SON DAKİKA

logo

Antalya’da uyuşturucu şüphelisi 18 kişi tutuklandı

Antalya’da uyuşturucu madde imali, ticareti, bulundurma ve kullanma suçlarından aranan 20 şüpheliden 18’i tutuklandı.
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı talimatları doğrultusunda Antalya İl Jandarma Komutanlığı Asayiş Şube Müdürlüğü (JASAT) ve Döşemealtı İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafın..

Antalya’da uyuşturucu madde imali, ticareti, bulundurma ve kullanma suçlarından aranan 20 şüpheliden 18’i tutuklandı.
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı talimatları doğrultusunda Antalya İl Jandarma Komutanlığı Asayiş Şube Müdürlüğü (JASAT) ve Döşemealtı İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından eş zamanlı operasyon yapıldı. Uyuşturucu madde imal, ticareti, bulundurma ve kullanma suçlarından aranan 20 şahıs yakalanarak gözaltına alındı.
Yakalanan 20 şüpheli şahıstan 18’i tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Kaynak : İHA
Ekleme Tarihi : 2023.09.15 20:31:11
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Sezaryen Sonrası Normal Doğum Mümkün mü?

Anneler bir veya birkaç bebeğini sezaryenle doğurduktan sonra, bir sonraki hamileliğinde normal doğum yaptırmak isteyebiliyor.  Peki bu duruma uzmanlar nasıl bakıyor? Anne ve bebek açısından riskleri var mı? Kadın hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Nuray Aydın, Sezaryen Sonrası Vajinal Doğum konusunda anne adaylarını bilgilendirdi.

Kadınların öncelikli tercihinin doğal doğum olması gerektiğini savunan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Nuray Aydın, sezaryen sonrası ikinci ya da üçüncü bebekte de doğal yani vajinal doğum yapılabildiğini söyledi.  

Anne adaylarına özellikle ilk bebeklerini normal doğurmaları çağrısında bulunan Dr. Nuray Aydın, bunun hem anne ve bebek sağlığı, hem de sonraki doğumların daha az riskli geçmesi açısından önemli olduğunu dile getirdi. Aydın. “Maalesef dünyada en çok sezaryen yapılan ülkelerden biriyiz. Ülkemizde sezaryen oranı yüzde 58. Oysa ki sezaryen çeşitli riskler barındıran bir ameliyat. Normal doğuma engel bir durum yoksa önermiyoruz” diye konuştu.
Dr. Nuray Aydın, sezaryen sonrası vajinal doğum konusunda şu bilgileri verdi:

Sezaryen Sonrası Vajinal Doğum Yapılmasının Koşulları:
Öncelikle anne adayının genç olması gerekiyor. Geç hamilelik başlı başına risk barındırdığı için 35 yaş üzeri hamilelerde sezaryen sonrası vajinal doğum yapmıyoruz.
Sezaryenin üzerinden en az 2 yıl geçmiş, dikişlerin kaynamış olması gerekiyor. Daha kısa sürede dikişlerin açılma riski artıyor.
Bebeğin kilosu önemli, sezaryen sonrası vajinal doğum yaptırabilmemiz için bebeğin çok iri olmaması gerekiyor. İri bebek annenin sezaryen dikişlerinin açılmasına neden olabileceği için bundan kaçınıyoruz.
Anne adayının hamilelik sürecinde fazla kilo almaması için beslenmesine dikkat etmesi,  yoga pilates gibi egzersizler yapmalarını istiyoruz. Böylece doğumları daha kolay oluyor.
Annenin önceki doğumunda sezaryen yapılırken rahim yeteri kadar açılmışsa bu bize sezaryen sonrası vajinal doğum için avantaj sağlıyor. Kaçıncı haftada sezaryen yapıldığı da önemli. Sezaryenin tüm hikayesini anneden öğreniyoruz.
Sezaryen sonrası vajinal doğumdaki rüptür (sezaryen kesi yerinin ayrışması) riski; birinci sezaryenden sonra 400’de bir, ikinci sezaryen sonrası ise 200’de bir. Risk giderek arttığı için üçüncü sezaryenden sonra vajinal doğum yaptırmıyoruz. 
Hem anne hem de babanın sezaryen sonrası vajinal doğuma yazılı onay vermesi gerekiyor.
Hastane koşullarının da uygun olması gerekiyor. Düşük bir olasılık da olsa, dikişlerin açılması ve kanama riskine karşın sezaryen sonrası vajinal doğum yapılacak hastanenin; gece gündüz hizmet veren yoğun bakım ünitesi, kan ünitesi, bebek yoğun bakımı ve acil müdahale edilebilecek bir ameliyathane olması gerekiyor.
Doğumda ebe desteği, doğum öncesinde de gebelik eğitimi olmazsa olmazımız.

