hayatınızda başarılar diliyorum. Ve şunu asla unutmayın ki sizler, her zaman bu ailenin birer parçası olmaya devam edeceksiniz, kapılarımız sizlere daima açık. Yolunuz, bahtınız açık olsun.” dedi.
50 YILDA 6 BİN 697 HEKİM MEZUN OLDU
Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erol Gürpınar ise “Tarihin en kutsal mesleğini icra edebilmek için gösterdiğiniz üstün gayretin sonucunu bugün fakültemizden mezun olarak tamamlıyor olmanız bizim için en büyük gurur kaynağıdır. 320’ye yaklaşan öğretim üyesiyle 6 yıl boyunca yaklaşık 5500’e yaklaşan ders saatini sizlerle birlikte geçirerek toplumun sağlık sorunlarını bilen, anlayan, doğru tanı koyarak sorunları çözen üstün niteliklerle sizleri mezun etmek bizim için en büyük gurur kaynağıdır. Ülkemiz tıp eğitiminde ses getiren yeni uygulamalar ile sizlere en iyi eğitimi vermeye çalıştık. Fakültemiz 12 yıldır Tıp Eğitim Programları Akreditasyon Derneği tarafından ve üniversitemizde son üç yıldır Yükseköğretim Kalite Kurulu tarafından akredite edilmiştir. Her iki akreditasyon belgesini de ülkemizde ilk alan kurumlardan birisi olarak sizleri çift akreditasyon belgesiyle mezun etmenin kıvancını yaşıyoruz. Her iki belgenin diplomamız dünyanın her yerinde geçerli olmasını sağladığını ve aldığınız eğitimin kalite ve niteliğini göstediğini tekrar hatırlatmak isterim.” dedi. 50 yılda 6 bin 697 hekimi mezun ettiklerini söyleyen Dekan Gürpınar öğretim üyeleri ve ailelere teşekkür ederek hekimlere yeni hayatlarında başarılar diledi. 
ÖĞRETİM ÜYESİ KIZINA DİPLOMASINI VERDİ
Öğrenci temsilcisi Dr. Yasin Taha Tüncar, dönem birincisi Dr. Pınar Tufan da birer konuşma yaparak eğitim ve öğretim hayatlarında emeği geçen hocalarına ve ailelerine teşekkür ettiler. Konuşmaların ardından Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, mezun olan hekimlere Hekimlik Andını yaptırdı. Program mezun olan hekimlere başarı belgelerinin takdimi gerçekleştirildi. Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ender Terzioğlu mezun olan kızı Dr. Irmak Terzioğlu’na diplomasını verdi.
ÖĞRENCİLERDEN SÜRPRİZ BU GECE SON ŞARKISI
Törenin sonunda, mezunlardan şarkı sürprizi geldi. Kep attıktan sonra sahneye çıkan mezunlar, toplu bir şekilde "Bu gece son" şarkısını söyledi. Telefonların ışıklarıyla görsel bir şölen oluşturan mezunlara, tüm stadyum da eşlik etti. Şarkı sonrası mezunlara hitap eden Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan ise “Bu gece son değil, güzel şeylerin başlangıcı, hayırlı, uğurlu olsun. Çok tebrik ediyoruz sizleri, iyi ki varsınız.” şeklinde cevap verdi. -AÜ BSN.


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.07.10 11:00:47
Son Düzenlenme Tarihi :