Alev alev yanan tarihi ev mahalleliyi sokağa döktü
Antalya’nın Kaleiçi bölgesinde kullanılmayan tarihi kerpiç ev alev alev yandı, bitişikteki ev sahibi kadın büyük korku yaşadı.
Yangın, saat 14. sırasında Kaleiçi Haşim İşcan Mahallesi Arık Caddesi üzerinde kullanılmayan tarihi bir yapıda çıktı. Koruma altındaki kerpiç yapıdan alevlerin yükseld..
Yangın, saat 14. sırasında Kaleiçi Haşim İşcan Mahallesi Arık Caddesi üzerinde kullanılmayan tarihi bir yapıda çıktı. Koruma altındaki kerpiç yapıdan alevlerin yükseldiğini gören vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbarla bölgeye itfaiye ve sağlık ekibi sevk edildi. Havanın sıcak yapının ahşap olması nedeniyle alevler kısa sürede binayı sardı. Ekiplerin zamanında müdahalesiyle yangın bitişikteki sağlam yapıya sıçramadan kontrol altına alındı. Bir vatandaşın ise kendi imkanlarıyla çeşme hortumu ile yangına müdahale ettiği görüldü. Çevredeki vatandaşlar da yangını endişeli gözlerle izledi. Korkuyla dışarı çıkan bitişikteki evin sahibi kadın büyük panik yaşadı. Söndürme çalışmasının ardından itfaiye yaklaşık bir saate yakın soğutma çalışması yaptı. Yapıda satılık yazısının yanı sıra, çok sayıda duvar yazısının yazıldığı görüldü.
"Yan komşular korku yaşadı"
Yangını gören Şenol Hakal, “Biraz önce damdan gördük yangını. Hemen itfaiyeyi aradık. Müdahale ettiler. Şu an yangın sönmüş durumda. Boş bir tarihi binaydı. Giren çıkanın belli olmadığı bir yerdi. Yan komşular büyük korku yaşadılar, hemen evden çıktılar” dedi.
"Oturup ağlayacağız"
Haşim İşcan Mahalle Muhtarı Halil Ay ise, bir ay içinde ikinci tarihi yapının yandığını belirterek, “Herkes panik halinde. Her pazar bu tür hadiseleri yaşıyoruz. Biz bıktık artık, bundan sonra sanırım nöbete geçeceğiz. Bir tarihi ev daha yok oldu. Yaka yaka bitiremediler ama bizi bitirdiler. Üzülüyoruz, oturup ağlayacağız. Buradaki evlerin çoğu sit alanında ve koruma altındadır. Burası metruktu, yan binaya sıçrasaydı yangın 4 yapıyı da yakardı. İnsanlarımız mahallemizden korkar hale geldi. Kimse sesimizi duymuyor, üzülüyoruz. Ne yapılacaksa yapılsın bir an önce” diye konuştu.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.08.13 17:22:09
Son Düzenlenme Tarihi :
19 yıl devam eden boşanma ve mal paylaşımı davası
Antalya’da yaşayan 1 çocuk annesi Nilüfer Yalçın, eşinin boşanma sürecinde çeşitli kurumlardan aldığı “Akıl sağlığı yerinde değildir” raporu ile 19 yıldır mağdur edildiğini belirterek, Adli Tıp Kurumu’ndan gelen “Akıl sağlığı yerindedir” raporu ile buruk sevinç yaşadı. Eşi adına çıkarılan raporlar..
Antalya’da yaşayan 44 yaşındaki Nilüfer Yalçın 24 yıl önce C.Ç. ile hayatını birleştirdi. Ailenin 2001 yılında erkek çocukları dünyaya geldi. Ardından Yalçın, eşinin ağabeyi ile gayrimenkul nedeniyle tartışmalar yaşadı. Olay mahkemeye yansıyınca aile içinde gerginlikler oluştu. C.Ç. ise dava sürecinden 4 yıl sonra mülk kavgasından sıkıldığını belirterek evi terk etti. Nilüfer Yalçın, 2014 yılında eşinden boşandı. İddiaya göre boşanma davası devam ederken 2007 yılında eşi adına “Akıl sağlığı yerinde değildir” raporu çıkarıldı.
