SON DAKİKA

Tanıtmazsanız kim bilecek?

Demre’de bulunan şifalı kaynak suyu bir çok rahatsızlığa iyi geldiği iddia edilmesine rağmen, yöre halkından başka kimse bilmiyor.
Demre Belediyesi tarafından kısa süre önce yeniden düzenlenerek vatandaşların hizmetine açılan Burguç Şifalı Kaynak Suyu’nun yeterli tanıtımı yapılamıyor.
Demre Belediyesi tarafından yeniden düzenlenerek yeniden düzenlenen “Burguç Şifalı Kaynak Suyu”nun tanıtım tabelasında şu ifadeler yer alıyor:
“Burguç kaynak suyu toplam 9382,2 mg/L mineralizasyona sahip sodyum klorürlü, magnezyumlu karışık nitelikli mineralli sudur.
İnflamatuvar romatizmal hastalıkların(romatiod artrit, ankliozan spondilit gibi) kronik dönemlerinde,
Kronik bel ağrısı, osteoartrit gibi non - inflamatıuvar eklem hastalıklarının  miyozit, tendinit, fibromiyalji sendromu gibi yumuşak doku hastalıklarının tedavisinde,
Ortopedik operasyonlar, beyin ve sinir cerrahisi sonrası gibi uzun süreli hareketsiz kalma durumlarında  mobilizasyon çalışmalarında tamamlayıcı tedavi uygulamalarında,
Güneş banyoları ile birleştirilerek kaşıntılı ve döküntülü deri hastalıkların  (ürtikerler, seçilmiş dermatit ve psörlazis  olguları, akne gibi) tamamlayıcı tedavisinde,
Uygun partikül büyüklüğü sağlanarak inhalasyon yolu ile seçilmiş üst solunum yolu hastalıklarının tedavilerinde kullanılabilir” ifadeleri yer alıyor.

Kaynak : Abdültalip GÜNGÖR
Ekleme Tarihi : 2023.08.28 14:36:19
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






ANTGİAD 33 yaşında

Antalya’da ilk kurulan iş insanları derneği olan Antalya Genç İş İnsanları Derneği (ANTGİAD), 33’üncü kuruluş yıl dönümünü kutluyor.
Antalya Genç İş İnsanları Derneği’nin kuruluş yıl dönümü etkinlikleri, Cumhuriyet Meydanı’nda Yönetim Kurulu ve üyelerin katılımıyla Atatürk Anıtı’na çelenk sunu..

Antalya’da ilk kurulan iş insanları derneği olan Antalya Genç İş İnsanları Derneği (ANTGİAD), 33’üncü kuruluş yıl dönümünü kutluyor.
Antalya Genç İş İnsanları Derneği’nin kuruluş yıl dönümü etkinlikleri, Cumhuriyet Meydanı’nda Yönetim Kurulu ve üyelerin katılımıyla Atatürk Anıtı’na çelenk sunumu töreni ile başladı. Törenin ardından açıklama yapan ANTGİAD Başkanı Osman Sert, derneğin Antalya’nın çok önemli bir değeri olduğunu ifade ederek, “Bugün bizim için çok özel bir gün. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında derneğimizin 33’üncü yılını geride bırakmanın haklı gururunu yaşıyoruz. 33 yıl önce 11 kurucumuz tarafından kurulan derneğimiz bugün 170’e yakın üyesiyle Antalya’ya, ülkemize, ekonomiye ve sosyal hayata katkı sunan üyelerimizden oluşmaktadır” dedi.

“Antalya’nın ilk iş insanları derneği”
ANTGİAD’ın Antalya’da kurulan ilk iş insanları derneği olarak önemli bir misyona da sahip olduğunu ifade eden Başkan Osman Sert, “Derneğimiz kuruluşuyla kentte öncü olmuştur. Bu öncülük bize geçmişten gelen önemli bir güç vermektedir. Bizler genç iş insanları olarak bu ülkenin ve bu kentin geleceği olduğumuzu biliyoruz” ifadelerini kullandı.

“Ulu Önder’in gösterdiği yolda yürümeye devam edeceğiz”
ANTGİAD Başkanı Osman Sert, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Derneğimizin kuruluşundan bugüne kadar görev alan kurucularımız, geçmiş dönem başkanlarımız, yönetim kurullarımız, kurullarımızda görev yapmış yöneticilerimiz ve tüm üyelerimize sonsuz teşekkür ediyorum. ANTGİAD bugünlere arkasında çok büyük bir güç ve destekle geldi. Bizler bir bayrak yarışçısıyız. Aldığımız bayrağı daha yüksek bir çıtaya çıkararak bizden sonra geleceklere bırakacağız. ANTGİAD olarak gençlerimiz, kentimiz ve ülkemiz için çalışıp üreteceğiz.
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Vatanın bütün ümidi ve geleceği size, genç nesillerin anlayış ve enerjisine bağlanmıştır’ sözü her zaman aklımızdadır. Atamızın bize emanet ettiği vatanın ümidi ve geleceği olmaktan gururlu ve mutluyuz. Ulu Önder’in gösterdiği yolda ANTGİAD olarak yürümeye devam edeceğiz.
Bayrağını taşımaktan onur duyduğumuz Antalya Genç İş İnsanları Derneği’mizin 33’üncü kuruluş yıl dönümü kutlu olsun.”
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.08.14 13:40:43
Son Düzenlenme Tarihi :





