SON DAKİKA

Hiperbarik Oksijen Tedavisi Ne İşe Yarar?

Hiperbarik oksijen tedavisi, vücutta yeni cilt, kan damarları ve bağ dokularının gelişmesine yardımcı olarak hasarlı dokunun iyileşmesini sağlar. Bu tedavi sürecindeki amaç dokuları onarmak ve normal vücut fonksiyonunu eski haline getirmek için yeterli oksijenle doldurmak olacaktır. Hiperbarik oksijen tedavi odasında hava basıncı normal hava basıncının 2 ila 3 katı kadar arttırılarak tedavi edilir.
Hiperbarik Oksijen Tedavisi Nedir?
Hiperbarik oksijen tedavisi (HBOT), kronik yaraların ve hasarlı dokuların yüksek basınç altında saf oksijen solunması ile tedavi edilmesidir. Hiperbarik oksijen tedavisi, yaraların iyileşmesini hızlandırmak için kullanılır. Bu tedavi, saf oksijen içeren basınç dengesi sağlanmış özel odalarda yapılmaktadır. Hastalar bu odalarda solunum gerçekleştirerek ciğerlere daha yoğun bir şekilde oksijen toplanıp emilmesine yardımcı olur.
Bunların yanında hiberbarik oksijen tedavisi aniden oluşan işitme ve görme kaybı yaşayan, kemik enfeksiyonu olan ve diyabetik ayak yarasına sahip olanların tedavisinde kullanılır. Tedavinin türüne göre işlem sırasında oturabilir veya uzanılabilmektedir.
Hiperbarik Oksijen Tedavisi Ne İşe Yarar?
Hiperbarik oksijen tedavisi, vücuttaki tüm dokuların yeterli miktarda oksijene sahip olmasını sağlayarak vücudun iyileşmesine yarar. Dokular zarar gördüğünde iyileşmesi için daha fazla oksijene ihtiyaç duyar. Hiperbarik oksijen tedavisi sayesinde artan basınçla birlikte kandan vücutta yararlı dokulara oksijen taşınır. Böylelikle beyaz kan hücreleri, vücudu enfeksiyondan korur.
Hiperbarik Oksijen Tedavisinin Yaralar Üzerindeki Etkisi Nedir?
Hiperbarik oksijen tedavisi, vücutta oluşan yaraların iyileşmesini hızlandırarak kemik dokusundaki oksijen seviyesini yükseltmektedir. Bunlarında yanında bazı antibiyotiklerinin etkisinin artmasını sağlayarak, yaralı dokunun daha iyi kanlanmasını sağlar.
Hiperbarik Oksijen Tedavisi Hangi Hastalıklarda Kullanılır?
Bağışıklık sisteminin bakterilerle savaşmasına ve kök hücreler üretmesine yardımcı olan hiberbarik oksijen, şu hastalıkların tedavisinde kullanılır:
Kan damarlarında hava veya gaz kabarcıkları (hava embolisi)
Çeşitli yanıklar ve doku kaybı
Dekompresyon hastalığı
Buerger hastalığı
Karbonmonoksit zehirlenmesi
İşitme ve görme kaybı
Kompartman sendromu
Cilde zarar veren yaralanmalar
Gazlı kangren
Anemi
Radyasyon yaralanmaları
Kemik ve cilt enfeksiyonları
Diyabetik ayak yarası
Hiperbarik Oksijen Tedavisinin Uygulanma Süreci Nedir?
Hiperbarik oksijen tedavisi, %100 oksijen içeren odalarda uygulanır ve tedaviye özel size maske verilir. Tedavi sırasında özel bir odada oturur ya da uzanır vaziyette olursunuz. Tedavinin yapıldığı merkeze göre odalar çoklu ya da tekli şekilde olabilmektedir.
Kapı kapandıktan sonra oda oksijenle dolar ve içerideki basınç yavaşça artırılır. Bu esnada kulaklarda tıkanıklık hissedilebilir. Kulaklarınızı esneyerek, bir yudum su içerek rahatlatabilirsiniz. Tedavi boyunca normal nefes almaya devam edilir. Kişinin ihtiyacına göre 90-120 dakika arasında tedavi uygulanır.
Kimler Hiperbarik Oksijen Tedavisi Görmemelidir?
Hiperbarik oksijen tedavisi bazı kişiler için zararlı olabilir. Dönemsel ya da kronik bir rahatsızlığınız varsa öncelikle uzman doktordan destek almanız gerekir. Hiperbarik oksijen tedavisi almaması gerekenler şöyle sıralanır:
Akciğer sönmesi (pnömotoraks) hastalığı bulunanlar
Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olanlar
Ateş ya da soğuk algınlığı yaşayanlar
Yakın zamanda kulak ameliyatı geçirenler
Hiperbarik Oksijen Tedavisinin Riskleri ve Yan Etkileri Nelerdir?
Hiperbarik oksijen tedavisi, bazı riskler taşır. Görülebilecek riskle ve komplikasyonlar şöyle sıralanabilir:
Klostrofobi: Küçük ve kapalı yapıda bulunan odalar kişilerde klostrofobiyi tetikleyebilir. Bunların yanında anksiyete ve panik atakları görülme ihtimali vardır. Bu noktada uzman doktor sakin kalmanız için size hafif sakinleştirici verebilir. 
Orta kulak yaralanmaları: kulakta ağrı, tensör timpani kası kanaması, kulaklarda sıvı ya da kulak zarı yırtılması oluşabilir.
Sinüs tıkanıklığı: Burun akıntısı, tıkanıklığı ve baş ağrısı meydana gelebilir.
Geçici uzağı görememe: Bazı kişilerde %20 ila %40 arasında kısa süreliğine uzağı görme yetilerinde kayıp yaşanabilir. Diyabet hastası ya da 65 yaş üstü kişiler bu durumdan daha fazla etkilenebilir.
Oksijen zehirlenmesi: Nadiren de meydana gelse ciğerlere çok fazla oksijen girdiğinde zehirlenme (toksisite) meydana gelebilir. Öksürük ve nefes darlığı şeklinde görülür.
Nöbetler: Nadir durumlarda, hiperbarik oksijen tedavisi alan bazı kişiler nöbet geçirebilir. Yan etkiler arasında konvülsiyonlar, duyusal bozukluk ve bayılma yer almaktadır.
Hiperbarik oksijen tedavisinin faydaları nelerdir?
Hiperbarik oksijen tedavisi, kişilerde kronik hastalıklardan kaynaklı yaralar varsa bunların iyileşmesini sağlayarak fayda sağlar. Bunların yanında yeni bir cilt, dokuların iyileşmesi açısından da avantajlı bir tedavi çeşididir.
Hiperbarik oksijen tedavisinden sonra iyileşme süresi nedir?
Hiperbarik oksijen tedavisinden sonra günlük yaşantıya dönülür. Birkaç seans sonrasında etkileri görülmeye başlar. Fakat bu süre kişiden kişiye değişebilir. Tedaviye eksiksiz devam etmek iyileşme açısından önem taşır.
Gebelikte hiperbarik oksijen tedavisi alınabilir mi?
Gebelikte hiperbarik oksijen tedavisi alınmaması gerekir. Plasenta, hamilelik esnasında büyüyen bir fetüsü rahminize bağlayan geçici bir organdır. Hiperbarik oksijen tedavisi, plasentadaki kan damarlarının etrafındaki kasların daralmasına ve fetüsün kanda düşük oksijen seviyesine neden olur.
* MEMORİAL BASIN

