Edinilen bilgiye göre, Diyarbakır’da görev yapan ve Kahramanmaraş’ın Türkoğlu ilçesi Dedeler Mahallesi’ne kayıtlı Uzman Jandarma Mehmet Gözübüyük, memleketine gelirken Pazarcık ilçesi Narlı Mahallesi civarında trafik kazası geçirdi. Henüz yeni evli olan Uzman Jandarma Mehmet Gözübüyük’ün ölüm haberi ailesi ve yakınlarına yasa boğarken, düzenlenen askeri törenin ardından Dedeler Mahallesi’nde toprağa verildi.
Edinilen bilgiye göre, Diyarbakır’da görev yapan ve Kahramanmaraş’ın Türkoğlu ilçesi Dedeler Mahallesi’ne kayıtlı Uzman Jandarma Mehmet Gözübüyük, memleketine gelirken Pazarcık ilçesi Narlı Mahallesi civarında trafik kazası geçirdi. Henüz yeni evli olan Uzman Jandarma Mehmet Gözübüyük’ün ölüm haberi ailesi ve yakınlarına yasa boğarken, düzenlenen askeri törenin ardından Dedeler Mahallesi’nde toprağa verildi.
CK Enerji Akdeniz Elektrik'te Doğa Dostu E-Fatura Dönemi
Enerjisi ile doğaya dost olan CK Enerji Akdeniz Elektrik, e-Arşiv Fatura uygulamasını başlattı. Böylece elektrik aboneleri birikmiş kâğıt fatura derdinden kurtulurken doğayı ve çevreyi de korumaya destek veriyor. CK Enerji Akdeniz Elektrik, orta vadede şirket olarak kâğıdı hayatından çıkarmayı hedefliyor
Perakende elektrik sektörünün öncü şirketlerinden CK Enerji Akdeniz Elektrik, doğaya dost uygulamaları ile öne çıkıyor. Son olarak Akdeniz’in akciğeri olan ağaçları korumak ve müşterilerini kâğıt fatura derdinden kurtarmak için ‘e-Arşiv Fatura’ uygulamasını başlatan CK Enerji Akdeniz Elektrik, müşterilerine elektrik faturalarını kâğıt yerine e-posta ile gönderiyor.
YILDA 100 AĞACI KURTARMAK MÜMKÜN
CK Enerji Akdeniz Elektrik tarafından yapılan araştırmaya göre; bir çam ağacından 73 bin A4 kâğıdı üretiliyor. Her A4 kâğıt 3, bir ağaç ise 219 elektrik faturası demek. CK Enerji Akdeniz Elektrik’in 1,7 milyon aboneye elektrik faturası bastığı düşünüldüğünde e-Arşiv Fatura ile ayda 8, yılda ise yaklaşık 100 ağacı kurtarmak mümkün.
“MÜŞTERİLERİMİZ DOĞAYI KORUMAYA DESTEK OLUYOR”
CK Enerji Akdeniz Elektrik Genel Müdürü Erol Değerli, kendilerini sadece elektrik satan değil, toplumsal fayda yaratan bir şirket olarak konumlandırdıklarının altını çizerek “Bizim topluma, çevreye ve bu ülkeye değer katmamız gerek. Bu nedenle proje geliştirirken, iş planlarımızı yaparken önceliğimiz bölgemize değer katmak. Ağaçlarımızı korumak üzere geliştirdiğimiz e-Arşiv Fatura ile müşterilerimiz birikmiş kâğıt fatura derdinden kurtulup faturalarının kaybolma riskini ortadan kaldırırken doğayı ve çevreyi korumaya destek de veriyor. Kısa vadede hedefimiz 400 bin müşterimizin e-Arşiv Fatura’ya geçmesini sağlamak. Bu da her ay 2 ağacı kesilmekten kurtarmak anlamına geliyor. Araştırmalara göre tek bir ağaç yılda 114 kg oksijen üretirken, 2 olgun ağaç 4 kişilik bir ailenin yıllık ihtiyacı kadar oksijeni karşılıyor. Bir ağacın yaklaşık 15-20 yılda yetiştiği düşünüldüğünde e-Arşiv Fatura bölgemiz, ülkemiz ve dünya için çok değerli bir çalışma” dedi.
