SON DAKİKA

Hedef, ilk 3 puan!

3 haftası geride kalan Trendyol Süper Ligi'ne beklediği gibi başlayamayan ve bu 3 haftada galibiyet yüzü göremeyen Antalyaspor, milli ara öncesinde Kayserispor'u evinde mağlup ederek moral kazanmak istiyor.

Trabzonspor deplasmanından mağlup ayrılan, daha sonra oynadığı Konyaspor ve Sivasspor maçlarından ise hayal kırıklığı yaratan bir oyun ile beraberliği kurtaran kırmızı beyazlılar, Cumartesi akşamı Kayserispor'u mağlup ederek ligin ilk 3 puanını hanesine yazdırmak istiyor. 


Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.08.30 21:04:19
Son Düzenlenme Tarihi :

Yorum Yap






Yukarı Pazar’la ilgili, meclis üyelerine ve Büyükşehir’e çağrım

Halil Öztürk göreve geldiği gün “Burasıyla ilgili projem var” dediği ama bugüne kadar projenin adını bile ortaya koyamadığı Yukarı Pazar’a büyükşehir talip olurken, Haziran ayı meclisinde ilgili gündem maddesi çalışmaların tamamlanmaması gerekçesiyle geri çekilirken, meclis Başkan Vekili Mehmet Çetin bu konuda düşüncesi olan ya da kafasında soru işareti olan meclis üyelerinden düşüncelerini açıklamalarını, varsa sorularını sormalarını istedi.