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.07.16 15:41:47
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Gazipaşa’da vatandaşlar başıboş köpeklerden şikayetçi

Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde artan başıboş köpek sayısı vatandaşları korkutuyor. Akşam saatlerinde sokakta yürümenin hatta araçla bile geçmenin tehlikeli hale geldiğini ve saldırıya uğradıklarını belirten bölge sakinleri, belediyeden ve yetkililerden acil çözüm bekliyor.
Gazipaşa sokaklarınd..

Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde artan başıboş köpek sayısı vatandaşları korkutuyor. Akşam saatlerinde sokakta yürümenin hatta araçla bile geçmenin tehlikeli hale geldiğini ve saldırıya uğradıklarını belirten bölge sakinleri, belediyeden ve yetkililerden acil çözüm bekliyor.
Gazipaşa sokaklarında gezinen köpeklerin sayısı hızla artıyor. Özellikle İstiklal, Yeni Mahalle ve Pazarcı mahallelerinde sabahın erken saatlerinde ve akşam saatlerinde sokakta yürümek hatta araçla bile geçmek oldukça tehlikeli bir hale geldi. Sürü halinde dolaşan köpeklerin mahallelerini mesken edindiğini ve saldırıya uğradıklarını belirten bölge sakinleri, belediyeden ve yetkililerden konuya acil bir çözüm bekliyor.

Kazalara sebebiyet veriyor
Gazipaşa İstiklal Mahallesi Süleyman Gür Bulvarı’nda dün meydana gelen trafik kazasında sokak köpeklerinin kovaladığı motosikletlinin refüje çarpması sonucu motosiklette yolcu olarak bulunan kız çocuğu yaralanmış, Gazipaşa Devlet Hastanesi’nde tedaviye alınarak ayağında kırıkların olduğu tespit edilmişti. Yine geçtiğimiz haftalarda, sokak köpeklerine çarpmamak için Gazipaşa Köprüsü’nde sürücü manevra yapınca kaza olmuştu. Otomobilin savrularak köprünün bariyerlerine çarptığı kazada sürücü Meryem Ç. yaralanmıştı.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.06.27 15:10:44
Son Düzenlenme Tarihi :





Serebral palside erken teşhis hayat kurtarıyor

Serebral palside erken teşhisin hayat kurtardığını belirten Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Serdal Güngör, “Serebral palside erken teşhis önem taşıyor. Çocukları üzerinde gözlemci olan aileler, sorunu erken dönemde fark edebiliyor. Erken fark etmek, tedavinin de erken başlamasını sağladığı için ..

