SON DAKİKA

Yaşlı adam evinin yakınlarında bir anda yere yığılıp hayatını kaybetti

Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde Karatepe Mahalle Muhtarı Ali Koç’un babası 71 yaşındaki Ali Koç, evinin yakınlarında ölü olarak bulundu.
Olay, Karatepe Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bahçesini suladığı kuyuya bakmak için evinden ayrılan Muhtar Koç’un babası Ali Koç, kuyuya baktıktan sonra evine dönerken bir anda rahatsızlanarak yere yığıldı. Koç’u yerde hareketsiz halde gören bir komşusu, durumu ailesine ve 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi. Alınan ihbarından ardından olay yerinde jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri yaptıkları müdahalede Koç’un hayatını kaybettiğini belirledi. Jandarma ekipleri tarafından bölgede yapılan incelemenin ardından Koç’un cansız bedeni cenaze aracına alınarak Gazipaşa’ya getirildi. Kalp krizi geçirdiği öngörülen Koç, saat 11.00’de Karatepe Mahallesi Karaçukur Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.08.01 16:15:00
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Emziren Annelerde Kanser Riski Daha Az!

Doç. Dr. Yılmaz Güzel “Anne sütü doğası gereği normal doğum haftasında dünyaya gelmiş sağlıklı bir bebeğin ilk altı ay ihtiyaçlarını tek başına karşılayabilecek besin değerlerine sahiptir. Süt, bütün memelilerin yavruları için optimum büyümesini ve gelişmesini sağlayan tüm besin öğelerini içeren, her zaman taze, temiz ve yavrusuna verilmeye hazır bir besindir. Dünya Sağlık Örgütü raporlarına göre, gelişmekte olan ülkelerde bebek ölümlerinin en sık nedeni ishal, pnömoni gibi enfeksiyon hastalıklarıdır. Bu hastalıkları önlemenin en kolay yolunun anne sütü ile beslenme olduğu belirtilmektedir. İlk 6 ayda bebeklerin sadece anne sütüyle beslenmesi ve 6. aydan sonra tamamlayıcı beslenme ile emzirmenin 2 yaşına kadar sürdürülmesi ile yılda yaklaşık 1.3 milyon bebek ölümünün önlenebileceği hesaplanmaktadır. Ancak, anne sütü yeterli değilse veya anne emzirme yapamıyorsa, bebeklere uygun bir süt formülü verilmesi gerekir” dedi.

Doğumdan sonra salgılanan sıvı olan kolostrum, yenidoğan için “ilk aşı” olarak adlandırılır

Doç. Dr. Güzel, “Doğumdan hemen sonra salgılanan anne sütüne kolostrum denir. Genelde anne sütüne göre daha sarımsı renkte ve daha koyu kıvamlıdır. Ortalama 4-5 gün boyunca salgılanmaya devam eder. İlk başlarda miktarı göze az gelebilir ancak yenidoğan midesinin boyutu da küçük olduğundan zengin içeriği ile bebek için oldukça yeterlidir. Kolostrum bağışıklık sistemini güçlendirdiği için “ilk aşı” olarak da adlandırılmaktadır. Kolostrumun yararları arasında bebeğin üst solunum yollarını koruması, alerjik reaksiyonları önlemesi, enfeksiyon riskini azaltması, sindirim sistemini geliştirmesi, yenidoğan sarılığını önlemesi ve içerdiği büyüme faktörü ile bebeğin hızlı bir büyüme ve gelişme göstermesi sayılabilir. Kolostrumun azalması ile birlikte sütün rengi açılarak sarıdan beyaz tonlara geçer ve kıvamı daha akışkan olmaya başlar” diye belirtti.

“Yenidoğanlar ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmelidir”

Doç. Dr. Güzel, “Anne bebeğini doğumdan sonraki ilk bir saat içinde emzirmeye başlamalıdır. İlk altı ay sadece anne sütü ile beslemeli ve sonrasında ek besinlerle beraber iki yaşına kadar emzirmeye devam etmelidir.  Yeterli anne sütü almayan çocuklarda büyüme gelişme geriliği, orta kulak iltihabı, nekrozitan enterekolit ve sindirim sistemi yeterince gelişemediğinden enfeksiyonlar daha fazla oranda görülmektedir. Bu çocuklar ileriki yaşamalarında da birçok sorunla karşılaşmaktadır.

Zengin içeriği ile bebekleri birçok enfeksiyondan, akut ve kronik hastalıklardan korur. İçerdiği IgA ve antikorlar ile normal bağırsak florasının gelişmesine yardımcı olur ve bebeğin bağışıklık sistemini güçlendirir. Ayrıca çene ve diş gelişimini de olumlu yönde etkiler. Anne sütü aynı zamanda bebeklerin beyin gelişiminde de önemli bir rol oynar. Bebeklerin beyinleri, doğumdan sonraki ilk birkaç yıl boyunca hızla büyür ve anne sütü, beyin gelişimi için gerekli olan omega-3 yağ asitleri, protein ve diğer besin öğelerini içerir” diye söyledi.