Ak Parti Grup Sözcüsü İsmail Demir,  Yukarı Pazar’a ne yapılmak istendiğinin açık ve net olarak kendileri ve kamuoyu ile paylaşılmadığını, proje  ile ilgili detaylı bilgiye sahip olmadıklarını kaydederek, Ak Parti grubu olarak yapılacak bilgilendirmeden sonra karar vereceklerini kaydetti.
Sözkonusu Yukarı Pazar’ın 25 yıllığına büyükşehire tahsis edileceğinin konuşulduğunu belirten Ak Parti Grup Sözcüsü İsmail Demir, “Bu tahsisin Elmalı ve Elmalı halkı için yararı ya da zararı ne olacak ? Öncelikle karar alınmadan önce bunun istişare edilmesi lazım. Bazen pat diye atlıyoruz, geriye dönüş olmuyor” dedi.
CHP GRUP SÖZCÜSÜ 
ERHAN DURKAN
CHP Grup Sözcüsü Erhan Durkan, Ak Parti Grup Sözcüsü İsmail Demir’e katıldığını ve  konu ile ilgili gerekli ve detaylı açıklama yapıldıktan sonra konunun meclise gelmesinin doğru olacağını kaydetti.
BAŞKAN ÇETİN: BANA GÖRE 5-6 YILLIK TAHSİS DAHA UYGUNDUR
Meclis toplantısını yöneten Mehmet Çetin, Ak Partili üye Ali Rıza Özekoğlu’nun, “Belediye kendi imkanlarıyla yapsa daha iyi olmaz mı ?” sorusuna, “Tahminen konuşuyorum buraya 2-3 milyon  bir masraf gerekiyor. Belediyenin maddi gücüde ortada. Bana göre 5-6 yıllık bir tahsis daha uygun olur. Kesin birşey ortada yok” dedi.
CHP’Lİ TUFAN, ELMALI’YA GETİRİSİNİN HESAPLANMASI LAZIM
CHP’li üye Mehmet Tufan, Yukarı Pazar’ın Elmalı Belediyesi’nin imkanlarıyla restore edilmesi halinde getirisinin ne olacağının hesaplanması gerektiğini kaydederken, “Eğer 5 yılda Elmalı Belediyesi’nin yapacağı masraf karşılanacaksa o zaman Elmalı Belediyesi yapsın. Karşılanmazsa o zaman  tahsis daha uygundur. Şöyle de olabilir, belli bir süre sonra şu dükkanlar belediyemize ihtiyaç denir ve geri alınabilir” önerisini sundu.
Meclis Başkanı Mehmet Çetin, Yukarı Pazar’a harcanacak parayı belediyenin 5 yılda tahsis etmesinin zor olduğunu belirtti ve ekledi: “Önemli olan o bölgenin canlandırılması. Büyükşehire yaptırırsak Elmalı’nın menfaatine. ”
AYDIN: ATASEM 
ORAYA GELECEK
Başkan yardımcısı ve CHP’li Meclis Üyesi Hasan Aydın,  hazırlanan görselleri sinevizyondan üyelere  izlettirirken, ATASEM kurslarının buraya kaydırılmasının düşünüldüğünü söyledi.
MECLİS ÜYELERİNE 
ÇAĞRIM
Elmalı Belediye Meclisi tahsis konusunda zaman dilimine takılmamalı ve  Yukarı Pazar’ı, Temmuz meclisinde büyükşehire ŞARTSIZ tahsis etmeli. Bugüne kadar mevcut başkan ve yönetim tarafından Yukarı Pazar’a tek bir çivi bile çakılmasını bırakın herhangi bir projenin adı  bile ortaya konulamazken, Yukarı Pazar’ın bu haliyle Öztürk dönemi sonuna kadar kalacağı kesin ve böylesine değerli, bir alanın değerlendirilmemesi de Elmalı’nın aleyhine.
BÜYÜKŞEHİRE 
ÇAĞRIM
Büyükşehirin özellikle bir konuda hassas olması gerekir ki, bu da Yukarı Pazar’ın haftanın pazartesi günleri KÖYLÜ PAZARI olarak hizmet verdiğini Yukarı Pazar’la ilgili projesinde ve düşüncesinde ilk sıraya yerleştirmesidir.  Büyükşehir  Yukarı Pazar’la ilgili projesinde KÖYLÜ PAZARI’nı sadece yaşatmak değil, daha da geliştirmek, buna göre bir proje hazırlamak ya da var olduğu söylenen projeyi buna göre revize etmek hedefinde olmalıdır.
Haftanın pazartesi günleri kurulan  ve özellikle yaz aylarında köylü vatandaşların bahçelerinde, evlerinin önünde yetiştirdikleri sebze ve meyvaları sattıkları, yetiştirdikleri ürünlerle yaptıkları tarhanaları, höşmerimleri, toz biberleri, salçaları satışa sundukları, yaptıkları tereyağ, yoğurt, peynir gibi ürünleri almak için yazlıkçı tabir edilen yaz aylarını Elmalı’da geçirmek üzere gelen vatandaşların kuyruk oluşturdukları köylü pazarının daha da geliştirilmesine ve tanıtılmasına yönelik bir çalışma yapılması gerekli. Böyle bir çalışma Yukarı Pazar’da tezgah açan köylü vatandaşlar içinde önemli, Elmalı’nın tanıtımı ve Elmalı’nın iç turizmde istenilen düzeye gelmesi açısından da önemli.
Sonuç olarak....
Büyükşehir, Elmalı Belediyesi’nin halen kullanılmakta olan otogar alanında olduğu gibi kamuoyunun desteğini almamış, özümsenmemiş ve soru işaretleri ile dolu bir projeyi hazırlayıp, hayata geçirmemeli...Mutlaka hazırlanan ya da hazırlanacak projeyi önce Elmalı kamuoyunda tartışmaya açıp, sonra da süratle hayata geçirmelidir. 
Büyükşehir, Yukarı Pazar Projesi’yle Elmalı’ya  bir değil, daha fazla faydanın sağlanmasını sağlayabilir ve Elmalı’ya  çok değerli hizmetleri de sunmuş olur. 
* Erkin ÖZGÜNSÜR

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2021.06.21 20:09:21
Son Düzenlenme Tarihi :





"ANLAYIŞI VE ZİHNİYETİ DEĞİŞTİRMEKTEN BAŞKA ÇARE YOKTUR"

