SON DAKİKA
header-ad

Yangınlar arttı! Acil Eylem Planı Zorunlu!

Antalya'nın gözde turistik mekanlarından Kaleiçi semtinde meydana gelen son yangın felaketi, ciddi bir alarm durumuna işaret ediyor. Lübnan uyruklu bir kadın ve 2 turistin hayatını kaybettiği bu acı olay, artan yangın riskine karşı acil önlemler alınması gerekliliğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Havaların aşırı ısınması sonucu orman yangınlarının yanı sıra yerleşim alanlarında çıkan yangınların sayısı da hızla artıyor. Canlarımız ve yaşam alanlarımız her geçen gün yangın tehdidi altında kalıyor. Bu tehlikeli durum, göz ardı edilemez bir gerçeklik ve toplumun tüm kesimlerini yakından ilgilendiriyor.

Gittikçe Artan Yangın Tehdidiyle Başa Çıkmak İçin Acil Eylem Planı Zorunlu

Artan yangın vakalarına karşı harekete geçmek, hem yerel yönetimlerin hem de vatandaşların sorumluluğunda. İşte bu tehlikeyle başa çıkabilmek için alınması gereken acil önlemleri sizler için derledik...

Yangın Güvenliği Eğitimleri ve Farkındalık Kampanyaları: Yangın güvenliği eğitimleri, yerel halka ve turistlere yönelik düzenlenmeli. Aynı zamanda, kamu spotları ve afişlerle farkındalık kampanyaları yürütülerek yangın riskinin önemi anlatılmalı.

Yangın Söndürme Ekipmanlarının Geliştirilmesi: İtfaiye ekiplerinin donanımı ve teknik bilgisi güncellenmeli. Aynı zamanda yangın söndürme ekipmanları, modern ve etkili araçlarla desteklenmeli.

Artan yangın tehlikesi karşısında gevşek davranmak, felaketleri önlemeye çalışanların çabalarını boşa çıkaracaktır. Tüm toplumun birlikte hareket ederek acil önlemler alması, gelecekte daha büyük felaketlerin önüne geçebilir ve can kaybının önüne geçebilir. -ABDÜLTALİP GÜNGÖR



Kaynak : Abdültalip GÜNGÖR
Ekleme Tarihi : 2023.07.24 10:49:10
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






2 kişinin öldüğü kaza kamerada

Antalya’da otomobilin üst geçit direğine çarpması ile 2 kişinin hayatını kaybettiği, 2 kişinin de ağır yaralandığı kazanın görüntüleri ortaya çıktı.
Kaza, gece saat 03.00 sıralarında Kepez ilçesi Düdenbaşı Mahallesi Gazi Bulvarı üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Süleyman Bayram (27) idaresindeki 34 FIV 291 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu üst geçidin refüjdeki beton direğine çarptı. Kazada hurdaya dönen otomobilin parçaları etrafa saçıldı. Çevredekilerin durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirmesi üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, sürücü Süleyman Bayram ve kimliği tespit edilemeyen yabancı uyruklu kadının hayatını kaybettiğini belirledi. Kazada ağır yaralanan Kırgızistan uyruklu Datkaiym Asyrkulova (23) ve Polonya uyruklu Magdalena Majewska (28) adlı kadın da tedavi için ambulansla hastaneye kaldırıldı. Hayatını kaybedenlerin cenazeleri otopsi yapılmak üzere Antalya Adli Tıp Kurumuna gönderildi. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Kaza anı güvenlik kamerasına yansıdı
Öte yandan kaza anı güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Görüntülerde süratli olduğu görülen otomobilin önce refüje, ardından üst geçit direğine çarpması yer aldı. Aracın çarpma sonrası alev alması da görüntülere yansıdı.

Kaynak : İHA
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.04.08 16:23:00
Son Düzenlenme Tarihi :





Hayata 14 Yıldır Başka Bir Yüzle Bakıyor

Türkiye’nin ilk yüz nakli operasyonu yapılan Uğur Acar, naklin 14. yıl dönümünde Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Ömer Özkan ile bir araya geldi.

Antalya’nın Manavgat ilçesinin Gebece köyünde henüz bir aylıkken evinde çıkan yangında yüzü yanan Uğur Acar’a, 21 Ocak 2012’de Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde Prof. Dr. Ömer Özkan, Prof. Dr. Özlenen Özkan ve ekibi tarafından yüz nakli gerçekleştirildi. Yeni yüzüyle 14. yılını dolduran Uğur Acar, operasyonu gerçekleştiren Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Ömer Özkan ile bir araya geldi. Ziyarette yıl dönümü için hazırlanan yaş pastayı kesen Uğur Acar, pasta üzerindeki mumları söndürdükten sonra Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Ömer Özkan’a teşekkür ederek “Hayatımda siyahtan beyaza dönmüş gibi oldu.” ifadelerini kullandı.