“Anne sütü, bebeklerin sağlığı ve gelişimi için en önemli besin kaynağıdır”

Doç. Dr. Güzel, “Anne sütünün yüksek besin değeri, sindirimi kolay olması, ekonomik olması, kolayca emilebilmesi, anne ve bebek sağlığına sayısız faydası sebebiyle anneler emzirmeye daha çok teşvik edilmelidir. Doğumdan sonra anne emzirme konusunda bilgilendirilmeli gerekirse destek verilmeli ve emzirme yönünden cesaretlendirilmelidir. Sadece anne sütü ile beslenmeyle bile oluşabilecek hastalık ve ölüm oranları minimuma indirilebilir. Anne sütü, bebeklerin sağlığı ve gelişimi için en önemli besin kaynağıdır ve bebeklerin ömür boyu sağlıklı bir yaşam sürdürmeleri için hayati önem taşır” diye vurguladı.

“Emzirmenin bebeğe olduğu kadar anneye de faydası çok fazladır”

Doç. Dr. Güzel, “Emzirmenin bebeğe sağladığı sayısız faydanın yanında anneye de birçok olumlu katkısı vardır. Emzirmenin anneye sağladığı ilk belirgin fayda meme uçlarının uyarılmasıyla birlikte salgılanan oksitosin hormonunun rahmin kasılmasını güçlendirmesidir. Bu sayede doğum sonrası kanama miktarı azalır, lohusalık dönemi kanamaları daha kısa sürede biter, postnatal uterus kanamalarının azalmasıyla birlikte annede anemi önlenir ve gebelikte büyümüş olan rahim daha hızlı bir şekilde küçülüp eski haline döner. Oksitosin aynı zamanda anne ve bebek arasında sevgi bağının kurulmasını sağlamaktadır. Emziren annelerin kilo vermesi ve doğum öncesi vücut yapılarına geri dönmeleri daha kolaydır. Emzirmenin annenin ileriki yaşamında göğüs kanseri, endometriyum kanseri ve over kanserine yakalanma riskini azaltmasının yanında emziren annelerde osteoporoz görülme riski de oldukça azdır” diye konuştu. -Faselis

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.05.24 10:08:34
Son Düzenlenme Tarihi :





Mimarlar Odası Antalya Şubesi uyardı: Antalya’da 1999 öncesi yapılan tüm yapılar ivedilikle boşaltılmalı ve yıkılmalıdır’

Mimarlar Odası Antalya Şubesi, 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş Pazarcık merkezli 7.7 ve Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğündeki iki depremle ilgili yazılı açıklama yaptı. Antalya özelinde de önemli uyarılar yapan Mimarlar Odası, Antalya’da 1999 öncesi yapılan tüm yapıların ivedilikle boşaltılarak yıkılması gerektiğine işaret ederek, rant odaklı, bilim ve akıldışı karar ve uygulamalara bir an önce son verilmesi gerektiğini vurguladı.

 Mimarlar Odası’nın açıklaması şu şekilde:

 “Ülkemizde bilindiği üzere, 06.02.2023 tarihinde Kahramanmaraş ili Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde ve Elbistan Merkezli 7.6 büyüklüğünde iki büyük deprem meydana gelmiştir. Kahramanmaraş başta olmak üzere Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Gaziantep, Hatay, Kilis, Malatya, Osmaniye ve Şanlıurfa illerini kapsayan geniş bir alanda büyük bir yıkıma ve can kayıplarına neden olmuştur. Depremlerin ardından dört binden fazla artçı deprem meydana gelmiş, elli binden fazla yapı hasar görmüş ve milyonlarca vatandaşımız bu afetten etkilenmiştir. Depremde kaybettiğimiz vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, başta aileleri olmak üzere tüm milletimize başsağlığı ve yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.

 ‘VATANDAŞLAR KORKU VE TEDİRGİNLİK YAŞIYOR’

 “Bu süreçte Mimarlar Odası Antalya Şubesi olarak, deprem bölgesindeki acil ihtiyaçlara destek olmak üzere vakit kaybetmeden çalışmalara başlanmıştır. Depremin ilk günlerinde başlattığımız yardım kampanyası ile meslektaşlarımız ve vatandaşlarımızın bağışladığı yardımlar afet bölgesine ivedilikle ulaştırılmıştır. Başta Antalya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ve Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı olmak üzere tüm kamu kurum ve sivil toplum kuruluşları ile koordineli olarak üyelerimizin deprem bölgesinde hasar tespit ve bilirkişilik çalışmalarına katılımı sağlanmıştır. Ülkemiz yaşanan bu büyük afetin yaralarını sarmaya çalışırken, olası deprem riskleri göz önüne alınarak, yaşanan depremlerden gerekli dersin alınması ve bilimin ışığında can ve mal güvenliğinin sağlanması konuları tekrar akıllara gelmiştir. Vatandaşlarımız şubemize ulaşarak konutlarının ve bulunduğu bölgenin riskli olup olmadığını sorgulamakta, korku ve tedirginlik yaşamaktadır.