Serebral palside erken teşhisin hayat kurtardığını belirten Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Serdal Güngör, “Serebral palside erken teşhis önem taşıyor. Çocukları üzerinde gözlemci olan aileler, sorunu erken dönemde fark edebiliyor. Erken fark etmek, tedavinin de erken başlamasını sağladığı için önem taşıyor” dedi.
6 Ekim Dünya Serebral Palsi Farkındalık Günü için açıklamalarda bulunan Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Serdal Güngör, serebral palside erken teşhisin önemine dikkat çekerek ailelerin çocuklarının gelişimsel hareketlerini incelemesinin önemine değindi.

“Serabral palsili çocuklar bizim için çok önemli”
Serebral Palsi hakkında bilgi veren Prof. Dr. Serdal Güngör, “6 Ekim bizim için önemli bir gün, çünkü Dünya Serebral Palsi Günü. Serabral palsili çocuklar bizim için çok önemli. Türkiye’de çok sayıda serebral palsili çocuk var. Serabral palsi gelişmekte olan beyinde doğum öncesi veya doğum sonrası dönemlerde ortaya çıkabilecek zedelenmeler sonucunda çocukta kalıcı ancak beyine ilerleyici bir hastalık şeklinde olmayan bir hastalıktır. Çocuklardaki karşılığı, motor fonksiyonlarında kayıplar ve hareketteki bozukluklardır. Hastalar farklı bulgular ile karşımıza gelebilirler. Aileler tarafından fark edilen bulgular, çocuğun yürümesinde aksaklıklar, gelişim basamaklarındaki gecikmeler en önemli faktörler içerisinde yer alır” diye konuştu.

Serebral palsi nedenleri
Hastalığın ortaya çıkış sebeplerine değinen Prof. Dr. Güngör, “Serebral palsi için önemli risk faktörleri var. Beyin anne karnında gelişmeye başlar ve doğumdan sonra da gelişmeye devam eder. Bu süreçler içerisinde herhangi bir şekilde yaşanan sorunlar hastalığı tetikleyebilir. Doğum öncesi annedeki enfeksiyonlar, çoğul gebelikler, travmalar, kronik hastalıklar gibi birçok faktör önemli riskler oluşturur” dedi.

“Bakım şartlarına dikkat”
Bakım şartlarının iyileştirilmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Güngör, “Doğumun iyi şartlarda yapılmasının yanı sıra, gebe takibinin de iyi yapılması gerekir. Sadece gebelik döneminde değil, gebelik sonrası süreç de büyük önem taşıyor. Doğum sonrası herhangi bir dönemde, bebeğin geçirdiği travmalar, kafa içerisinde meydana gelen kanamalar, enfeksiyonlar, doğum sonrası bebekte tekrarlayan kan şekeri düşüklüğü, beyinde oluşturacağı sorunlar serebral palsiye neden olabilir” şeklinde konuştu.

“Erken teşhis önem taşıyor”
Serebral palside erken teşhisin önemine değinen Prof. Dr. Güngör, “Çocukları üzerinde gözlemci olan aileler, sorunu erken dönemde fark edebiliyor. Erken fark etmek, tedavinin de erken başlamasını sağladığı için önem taşıyor. Çocuğun tedavisi, çocuğun ihtiyaçlarına göre hazırlanıyor. İpuçlarına dikkat etmek lazım. Erken bebeklik döneminde bebeklerde aşırı ağlama, emme ve yutma bozuklukları, gıdaları diliyle dışarı doğru itme, hareketlerde değişiklikler varsa dikkatli olunmalı. Örneğin, bebekler çok hareketlidir. Eğer bir bebek bir tarafını hareket ettirirken diğer tarafını ettirmiyorsa bizim için bir sorun var demektir. Bebeklerin bezleri değişirken zorluk yaşanıyorsa, bacaklar içe doğru çapraz duruyorsa, bu soruna işaret eder” dedi.

“Tedavi, hastaya göre belirleniyor”
Hastalıkla birlikte eşlik eden sorunlar ve tedavi yöntemlerinden bahseden Prof. Dr. Serdal Güngör, “Bu tür bebeklerde görüntüleme yöntemleri bize sadece beynin hangi alanlarının etkilendiğini gösterir. Klinik bulgular da çok önem taşır. Tedavi, hastadan elde edilen bulgulara göre şekillenir. Bu hastalarda eşlik eden sorunlar, motor fonksiyon bozuklukları, kas sertlikleri, ortopedik sorunlar, epilepsi nöbetleri, beslenme problemleri ortaya çıkabilir. Bunları takiben kabızlık, uyku bozuklukları, işitme engelleri gibi sorunlar doğabiliyor. Tedavideki temel amacımız multidisipliner bir yaklaşımla gitmek, her şeyden önce erken teşhis ve doğru tedaviyle sorunları en aza indirgeyip birçok problemin önlenmesini sağlayabiliriz” ifadelerini kullandı.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.10.06 21:48:18
Son Düzenlenme Tarihi :