ZAMANIN NE KADAR HIZLI GEÇTİĞİNİ FARK EDİYORSUNUZ
Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, “14 yıl geçmiş, gerçekten dile kolay. Zamanın ne kadar hızlı geçtiğini fark ediyorsunuz. Uğur’un yüzüne baktığımızda, gözlerindeki o mutluluğu görmek, doktorluğun belki de en kutsal kısmı bu aslına bakarsanız. Biz tabi bu seriye aslında yüz nakli başlamadık. 2010 ilk kol naklini yapmıştık. Türkiye’nin ilk kol nakli dünyanın da sayılı kol nakillerinden bir tanesi çift kol nakli. Her yerde çift kol nakli de yapılmıyor, çift teke göre çok daha zor. Daha sonra 2011’de dünyanın ilk rahim naklini yaptık. O da çok mutluyuz ki bebek sahibi oldu. Daha sonra da 2012 yılında da ilk tam yüz nakli. Yüz nakillerinin de kendi aralarında farklılıkları var. Bu da en zor olanlarından ilk tam yüz nakliydi. Dönüp baktığım zaman çok şey öğrendik elbette hastalarımızla beraber.” dedi.

İYİ Kİ YAPMIŞIZ DİYORUZ
Rektör Özkan, “Uğur’a baktığım zaman gördüğüm şey kendisi yaş pastayı keserken söyledi.‘ Önceki hayatım, çikolatalı pasta gibi siyahtı. Şimdiki hayatımda kremalı pasta gibi beyaz’ diye güzel ifade etti. Aslına bakarsanız gerçekten de 14 yıldır onları takip ediyoruz. Aile gibi olduk. Uğur’un geçirdiği sosyal evrimi de gördüğüm zaman iyi ki yapmışız diyoruz ama tabi sonuç olarak bu ameliyatların elbette ciddi komplikasyonları var. Bunları da yakından takip ediyoruz. Bütün hastalarımızı ömür boyu takip ediyoruz. Çünkü bunlar ömür boyu ilaç alan insanlar immün sistemlerini baskılayan ilaçlar mecburen o anlamda hem nakledilen organlar yakın takip ediliyor hem de sistemik muayeneleri yan etkileri açısından takip ediliyor.” şeklinde konuştu.

DÜNYADA EN KISA ZAMANDA YAPILAN KLİNİK
Yüz naklinin dünyada en kısa zamanda yapılan kliniklerden bir tanesinin Akdeniz Üniversitesi olduğunu söyleyen Rektör Özkan, “Yüz naklinde eğer bir sıkıntı yaşarsanız. Bunun B, C, D, planlarının olması lazım. Yüz naklinde bu kolay değil. Çünkü biz yüz naklini kime yapıyoruz. Cerrahinin temel prensibidir. Zenginden al fakire ver, zengin organdan, dokudan alıp fakir dokuyu veriyoruz. Yüzünde ameliyat sırasında ameliyattan hemen sonra bir sıkıntı yaşandığı zaman o yüzü geri aldığımız zaman bize geldiğinden çok daha geriye gitmiş oluyor hasta. Bu anlamda da tabi ömür boyu takip ediyorsunuz. Bu hastalar biz yüz naklini yapmasak hayatını devam ettirebilecekler sağlık olarak ama sosyal olarak çok ciddi sıkıntılılar. Sosyal hayata karışmıyorlar. En büyük problem o aslına bakarsanız. Yemek yiyemiyor. Bir kısmı mideden besleniyor tüplerle. Biz aslında hayat kalitesini arttırıyoruz bu ameliyatlarla. Baktığınız zaman Uğur’un bir işi oldu. Okula bile gidememiş maalesef. Turan evlendi ve üzerine çocuk sahibi oldu. Recep yine evlendi, çocuk sahibi oldu. Kol nakli ikinci çocuğuna sahip oldu. Rahim nakillerini zaten yapılma amaçları çocuk sahibi olmaktı. Bunları başarıyorsunuz. Ancak bu uzun bir süreç. Ömür boyu takip etmeniz gerekiyor. Yan etkileri hakikaten çok ciddi. Bu bir terazi. Kazanım ve kayıpları hesaplıyorsunuz. Kazanım fazla ise bu ameliyatı yapıyorsunuz. Bu bağlamda bizim her kongrede konuştuğumuz şey. Yüz nakilleri hakikaten süreçte biraz daha yavaşladı. Çünkü çok yorucu, ömür boyu siz takip ediyorsunuz bunu başkası değil. Karaciğer nakli yaptınız, başka klinik takip edebilir onu. Çünkü birçok karaciğer nakli yapan yer var ama bizim için öyle bir şey geçerli değil. Dünyada da bu böyle. Sadece biz takip ettiğimiz için elbette yükü bir hayli ağır.” dedi.
MASAYA YATIRDIĞIMIZ İNSANLA KALDIRDIĞIMIZ İNSAN ÇOK BAŞKA
Operasyon esnasında hissettiklerinden bahseden Rektör Özkan, “Yüz nakli tam bir Face Off filmi gibiydi. Masaya yatırdığımız insanla kaldırdığımız insan çok başkaydı. Bunu Ömer hocayla aynı anda hissetmişiz bir saniye içinde. Eski Uğur gidip yeni Uğur geliyor. Bambaşka bir insan geliyor. Hakikaten çok fantastik bir duyguydu bu ikimiz içinde. Ömer hoca da aynı şeyi hissetmiş.” dedi.