 ‘DEPREM RİSKİ TAŞIYAN 2 FAY HATTINA DİKKAT’

 “Antalya’nın deprem tarihine bakıldığında günümüze kadar Richter ölçeğine göre büyüklüğü 4 ve üzerinde 400’e yakın deprem meydana geldiği görülmektedir. 1999 depreminden önce 4. derece deprem bölgesi olan Antalya merkez ilçeleri, 1999 depremi sonrası 2. derece deprem bölgesi kapsamına alınmıştır. Batı ilçeleri 1. derece deprem bölgesi, doğu ilçeleri ise 3. ve 4. derece deprem bölgesi kapsamında kalmaktadır. 1 Ocak 2019 tarihi itibariyle Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası yenilenmiş ve deprem bölgesi kavramı ortadan kaldırılmıştır. AFAD verilerine göre Antalya ilinde Kale ve Kekova olmak üzere 2 fay sisteminin mevcut olduğu, ayrıca Helenik-Kıbrıs Fay Sistemi ile Burdur Fay Zonunun Antalya’da etkili olabilecek deprem riskleri taşıdığı görülmektedir.

 

‘RİSKE DAYALI AFET YÖNETİMİ GEREKLİ’

 “Antalya sınırları içerisinde aktif fay hatlarının potansiyeli yüksek olmasa da olası deprem tehditleri göz önünde bulundurularak, hasarların önceden alınan tedbirlerle en aza indirilmesi sürecinde sakınım planlaması ve riske dayalı afet yönetimini gerekli kılmaktadır. Bu bağlamda;

•          Antalya’nın mevcut yapı stokuna dair veri olmaması,

•          1999 yılı ve öncesi riskli olduğu öngörülen yapılaşmanın yoğunluğu,

•          İmar planlarına uygun olmayan yapılaşma,

•          Acil durum eylem planları ve Afet Toplanma Alanlarına ilişkin halkın yeterince bilgilendirilmemesi,

•          Antalya genelinde deprem riskli alanlar için herhangi bir çalışma yapılmaması,

gibi etkenler Antalya için var olan deprem tehdidinin boyutunu arttırmaktadır. Bu yaşadığımız süreçte halen Muratpaşa ilçesi KunduKemerağzı Bölgesinde kumsal alan önünde zemin sıvılaşma tehlikesi olan arazilere otel yapıları için tahsisler yapılmakta, Aksu akarsuyu üzerindeki çay ve dere yataklarının değiştirilmesi planlanmakta, Antalya Kaleiçi Bölgesi surları ve saat kulesinin güçlendirilmesi yapılmaksızın sadece kubbe giydirilmesi gibi bilim dışı uygulamalarda ısrar edilmesine anlam veremiyoruz.

 ‘RANT ODAKLI, BİLİM VE AKILDIŞI KARAR VE UYGULAMALARA SON’

 Antalya’da deprem riski göz önüne alarak;

•          Antalya’da özellikle 1999 öncesi inşa edilmiş tüm yapıların ivedilikle belirlenmesi ve yapı stokunun oluşturulması,

•          Belirlenen bu yapıların riskli olanların güçlendirme veya yıkım faaliyetlerine başlanması,

•          Kentsel dönüşüm konusunda eksiklerin bir an önce tamamlanarak hayata geçirilmesi,

•          Antalya’nın kimliğini oluşturan kültürel ve tarihi yapılarının olası bir depreme karşı dayanıklı hale getirilmesi,

•          Sakınım planlaması yapılması ve riske dayalı afet yönetim planının oluşturulması,

•          6306 sayılı afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi hakkında kanun kapsamında çalışmaların ivedilikle tamamlanması,

•          Rant odaklı, bilim ve akıldışı karar ve uygulamalara bir an önce son verilmesi gerekmektedir.

Mimarlar Odası Antalya Şubesi olarak tüm kamu kurum ve sivil toplum kuruluşları ile birlikte her türlü katkı, destek ve işbirliğine hazır olduğumuzu, kamuoyunun bilgisine sunarız.”

 

 

MİMARLAR ODASI ANTALYA ŞUBESİ

YÖNETİM KURULU


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.02.17 09:08:35
Son Düzenlenme Tarihi :