Neden Sezaryen Sonrası Vajinal Doğum Yapılmalı?

Çünkü sezaryen; anne-bebek arasında bağlanma problemlerine yol açıyor. Bebeğin bir an önce annenin kucağına verilmesi çok önemli. Emzirmenin geç olması, sütün geç gelmesine sebep olabiliyor. Bebeğin normal yolla gelmesi, mikrobiyotaları almasını, doğum yolundaki dirayetleri kazanmasını, dirençlerin oluşmasını da sağlıyor. Bu da bebeğin daha sağlıklı ve dirençli olmasını getiriyor. 
Diğer yandan her sezaryen doğum, bir sonraki doğumda bebeğin plasentasının kasa ve idrar torbasının önüne yapışması riskini artırıyor. Bu da anne için rahmin alınması, bebek için de anne karnında ölüm riskini artırıyor.  Yani sonraki sezaryende riskli bir ameliyat durumu ortaya çıkıyor. -HBR.MRK.

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.06.16 14:11:27
Son Düzenlenme Tarihi :





Başkan Dere: Özellikle bugünlerde esnafın sesi olmamız gerekiyor

Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Adlıhan Dere, merkez ve ilçelerde gerçekleştirilen Oda Genel Kurullarında ve yaptığı esnaf ziyaretlerinde kendisine aktarılan esnaf sorunlarını ve taleplerini dile getirdi. Akaryakıt, doğalgaz ve elektrik faturalarına gelen zamlar neticesinde esnafların zorlandığını belirten Başkan Adlıhan Dere, yapmış olduğu Ankara gezilerinde yetkili merciler ile görüşerek esnafın sesi olmaya devam ediyor.


ESNAFIN SESİ OLMAMIZ GEREKİYOR

    AESOB Başkanı Adlıhan Dere, yapmış olduğu açıklamada; “Kamu personeli maaşlarındaki düzensizlik ile ilgili çalışmalar hazır gündeme alınmışken, esnafımızın da talepleri unutulmamalı. 4 Ekim 2000 Tarihinden önce oda ve vergi kaydı olup, BAĞ-KUR kaydı olmaması sebebiyle emekli olamayan binlerce esnafımız var. BAĞ-KUR mağduriyeti yaşayan bu esnaflarımıza bir defaya mahsus geriye dönük borçlanma hakkı tanınmalı. BAĞ-KUR ve SSK primlerinin yüksekliği makul seviyelere inmeli teşvikler ile kapsamı genişletilmeli. Emeklilik yaşı gelmesine rağmen emekli olamayan esnaflar için BAĞ-KUR düzenlemesine gidilmesi sosyal güvenlik açısından anayasal bir haktır. Ayrıca 2000 yılından önce emekli olanlar ile sonrasında emekli olanların maaşlarında büyük fark var. Koşullar ve çalışma süreleri aynı olmasına rağmen maalesef ortada adaletsiz bir düzen var. Uzun süredir mecliste çıkması beklenen İntibak Yasası acilen çıkmalı ve esnafımızın sorunlarına çözüm yolları aranmalı.” Diyerek esnafın talep ve isteklerini aktardı.

     “Özellikle ekonomik açıdan zor zamanlardan geçtiğimiz bu günlerde esnafın sesi olmamız gerekiyor. Akaryakıt, elektrik ve doğalgaza gelen zamlar karşısında esnaflarımız zorlanıyor. Bakkal, büfe, lokanta, pastane, kasap ve benzeri gibi unlu mamuller ile içinde gıda bulunduran, yiyecek – içecek ticareti yapan işletmelerimize,  kuaför, berber, güzellik salonları, kuyumcu, çiçekçi ve daha birçok esnafımıza 3 – 4 kat fazla elektrik faturaları gelmeye başladı. Artan elektrik faturaları sebebiyle girdi maliyetleri de yükseldi. Herkes bu zor durumla baş edebilmek için elektrikli aletlerin fişlerini çıkarıyor. Bu durum maalesef küçük esnafın iş yapamamasına yol açıyor. Sokaklarımızın güneşi esnaflarımızın ışıklarının sönmemesi için esnafımıza özel indirimli elektrik, doğalgaz ve akaryakıt tarifeleri uygulanmalı, uygulanan indirimler ve destekler maalesef yeterli değil daha da arttırılmalı.

