SON DAKİKA
header-ad

Türk kirazı yüzde 54 değerlendi

Türkiye’nin üretiminde dünya lideri ve ihracatta güçlü bir oyuncu olduğu kirazda ihracat rekora koşuyor. 2023 yılı 200 milyon dolarlık kiraz ihracatı hedefi geçildi. 2023 sezonunda 4 Ağustos tarihine kadar olan dönemde kiraz ihracatı yüzde 54 artışla 205 milyon dolara ulaştı.

 

Ege İhracatçı Birlikleri verilerine göre; Türkiye, 2023 sezonunda, 4 Ağustos tarihine kadar 75 bin ton karşılığı 205 milyon dolarlık kiraz ihraç etti. Geçen yılın aynı dönemindeki ihracatımız ise 57 bin ton karşılığı 133 milyon dolardı.

 

Türk kirazı yüzde 54 değerlendi

 

Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, “Geçtiğimiz yıla göre çok daha verimli ve bereketli bir kiraz sezonu geçiriyoruz. Geçen yıl 57 bin ton kiraz ihracatı gerçekleştirmiştik, bu sene 75 bin tona ulaştık.  2023 yılında Türk kirazı miktar bazında yüzde 32, değer bazında yüzde 54 ihracat artışı gösterdi. 54 farklı ihraç pazarına ulaştık, 34 ülke ve bölgeye ihracatımızı artırmayı başardık.” dedi.

 

Dünya üretiminde birinciyiz

 

Başkan Uçak, “Kirazda dünya üretiminde birinci sırada yer alıyoruz. Almanya, Rusya gibi geleneksel pazarlarımız yanında Hong Kong, Singapur, Hindistan gibi ülkelerde de Türk kirazımız çok beğeniliyor. Bu sezon şu ana kadar, ana pazarlarımız Almanya’ya yüzde 91 artışla 92 milyon dolar, Rusya’ya 41 milyon dolar ihracat yaptık. Avusturya yüzde 686 artışla 14 milyon dolarla ihracatımızda üçüncü sıraya yerleşti. İtalya da astronomik artış yaşadığımız bir pazar. İtalya’ya ihracatımız 7,7 milyon dolara yükseldi ve Norveç’e de yüzde 11 ivmeyle 7,1 milyon dolar ihracatımız var. Birleşik Krallık ve İspanya’da da büyük ilerleme kaydettik.” diye konuştu.  


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.08.05 11:21:02
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Prof. Dr. Çeliktaş: "Skolyoz riskine karşı düzenli kontrol şart"

Aynaya bakıldığında omuz seviyeleri arasında eşitsizlik ve bel çukurlarındaki asimetrinin skolyoz hastalığıyla ilgili önemli ipuçları verdiğini kaydeden Medline Adana Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Çeliktaş, Türkiye’de yaklaşık 2,5 milyon skolyoz hastası olduğunu ve sorunun ilerlemeden tespit edilmesi durumunda cerrahi girişim yapılmadan da tedavi edilebildiğini söyledi.
Skolyoz, doğuştan omurga gelişim kusurları nedeniyle oluşabildiği gibi hızlı büyüme, genetik faktörler veya sinir ve kas sisteminde gelişen hastalıklara bağlı olarak da ortaya çıkabiliyor. Ancak günümüzde skolyozun tipine göre, farklı zamanlarda, farklı yöntemlerle tedavisi gerçekleştirilerek yüz güldürücü sonuçlar alınabiliyor.

İleri deformitelerde sorun büyüyor
Skolyozun arkadan bakıldığında normalde düz bir hatta yerleşmesi gereken omurganın sağa veya sola doğru 10 derece üzerindeki eğriliği olarak tanımlandığını anlatan Prof. Dr. Çeliktaş, "Ancak bu hastalıkta omurlar sadece yana doğru yer değiştirmekle kalmıyor aynı zamanda kendi eksenleri etrafında da dönerek deformiteyi arttırıyor" diyerek, ileri deformitelerde iç organların yerleşiminin de problemli hale geldiğini vurguladı.

Kritik eşik "10 derece"
Kız çocuklarında daha fazla rastlanan skolyozun toplumda görülme sıklığının yüzde 1-6 seviyelerinde olduğunu ifade eden Prof. Dr. Çeliktaş, "Normalde, her 10 kişiden birinde 10 derecenin altında işlev veya sağlık problemi oluşturmayan küçük eğrilikler bulunur. Bunlar tıbben normal olarak kabul edilir. Ancak bu eğrilik eğer 10 derecenin üzerine çıkarsa artık skolyoz varlığından bahsedilmelidir" dedi.