HERKES YAPAY ORGANLARLA UĞRAŞIYOR
Yapay organ çalışmalarına değinen Rektör Özkan, “Kullandığımız ilaçların uzun dönemde yan etkileri var. İlaçların bu yan etkileri ne kadar azaltılabilir? Herkes biz de buna çalışıyoruz şu anda. Bizi en çok şaşırtacak olan şey elbette bunların yerine konacak olan yapay organlar. Yapay karaciğer, yapay böbrek, belki yapay deri, herkes bununla uğraşıyor. Bir hastaya domuzdan alınan kalp nakledilmişti. Böbrek nakledilmişti elbette çok kısa sürdü bunların ömrü ama tabi bunlar ilk bebek emeklemeleridir. Önce yürüyeceğiz, sonra koşacağız. Yapay organlar ya da immün sistemi değiştirilmiş organlar sanıyorum şimdi olmasa bizden sonraki nesiller muhtemelen bunu görecektir.” ifadelerini kullandı.

BÜYÜK BİR SANSASYON YARATMIŞTI
Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, “14 yılın geçmiş olması güzel bir yoğunluktu. Tabi sadece cesaret değil bu işe girip kendini tecrübelendirmek, bürokratik işlemleri aşmak, cerrahi yapmak. Sonrasında takipler. Ama iyi bir seçim yapmışız. Güzel de bir ameliyat olduğunu düşünüyorum. Sağlıklı bir şekilde hastamız hayatta devam ediyor. Bu bize mutluluk veriyor. Türkiye’nin ilkiydi o zaman büyük tabii bir sansasyon yaratmıştı. Birçok insana aslında ışık oldu. Organ naklinin biraz daha farkındalığını artırdı. Üniversitemiz açısından Antalya’nın imajı, ülkenin imajı açısından konumumuzu oldukça iyi bir duruma getirdiğini düşünüyorum. Zaten çok az sayıda ülkede yapılan bu tür ameliyatların bu ülkenin sağlık sistemine, sağlık turizmine bile büyük katkıda bulunduğunu düşünüyorum. Bu tür ameliyatların yapılabildiği bir ülkede burada diş tedavisi de katarakt ameliyatı da başka tür ameliyatlar da daha sağlıklı yapılabilir diye düşünülmeye başlanmıştır. Dünyada özellikle sağlık turizmde birkaç ülkenin hegemonyası varken. Farkındaysanız belli bir zamandan sonra hızlı bir şekilde bizim ülkemizde bu arenada kendini buldu. Önemli olan bu ülkenin altyapısının, organizasyonunun, ekonomik gücünün bu tür ameliyatları yapabilecek seviyede olduğunu göstermekti.” dedi.

İNSANIN TIP İÇİN YAPACAĞI ÇOK ŞEY VAR
Tıbbın geleceği için yapılacak çok şey olduğundan bahseden Prof. Dr. Ömer Özkan, “Bizim bu arenada geri durmamamız gerekir. Yaptık çekilelim modu olmaz. Daha yapabileceğimiz şeyler olduğunu düşünüyoruz, projelerimizi veriyoruz, hazırlıklarımızı yapıyoruz. Bunlar iyice hazırlanmadan her şey olmadan ortaya çıkacak şeyler değil, yapılamayacak şeyler vardır ama ben daha yapılacak çok şey olduğuna inanıyorum. İnsan sağlığı için, gelecek için geride kalmamak için yapay zekanın bu kadar geliştiği, teknolojinin bu kadar geliştiği alanda tıbbın da çok geride durması mümkün değil. Daha insanın tıp için yapacağı çok şeyler var.” ifadelerini kullandı.