Adli Tıp karası sonrası yeniden boşanma davası
Yalçın ve avukatı dava sürecinde Adli Tıp Kurumu’ndan eşinin ‘Akıl sağlığı yerinde olup olmadığına yönelik’ rapor talep etti. Adli Tıp Kurumu’ndan gelen cevapta “Sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı veya zeka geriliği tespit edilemediği” yönünde karar verildi. Bu gelişmelerin arından 2019 yılında boşanma ve mal paylaşımına yönelik dava yeniden başladı.
“Boşanma davası devam ederken 2007 yılında eşim birden bire kısıtlandı”
Bu gelişmenin ardından Yalçın ve avukatı, aile mahkemesine başvuruda bulunarak boşanma ve mal paylaşımı davasının yeniden görülmesini talep etti. Yaşadığı yasal süreci anlatan Nilüfer Yalçın, “1999 yılında eşimle hayatımı birleştirdim. Hiçbir sorunum yoktu, 2001’de oğlumuz dünyaya geldi. Daha sonra eşim üzerinde bulunan hisselerini paylaşmak istedi. Mal paylaşımı davası devam ederken eşim bir gece evden ayrıldı. 2006 yılında eşime boşanma davası açtım. Boşanma davası devam ederken 2007 yılında eşim birden bire kısıtlandı, yani vasi tayin edildi ve tek başına karar veremez hale geldi. “Doğuştan akıl hastasıdır” denildi. Ben de hem evlilikte kusurlu eş ilan edildim, hem de bu evliliği para için yaptığım söylenerek yoksulluk nafakasından mahrum bırakıldım. Eşim daha sonra başka birisiyle evlendi. Biz mal paylaşımı yapmak istedik. Aile mahkemesinde mal paylaşımına geçtiğimizde burada da akıl hastası olduğu söylendi” dedi.
“Eşimin akıl sağlığına yönelik alınan raporların SGK’da olmadığının yazısı geldi”
Yalçın, şöyle devam etti: “Geldiğimiz noktada eşimin akıl sağlığına yönelik alınan raporların SGK’da olmadığının yazısı geldi. Eşimin çeşitli kurumlardan almış olduğu heyet raporlarının hiçbirisi SGK kayıtlarında yok. SGK kayıtlarında olmayan bir raporun da gerçekliği yok. 20 yıldır ben adliyeye gidip gelirken bu sıkıntıları yaşadım. Şimdi buruk bir sevinç yaşıyorum. Ben bu konuda çok sayıda suç duyurusunda bulundum. Ben şahsın akıl hastası olmadığı yönünde de suç duyurusunda bulundum. Ben mağdur oldum, lütfen bu konuda gereken yapılsın” sözlerine yer verildi.
“20 yıldır mağdur ediliyorum”
Adli Tıp Kurumu’ndan kendisine gelen cevabı da paylaşan Yalçın, “Bize gelen cevapta, ‘Sağlıklı sonuçlara varabilme yeteneğini, ortadan kaldıracak veya azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl sağlığı veya zeka geriliği tespit edilemediği’ Ama eşimin çok sayıda kurumdan raporu var. Kime bizim taleplerimizi yerine getirmedi. Biz sürekli oyalandık, biz 20 yıldan sonra şimdi hem boşanma davasını hem de mal paylaşımını yeniden görüyoruz. Önümüzdeki günlerde ilk duruşmam var. Ben adalete güveniyorum. Buradan kazandığım parayı devlet kurumlarında öğrenim gören öğrencilere, depremzedelere ve Mehmetçik Vakfına bağışlayacağım. 20 yıldır mağdur ediliyorum, bunun için çok yüksek tazminat talep edeceğim. Benim gençliğim gitti. Bu tür evraklarda oyalandık” dedi.
“SKG kayıtlarında bu raporların olmadığı ortaya çıktı”
Avukat ise Ercan Güven ise şunları konuştu: “2006 yılında boşanma davası başladı. Hukuk süreci çok uzun sürdü. Sebebi ise çeşitli illerdeki kurumlardan gelen heyet raporlarıdır. Biz bunu defalarca gündeme getirdik, suç duyurusunda bulunduk. Fakat sonuç elde edemedik. Fakat yıllar sonra Adli Tıp Kurumundan gelen karar bir nebze de olsa bizim haklı olduğumuzu gösterdi. Bunun için yargılamanın iadesi istedik, bu yargılamada SKG kayıtlarında bu raporların olmadığı ortaya çıktı. Adaletin yerini buldu. Adli Tıp Kurumu’ndan akıl sağlığının yerinde olduğuna dair rapor geldi.”