28 Şubat 2022’de yapılan Kabine Toplantısı sonrasında Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan açıklama yaparak; meskenlerde düşük tarife aylık 240 kW sınırına yükseltileceğini, ticarethane statüsündeki elektrik abonelerinin aylık 900 kW kullanımlarına kadar %25 indirim uygulanacağını belirtti. Sayın Cumhurbaşkanımıza açıklamış olduğu bu indirim ve desteklerden dolayı şükranlarımı sunuyorum.” İfadelerine yer verdi.

     Başkan Adlıhan Dere, açıklamasının devamında; “Esnafın en önemli maliyet kalemlerinden biri akaryakıt. Şoför, servisçi, otobüsçü, nakliyeci, taksici ve taşımacı esnafların akaryakıt fiyatları belini büküyor ve bu aslında tüm esnafları etkiliyor. Esnaflarımıza ticari akaryakıt sağlanmalı, akaryakıttan ÖTV alınmamalı, zorunlu köprü ve otoyol ücretleri azaltılmalı. Son dönemde güzellik salonlarında Botoks, dolgu, saç ekimi, lazer epilasyon, PRP vb. işlemlerin yapımında kullanılan birçok tıbbi cihazın kullanımı yasaklanarak, denetimler arttırıldı. Bu durum sonucunda birçok güzellik merkezi işletmeleri iş yapamayarak kapanma tehlikesi içerisine girdi ve binlerce esnaf mağdur oldu.” Dedi.

    “Ayrıca gündemimizdeki ekonomik sıkıntılar esnafın üretim maliyeti üzerinde olumsuz etki yarattı. Un, yağ ve şekere son dönemde art arda gelen yüksek zamlar, ana malzemesi bu ürünler olan pastacılık sektörüne ağır darbe vurdu. Yaşanan bu sıkıntılara bir dur demek açısından pastacı ve tatlıcı esnaf fabrika fiyatlarından yararlanmalı çünkü şeker, un, yağ ve benzeri kullandıkları her ürünün maliyeti arttı. Tüm esnaflarımız bu zamlar karşısında zorlanırken, bu fiyatları vatandaşa yansıtmamak için kendinden tasarruf etmeye çalışarak fedakarlık yapıyor. Esnafın zorlanması vatandaşında alım gücünü düşürüyor.  İndirimler ve destekler toplumun her kesiminin yüzünün gülmesine sebep olur. Bu sebeple tüm bankalardan esnafa özel kredi paketleri ile desteklenmeli uygun ödeme koşulları sağlanmalı. Defter tutma hadleri yeniden belirlenmeli, esnaf için vergi yapılandırma taksitlerinde ödeme kolaylığı sağlanmalı ve ayrıca piyasanın sıkıntılı olduğu bu günlerde E-Haciz uygulaması esnetilmeli. Son olarak her zaman üstünde durduğum bir diğer konu olan Perakende Yasası’na değinmekte fayda var. Perakende sektörünü düzenleyen yasa zaman kaybetmeden çıkarılmalı. Alışveriş Merkezleri ve zincir marketlerin plansız ve kontrolsüz bir şekilde artışına son verilmeli, bu işletmelerin gıda harici (sigara, elektronik eşyalar, beyaz eşya, mobilya, zücaciye, kırtasiye malzemeleri vb.) ürünleri satışına kısıtlama gelmeli. Haksız rekabetin neden olduğu bu düzen esnafı yok ederek sermayenin tehlikeye girmesine sebebiyet veriyor. KOBİ'lerin üretimini engelliyor. Bir ülkenin gelişim seviyesinin temelinde girişimcilik faaliyeti yatar. Üretimi arttırmak, dışa bağımlılığı azaltmak ve refah seviyesini yükseltmek ekonominin temelidir. Türkiye girişimcilere en fazla yatırım yapan ülkelerden biri. Bu büyük bir başarı bu başarıyı arttırmak ve devamlı kılmak adına KOSGEB destekleri geliştirilmeli ve hibe tutarları arttırılmalıdır.” Diyerek açıklamasını sonlandırdı.

 

 

 


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2022.03.07 07:53:45
Son Düzenlenme Tarihi :