Tedavi seçenekleri değişiyor
Skolyozun sebep olduğu eğriliğin, bazen omurgaya arkadan bakıldığında ve düz durulduğunda bile fark edilebildiği gibi bazen de bu şekilde net olmadığı için ancak öne doğru eğilme, kontroller ve röntgen filmleri yardımıyla anlaşılabildiğini kaydeden Prof. Dr. Çeliktaş, hastalığın, oluşturduğu eğriliğin büyüklüğüne ve erken teşhis edilebilmesine bağlı olarak; gözlem, korse, egzersiz veya cerrahi yöntemler kullanılarak tedavi edilebildiğini söyledi.

Ayna karşısında fark edilebilir
Hastanın aynaya baktığında omuzlar ve bel oyuklarında farklılıkları görebileceğini belirten Prof. Dr. Çeliktaş, "Birey, ayna karşısında omuz seviyeleri arasında eşitsizlik, bel çukurlarında asimetri, bel kemiğinde bir tarafın öne çıkıntı yapması ve sırtta bir tarafta kemik kabarıklığı görülüyorsa bunlar skolyozu akla getiren önemli işaretlerdir. Skolyoz, doğumsal kemik anomalilerine ve kas hastalıklarına bağlı olabileceği gibi en çok da büyüyen çocukta nedeni bilinmeyen şeklide ortaya çıkar. Yaşlılık döneminde ise bireylerde tüm eklemlerde oluşan kireçlenmeye benzer şekilde omurgada meydana gelen dejenerasyonlar sonucu skolyoz gelişebilir" ifadelerini kullandı.

Ameliyatsız tedavi mümkün
Prof. Dr. Çeliktaş, skolyozun tespit edilmesi durumunda zaman kaybetmeden hastalığın takibini yapacak, konusunda uzman bir doktora başvurulması gerektiğini söyleyerek, "Birçok skolyoz vakasında hastalık ilerlemeden tespit edildiğinde cerrahi girişim yapılmadan tedavi etmek mümkün olabiliyor. Burada hastanın yaşı, skolyozun nedeni ve eşlik eden hastalıkların varlığı gibi etkenler de öne çıkıyor. Örneğin, kemik anomalisine bağlı bir skolyoz hastasının 2 yaşındayken ameliyat olması gerekirken, 11-12 yaşındaki bir çocuğun 25 derece olan skolyozu korse ile tedavi edilebiliyor. Onun için özellikle ebeveynlerin konu hakkında bilinçli olarak çocuklarını takip etmeleri ve okullardaki taramalar önem kazanıyor" dedi ve erken tanının önemini vurguladı.

Ameliyatlarda ileri teknolojiler kullanılıyor
Geçmiş dönemlerde skolyoz vakaları cerrahlar tarafından yüksek riskli olarak değerlendiriliyor ve bu hastaların ameliyat edilmesinden kaçınılıyordu. Ancak günümüzde skolyoz cerrahisinde büyük ilerlemeler olduğunu aktaran Prof. Dr. Çeliktaş, kullanılan implant çeşitleri, nöromonitörizasyon sistemleri, cerrahi navigasyon gibi ileri teknolojilerin de yardımıyla bu ameliyatların artık rahatlıkla yapılabildiğini, daha güvenli ve daha çok düzeltme elde edilerek başarılı sonuçlar almanın artık eskiye göre daha kolay olduğunu anlattı.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.05.31 18:48:49
Son Düzenlenme Tarihi :