BU AMELİYATLARIN YAPILDIĞI ÜLKELER ARASINDA SİZİN BAYRAĞINIZ GÖSTERİLİR
Prof. Dr. Ömer Özkan, “Yapılan ameliyatlar zor ama takibi daha zor. Bir kere yapabildikten sonra teknik olarak size artık bir zorluğu yok. Tekniğin ayrıntılarına baktığınız zaman rekonstrüktif cerrahinin en üst basamağındaki ameliyatlar şu anda.” dedi. Prof. Dr. Ömer Özkan, “Bu tür ameliyatların yapılabildiği ülkeler sınıfında sizin bayrağınız gösterilir. Bu arenada belli sayıda insanlar yapıyor, Herkes birbirini tanıyor, kimin ne yaptığını çok iyi biliyor. Daha da önemlisi toplantıların ilkinde sonunda anlatırken Türkiye’nin bayrağının orada görünmesi bizi gerçekten çok mutlu ediyor. Bu sistem olarak, altyapı olarak bu ülkenin varlığını orada gösteriyor. Her arena da hangi branş, hangi meslek olursa olsun. Bu mutluluğun yanında buna bizim daha fazla katkımız olur mu diye elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz.” şeklinde konuştu.

YÜZÜNÜ ALDIĞIM KİŞİNİN YAŞINDAYIM
Türkiye’nin ilk yüz nakli operasyonu yapılan Uğur Acar, “İlk nakil olduğumda 18 yaşındaydım. Yaşım 32’ye geldi. 14 yıl geçti aradan artık nakil yılım bile kendi kendine yaşlanmaya başladı. Mutluyum, huzurluyum. Hocalarım ile Akdeniz Üniversitesi’nde. Ben de artık bir Akdeniz Üniversitesi personeli olduğum için doktorlarımla beraber mutlu, huzurlu bir şekilde hayatıma devam ediyorum.” dedi.
Uğur Acar, “İlk nakil olduğumda 18 yaşındaydım. Yüzünü aldığım kişi 32 yaşlarındaydı. Hatırladığım kadarıyla aradan 14 sene geçtiği için şu anda ben tam olarak Ahmet Kaya’nın vefat ettiği ve yüzünü bağışladığı yıldayım. 32 yaşındayım. Kendi yaşım olarak da o seviyeye geldim. Mutluyum huzurluyum. Buradan Ahmet Kaya’nın ailesine de tekrar tekrar çok teşekkür ediyorum. Herkesi organ bağışına davet ediyorum. Bugün biz yarın siz.” ifadelerini kullandı.

NAKİLDEN ÖNCE HAYATIM KISITLIYDI
Uğur Acar, “Yüz nakli olmadan önce sosyal hayatım veya yaşam kalitem kısıtlıydı. İş hayatına atılamıyordum. Sosyal ortama giremiyordum. Belirli kısıtlamalar seviyesinde gidebiliyordum. Çoğunlukla girdiğim iş yerlerinde en fazla 3 ay 5 ay çalışabiliyordum. İnsanların bakış açısından dolayı ama artık uzun bir süre geçtikten sonra Türkiye’nin ilk yüz nakli hastası olduktan sonra insanlar beni daha farklı tanıdı. Akdeniz Üniversitesi’nde 14 yıldır personelim. Artık sosyal ilişkiler konusunda da insanların bakış açısı uzun süredir farklı artık tanınan bir kişiyim. Sosyal ortamlara girebiliyorum. Tanınan bir kişi olduğum için sevilen bir kişiyim.” dedi.
Nakil sonrası liseyi bitirdiğini söyleyen Uğur Acar konuşmasını şu sözlerle tamamladı; “Türkiye’nin ilk yüz nakli olan kişisi benim. Benden sonraki nakil olan arkadaşlar hep evlendiler ama ilk olduğum için herkes beni evli zannediyor. Hayatı, yüzümü, geleceğimi aydınlıklara açabilecek birisi olursa belki evlenebilirim.” 


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2026.01.28 21:05:00
Son Düzenlenme Tarihi :