Saadet Partisi Antalya İl Başkanı Ramazan Düzen, Gündemle ilgili açıklamalarda bulundu. Düzen, “Milyonlarca vatandaşımız her gün derinleşen problemlerle karşı karşıya kalırken iktidar partisinin yaptığı gibi tatil amacıyla 1 Ekim tarihini bekleyecek değiliz!” dedi
Saadet Partisi Antalya İl Başkanı Ramazan Düzen, Gündemle ilgili açıklamalarda bulundu.
Düzen, Siyasette konfor arayanlardan hiç olmadık! Siyaseti bugüne kadar para, makam ve şöhret için yapanlardan olmadık, olmaya da asla niyetimiz yok diyerek; “Siyaseti inandığımız değerler çerçevesinde yapma gayreti içindeyiz. Şimdiye kadar milletin derdine derman olmak, ülkemizin problemlerine çözüm üretmek için siyaset yaptık. Bundan sonra da böyle yapmaya devam edeceğiz” diye ifade etti
Düzen, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Milyonlarca vatandaşımız her gün derinleşen problemlerle karşı karşıya kalırken iktidar partisinin yaptığı gibi tatil amacıyla 1 Ekim tarihini bekleyecek değiliz!... 7 bin 500 lira maaşla geçinmeye çalışan yüz binlerce emeklimize; “ne yapalım biraz daha bekleyin de Meclis açılsın, sonra bakarız.” deme lüksümüz yok. Kimsenin de yok. “Geçinemiyorum, ayın sonunu artık getiremiyorum” diye haykıran çiftçimize, üreticimize, işçimize, memurumuza, esnafımıza “yıl sonu gelsin de yeni bir düzenleme yapılır.” demekten de denilmesinden de hayâ ederiz! 
Gün, bugündür! Her ne kadar Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve Meclis aritmetiği muhalefet partilerinin ve TBMM’nin etkinliğini kısıtlamış olsa da; biz üzerimize düşen sorumlulukları hakkıyla yerine getirme gayreti içinde olacağız.”
ANLAYIŞI VE ZİHNİYETİ DEĞİŞTİRMEKTEN BAŞKA ÇARE YOKTUR
Düzen, açıklamasını şöyle devam ettirdi: “Son 5 yıldır hiçbir öngörüsü tutmayan, sürekli olarak öngörülerini revize eden, etmek zorunda kalan iktidar, ekonomide ferahlama için şimdilerde 1,5 yıl sonrasını, yani 2025 yılı ortalarını işaret etmeye başladı. Başkanlık sistemi gelecek ve havalanıp “uçacaktık”; ancak her geçen gün irtifa kaybettik, kaybetmeye de devam ediyoruz. “2023’te şahlanışa geçecektik”; 2023 adeta “ekonomik bunalım” yılı oldu! Geçen hafta da belirttiğimiz gibi milletimiz önünü göremediği bir “belirsizlik ortamı”na sürüklendi. 14 ve 28 Mayıs seçimlerinin ardından “enflasyon canavarı” zapt edilemez hale geldi ve 2,5 ayda milletimizin boynunu büktü, belini doğrultamaz duruma getirdi. Şimdi Yerel Seçimler yaklaşıyor; buradan halkımıza bir uyarıda bulunmak istiyoruz: İktidarın seçim öncesi söyledikleri konusunda dikkatli olun. İkinci kez kanmamanızı salık veririz.
Seçim sonrası yaşananlar ortada. Aslına bakılırsa, şimdi yaşadıklarımız Mart 2024’te yapılacak Mahalli seçimlerinin ardından yaşanacakların sadece kısa bir özeti gibi görünmektedir. Bugün, dünü nasıl arar hale gelmişsek, bu anlayış ve politikalar devam ettiği sürece yarın da bugünleri arar hale gelebiliriz. Sn. Erdoğan çok doğru söylemiştir: “bu kötü gidişata son vermek için” anlayışı ve zihniyeti değiştirmekten başka çare yoktur!