Meme kanserinde erken tanı iyileşme oranını arttırıyor

Adana Acıbadem Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Demircan, “Meme kanserinin erken yakalanması, iyileşme oranını yaklaşık yüzde 95’e çıkarıyor” dedi.
Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Demircan, meme kanserinin dünya genelinde milyonlarca kadını etkileyen önemli bir sağlık sorunu olduğunu belirterek, dünyada yaklaşık her 8 kadından birinde, Türkiye’de 10 kadından birinde görülmekte olduğunu ve bu kadar yaygın görüldüğü için hastalıkla ilgili toplumda farkındalık oluşturmak için çalışmalar yürütüldüğünü söyledi. Kadınların farkında olmasının en önemli göstergesinin de erken tanıya ulaşmak olduğunu belirten Prof. Dr. Demircan, "Geçmişte meme kanseri sıklığı daha az. Yaklaşık 40 yıl önce 13-14 kadında bir, günümüzde ise her 8 kadından birisinde görülüyor. Ülkemizde meme kanserinin görülme sıklığı artarken, hastalığın daha genç yaştaki kadınlarda da görülme oranı da yükseliyor. Hal böyle olunca bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de farkındalık artırıcı çalışmalar yapılmakta. Öncelikle bu farkındalığın toplumun geniş kesimlerine yaymak gerekiyor. Bugün farkındalığın geçmiş yıllara göre artmasıyla hem daha çok kadın meme kontrolünü yaptırıyor hem de kanserin erken dönemde teşhis edilme oranı artıyor” dedi.

“Meme kanserinde en iyi görüntüleme aracı mamografi”
Meme kanserini önlemenin yolu az ama meme kanserini erken tanımanın çok fazla yöntemi olduğu vurgusunu yapan Prof. Dr. Demircan, “Meme kanserinin özellikle 40’lı yaşlardan sonra görülme sıklığı artmakta. O nedenle toplumsal taramalar bütün dünyada 40’lı yaşlarda başlıyor. Meme kanserinin teşhisinde en önemli görüntüleme yöntemi mamografidir. Bu görüntüleme yöntemi, hastalığı bize çok erken evrede gösterebiliyor” ifadelerini kullandı.

“Erken teşhis, iyileşme oranını yaklaşık yüzde 95’e çıkarıyor”
Ülkemizde genç yaşta meme kanserlerinin çok fazla olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Demircan, şunları söyledi:
“Bu nedenle bu algoritmayı daha çok 20’li yaşlardan itibaren görüntülemede x-ray ışınlarını içermeyen, kendi sağlığına herhangi bir problem oluşturmayacak olan ultrasonografi ile yapıyoruz. Sonuç olarak 20 ve 40 yaş arasında kadınlara önce kendi kendine meme muayenesini öğretiyoruz. Her ay adet bitimini takiben kendi muayenelerini yapıyorlar. Bu gruba 2 yılda bir hekim muayenesi ve meme ultrasonografisi yapılıyor. Tarama mamografisinde problem bulunan hastalara da ultrasonografi ilave ediliyor. Dolayısıyla bu kılavuzlar takip edildiğinde meme kanserini erken yakalama ihtimali oldukça yüksek. Erken teşhis edilen meme kanserinde iyileşme oranı yüzde 95’e çıkıyor."

“Aile geçmişinde olmasa bile meme kanserine yakalanabilir”
Dünyada meme kanseri ile ilgili yayınlarda genç hastalarda görülen meme kanserlerinin kalıtsal olduğu gösterilirken, kendi deneyimlerine göre genç hastalarda hiçbir risk faktörü olmadığını söyleyen Prof. Dr. Demircan, “Hasta gençlerin birçoğu ailelerinin ilk hastaları ve genetik hiçbir taşınma belirtisi yok. Toplum genç ama bu konuda çok daha fazla araştırmaya ihtiyaç var. Bu deneyimlerimiz nedeniyle de biz özellikle genç yaştan itibaren kontrollerini yapmaya başlıyoruz. Özellikle bu gruptaki hastalarda tespit edilen meme kanserleri biraz daha saldırgan oluyor. O nedenle düzenli kontrolleri, muayeneleri ve erken tanı yöntemlerini kullanarak bu grupta da oldukça başarılı sonuçlar elde ediyoruz. Kadınlarda yanlış bir algı var. Benim ailemde meme kanseri yok, o nedenle bende de olmaz diye düşünüyorlar. Oysa tüm meme kanserlerinin yaklaşık yüzde 80’inde hiçbir risk faktörü yok. Bu nedenle biz kadınlara mutlaka düzenli taramalarını yaptırmalarını söylüyoruz. Meme kanserinin sadece yüzde 20’si ırsi ya da genetik yolla taşınıyor. Bu grup zaten özel bir takip altında oluyor. Bu grubu diğer gruptan biz ayırıyoruz, takiplerini daha sık ve farklı görüntüleme yöntemleriyle yapıyoruz” diye konuştu.

“Düzenli spor ve dengeli beslenme riski azaltıyor“
Özellikle meme kanserindeki risk faktörleri konusunda konuşan Prof. Dr. Demircan, “İlk faktör olarak kadın olmak, kadınların üretken dönemde olması, erken adet görmeye başlamak ve geç adetten kesilmek, çocuk sahibi olmamak, 30’lu yaşlardan itibaren çocuk sahibi olmakta riski artırır. Ayrıca obezite, şişmanlık, yağ hücreleri, östrojenin yüksek oranda salgılanması, kronik alkol alımı, ağır yağlı gıdalarla beslenmek ve stres altında kalmak gibi durumlar meme kanseri riskini artıran faktörlerdir. Ergenlik dönemlerinde düzenli yapılan sporlar ve dengeli beslenme yapanlar meme kanserine yakalanma riskleri daha az olur” ifadelerini kullandı.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.09.29 09:52:58
Son Düzenlenme Tarihi :