SON DAKİKA

Depremde dağdan kopan devasa kaya evin içine girdi

Adana’nın Kozan ilçesinde meydana gelen 5.5 büyüklüğündeki depremde Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde dağdan kopan kaya bir eve girdi.
Merkez üssü Kozan’ın Minnetli Mahallesi’nde sabah meydana gelen 5.5 büyüklüğündeki deprem, Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde de hissedildi. Deprem esnasında Osmaniye’nin Sumbas ilçesine bağlı Gafarlı köyünde depremin etkisiyle dağdan dev kayalar koptu. Kopan dev kaya kütlesinden biri Ahmet Özerli’nin evine girdi. Mutfaktan içeri giren kaya nedeniyle evde zarar oluştu. Ahmet Özerli ile eşi Elif Özerli yara almadan kurtuldu ancak çift büyük bir korku yaşadı. Evde hasar oluşurken, AFAD görevlileri yardım için köye geldi. Çift, güvenli bir yere yerleştirildi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.07.25 19:45:48
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Menopoz sonrası kanamalar kanser habercisi olabilir

Menopoza girdikten sonra yeniden adet kanamalarının yüzde 20’sinde kansere dönebilecek lezyonlar tespit eden uzmanlar, menopoza giren kadınları bu durumu ciddiye almaları konusunda uyardı. Uzmanlar, kadınların “yeniden adet gördüğünü” düşünüp oyalanmamaları ve hemen bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurmaları gerektiğini belirtiyor.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Peritanolog Prof. Dr. Selahattin Kumru, 1 yılı geçen bir süre içerisinde adet görmeyen kadınların menopoz döneminin başladığını belirterek, yeniden başlayan kanamaların ciddi bir hastalığın habercisi olabileceğini vurguladı. Kumru, kendi yaptığı çalışmaların, menopoz sonrası kanamaların yüzde 20’sinin kanser ya da kanser öncülü lezyonlar içerebildiği sonucuna ulaştıklarını söyledi.

“Menopoz döneminde hiçbir akıntı olmaz”
Kadınların adet dönemi dışındaki tüm kanamaların ciddiye alınması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Selahattin Kumru, “Kadınlar genellikle menopoz sonrası kanamalarında yeniden adet gördüklerini düşünüyor. Oysa menopoz, rahim içinin tamamen suskunlaştığı, hiçbir akıntının olmadığı bir dönemdir. Doğası gereği östrojen hormonunun vücutta azaldığı, adetin tamamen bittiği bir dönemdir. Dolayısıyla kanama ya da herhangi bir akıntı durumunda oyalanmadan bir hekime başvurmaları son derece önemli. Çünkü, erken teşhis ve tedavi fırsatını kaçırmamak gerekir” diye konuştu.

“Jinekooljik muayene gerekli”
Kanamanın neden kaynaklandığını öğrenmenin doğru tedaviye başlamadaki önemine değinen Prof. Dr. Kumru, kanamanın pek çok nedeni olabileceğini belirtti. Selahattin Kumru, “Menopoz sonrası kanamaların polip, endometriyal atrofi, endometriyal hiperplazi, vijanal atrofi, rahim kanseri, rahim kanseri öncülü lezyon, rahim ağzı kanseri, rahim ağzı kanseri öncül lezyonu gibi çeşitli sebepleri mümkün olabilir. Tüm bunların tespit edilebilmesi için önce jinekolojik muayene yaparak, ultrason ve biopsiler ile bu kanamaların sebebini anlıyor ve tedavisine öyle başlıyoruz” ifadelerine yer verdi.
Prof. Dr. Kumru, erken teşhisin hayati öneme sahip olduğunu, özellikle menopoz dönemine giren kadınların bu türden bütün akıntıları ciddiye alarak mutlaka jinekolojik muayene olmaları gerektiğinin altını bir kez daha çizdi.

Kaynak : İHA
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.03.29 10:16:20
Son Düzenlenme Tarihi :





Daha anne karnındayken Antalya'da satıldı...

(İHA) - Bursa'da rahvan at yarıştıran bir kişi "Uludağ" isimli taya sahip olabilmek için hamile annesini satın alıp 11 ay doğum yapmasını bekledi.   
  Bursa'nın Orhaneli ilçesinde 35 yıldır hobi olarak rahvan atçılıkla uğraşan Mete Ergin, "Uludağ" ismini verdiği ata sahip olmak için Antalya’dan atın annesini satın aldı. 11 ay anne karnında Uludağ’ın doğmasını bekleyen Ergin, Uludağ’a gözü gibi bakıyor. 
  Atları çok sevdiğini belirten 48 yaşındaki Mete Ergin, atlarla yatıp kalktığını dile getirdi. 11 yaşında köyden bir amcanın atına binerek en büyük tutkusu ile tanıştığını anlatan Ergin, “O zaman ekonomik durumumuz yerindeydi. Okula gitmek istemediğimi söyleyerek babama bir tay aldırdım. O taya binilmiyordu ama bu serüven böyle başladı” diye konuştu. 
  13 yaşından beri de rahvan at yarışlarına katıldığını vurgulayan Ergin, “Ben bu Uludağ’ın annesini 2011 yılında Antalya’dan Mustafa Kara’dan almıştım. Türkiye şampiyonu bir kısraktı. Sonra kendi atıma çektim ve bu atın doğmasını 11 ay anne karnında bekledim. Şu an 6 yaşında ve 6 yıldır aşkla bu atımı seviyorum” dedi. 
  Atlarla arasındaki bağın çok güçlü olduğunu ve bazen yemek yemeyi bile unuttuğunu söyleyen Ergin, “Atların yanındayken eve gitmeyi bile unutuyorum. Üzerine bindiğim zaman bir bütün oluruz. Ata binmek bir arabaya binmek gibi değildir. Ruhen atla anlaşabiliyorsanız, istediğiniz gibi onu yönlendirebilirsiniz. Ben atları Allah’ın dilsiz kulları olarak nitelendiriyorum. Bunun annesinden iki tane kısrak aldım. Uludağ’ın bir kız kardeşi ve bir ablası var. Kuzenleri de oldu. Uludağ’ı bırakıp onların yanına gidiyorum, onları izlemekten haz alıyorum” ifadelerini kullandı. 
  Rahvan atları sanat sergileyen atlar olarak tarif eden Mete Ergin, “Her at dört nala koşabilir ama her at rahvan koşamaz. Bu ırktan gelen bir durumdur. Dört nala koşan ata binip kilometrelerce gidersiniz ama yorulursunuz, sizi sallar. Bir eski model bir araba ile dünya turuna çıkmak var, bir de lüks bir araçla fark aynı böyledir. Atların lüks otomobili rahvanlardır” şeklinde konuştu. 
  Ergin, Türk dünyasında kullanılan atların rahvan atları olduğunu da sözlerine ekledi. 

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.06.13 12:39:27
Son Düzenlenme Tarihi :