İSİMLERİ DEĞİL POLİTİKALARI SİL BAŞTAN DEĞİŞTİRMEK ŞARTTIR
İsimleri değiştirmek değil politikaları sil baştan değiştirmek gerektiğini belirten Düzen, Bu olmadığı takdirde, Ahmet gitmiş Mehmet gelmiş; hiçbir önemi yoktur ve defalarca görülmüştür ki bunun bir faydası olmuyor diye belirterek; “Borç-faiz-borç sarmalından çıkaracak somut adımlar atılmadığı takdirde, dün IMF’den bugün de başkalarından borç dilenmeye devam edilecektir. Sadece borçlu olduğun yer değişir, borçluluk hali ise değişmez. Hem de nesiller boyu devam eder. Adına dün başka bir şey dersin, bugün Kur Korumalı Mevduat dersin; milletin alın terini bir avuç insana faiz olarak aktarırsın. İsminin ne olduğunun önemi mi var? Çiftçimizin toprağa döktüğü alın terinin hakkını birkaç büyük şirkete aktarmaya devam ettiğin sürece; bankanın adı Ziraat olsa ne olur, olmasa ne olur? Asgari ücretli, zamlı maaşını daha eline almadan açlık sınırının altında kalıyorsa; asgari ücret 8500 lira olsa ne olur, 11 bin 400 lira olsa ne olur?”
KİRACILAR İLE EV SAHİPLERİNİ BİRBİRİNE DÜŞMAN EDİYOR
Düzen, açıklamasında şunları konuştu: “Kira fiyatlarına kalıcı çözüm bulmadığın takdirde, sözde %25 sınırı getirerek sadece kiracılar ile ev sahiplerini birbirine düşman etmiş olursun. O kadar. Çiftçiyi, besiciyi, üreticiyi desteklemediğin sürece; yaz günü meyve-sebze fiyatları 30-40 liranın altına düşmez!  Türkiye gibi bir ülkede, “Yaz geldi ama daha bir karpuz alıp da yiyemedik.” diyen binlerce vatandaşımızı, bir dilim karpuza imrenir hale getirmiş olursun.
Bu cümlenin ne kadar ağır olduğunun farkındayım. Evet, bu cümlenin ağırlığı bir iktidarı sarsmaya, kendine getirmeye yeter de artar bile; ama hisler mefluç hale gelmişse yapılacak fazla bir şey yoktur. Bir annenin “Çocuğumu parka götürüyorum, dondurma istiyor alamadan geri dönüyorum.” cümlesi, iktidarda bulunanların uykusunu kaçırtacak ağırlıkta bir cümledir; ama nedense daha fazla, daha derin uyumayı tercih ediyorlar. “Kaç senedir tatile gidemiyoruz” diyen on binlerce ailenin olduğu bir ülkede “Meclis de tatil yapmasın, problemlerimize çözüm üretsin” beklentisi karşısında iktidar blokunun milletvekilleri ne hissediyorlar, ne düşünüyorlar doğrusu merak ediyoruz.”
MECLİS’TE KAÇSANIZ PAZARDA YAKALAYACAĞIZ
Meclis, millet iradesinin tecelligâhıdır. Bu zorlu dönemlerde Meclis’i tatile sokmak kabul edilebilir bir şey değildir diye vurgulayan Düzen, açıklamasını şöyle devam ettirdi: “TBMM tatili bırakıp bir an evvel toplanmalı ve Birinci Meclis ruhuyla çalışmalıdır. Milletimizin gözü üzerinizdedir. Bunca sıkıntıdan gözü açılan milletimizin gözünden kaçamayacaksınız! Milletimiz, kendisini mahkûm ettiğiniz yoksulluğun hesabını gün gelecek soracaktır Bir dönem IMF’nin acı reçeteleri meşhurdu. Şimdi ise AKP’nin acı reçeteleri. IMF ve AKP reçeteleri aynı anlama gelecek şekilde nitelik bakımından özdeşleşti. Bakmayın siz, “IMF’ye olan borcu bitirdik, hatta biz IMF’ye borç veriyoruz” edebiyatı yaptıklarına…