“ORTA VADEDE KÂĞIDI HAYATIMIZDAN ÇIKARACAĞIZ”
Kâğıttan dijital ortama geçme çalışmalarının şirket içinde de devam ettiğine işaret eden Erol Değerli, “Şirket olarak tüm evraklarımızı dijital ortama taşıyoruz. Bundan sonra da atacağımız adımlarla şirket içinde kâğıt israfını hayatımızdan çıkarmak istiyoruz” ifadesini kullandı.
ELMALI’YA HATIRA ORMANI KURUYOR
CK Enerji Akdeniz Elektrik, gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak için çevre dostu elektrik tüketicilerine yönelik olarak Mayıs 2017’de ‘Enerjim Organik’ tarifesini hazırladı. Enerjim Organik tarifesini seçen her abone için bir fidan dikilirken, ‘yeşil gelecek sertifikası’ vermeye başlandı. Mart 2018’de söz konusu tarifeyi tercih eden 1.000 müşterisi için Antalya Orman Bölge Müdürlüğü tarafından Elmalı’da belirlenen alanda 1.000 fidan diken şirket, bu sayıyı 10 binlere çıkarmayı ve bölgeye bir hatıra ormanı kazandırmayı hedefliyor.
Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2018.06.02 02:23:32
Son Düzenlenme Tarihi :
Haploidentik kök hücre nakli tedavide önemli bir seçenek oluşturuyor
Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Hematoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Can Boğa, doku grubu uyumsuz nakillerin son yılların en önemli keşif ve güncel gelişmelerinden birisi olduğuna dikkat çekerek, “Lösemi, lenfoma gibi kötü huylu hastalıkların tedavisinde ilacın gücünden yararlanarak iki hedefe ulaşmak isteriz. İlk hedefimiz hastalığı iyileştirmek, ikinci hedefimiz ise bu hastalıkların tekrarlama ihtimalini azaltmaktır. Bu sonuca ulaşmak amacıyla ilacın gücünün yanında hücrenin gücünden yaralanıyoruz. Hastaların doku grubu tam uyumlu gönüllü bir vericisi varsa, vericiden tümörle savaşan hücreleri topluyoruz. Bu hücreler hastalıklı hücrelerle mücadele ederek, tekrarlanmasına engel oluyor. Kötü huylu hastalıklarda kemoterapi gibi hedefe yönelik akıllı ilaçlar hastalığı tedavi edebiliyor ancak tekrar etme ihtimalini ortadan kaldırmıyor. Naklin en büyük avantajının kür şansı tanıyarak hastalığı tamamen ortadan kaldırması olduğunu söyleyebiliriz. Değişik hastalık grubuna göre hastaların ortalama yüzde 50’si tam olarak iyileşme şansı yakalıyor’’ dedi.
Tam uyumlu kardeş vericisi olmayan hastalar için akraba dışı donör taraması yapılarak, iyi uyumlu donör vericiler bulunduğunu kaydeden Boğa, “Ancak hastaların yaklaşık yüzde 60’ı bu şansı elde edebiliyor. Geri kalan hastalara ne akraba ne de akraba dışı donör bulunamıyor. Bu durumda hastalara umut olan aile içi doku grubu uyumsuz bir donörden nakil tercihini kullanıyoruz’’ diye konuştu.
Ön değerlendirme süreci tedavide başarı oranını arttırıyor
Nakil sürecinin detaylarından bahseden Prof. Dr. Can Boğa, şunları ifade etti:
“Nakli kabul eden gönüllü donörler olsa bile bağışçıların enfeksiyon hastalıkları açısından nakile bir engel oluşturmadığı ön değerlendirme yapılarak tespit edilmektedir. Aynı şekilde hastanın da uygun olması gerekir. Nakil öncesinde hastalık yükünün az olması tedavide başarı şansını arttırıyor. Bunun için uygun tedavilerle hastalık yükünü azaltıyoruz. İlk hedefimize ulaştıktan sonra hasta ve donör güvenliği bakımından engel bir durum olmaması durumunda, özetle donör ve hasta uygunluğu değerlendirildikten sonra nakil sürecine geçiyoruz. Hasta ve donör nakil için hastaneye yatırılıyor ve ilaç tedavisine başlanıyor. Nakil öncesi ilaç tedavisindeki hedefimiz hastalık yükünü biraz daha azaltmak ve verilen hücrelerin yerleşmesini sağlamak. İlaç uygulamasından bir gün sonra ilaçlar vücuttan atılıyor ve donörden alınan hücreler, özellikle yetişkin hastalarda çoğu zaman kan vermeye benzeyen bir işlemle hastaya naklediliyor.’’