İYİ Tarım uygulaması çiftçinin gelirini ve güvenliğini arttırır

İyi Tarım Uygulamaları (İTU), gerek kaliteli ve verimli bir tarımsal üretim gerekse güvenli gıda tüketimi açısından oldukça önemlidir. ÎTU ile üreticilerin kazancı ve rekabet gücü artacağı gibi tüketicilerin sağlığı da korunmuş olacak.
KARAR AŞAMASINDA RİSK DEĞERLENDİRMESİ YAPIN
İyi Tarım Uygulamaları, topraktan sofraya kadar uzanan bütün üretim ve pazarlama aşamalarını kapsar. Karar vermeden önce üretim alanında daha önce yetiştirilen ürün veya tarımsal faaliyetler bilinmeli, insan sağlığı ve çevreye olan etkileri değerlendirilmeli, kontrol altına alınamayacak riskler söz konusu ise bu alanlar iyi Tarım Uygulamalarında kullanılmamalı.
Üreticiler, üretim kararını vermeden önce risk değerlendirilmesi yapmalı. Risk değerlendirilmesi; toprak tipi, erozyon, taban suyu seviyesi ve kalitesi, sürdürülebilir su kaynaklarının varlığı, arazinin ilk kullanımı, parazit ve diğer asalaklarla bulaşık olması ve bitişik alanlara etkisi gözönünde tutularak yapılmalıdır. Toprak sağlığının korunması, tarım ilaçlarına bağımlılığın azaltılması ve bitki sağlığının maksimum düzeyde sağlanabilmesi için dönüşümlü üretim yapmalıdır.
ÜRETİME BAŞLAMADAN ÖNCE YETKİLİ KURULUŞLARA BAŞVURUNUZ
İyi Tarım yapmaya karar verdikten sonra gerekli prosedürü yerine getirmek üzere yapılacak ilk iş, İTU konusunda yetkilendirilmiş kuruluşlara başvurarak üretim sürecinin kayıt altına alınmasını sağlamak.
İZLENEBİLİRLİK VE KAYIT TUTMA, ÜRÜNÜN BELGELENMESİ İÇİN ŞARTTIR
Üretim sırasında yapılan bütün işlemler çifçiler tarafından kayıt altına alınmalı ve daha sonra yapılacak kontroller için saklı tutulmalıdır. Bu kayıtlarda; ürün çeşidi, ürünün bulunduğu coğrafi bölge, gübre uygulama zamanı, uygulama nedeni, teknik izin, kullanılan kimyasalın ticaret ismi ve miktarı, uygulama aleti, operatörün ismi ve uygulama zamanından kaç günsonra hasat yapılması gerektiği, sulama zamanı, yöntemi ve miktarı gibi bilgileri içermelidir.
ÜRETİMDE DİKKAT EDİLECEK TEMEL HUSUSLAR
* Toprağın işlenmesinde, erozyonu azaltacak ve toprağın fiziksel yapısını koruyacak teknikler kullanılmalı.
* Seçilen çeşitler virüsten ari, hastalık ve zararlılara karşı dayanıklı olmalı.
* Kaliteli tohum, fide veya fidan kullanılmalı
* Uygun zamanda ve miktarda gübre kullanımı için toprak analizleri yılda en az bir defa, yaprak analizleri ihtiyaç duyulduğunda yaptırılmalı. Gübreleme, toprak yapısına göre hangi gübrenin uygun olduğunu belirledikten sonra, bitkinin ihtiyaç duyduğu miktarda ve zamanda yapılmalıdır.
* Sulama, gübreleme, ilaçlama, pestisit kullanımı vediğer bütün uygulamalarla ilgili işlemleri kayıt altına alınız,
* Su kaynaklarını en iyi şekilde değerlendirilebilecek ve bitkinin ihtiyaç duyacağı suyu temin edebilecek sulama sistemleri kurulmalı. Sulama için asla atık su (kanalizasyon suyu) kullanılmamalıdır. Risk değerlendirme esaslarına bakılarak, sulama suyu kaynağı yılda en az bir kez mikrobiyal, kimyasal ve mineral kirleticiler bakımından analiz ettirilmeli.
* Hastalık ve zararlılarla mücadele "Entegre Mücadele Teknik Talimatları" doğrultusunda öncelikle kültürel tedbirler, mekanik mücadele, biyolojik mücadele veya biyoteknik yöntemler uygulanmalı. Son çare olarak kimyasal mücadele yapılmalıdır.
* Bütün pestisit uygulamaları ile ilgili kayıtlar tutulmalı. Pestisit kalıntı analizlerinin sıklığı, risk değerlendirmelerine göre yapılmalı. Maksimum kalıntı limitlerinin aşılması durumunda ise bir acil eylem planı mevcut olmalıdır.
* İşletmedeki olası atık ürünleri ve kirlilik kaynaklarını belirtiniz.
* Hasat, hijyenik koşullarda yapılmalı.
* Tarım işletmesindeki bütün olası atık ürünler (kağıt, karton, plastik, ürün kalıntısı, yağ, kaya yünü vb.) ile muhtemel kirlilik kaynakları (kimyasallar, yağ, yakıt, ses, ışık kalıntı, paketleme evinden çıkan akıntılar) belirtilmeli.
* Tarımsal kimyasalları kullanan, taşıyan ve uygulayan işçilere bu konuda eğitim verilmeli; işletmede ilk yardım eğitimi alan kişiler bulunmalıdır.
Ürün, Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca yetkilendirilmiş kuruluşlar tarafından İyi Tarım Ürünü Sertifikası ile belgelendirilir.
İTU ile üretilen ürünler tüketicinin daima tercih edeceği güvenilir gıdalardır.
* İL TARIM BASIN

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.05.21 13:03:45
Son Düzenlenme Tarihi :