Hepsi boş! Hepsi masal! İnanın bu iktidarın reçeteleri, IMF’in reçetelerinden de beter. IMF’den eksiklikleri yok, fazlaları var! Şundan emin olabilirsiniz: IMF gelse, bu kadarını bizden isteyemezdi! İstemesine isterdi de bu kadarı aklına gelmezdi. 
Hep birlikte hatırlayalım; ne vardı IMF reçetelerinde? “Üç şeyi artıracaksın”: Vergileri arttıracaksın, zamları arttıracaksın ve faizi arttıracaksın! Peki seçimden bu yana iktidar ne yapıyor? Durmadan vergileri arttırıyor, zamlar zaten yağmur gibi yağıyor; iğneden ipliğe fiyatı artmayan hiçbir şey kalmadı. Faize gelince; “nas var nass!” diyen arkadaşlar, şimdi yeniden “faiz, dünya gerçeğidir” anlayışına sarıldılar. Tek seferde, Cumhuriyet tarihinin en yüksek faiz artış oranını gerçekleştirdiler. Yine IMF reçetelerinde, “üç şeyi de azaltacaksın” diye yazar ve borçlu ülkeleri rejime sokar. Çalışanın ücretini azaltacaksın, çiftçinin ürününe düşük taban fiyatı uygulayacaksın böylece ucuza kapatacaksın, yani çiftçinin - üreticinin gelirini azaltacaksın ve halkın alım gücünü düşüreceksin. 15 milyondan fazla emekli bugün açlık sınırının altında; 7.500 lira maaşla geçinmek zorunda bırakılan milyonlarca emekli var. Bu açlık da değil artık “hiçlik sınırı!” Ve ilginçtir, bu iktidar emekliye yapılacak artışı yük olarak görüyor. Ancak, iktidar şunu bilmelidir ki, bu ülkenin sırtındaki asıl yük; yanlış politikalarla ülkeyi bir uçurumun kenarına getirmiş ve kendi iş bilmezliğinin faturasını garip gurabaya ödetmek isteyen  iktidarın bizzat kendisidir.  IMF bunlara şapka çıkarmaktadır! Marifet, ne IMF ne de uluslararası tefecilere muhtaç olmadan, “milli görüş” bakış açısıyla fiziki ve beşeri sermaye kaynaklarını çok iyi kullanarak ülkeyi maddi ve manevi yönden kalkındırmaktır. 
Gelin, algıları değil bunları konuşalım; gerçekleri masaya yatırıp, uçurumun kenarına gelmiş ülkemizi birlikte bu çıkmazdan kurtaralım. Milletin derdine derman olacak kanunları, düzenlemeleri hep birlikte hızlı bir şekilde çıkaralım. Gelin, sırf Mart 2024’te birkaç tane daha belediye başkanlığı kazanabilmek için, her geçen gün daha da büyüyen bu ekonomik yangının üstüne benzinle gitmeyelim!
Bilelim ki, Türkiye, artık kesin ve keskin bir yol ayrımındadır: Ya ekonomideki problemler görmezden gelinmeye devam edilecek, ya da bu süreçten ders alınarak köklü yapısal reformlar gerçekleştirilecek. Ya israf ve tüketim ekonomisi devam edecek, ya da üretim ve istihdam ekonomisine bir an evvel geçilecek. Ya yanlış yatırım anlayışıyla kalan son kaynaklarımız da çarçur edilecek, ya da hızlı ve yaygın kalkınma hamleleriyle ülkemiz bir bütün olarak ayağa kaldırılacak. Bu işin ortası yoktur, bu işin lamı cimi de artık kalmamıştır!”
* SP Basın

Kaynak : Haber Merkezi
Ekleme Tarihi : 2023.08.10 19:12:06
Son Düzenlenme Tarihi :