Nakil sonrası yan etkilerden korunmak için tedbirlere dikkat etmek gerekiyor
Prof. Dr. Can Boğa, nakilden sonra bazen vericinin savaşçı hücrelerinin yollarını şaşırdığını belirterek, “Hastanın kendi dokusunu yabancı olarak kabul edebiliyor ve hastaların yaşam kalitelerini etkileyebilen ciltte alerjiye benzeyen reaksiyonlara, enfeksiyona, karaciğerde veya sindirim sisteminde birtakım problemlere yol açabiliyor. Bunlardan korunmak için özellikle bağışıklık sistemini baskılayan ilaç rejimi uyguluyoruz. Bağışıklık sistemini baskılayan ilaçları kullanmayı bırakana kadar da hastaların koruyucu ilaç kullanmak, sıkça kontrole gelmek, beslenmeye dikkat etmek gibi tedbirlere dikkat etmeleri gerekiyor’’ dedi.
"Merkezimizde kök hücre naklinde sağladığımız başarı, Avrupa başarı oranı ile yarışıyor"
2015 yılından sonra güncel gelişmelere paralel olarak Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde doku grubu tam uyumlu olmayan hastalara nakil yapmaya başladıklarını ifade eden Prof. Dr. Can Boğa, “Avrupa Kan ve Kemik İliği Nakli Birliğinin her yıl gönderdiği karnelere göre kayıtlı 300’den fazla kemik iliği nakil merkezinin ortalama eğrilerine göre düzenli hasta takip etme derecesi yönünden merkezimiz ortalama eğrileri yüzde 90’ın üzerinde yer alıyor. Hastaların düzenli takibinde birkaç yıldır aynı performansın sürdüğünü görüyoruz. Merkezimizde kök hücre nakli ile ilgili FACT-JACIE uluslararası kalite yönetim sisteminin uygulanması, graft-versus-host hastalığı dediğimiz alerjiye benzeyen yan etkinin az olması ve takip için başka merkezlere yönlendirilmeden düzenli takip edilebiliyor olmaları, hastalara önemli bir avantaj sağlıyor’’ şeklinde konuştu.
"Orak hücre hastalarında uyumsuz vericiden nakil, tedavi seçeneği olarak değerlendirilebilir"
Prof. Dr. Boğa, özellikle Doğu Akdeniz Bölgesi’ne özgü hemoglobin anormalliğinin sıkça görülmesi ve orak hücreli hastalarda naklin başarı oranının önem taşıdığını ifade ederek, “Avrupa kayıtlarında tam uyumlu kardeş vericiden bugüne kadar yaklaşık 500 civarında yetişkin hastaya nakil yapıldı. Bu olguların 80’i merkezimizde yapılan nakilleri kapsıyor. Başarı oranı ise yüzde 90’ların üzerinde. Güncel bilgilerimize göre, hastalığı sadece nakil ortadan kaldırıyor. Ancak bu hastaların önemli bir kısmının vericisi yok. Orak hücre hastalığı dünyanın en sık rastlanan genetik hastalıklarından birisi ve hastaların yaşam kalitelerinin bozulmasına yol açtığı gibi, doku hasarı yaptığı için de hastaların yaşamlarını tehdit ediyor. Amerikan kayıtlarına göre orak hücre hastalığı olan yaklaşık 50 yetişkin hastaya uyumsuz vericiden nakil yapılmış. Bizim merkezimizde de bu program başladı sonuçları yakından takip ediyoruz. Olumlu sonuçlar alındığı takdirde özellikle kötü huylu hastalıklarda yaptığımız gibi uyumsuz vericiden bu hastalara nakil yapılabilmesi hastalar için büyük bir umut olacaktır’’ dedi.

